Merhaba.
En uzun motosiklet yolculuğum 2029 yılında CRF Rally ile Bitlis-Ankara arasında yaklaşık 1150 km ve 16 saat süren yolculuğumdu.
Bu girişi yaptıktan sonra diğer kısımlara geleyim. Çoğumuzun tecrübe ettiği gibi, uzun yol tanımı:
Kullandığımız motora göre;
Güzergahın inişli-çıkışlı-virajlı olup olmamasına göre;
Motor geçmişimize ve tecrübemize göre;
(Eğer varsa) Yanımızdaki diğer motorcuların motor geçmişine ve tecrübesine göre;
Yaşımıza göre;
O dönemki, o haftaki, o günkü, o anki sağlık durumumuza göre;
O dönemki, o haftaki, o günkü, o anki modumuza göre;
Önceden konaklama rezervasyonu yapılmamış turlarda konaklayacak yer bulma şansımıza göre;
Motorumuzun yakıt deposu kapasitesine göre;
Tura toplamda kaç gün-saat ayırdığımıza göre;
Turda toplamda kaç farklı şehre gitmek istediğimize göre;
. . . değişebilir.
Ki biraz daha düşünülse bu yazdığım maddelere eklemeler de yapılabilir.
Bu ay yani Haziran ayı başında 1 hafta arayla Ankara-Ayaş-Beypazarı-Nallıhan-Taşkesti-Akyazı yaptım 2 farklı motorla.
Birisi 2017 CRF 250 Rally, diğeri 2018 Crypton 115 S.
İkisiyle de dönüşü E5 üzerinden Düzce-Bolu Dağı-Bolu-Gerede-Kızılcahamam-Kargasekmez-Kazan-Ankara şeklinde yaptım.
Yaklaşık 300+300= 600 kilometrelik yol molalarla birlikte CRF ile 9 saat, Crypton ile de 11 saat civarında sürdü.
Akyazıda da 4 saat kadar vakit geçirdim ayrıca.
İlkinde öğlen, diğerinde sabah vakitli çıktım evden ama her iki yolculuğumda da eve dönüşüm gece yarısından sonrayı buldu.
İkisinde de fiziksel yorgunluk oldu ama keyifli gidip geldiğim için 1 günlük dinlenmeyle yüzümdeki o "savaştan çıkmış" izlerini silebildim.
Küçük cc motorlar ile yol yapmayı çok severim.
Ama acelem olmayacak.
Yoksa en keyifsiz yolculuğum 2015 yılında YBR 125 ile Burhaniye-Balıkesir-Kepsut-Tavşanlı-Kütahya-Eskişehir-Ankara yolculuğum oldu zira daha Tavşanlıya bile gelmemişken "5 saat sonra Ankarada olmam gerektiğine" dair aldığım bir telefonla yolun geri kalanını neredeyse tapagaz gelmek durumunda kalmıştım.
Hava soğutmalı motorun şiştiğini o yolculuğumda gördüm.
Karşıdan sağlam esen rüzgarın motorun performansını ne kadar etkileyebileceğini de o zaman tecrübe ettim.
Zaten eti ne budu ne, hepi topu 125 cc'lik karbüratörlü bir motorun ki eski teknoloji olmasına rağmen efendi kullanımda 2 lt civarına düşebilen bir motordu YBR, rüzgara karşı tapagaz sürüşte 6 lt'lere yakın tüketebildiğini de gördüm.
Çabuk gelebilmek adına motorun üstüne iyice yatarak ve de gidonları istemsizce iyice sıkarak yapmış olduğum o sürüşten sonra 2 hafta boyunca ellerim, kollarım ve ayaklarım titredi.
Lyrica isimli ilaç kullanmak durumunda kaldım.
Hiç ama hiç keyif almadım bu yolculuktan.
Gidiş yolculuğum çok keyifliydi oysa.
Ankara-Afyon-Denizli-Aydın-Kuşadasına sürdüm ilk gün.
Ve neredeyse hiç yorulmadım bu daha uzun yolculukta.
Oradan Burhaniyeye sürdüm Seferihisar-Konak-Çiğli-Aliağa üstünden.
Yorgunluk değil, keyif hakimdi yolculuğumun geneline.
Sonuç: Motorunuz bu işin feriştahı olsa bile yolda olmak için değil de varmak için gittiğinizde, hem ortalama hızınızı çok arttırdığınız ve hem de daha fazla risk almak durumunda kaldığınız için yola ve sürüşe daha da fazla konsantre olmanız gerekiyor ve bu da yorgunluk hissini çok arttırıyor.
Tekeriniz düz bassın.