Japonlar, bizim klişelerimizin aksine bambaşka dinamiklere, kültüre, felsefeye, düzene, ahlaka, sosyolojiye sahip bir toplum. Biz Shogun dizisiyle büyümüş bir nesiliz, o dönemden beri hayranlık duyarım Japon kültürüne. Bir dönem Japon filmleri arşivi yapmışlığım vardır falan. Dünyada atom bombasıyla yüzleşmiş tek millettir, hem de iki kez. Düşünün artık. Ve o yıkımdan sonra yine dünyanın en güçlü ekonomileri arasına girebilmiş, son derece çalışkan, disiplinli, ahlaklı insanlardır. Bir de Almanlar vardır böyle hayran olduğum. Görünen o nazik ve yumuşak yüzlerinin aksine son derece tutucu, sert, içe dönük, kapalı bir toplumdur bir yandan da. Yeme içme kültürlerinden, imparatorluk genlerine kadar bizim alıştığımız türden dinamiklere yabancıdırlar biraz. Dolayısı ile batı gözüyle (coğrafi konum olarak tabii, yoksa uygarlık ölçütü olarak çok farklı yerlerdeyiz) bakıldığında, reflekslerimiz de klişelerimizle uyumlu oluyor.
Böyle bakınca içki tercihlerinin ve tat harmanlarının bizim damak alışkanlıklarımıza "çoğunlukla" hitap etmemesi de anormal bir durum değil. Zaman zaman taktığım konulardan biri de içki kültürü idi. Bir dönem de kahveye takılmıştım. Ama bu keyiflerimin dozunu bir türlü ayarlayamayıp, hep aşırıya kaçtığımdan, bir yerde vazgeçmek durumunda kaldım. Ben de viski gurmesi sayılmam ama hatırı sayılır ölçüde tatmışlığım vardır. En sevdiğim içkidir de ayrıca. Viski özelinde sorsanız, ben de İskoç viskilerini seçerim çoğu genel durumda. Ama bu, Japon hassasiyeti ile damıtılmış özel viskilere hayranlık duymama da engel olmuyor. Tabii bunları bakkaldan alabilmemiz mümkün olmadığı için de, anca özel bir ortamda denk gelir de bir yudum tatma şansına sahip olursak deneyimleyebiliyoruz. Böyle olunca da, değerlendirmemiz hep bir eksik kalıyor.
Motorlu araçlar konusu da benzer. Bu keyif alma işinde nedense hep Toyota Corolla örneği verilir. Çünkü bizim topraklarda ulaşılabilen sınır çoğu insan için bu kadardır. Corolla, sorunsuz ama keyifsiz. Aynı argüman Honda motosikletler için de üretilir. Sağlam, sorunsuz ama keyifsiz. Toyota Corolla örneği verilir ama nedense hiç Toyota Supra'dan bahsedilmez

Halbuki işi bilen otomobil tutkunlarının kalbinde yaşar. Supra da mı keyifsiz yani

Peki Mitsubishi 3000GT, Mazda MX-5, Honda NSX? Bunlar da mı keyifsiz yani? Adamlar zamanında Subaru SVX diye Grand Tourismo bir model bile sürdüler piyasa yav. Bildiğiniz cadde otomobili tadındaydı. Lexus zaten Amerika piyasası için, Amerikalıların ihtiyaçlarına uygun ürettikleri bir canavar. Benim gençliğimde hayran olduğumuz çoğu spor otomobil yine bu Japonlardı. Japonlar keyifsiz araç üretiyorlar da, Avrupa'lı dediğiniz Renault, Citroen, VW çok mu keyifli araç üretiyor? Corolla'ya keyifsiz diyen kültür, Megane için ne diyor acaba?
Aynı durum motosiklet için de geçerli. Keyifsiz denilen araç CBR1000RR-R Fireblade SP mi, yoksa CB500 Hornet mi mesela? Ya da keyifli denilen motosiklet Panigale V4 mü yoksa, Trident 660 mı? Kısaca ben bu keyif işine marka özelinde değil, model ve tarz özelinde bakmanın çok daha objektif olacağı kanaatindeyim. Her markanın üst klasman çok özel ve keyifli ürünleri olabileceği gibi, genele hitap eden, daha ekonomik, daha sürdürülebilir ürünleri de oluyor. Kapitalist düzenin işleyişi böyle...
Ayrıca şu forumda keyif de keyif diye tutturanların (
lütfen üzerinize alınmayın) hemen hiç birinin, motosikletler arasındaki minimal farkları anlayacak düzeyde ileri sürüş deneyimi insanlar olmadığa kalıbımı basarım. 3-5 kişi toplaşıp gidilen yeme içme turlarıyla veya alt sokaktaki kafeye gidişlerle anlaşılacak mesele değil. Bizler gibi sıradan kullanıcılar için keyif kavramı sürdürülebilirlikle eşdeğer oluyor çoğu zaman. Özellikle bizim gibi zor coğrafyalarda. Siz kendiniz yazdınız, daha düne kadar karşımda duran Doğan Trend, pılı pırtıyı toplayıp çekip gitti. E ben Hornet yerine o dönem aklımı çelen GSX-8S alsaydım ne olacaktı? Adamlar kendilerini öyle allayıp pullamışlardı ki, şuradan Tuono V4 Factory sarın diyesim gelmişti. "Biz butik markayız" falan, "az satarız ama bilene satarız" retorikleri

Keyif tamam iyi güzel de, o keyfi yaşatacak aracı süremedikten sonra ne yapalım o keyfi? Nerede bana butik markayız diyen satıcılar şimdi? Servisimiz de alt katta, hiç merak etmeyin diyorlardı o zaman.
Burada ay sonu hesabı yapan insanlar, Japon motosikletlere keyifsiz diyor

Sanırsın hepsi aristokrat aileden gelip, mürebbiyelerle büyüdü...
Tekrar yazayım, keyif işi bütüncül bir konu ve çok kişisel bir tercih. İster içki olsun, ister motosiklet. Ve bu forumda çok ciddi bir yanlı argüman üretiliyor. Bu forumu sadece üyelerin değil, yeni bir motosiklet alacak bir çok deneyimsiz sürücü adayının izlediğini unutuyorlar. Arada goy goy yapıyoruz tabii ama iş para ödemeye gelince hepimiz yüzleşiyoruz gerçeklerle. Okuyanlar bir de bu gözle baksın meseleye...