Batın Barlas Çeki'nin annesi, Zehra Kınık hakkındaki şikayetinden vazgeçti

Katılım
13 Haz 2016
Mesajlar
4,205
...Beni ezen eşşek herifin içerde yatmasının kimseye faydası yok.

Çok yanlış düşünüyorsunuz çok.

Bun dan dört sene evvel, Kartal sahilde dolaşırken, Bimekan bir kişi geldi küfür etti, zaten gelip geçene sataşıyormuş, küfür yiyen gidiyor, kimse aman buna bulaşılmaz hesabı, geldi bana da küfür etti, o esnada kameram açıktı, kayıt ettim.

Karakola gittin, klasik polis tavrı, hemşerim boş ver, bundan bir şey çıkmaz, uğraşma. Israr ettim, git görüntüleri flash belleğe aktar gel falan neyse aktardım, şikayet dilekçemi verdim.

Aradan bir zaman geçti savcılıktan bir kağıt geldi gittim, orada da ifade verdim. Bir müddet sonra mahkeme den çağrıldım, gittim orada da şikayetçi oldum.

5 ay hapis aldı, tabi cezası ertelendi, beş yıl süreyle suç işlemezse silinecek diye.

Geçen mahkeme den gene bir kağıt geldi, bu bimekan bir suç daha işlemiş, şu tarihte tekrar mahkemesi var diye. O ceza dört sene sonra ayağına dolandı.

Şimdi ben uğraşmasaydım, bu kişi tekrar suç işleyecek, yaptıkları yanına kaar kalacaktı. İşledi de, büyük bir ihtimal hükmün açıklanması ile ertelenecekti, ben daha önceden şikâyetçi olmasaydım. Başka birisi daha şikâyetçi olana kadar küfrü yiyen gidecekti.
 
Katılım
2 Eki 2023
Mesajlar
2,201
Motosikleti
Honda CB750 Hornet / Kanuni Seha 150
Bu düşünceler sadece bu zaman ve bu ülke için geçerli değil. Bugüne kadar bütün yönetimlerde ve bütün medeniyetlerde hep aynısı olmuş. Yani işin normali bu. Bizim istediğimiz "adalet" aslında bir ütopya.
İşin normali bu değil!

Bizim gibi fakir, kaderci, itaatkar, eğitimsiz, vb. toplumların her musibeti ilahi bir güce havale ederek savuşturmaya çalışmalarının doğal sonucu bu. Bir çeşit kaçış, bir çeşit pasifizasyon, bir çeşit tevekkül...yüzyılların verdiği bir deformasyon...

Bakın, Babil Hukukundan beridir insanoğlu adalet arayışında yeni keşifler yapıyor. Tarih öncesinden beri İnsanoğlu daha adil ve paylaşımcı bir yaşamın sırlarını çözmeye çalışıyor. Doğrudur, güçlü olan, yönetim erkini elinde bulunduran her dönem, her toplumda, her medeniyette, her devlet yapılanmasında adaletin çevresinden daha kolay dolanır ancak özellikle batı uygarlığı zor da olsa fikir ve özgürlüklerin önündeki engelleri aşıp, küflenmiş dogmalardan kurtuldukça, her alanda olduğu gibi biçim değiştiren hukuk ve adalet konusunda da şimdi özendiğimiz ve bize oldukça uzak kalan bir normlar bütününe ulaşmıştır.

Yazar, çizer, sanat eleştirmeni gibi sıfatlarla anılan Gelett Burgess'a adanan bir söz var; “Eğer son birkaç yılda önemli bir fikrinizi değiştirip yenisini edinemediyseniz, hemen nabzınızı kontrol edin. Ölmüş olabilirsiniz.”

Bu bize insanoğlunun tarihsel süreç boyunca sürekli kendini yenilemesini; kuralları, normları, toplumsal işleyişi ve nihayetinde hak ve adalet arayışını asgari ideale taşımasını salık veren bir cümle. Asgari ideal diyorum çünkü toplumsal dinamikler zaman faktörüyle yeniden şekillenen bir kavramlar bütünü. Stabil bir sabiteden bahsetmiyoruz. Ampirik verilerle sınanan doğrulara varma çabası bu. Bu da bizi, normların tarihsel süreç içerisinde toplumların en küçük hücresine işleyecek biçimde yeniden güncellenmesi gerektiği gerçeğine taşıyor. Bunu başaran ülkelere biz şimdi "uygar" diyoruz işte. İrdelenmesi gereken en temel mesele ise "eşitlik" kavramı. İlk tartışmaları taa M.Ö. 4.yy. sonlarında Antik Yunan’da stoik felsefeyle başlayan, Citiumlu Zeno'nun akıl ile tanrıyı birleştirerek, aklın tanrısal olduğunu ve her insanda bulunduğunu, dolayısıyla insanların ortak bir tanrı ve aklı paylaştığını belirtmesiyle alevlenen bir kavramdan bahsediyoruz.

Ama bizim gibi muhafazakar ve dogmatik kültürlerde bu güncelleme hep eksik kaldığından, anormali normalize etmek, üstü örtük bir kabullenişe varıyor. Ve nihayetinde medyatik yozlaşmanın desteğiyle, zavallı bir anne üzerinden koparılan ajitasyon dolu fırtınalar içerisinde buluyoruz kendimizi...dolayısı ile hukuk önünde boyun eğen mağdurumuz değişmiyor, toplumsal bilinç sistematik biçimde zedelenmeye devam ediyor, zamana karşı mahcubiyetimiz katlanarak büyüyor...

Adalet ütopya değil, bize öyle öğretiliyor!
 
Katılım
13 Haz 2016
Mesajlar
4,205
Nedense kulakları çınlasın Haşmet aklıma geldi, o da doğduğu, büyüdüğü yerleri aşağılar, enbesil bunlar muamelesi yapar dı.

Elin yabanı içinde sütte leke var, bunlarda yok der, hep onları örnek gösterir di.
 
Katılım
24 Şub 2015
Mesajlar
1,505
Motosikleti
K 1600 GTL
Nedense kulakları çınlasın Haşmet aklıma geldi, o da doğduğu, büyüdüğü yerleri aşağılar, enbesil bunlar muamelesi yapar dı.

Elin yabanı içinde sütte leke var, bunlarda yok der, hep onları örnek gösterir di.
Keşke yazıyı okuyup anlamaya çalışsaydın.... Yada boşver bim den yoğurt al ye.....
 
Katılım
2 Eki 2023
Mesajlar
2,201
Motosikleti
Honda CB750 Hornet / Kanuni Seha 150
Nedense kulakları çınlasın Haşmet aklıma geldi, o da doğduğu, büyüdüğü yerleri aşağılar, enbesil bunlar muamelesi yapar dı.

Elin yabanı içinde sütte leke var, bunlarda yok der, hep onları örnek gösterir di.
Abicim gözünü seveyim, "embesil"e enbesil diyen adamsın, sana neyi anlatabilirim ki?

Şimdi durduk yere sataş, sonra ben size laf sokuyorum olsun...

Biraz daha protein ağırlıklı beslenmeni öneririm. BİM yoğurdu ile olmayacak besbelli :)
 
Katılım
13 Haz 2016
Mesajlar
4,205
Ne bileyim BİM yoğurt falan deyince ben öyle anladım.

Zaten dediğiniz gibi ilk yazılanı da anlamamıştım.

Hem boş ver, "embesil'e" enbesil diyenden de ne bekleyebilirsin ki?

Kapasite bu kadar, yapacak bir şey yok.

Hem yoğurttan aldığım protein de yeterli değil zannedersem.
 
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
18,439
Motosikleti
Sym Wolf Sb250Ni
Ne bileyim BİM yoğurt falan deyince ben öyle anladım.

Zaten dediğiniz gibi ilk yazılanı da anlamamıştım.

Hem boş ver, "embesil'e" enbesil diyenden de ne bekleyebilirsin ki?

Kapasite bu kadar, yapacak bir şey yok.

Hem yoğurttan aldığım protein de yeterli değil zannedersem.
İsmet Abi sen de ironi yapacaksın diye kendini bu kadar gömme.
 
Katılım
16 Eki 2015
Mesajlar
3,239
Motosikleti
Çükü Olanın Dükü Olur.

Zehra Kınık’a yönelik şikayetini çekmişti: Batın Barlas Çeki'nin annesinden açıklama​

Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık'ın kızı Zehra Kınık'ın kullandığı aracın çarpmasıyla hayatını kaybeden 17 yaşındaki Batın Barlas Çeki'nin annesi Hasret Doğan, şikayetinden vazgeçmesine ilişkin sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.​

26.02.2026 20:22:00
https://www.cumhuriyet.com.tr/turki...-barlas-ceki-nin-annesinden-aciklama-2482301#
Zehra Kınık’a yönelik şikayetini çekmişti: Batın Barlas Çeki'nin annesinden açıklama


Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık'ın kızı Zehra Kınık'ın kullandığı aracı çarpmasıyla hayatını kaybeden 17 yaşındaki Batın Barlasçeki'nin annesi Hasret Doğan, Zehra Kınık hakkındaki şikayetinden ve istinaf başvurusundan vazgeçti.
Şikayetinden vazgeçen anne Doğan, sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
Hasret Doğan tarafından yapılan açıklama şöyle:
“1. Davamdan vazgeçmedim son mahkememiz aylar önce görüldü ve dava sonuçlandı. 18 ay boyunca her türlü mücadeleme rağmen Zehra Kınık şaka gibi bir ceza aldı. Ne kadar isyan etsek de mücadele etsek de adalet sistemini değiştiremediler; ben de değiştiremedim.
2. Benim anneliğim üzerinden konuşanlar eğer “Hak Hukuk" tanımı yapacaklarsa önce adalet sisteminden başlasınlar. Çünkü ağır bir ceza alıp içeri girmemesi benim suçum değil, kanunların yetersizliği! Malum 1 gün bile içeride yatmadı.
3. Davamı bir gün bile sahiplenmemiş, oğlumu bir kez dahi paylaşmamış, Zehra Kınık ile ilgili tek bir tepki göstermemiş bir çok insan bugün beni paylaşıp linç etmek istiyor, çok tuhaf.
4. Keşke yanımızda olsaydınız her duruşmaya gelseydiniz de belki adalet sistemini özellikle "Trafikte işlenen suçlar” için kazadır deyip geçiştirilmemesini bir ihtimal sağlayabilirdik. Herkes geri çekildi ve ben tüm mücadelemi TEK BAŞIMA verdim üstelik siyasi güce karşı.
5. Her dava da olduğu gibi bu davada da "maddi ve manevi" tazminat terimleri kullanılıyor. Hukuksal yani! Bir annenin evladını "maddi manevi zarar" olarak gördüğün düşünebilen kişiler lütfen kendi aklını sorgulasın!
6. Son olarak herkesin çok merak ettiği, hatta hesap sormaya kalkıp anneliğimi linçlediği "tazminat" hakkındaki açıklamamı yapayım; verilen tazminatın boğazdan geçemeyeceğini sizler sadece "düşünebilirsiniz” ya da fikir yürütebilirsiniz ki bu da sizlerin haddi değil. Evlat kaybeden herkes bilir bunu, ne boğazdan yemek geçer ne göğüsten nefes. Bizler nefesi bile yarım alırken boğazdan, mideden paralar geçirmek ancak bu acıyı bilmeyen insanların yorumudur diye düşünüyorum. Oğlum adına bir çok hayırlar yapılacak olan bu parayla çocuklar gülerken benim evladımın kemikleri sızlamaz tam tersi ruhu şad olur. O benim evladım, ben büyüttüm, en çok ben sevdim, ben emek verdim! Hayattayken nasıl onun mutlu olması için ömrümü evladıma adadıysam orada da huzurla kalması için her şeyi yapmaya devam edeceğim.
Kısacası şöyle; yıllarca sürecek "tazminat davalarıyla" uğraşmak istemiyorum asıl bu davalar peşinde koşmak bana göre tuhaf eğer müsaade ederseniz dava dava koşup bir ton stresle uğraşmaktan yaşayamadığım yasımı yaşayacağım. Hepinize teşekkürler.
Başından sonuna kadar yanımda olup desteklerini esirgemeyen ve acımı paylaşan tüm herkese sonsuz teşekkürler ve sevgiler.”
 
Katılım
23 May 2011
Mesajlar
1,293
Ben kaza videosundan yola çıkarak kıza bu kadar yüklenilmesini doğru bulmuyorum.
Adam ölmek için bütün tuşlara basmış.
 
Katılım
16 Eki 2015
Mesajlar
3,239
Motosikleti
Çükü Olanın Dükü Olur.
Ben kaza videosundan yola çıkarak kıza bu kadar yüklenilmesini doğru bulmuyorum.
Adam ölmek için bütün tuşlara basmış.
Bilakis kazadan sonra ortaya çıkanlardan yola çıkarak, bu kıza daha fazla yüklenilmesini hatta ve hatta "başka şeyler(!)" de yapılmasını çok doğru buluyorum.
Espriye güldüğü için tutuklananların olduğu bir melmekette ölüme sebebiyet veren bu horoz bunun bir gün bile tutuklu olarak yargılanmaması bir vatandaş olarak zoruma gidiyor.
 
Katılım
9 Eyl 2024
Mesajlar
2,088
İşin normali bu değil!

Bizim gibi fakir, kaderci, itaatkar, eğitimsiz, vb. toplumların her musibeti ilahi bir güce havale ederek savuşturmaya çalışmalarının doğal sonucu bu. Bir çeşit kaçış, bir çeşit pasifizasyon, bir çeşit tevekkül...yüzyılların verdiği bir deformasyon...

Bakın, Babil Hukukundan beridir insanoğlu adalet arayışında yeni keşifler yapıyor. Tarih öncesinden beri İnsanoğlu daha adil ve paylaşımcı bir yaşamın sırlarını çözmeye çalışıyor. Doğrudur, güçlü olan, yönetim erkini elinde bulunduran her dönem, her toplumda, her medeniyette, her devlet yapılanmasında adaletin çevresinden daha kolay dolanır ancak özellikle batı uygarlığı zor da olsa fikir ve özgürlüklerin önündeki engelleri aşıp, küflenmiş dogmalardan kurtuldukça, her alanda olduğu gibi biçim değiştiren hukuk ve adalet konusunda da şimdi özendiğimiz ve bize oldukça uzak kalan bir normlar bütününe ulaşmıştır.

Yazar, çizer, sanat eleştirmeni gibi sıfatlarla anılan Gelett Burgess'a adanan bir söz var; “Eğer son birkaç yılda önemli bir fikrinizi değiştirip yenisini edinemediyseniz, hemen nabzınızı kontrol edin. Ölmüş olabilirsiniz.”

Bu bize insanoğlunun tarihsel süreç boyunca sürekli kendini yenilemesini; kuralları, normları, toplumsal işleyişi ve nihayetinde hak ve adalet arayışını asgari ideale taşımasını salık veren bir cümle. Asgari ideal diyorum çünkü toplumsal dinamikler zaman faktörüyle yeniden şekillenen bir kavramlar bütünü. Stabil bir sabiteden bahsetmiyoruz. Ampirik verilerle sınanan doğrulara varma çabası bu. Bu da bizi, normların tarihsel süreç içerisinde toplumların en küçük hücresine işleyecek biçimde yeniden güncellenmesi gerektiği gerçeğine taşıyor. Bunu başaran ülkelere biz şimdi "uygar" diyoruz işte. İrdelenmesi gereken en temel mesele ise "eşitlik" kavramı. İlk tartışmaları taa M.Ö. 4.yy. sonlarında Antik Yunan’da stoik felsefeyle başlayan, Citiumlu Zeno'nun akıl ile tanrıyı birleştirerek, aklın tanrısal olduğunu ve her insanda bulunduğunu, dolayısıyla insanların ortak bir tanrı ve aklı paylaştığını belirtmesiyle alevlenen bir kavramdan bahsediyoruz.

Ama bizim gibi muhafazakar ve dogmatik kültürlerde bu güncelleme hep eksik kaldığından, anormali normalize etmek, üstü örtük bir kabullenişe varıyor. Ve nihayetinde medyatik yozlaşmanın desteğiyle, zavallı bir anne üzerinden koparılan ajitasyon dolu fırtınalar içerisinde buluyoruz kendimizi...dolayısı ile hukuk önünde boyun eğen mağdurumuz değişmiyor, toplumsal bilinç sistematik biçimde zedelenmeye devam ediyor, zamana karşı mahcubiyetimiz katlanarak büyüyor...

Adalet ütopya değil, bize öyle öğretiliyor!
Adına ne derseniz deyin yada nasıl isterseniz tanımlayın. Güçlü olan güçsüz olanı her zaman eziyor. Bak Amerika İran'ı tehdit ediyor. Kimse ses çıkarabiliyor mu? Neden ekonomisi kuvvetli, ordusu kuvvetli. Kendisi atom bombası atarken iyiydi. Kendisi uranyum zenginleştirebiliyor.İran neden zenginleştiremesin. Yarın aynı şeyi biz yaparsak bize de lolo yapacak.
Bal tutan parmağını yalar. Adalet sistemini tutana da ayrcalık tanınır. Bu sistem böyle çalışıyor.
Bakın, doğrusu budur demiyorum. Tabiki de yanlıştır. Ancak bu sistemi yıkmak yada değiştirmek için dahi yine kuvvet ve para kullanılması lazım. Yani sonuç hep aynı.
 
Katılım
23 May 2011
Mesajlar
1,293
Bilakis kazadan sonra ortaya çıkanlardan yola çıkarak, bu kıza daha fazla yüklenilmesini hatta ve hatta "başka şeyler(!)" de yapılmasını çok doğru buluyorum.
Espriye güldüğü için tutuklananların olduğu bir melmekette ölüme sebebiyet veren bu horoz bunun bir gün bile tutuklu olarak yargılanmaması bir vatandaş olarak zoruma gidiyor.

Bir başkasına olan nefretim adil olmama engel olamaz.
Motorun çıkışı, gidişi, giyimi hiçbiri nizami değil.
Doğru gördüğümü söylemem tarafgir olduğum ya da sonrasında yaşananları onayladığım anlamına gelmez.
 
Katılım
2 Eki 2023
Mesajlar
2,201
Motosikleti
Honda CB750 Hornet / Kanuni Seha 150
Adına ne derseniz deyin yada nasıl isterseniz tanımlayın. Güçlü olan güçsüz olanı her zaman eziyor. Bak Amerika İran'ı tehdit ediyor. Kimse ses çıkarabiliyor mu? Neden ekonomisi kuvvetli, ordusu kuvvetli. Kendisi atom bombası atarken iyiydi. Kendisi uranyum zenginleştirebiliyor.İran neden zenginleştiremesin. Yarın aynı şeyi biz yaparsak bize de lolo yapacak.
Bal tutan parmağını yalar. Adalet sistemini tutana da ayrcalık tanınır. Bu sistem böyle çalışıyor.
Bakın, doğrusu budur demiyorum. Tabiki de yanlıştır. Ancak bu sistemi yıkmak yada değiştirmek için dahi yine kuvvet ve para kullanılması lazım. Yani sonuç hep aynı.
Hocam bambaşka şeylerden bahsediyoruz. Konumuz hukuk ve adalet. Devletler hiyerarşisine girersek, tartışmanın seyri değişir...Devletler hukuku ve dünya siyasi konjonktürü farklı şey, ülkenin adalet sisteminin sakat olması başka şey...

Hele Amerikan Hukuk Sistemine girersek, bizim oturup ağlamamız lazım gelir. Evet, ABD günümüz dünyasının süper gücü olarak herkese sopa gösteriyor ama kendi iç işleyişinde bizim hayal gücümüzün ötesinde eşsiz bir adalet sistemini de yürütüyor. Ancak şunu da dikkate almakta yarar var ki, ABD bizim aşina olduğumuzun ötesinde bir devlet yapılanmasına sahip olduğu için, her eyaletin kendi hukuk sistemini oluşturabildiği bir düzene sahip. Ama yine de, bizim örneğimizdeki gibi bırakın birini ezerek öldürmeyi, en küçük verdiği zararın kat be kat tazminatı gündeme gelir. Ezenin kim olduğu, hangi mevkide bulunduğu, kimin yakını olduğu vs. hiç bir ABD mahkemesinin umurunda olmaz. Dünya'nın en güçlü adamı görülen ABD Başkanı bile istediği her şeyi yapamaz, kongre ve temsilciler meclisinin 2/3'lük onayı gerekir vs. Son örnek, Trump'un kafasına göre koyduğu kapsamlı gümrük tarifelerinin ABD Yüksek Mahkemesi tarafından iptal edilmesi. Bizde böyle bir örnek yaşanabilir mi? Bizde iyi kötü işleyen kuvvetler ayrılığı ilkesine fatiha okuyalı ne kadar oluyor?

Neyse, konu seyrinden sapmasın. Umarım hiç kimse bir gün Türkiye'deki hukuk sistemi ile cebelleşmek zorunda kalmaz...
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst