42 sayfa dolmadan bu konuya yazmayacağım demiştim ama beklemeye gerek yok...
Yine aynı ezber argümanlar, yine ölüm şekilleri üzerinden bilindik ajitasyonlar, yine köpekler lehine uydurulan anlamsız demagojiler, yine kamu harcamaları üzerinde mabattan yapılan hesaplamalar, yine...
Neymiş efendim;
köpeklerin yaşantılarını kendimize göre şekillendirmektense, kendimiz onlara göre şekillenecekmişiz de rahat edecekmişiz...yok yahu daha neler, oldu olacak köpekleri belediye meclislerine de alalım, havlama sayılarına göre oy versinler...saçmalamanın da bir adabı olur...
Kendini merkeze alan, kendi deneyimlerini, kendi fikirlerini nirengi yapan,
"benim başıma gelmediyse başka kimsenin başına köpekler yüzünden zarar gelmez" düsturuyla yazanlardan gına geldi. Şunu gidip çocuğu kuduz olduğu için uyutulan (evet, kuduz acısı çekerek ölmesin diye uyutularak ölen çocuklar var bu ülkede), köpekten kaçarken kamyon çarpıp ölen, yüzü gözü organları köpekler tarafından parçalanan insanların yüzüne de söylesenize! Ama efendim cinayet de işleniyor, ama efendim iş kazalarında şu kadar insan ölüyor, ama efendim tecavüz de var...eee, ne ilgisi var bunların sahipsiz başıboş hayvan (köpek) sorunu ile? Diğer problemler varsa, o problemleri kendi yasal çerçevesinde çözersiniz. Bunun yerine bambaşka bir problemi dikte etmenin bir mantığı olabilir mi? Yahu yıllardır aynı ezberler, bıktık ama gerçekten. Yasa değişti ama hala bunların bıdı bıdı ları bitmedi....
Bu sosyolojik ve toplumsal bir mesele, hem de son 20 yılın meselesi. Ondan önce de köpeklerimiz, kedilerimiz, eşeklerimiz, farelerimiz vardı ama hiç bu denli toplumsal bir çatışmaya yol açacak berbat bir sosyal hayatımız yoktu diyoruz, kulaklar duymuyor, gözler görmüyor. Sanırsın memleketteki tek hayvan popülasyonu köpek, diğer hepimiz onun kullarıyız...Bunu en çok savunanalar da çoğunlukla beyaz yakalı, Avrupa'ya ve çağdaş dünyaya öykünen, sözde demokrat ve eğitimli tipler...sahipsiz başıboş hayvanlardan arındırılmış, güvenli ve tertemiz Avrupa caddelerinde kruvasan yerken "vavvv, ne güzel memleket" diye iç geçirirken, memlekete dönünce it bokuna basmaktan gocunmuyorlar. Biz onlara göre hayatımızı düzenleyeceğiz diyorlar.
Ama işte öyle değil...
Daha önce söylediğim gibi, bu aslında politik bir araç ve her biriniz burada etkisiz birer elemansınız...yazıp çizip kendinizce yaşadığınız duygusal mastürbasyonun da, devlet aygıtı katında zerre değeri yok...
Buyurun Ankara Valiliği İl Hayvanları Koruma Kurulu'nun daha 1 hafta önce aldığı kararlar;
Hepiniz öyle veya böyle 5199'a uyacaksınız! Ya bugün isteyerek, ya yarın zorla....forumda atıp tutmakla olmuyor o işler...