125cc Scooter ile 4500 km; "Türkiye'nin Yarısı;Kıyıları

Katılım
16 Ocak 2008
Mesajlar
27
Başlangıç Tarihi : 15 Haziran 2007
Motor Çetelesi : 125cc / Yağ soğutmalı / Daelim History Marka Scooter
Yol Uzunluğu : 4550 km (takribi)
Şehirsel Rota : İstanbul~İzmit~Yalova~Bursa~Balıkesir~Manisa~İzmir~Aydın~
Muğla~Antalya~Mersin~Adana~Osmaniye~İskenderun~Gaziantep~Kahramanmaraş~Sivas~Tokat~
Samsun~Sinop~Kastamonu~Bartın~Zonguldak~Düzce~Adapazarı~İzmit~İstanbul

Bölgesel Rota : Marmara~Ege~Akdeniz~Güney Doğu~Orta Anadolu~Batı Karadeniz~Marmara

Zayiatlar~Olaylar : Minik bir serçe’nin ölümü:(, Lastik patlaması, Fren balata faciası… harici hiçbir zayiat! …ve harika dostluklar!

Başlarken ;
Dostluklara doğal ortamlar da adım atınca, kendiniz gibi doğal, sıcak ve samimi olduğunu hissettiğiniz insanların ısrarla yolunuza çıkması kaçınılmaz olmakta.. İstanbul’da oturmakta iken; 2006-EnduroClub Kastamonu festivalinde tanıştığımız ve dönüşünde yol macerasıyla kaynaştığımız, “nadir” olarak karşınıza çıkabilecek insanlardan birinin(Kürşat), “İzmir Urla’da kamp yapacağız, sende gel” çağrısını kabul ederek, çadırımı, uyku tulumumu ve çantamı alıp, 125cc’lik minik motoruma atlamam ile başladı her şey..​
Haziran sıcaklarının ayyuka çıktığı bir 2007 yılı geçiriyorken, iki hafta gibi bir süre İzmir de konaklama fırsatı da bulmuştum.. İstanbul’a dönüş vaktinin geldiği tarihte ise, feribotla mı dönsem, İstanbul’a kıyıdan mı gitsem diye düşünürken, memleketim olan İskenderun’a kadar çadırda kalıp geze gezere giderek, beni İstanbul’a dönüyor bilen anneme sürpriz, kendime yol, ciğerlerime oksijen, gözlerime bayram yapmak adına, kıt kanaatte olsa yollara düşmemle başlayan, ani kararlar, plansız rotalar, kahverengi tabelalar, Akdeniz’in yeşili-mavisi, çardakta- benzin istasyonlarında-sandalye üstlerinde uyumalarla dolu, cepkenin delik olduğu, benzin parasının denkleştrilmeden çıkıldığı salaş bir maceradır benimkisi…
Gitmediğim Yer; Benim Değildi... ama artık Türkiye'nin yarısına ait kıyı şeridi benim..
seneye de umarım Doğu Karadeniz'i sahipleneceğim!..​
~~~~~~
1. Gün ; 15 Haziran 2007
Yorgunluk had saffa da, 9 saatte İzmir’e 01:00 saatiyle giriş yapmış olmama rağmen Urladaki kamp alanını bir türlü bulamıyorum.. Telefonlar bir çekiyor, iki çekmiyor.. Köy içinden aldığım tariflerle garip, taşlı, karanlık yollara giriyorum kilometrelerce gidip geri dönüyorum.. Yağcılar köyünü, Karaburun yolunu iyice ezberledikten sonra gece 02:25 gibi Demircili Koyunu buluyorum.. Yüzümde gülücükler açarak orada kamp halinde, elinde fotoğraf makinesiyle beni bekleyen Kürşat abi ve taaa Konya Akşehirlerden benim gibi 600 km gibi bir rakam tepip gelen Cahit abi, yüzümdeki gülümsemeyi ölümsüzleştiriyorlar ve hasretle kucaklaşıyoruz.. 2007-EnduroClub Yenice festivalinden bu yana görüşmemiştik.. Kurulu çadır varken istifimi bozmuyorum tabii.. Bana ateş üstünde bıraktıkları son parça tavuklarını da ikram ediyorlar, biraz sohbet ve sonra uyku.. Yarına keyif var…;)
2301423167_d389056b91_o.jpg

feronia-harita.jpg



2. Gün; 16 Haziran 2007
Haritada da görülen Titus Doğa sporlarının olduğu nokta da, İzmir Doğa sporları ve Off Road Kulübü’nün düzenlediği, TRT’ninse naklen yayınladığı ilk mahalli off-road yarışları olduğundan Cahit abiyle birlikte yarışı izlemeye gittik.. Bu sporu ilk defa izleme şansı buluyordum.. Heyecan verici bir spor, harika bir yarıştı..
mg5470hn7.jpg
mg5995fi3.jpg
yrs3rw9.jpg

yrs14oo1.jpg
yrs16ct2.jpg
yrs28hj7.jpg


EC(EnduroClub)’den HOCA takma isimli Ünal abi ve arkadaşları ziyarete gelmişler, -ki ben o sırada güzel koyun en derin bölgelerini palet/şnorkel ile keşfetmekle meşguldüm.. Sağolsunlar adaya benim yanıma da geldiler.. Islak bir hatıra fotoğrafı da çektirmeyi ihmal etmedik tabii ki.. EC’den Sinan da bir ara hayalet gibi göründü ve kayboldu..
Deniz keyfi dolu bir günün ardından kamp’a katılan, hızlı F650 endurocu Cuneyd abimiz, sanırım Takashi idi markalı motoru olan Barış arkadaşımız ve Endurocu Hannibal grubunun en profesyonel çekirgesi Bülent abi de arabasıyla da olsa bize eşlik ederek sohbetimize ortak olmuşlardı.. Erkan abi ve eşi hemen arkamızdaki kamp alanında hınca hınç kamp malzemesi dolu araçlarıyla hepimizin karnını doyurmaya ant içmişçesine, bizi besliyordu :) … Yaat borusu öttü, ancak çıyanlar, 15-20 cm’lik örümcekler için hayat yeni başlıyordu.. Meskun mahalde gördüğümüz takribi 15-20 cm’lik örümcek ağzında akşam yemeği olan çekirge ile Kürşat abiden köşe bucak kaçmaktaydı.. Fakat zehirli örümcek ailesi bu rahatsız etmenin öcünü gece Kürşat’ı bacağından ısırmak suretiyle fazlasıyla almış, 1 hafta davul gibi şişen bacağını zor kurtarmış olsada sabah çadırın kenarında hazır bekleyen “çıyan”la muhatap olmamamız da ayrı bir şans eseri olsa gerek.. Siz siz olun yada olmasanız da, asla çadırın kapısını benim gibi açık bırakmayın, yoksa benim kadar şanslı olsanız da arkadaşınızı doğa hayvanatları ısırabilir.. Mümkün ise yanınızda “Kükürt” bulundurup, çadır kuracağınız alana ve 1 mt etrafına halka oluşturacak şekilde kükürt dökerseniz, hayvanatlarla muhatap olmayacağınız gerçeğini bir kez daha hatırlatırım!.. Gün yine bitti.. yarın minik bir gezi ve koy keşfi ile İzmir’e döneceğiz..
2302217968_b62963b9d2_o.jpg

2301423921_15dd5d286d_o.jpg

2302219030_c32ba103ba_o.jpg

2301425219_ac5ea8e9af_o.jpg

2401712338_4019c7e19c_o.jpg

2401712956_553e250231_o.jpg

2401713604_e38dd9821c_o.jpg




Tooo Beee continueeed (Devaaam Edeceeek...)
 
Son düzenleme:
Katılım
16 Ocak 2008
Mesajlar
27
3. Gün; 17 Haziran 2007
Harika bir güne uyanmak, çarşaf gibi bir denizde yüzünü yıkamak, karnını doyurmak ve yanına su almayı unutarak bulunduğumuz alandan tepelere, yamaçlara doğru çıkmakla başladı küçük gezintimiz.. Ana tema “Keşif” idi, ama tabii bizim için keşif, Kürşat abi için ise seneler sonraki ziyaretten öte değildi.. gevşek zemin üzeri, sivri oynak taşlarla dolu bir zeminden sonra kamp alanımız olan “Demircili Koyu” gözlerimizin önünde, ufukta ise “Seferihisar-Sığacık” antik liman kenti olan TEOS belli belirsiz görünmekte… Bu harika manzaranın altında yatan gerçeklerden biri, Ege bölgesindeki nadide bir fay hattıyla süslü olması.. Demircili “Çılga Burnu” ile “Kokarca Burnu” arasındaki fay hattı 21/10/2007 tarihinde 5.9 büyüklüğündeki deprem ile Urla ve civarı sarsarak aktif olduğunu göstermekle kalmayıp, tam bizim kamp yaptığımız ağacın hizasında, bir insanın rahatlıkla elini sokabilecek büyüklükte yarıklar oluşturmuş… Zira, bizim kaldığımız günlerde deprem olsaydı, oluşacak yarığın tam üstünde olacağımızdan, ben şuan size “Magmaya Motosikletle Yolculuk” adlı raporu yazamayacak uzaklıkta olabilirdim :) Bu kadar geyik yeter, ben anlatanların ve akut sitesinin yalancısıyım..
2401716174_3cff7a3eb9_o.jpg

2401716506_1fe7159939_o.jpg

2401716998_b8896888a0_o.jpg

2400887801_2b6255ff71_o.jpg

2400888833_4c614c4ceb_o.jpg

Dere tepe düz gidince işte bu el değmemiş, bakir tabirinin en uygun olduğu, denizle uğraşanların, tekne sahiplerinin ve bizim gibi birkaç keşifçinin dışında pek kimsenin bilmediği, ama artık sizin bu resimlerle öğrendiğiniz enfes bir kumsala ulaşıyorsunuz.. Yolunuz düşerde buraya giderseniz lütfen ama LÜTFEN çöplerinizi, hele ki torba, pet şişe gibi plastik maddeleri, doğal olmayan her şeyi, getirdiğiniz şekilde geri götürmesini de bilerek hareket ediniz.. Eğer atan densizlerin bıraktıkları varsa –ki ne yazık ki hep vardır- toplama zahmetini gösterirseniz, bir dahaki gelişinizde aynı şekilde doğallığı gördüğünüz güzellikleri çocuklarınızda aynı doğallıkla görebilecektir!..

2401719642_520cd238ba_o.jpg


O kadar çok sevmiştim ki burayı; yerim yerimm ben şirin ada parçacığını.. Kürşat abi ise dokunmakla yetindi :) Sahile inme hevesimiz manzarayı görünce kat ve kat artmış halde, deyim yerindeyse Metin Çetin abimizin “vercen gazı” tabiriyle, Ege’nin maki bitki örtüsü arasından süzülüverdik sahile…Üç demir at, “bu bizi kesmez, devam edelim” dercesine bize bakıyorken devam etmemek olmazdı.. Balık avı meraklılarının aklına ilk gelen “Ne çıkar buradan” olacaktır.. Kulaktan dolma ufak bir bilgi malumatı vereyim hemen.. Kıyı avcılığında söylenen Çipura,Levrek ve mırmır yaptığıdır.. Kokarca koyu tarafı, yani sağ tarafa doğru balık çiftlikleri bulunmaktadır… limanda ki iskeleden ziyade adanın en uç noktasındaki kayalıklardan avlanılması tercih sebebidir.. İlgilenenlerin bilgisine..
2401719948_c5c3bab085_o.jpg

2401719304_e267ce3582_o.jpg

2401720280_6ab4ba4599_o.jpg

2401720592_b9b2d1a619_o.jpg

2400891231_a722fd072d_o.jpg

2401721340_7628b30f1e_o.jpg

2400891791_c03f2ce7fe_o.jpg


Dik bir tırmanış çıkıyoruz ve tırmanış sonrası susuzluğumuzun farkına varıyoruz.. Güneş altında pişmekteyiz, dilimiz damaklarımıza yapışmış bir tek kişi hariç! Kürşat abi her zaman tedbirli azda olsa suyu var, altıda kuru, keyfi de yerinde… :) Neyse bu konuyu geçelim.. Denizin berraklığı daha uygun bir konu –ki bir sonraki benim “saklı koy” olarak tabir ettiğim cenneti görünce içim ferahlıyor.. İyi ki İstanbul’dan atlayıp gelmişim buralara diyerek, bu sefer başka bir araca iç geçiriyorum… Tekneler!.. ama işte orada duran yelkenli hepsinden değerli benim için.. İzmir’e taşınma ve “Tekne de Yaşam” önünde motosikletim.. İki tekerle yeşil doğaya, tekneyle maviyle doyasıya kucaklaşmaya açılan yelkenleri aklımın köşesinden suya indiriyorum.. Yelkenler Fora!.. Hepsi şu gördüğünüz kayalığın tepesinde geçiyor aklımdan.. Kesinlikle burada kamp yapmalıyız diyorum, diyoruz.. Merak etmeyin, bu gezi bittikten 2 hafta sonra İzmir’e yerleşeceğim ve 4 ay sonrasında da Hannibal (Hannibal kimdir? Nedir? Merak edenler buraya tıklayın ) adını verdiğimiz motosiklet kaşifleriyle burada kamp yapıyor olacağım.. şöyle ki ;
Çok merak ediyorsanız o kampın gezi resimlerini ve yorumlarını buraya Tık ile görebilirsiniz.. ama özet olarak ta bir kaç foto koyarak, özet olarak merak gidermiş olalım istedim ;)
2401722374_8d62f75a98_o.jpg

2400893129_74596a776f_o.jpg

2400893463_8b4ba508f5_o.jpg

2400893781_12105ef44a_o.jpg

2400893993_5ee9a903af_o.jpg

2400894735_e4e2787a66_o.jpg

2401724296_2b5333c3b6_o.jpg


Artık dönüşe geçiyoruz, dik yamaçtan inişte önden Kürşat abi KLR 650’si ile iniyor ve bizi fotoğraflıyor… Tabii objektife; Takashi motoruyla dönüşü alamayarak motoru yatıran, sonrasında “Bu yollar ve enduro bana göre değil” kararını alan barış’ın düşüş anı kare kare takılıyor.. Öğrendiğim şey şudur ki; motoru inişte, rampada, düzde, virajda Çeviren de; Deviren de GAZ olduğudur.. Gaz dengenizi iyi ayarlayabiliyorsanız ve yanında sürüşünüzü fren kabiliyetinizi arttırarak süslemişseniz, düşme riskinizi en aza indirmişsiniz demektir.. Yazı içerisinde naçizane sürüş yorumu yapmamı, amatör bir scooter kullanıcısının ders vermesi değil, Kürşat gibi ustalardan edinilen bilgileri uygulayıp fayda gören bir amatörün, bilgi paylaşımı olarak görünüz..
İniş biter, teker döner, hikayenin kahramanı İzmir’e döner!..
2400895553_ee76bdb833_m.jpg
2400895885_cd7591ea28_m.jpg
2401726240_75625a1874_m.jpg

2401726240_1aeee7f9ea_o.jpg

2400897089_329b46b1d3_o.jpg

2401727798_538de32433_o.jpg


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
İki hafta gibi bir süre İzmir den yola çıkamadım, sıcaklar alev topu gibi motorun üstünde yakmakta, rüzgardan yağmurdan kapattığımız çene açılır kaskı artık sıcak rüzgardan yanmamak için kapatır haldeyken, İstanbul’a geri dönüş yoluna dönmek mantıklı gelmemişti.. Mordoğan, Karaburun, Çeşme-Ilıca, Urla-Çeşmealtı gibi yerlerde denizin, tekneyle balık avının iki hafta boyunca tadını çıkardım.. Denize doymuştum artık..

Kürşat abi ile 15 gün sonra 2007-EnduroClub Festivalinin yapıldığı Düzce Güzeldere Şelalesi kamp alanına kadar görüşemeyecektik…​
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Tooo Beee continueeed (Devaaam Edeceeek...)
 
Katılım
1 May 2007
Mesajlar
4,036
Hakkaten çok güzel bi gezi olmuşşş,scooter ile o yollara girip gitmennde ancak takdir edilir emeğine sağlık dostumm:)
 
Katılım
21 Ara 2007
Mesajlar
116
valla helel olsun imrendim sana arkadaşım imkan olsada aynen yabtığını yapabilsem
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Şub 2008
Mesajlar
1,374
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
yerler güzel anlatım güzel. Devamını bekliyoruz endorsuz endurocu :wiinkk:
 
Katılım
12 Eki 2007
Mesajlar
86
Muhteşem bir gezi, harika fotoğraflar. Devamını bekliyoruz.
 
Katılım
12 Mar 2007
Mesajlar
1,129
Bizim Ankara'lı pastaneciler iş motorda değil bakın ruhta arkadaşımız ne güzelde gezmiş scooter ile.Tebrik eder devamını bekleriz Enduro ruhlu arkadaş.
 
Katılım
19 Haz 2007
Mesajlar
117
Tek kelimeyle süper olmuş... Ben de çadır vs. gezmek için ekipmanları tamamladım, yaz tatilini bekliyorum. Sizi görünce heveslendim valla!
 
Katılım
10 Nis 2008
Mesajlar
2,490
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
tebrik etmemek elde değil yürekten teşekkürler 125 cc lik bir motorla yapılan gezi helal olsun teşekürler
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
29 Ara 2007
Mesajlar
2,819
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
gezi güzelde scootera yazık olmus gariban neler cekmiş artık dayım history i satar bi enduro alırsın..:rendeer:

kazasız belasız bol km ler..:cat:
 
Katılım
16 Ocak 2008
Mesajlar
27
kroscu01, efendy_iso, ustacık1973, XT.600, murti06, ozgr, VaScO1925, mete_han, tr.davutak, CBF150, pozitif_man, Endurocu01, blackberry, hepinize teşekkür ederim arkadaşlar..

06bluedragger, bu artık evladiyelik oldu benim için.. bunun yanına kardeş bir Dr350 gelmesini hayal ediyoruz..

4. Gün; 30 Haziran 2007
17-30'u arası olan 50 dereceye varan sıcaklar biraz hafiflemişken, Selçuk'a kadar durmadan geliyorum.. Daha önce Ege-Akdeniz gezisi yaptığım arkadaşım Olympos'ta eşiyle birlikte balayında.. Onlarla beraber yudumlamak için çok sevdiğim Şirince Karadut aromalı şarabı alıp, uyku tulumumun içine sıkıştırıyorum.. Efes'i daha önce gezmişliğim var, Kuşadası da öyle olduğundan ikisine de uğramadan Aydın üzerinden Muğla'ya doğru yola devam ediyorum..
tekiner003Medium.jpg

Önümden çok sağıma soluma bakarak ilerlerken, zeytin ağaçlarının arasında Mağara girişine benzer taş yapı dikkatimi çekiyor, merak işte duruyorum.. Motorla oraya gitmeye çalışıyorum ama yol ayak yolu.. Zeytin ağaçlarına komşuluk eden taşlar tarih kokuyor..
tekiner013Medium.jpg

tekiner014Medium.jpg

tekiner018Medium.jpg

Dikkatimi çeken şeyi buluyor ve içine dalıyorum.. keşfettiğim şey SU oluyor.. açıkçası Türkiye'nin kuraklık çektiği, derelerin kuruduğu, barajların eksildiği bir dönemde, kurak bir arazi içinde ve yol kenarına yakın bir yerde SU ile karşılacağımı hiç ummuyordum.. Tabii bir boş şişe, kullanılmış sünger ve o arazide göremeyeceğiniz bir hayvanat olan Kurbağa?yı da unutmamak gerek!..
tekiner022Medium.jpg

tekiner025Medium.jpg

tekiner026Medium.jpg

Aslında tabela resimlerini sevmem ama ne zaman nerede olduğumu not tutmak yerine fotoğraf çekmek bana daha pratik geliyor... Başka bir anlamı yok benim için...

Bu asfalt motosikletler için yapılmış gibi, benim minik sıcağa rağmen şimdilik keyifli.. Telefonum da araç şarjına sürekli takılı, zira şarj tutmama gibi bir sorunu var..
tekiner033Medium.jpg

Yükseklik yönünden Avrupa da 1., Dünyada ise 5. sırada yer alan, Silindir ile sıkıştırılmış betondan yapılan Çine Barajı... Bu gördüğünüz, 300 trilyon harcanmasına karşın bitmemiş çileli baraj tam 42 yaşında.. Aslen çine çayının taşkınlarını önleme amaçlı olarak, su ihtiyacı ve elektrik üretimi için 1966 yılında başlanmış yapımına.. yıl 2007... 2010 yılında bitmesi planlanıyormuş.. "Yeni şartlarla, yeni bir dünya kurulur. Türkiye bu dünya da yerini bulur" sözlerinin sahibi ve kucağına oturtulduğumuz ülkeler gelip geçiyor aklımdan.. şşşt kuzu sus, yola devam...
tekiner040Medium.jpg

...evet evet, benimde aklıma tıpkı sizin ki gibi "ne gazlanır bu yollarda" diye geçti.. ama yola devam etmeliydim.. yoksa gerçekten çok cezbedici bir kıvraklığı var toprak yolların :)
tekiner043Medium.jpg

tekiner044Medium.jpg

Çine'nin mitolojideki efsanesi de Apollon ile Midas arasında geçiyor.. Efsane şöyle: Tanrıça Athena bu vadi içinden akan derenin kenarında dolaşıp kaval çalarken sudaki aksinde yanaklarının şişkin olduğunu görmüş. Aksini çirkin bulup fırlatıp atmış kavalı. Kavalı bulan Marsyas zamanla öyle güzel çalmaya başlamış ki, ünü her yeri sarmış. Müzikte kendisini rakipsiz gören Tanrı Apollon'a kafa tutar hale gelmiş. Apollon Marsyas?ı yarışmaya davet etmiş. Kral Midas ta hakem olmuş. Marsyas kavalı daha güzel çalmasına rağmen yenik ilan edilmiş, ama kıskançlığını yenemeyen Apollon Marsyas?ın derisini yüzdürmüş, Midas?ın kulaklarını eşekkulağına dönüştürmüş. Ama sonradan yaptığına pişman olup Marsyas?ın bedenini ırmak haline getirmiş. İşte antik adıyla Marsyas, bugünkü adıyla Çine çayı böyle oluşmuş.
tekiner048Medium.jpg

Sanki bu kayaları birileri misket gibi yuvarlayıp üst üste getirtmişçesine ilginç durması garip.. Seramikte kullanılan "potasyum felspad" madeninden, bu kayaların dibinde sakladığı 275,000 ton rezerv bulunmakta imiş..
tekiner051Medium.jpg

Mitolojik efsaneden sonra yönümü gerçek bir olay sonrası dilimizden düşmeyen Ormancı türküsü'nün kaynağı olan ?Belen Kahvesi 8 km? tabelasına döndürüyorum...
tekiner058Medium.jpg

tekiner059Medium.jpg

Kuraklığın vurduğu derelerden, yeşili bol, rengarenk çiçeklerle dolu olan yolların arasında, Belen Kahvesi yazılı kahverengi tabelalar ile yolumu buluyorum.. Gps denen teknolojik alet yok :)
tekiner061Medium.jpg

tekiner062Medium.jpg

Kuraklık dedik ama yol üstünde rastladığım ikinci su kuyusu.. Bu öyle gizli saklı değil.. alenen ortada ve ucuna bağlı bir kova ile orada öylece duruyor..
tekiner067Medium.jpg

tekiner069Medium.jpg

tekiner070Medium.jpg

tekiner071Medium.jpg

tekiner073Medium.jpg

Ormancı Türküsünde; "çıktım belen kahvesine, baktım ovaya" sözündeki ovadan yol alırken kahveye doğru, gözüm güneyden gelen kara bulutlara takılıyor.. Yağmurun sel olup akacağı belli..
tekiner075Medium.jpg

Çıktım Belen kahvesine...
tekiner077Medium.jpg

Baktım ovaya...
tekiner079Medium.jpg

Bay Mustafa çağırdı,
Dama oynamaya...
Ormancı da gelir gelmez
Yıkar masayı...
tekiner099Medium.jpg

tekiner081Medium.jpg

Olayın Hikayesi
tekiner082Medium.jpg

Yakılan Türkü'nün sözleri..
tekiner083Medium.jpg

Olayla ilişkili kişiler ve akrabalar
tekiner084Medium.jpg

tekiner085Medium.jpg

tekiner086Medium.jpg

tekiner087Medium.jpg

tekiner088Medium.jpg

tekiner089Medium.jpg

tekiner090Medium.jpg

Kahve'nin içerisinde bulunan "Hatıra Defteri"... sürekli Muğla Türküleri ve Ormancı Türküsü çalan mekanda, türküler eşliğinde hatıra defterine dilediğinizi yazabilirsiniz.. Bunlarda yazılanlar dan örnekler...
tekiner092Medium.jpg

tekiner093Medium.jpg

yorgunluk çayımı yudumladıktan sona yavaş yavaş hareketleniyorum..
tekiner095Medium.jpg

yol boyunca en temel gıda olarak aldığım besin öğesi.. Türkiyenin çeşitli yörelerinde bulunan Teyzelerimin yaptığı gözlemeler.. Bunlar da Muğla daki teyzelerim ;)
tekiner097Medium.jpg

tekiner098Medium.jpg

tekiner100Medium.jpg

yağmur düştü düşecek, yağmurluklar giyiliyor..
tekiner104Medium.jpg

tekiner103Medium.jpg

Gökova ya kadar sel baskını hızında yağmur altında yol aldım.. Kask ve montun içinde sıcaktan bunalan bana çok iyi geldi.. Gerçi kask'a çarpan yağmur taneleri öyle hızlıydı ki, çıkan sesten dolayı bir an kafamı boş teneke kutusu sandım... Bu kadar hızlı yağan yağmur altında hiç bu kadar km gitmemiştim.. yıllar önce yağmur altında gittiğim 21 saatlik istanbul-izmir seferini saymazsak...
tekiner105Medium.jpg

tekiner106Medium.jpg

tekiner109Medium.jpg

tekiner113Medium.jpg

Bu abimizin balları kendi üretimi.. Biraz sohbet sonrası hediye ettiği balı çantama koyup, taşucun da kahvaltı da tüketmiştim.. sağolsun..
tekiner114Medium.jpg

tekiner116Medium.jpg

Tam hızımı almış, yağmur dinmiş, pistin son km'lerindeyim derken kırmızı bayrak havada!..
Durmak zorunda kalıyorum.. solladığım bütün araçlar arkamda pervane oldular..
tekiner121Medium.jpg

Bir çok noktada sel baskını yapan şiddetli yağmur, burada yolun çökmesine neden olmuş.. inceden geçiyim diyorum ama izin alamayınca, görevli arkadaşlarla sohbet muhabbet ediyoruz..
tekiner120Medium.jpg

tekiner122Medium.jpg

Güzelim ormanların yanmasına sebep olanlar utansın.. Gökova da çıkan yangından arta kalanlar.. Bu arada şimşekler birer birer çakmaya devam ediyor..
tekiner123Medium.jpg

Ortaca ya doğru yaklaşırken sağımda gördüğüm ağaçların arasındaki mekan beni cezbediyor.. meraktan dalıyorum içeri.. Fotoğraf için izin isteyip bir kaç kare çekiyorum...
Tavus kuşlarını doğa da serbest olarak ilk burada gözlemliyorum.. Sesleri gerçekten ürkütücü..
tekiner127Medium.jpg

tekiner135Medium.jpg

tekiner142Medium.jpg

tekiner146Medium.jpg

tekiner148Medium.jpg

tekiner150Medium.jpg

Yağmurun altında masumca duran motorumun bana yaptığı süpriz ile irkiliyorum..
tekiner154Medium.jpg

"Arka Lastik Patlak"...
Kürşat abinin uyarısıyla İzmir'den çıkmadan Kipa dan aldığım bisiklet pompasına iş düşüyor..
Gücümün yettiğince şişiriyor, Ortaca girişinde yardım sever bir ortacalı sayesinde lastikçinin cep telefonuna ulaşıyorum.. Arkadaş dükkanı kapatıp denize gitmiş, 1 saat beklemek zorundayım.. Acıktığım aklıma geliyor, köftecide karnımı doyurarak vakit geçiriyorum..
tekiner155Medium.jpg

Bizim yanık lastikçi de denizden geldi.. Fitil ile patlağı 2 dk da halletti ancak fitil in yanlış bir çözüm olduğunu sonradan öğreniyorum.. 3 mm'den fazla olmayan tüm patlakları içten yama ile tamir edilmesi, fazla olan durumlarda ise lastiğin değiştirilmesi gerektiği söylenmekte... (Kaynak Bkz. http://www.dodexpress.com/lastik/alt/lastik_tamiri.html )
tekiner158Medium.jpg

Göcek Tüneline varıyorum..
2006 yılına kadar Göcek'e ulaşmak için Göcek Geçidi olarak bilinen oldukça dar ve virajlı bir yolu geçmek gerekmekteydi.. 2006 Haziran ayında yani ben geçmeden bir sene önce, hizmete giren 980 metre uzunluğunda ki Göcek tüneli ile ulaşım son derece kolaylaşmış.. Ayrıca bu tünel ülkemizde yap-işlet-devret modeli ile yapılan ilk tünelmiş.. Geçiş 2 YTL :)
tekiner161Medium.jpg

Ben 2 YTL vermeyi tercih ediyorum, zira karanlıkta kamyon ve tırlarla 125cc'lik bir motorla muhattap olmak biraz riskli.. Kastamonu EC şenliğine giderken, x bir tünelin içinde durarak çektiğim resimden sonra akıllandım.. Artık tünellerin içinde durarak resim çekmiyorum :)
tekiner162Medium.jpg

Fethiye de dükkanı bulunan ve online motorsiklet parça satışı yapan EC üyesi MotoStyle Gökhan'ın yanına varıyorum.. Cross yaparken yaşadığı düşüşten dolayı ayakta kırık var ancak iki tekerden vazgeçmemiş, Bisiklet ile tek teker yaparken yakaladım :)
tekiner167Medium.jpg

Dükkanda biraz sohbet, bot denemelerinden sonra çadır kuracağım Ölüdeniz'e doğru yola çıkıyorum..
tekiner169Medium.jpg

Yol üzerinde Jandarma kontrolü, henüz 1 gün geçmiş olan Muayene'yi göstererek bu seferlik affediliyorum..
Deniz mesafesine inmeden sol tarafta bulunan düzlük o yorgunlukla gözüme 5 yıldızlı otel mekanı gibi görünüyor, saat 01:00 civarı..
tekiner171Medium.jpg

Benimle aynı zamanda gelen komşularım var, onlar da uzun yoldan gelmiş, arabalarının farıyla koca çadırlarını kurmaya çalışıyorlar...
tekiner172Medium.jpg

Komşularım gece yemeğine davet ediyorlar.. hemen çadırımı kurup, bu davete dahil oluyorum..
tekiner175Medium.jpg

tekiner177Medium.jpg

TekiL, Ay ışığı çadırımın içine vuruyor, deniz gözlerimi açtığımda tam karşımda olacak şekilde kurduğum manzaralı çadırımda, yorgunluktan sızıp kalıyorum..
tekiner181Medium.jpg


...yarın harika bir manzaraya uyanacağım!..

Tooo Beee continueeed (Devaaam Edeceeek...)
 
Son düzenleme:
Katılım
13 Şub 2008
Mesajlar
200
valla bayıldım ve çok özendim resimlere bakarken çok eğlendim darısı hepimizin başına inşallah
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst