- Katılım
- 16 Şub 2020
- Mesajlar
- 1,242
- Motosikleti
- Yok
- Konu Yazar
- #1
Geçen gün iş çıkışı dışarıda biraz oturdum, temiz hava alıyorum, caddedeki trafiği seyrediyorum.
Doblo tarzı bir araç, arkasında Ford Transit tarzı bir araç.
Ford Transit gibi dediğim araç, Doblo'nun kıçına kadar girmiş vaziyette.
Trafik sıkışık, milim milim ilerliyor dedikleri şekilde.
Doblo'nun solundaki araç şerit değiştirip sağa geçmek istedi, trafik sıkışıklığından mesafe kurtarmadı. Doblo insanlık yapıp biraz geri gitmek istedi, yol açmak için.
Tabii Transit kıçında, acı acı kornaya bastı, güç bela kaza olmadan Doblo durdu. Olsa da mühim bir şey olmayacaktı, en fazla far-tampon hasarı oluşacaktı, da niye durup dururken olsun böyle bir şey öyle değil mi?
Neyse, trafik biraz biraz yürümeye başladı, ben onları seyrediyorum, hayretle gördüm ki Transit halâ Doblo'nun kıçından ayrılmamakta ısrarcı.
Yahu on-on beş saniye önce sen bu kıça girme hastalığın yüzünden muhtemel bir kaza atlatmadın mı? Halâ niçin aynı hatayı tekrarlıyorsun? Anlam verebilmek benim kafa yapıma göre mümkün değil.
Hayır, n'oluyor bu kıça girince, onu anlayabilmiş değilim:
- Gideceğin yere daha mı önce varıyorsun?
- Yakıt tüketimin mi azalıyor?
- Kaza yapma riskini mi düşürmüş oluyorsun?
- Aracın daha mı az yıpranıyor?
- Devlet sana "aferim yavrum, çok güzel ve seksi bir şekilde önündeki araçların kıçına giriyorsun" diye madalya mı takıyor, plaket mi veriyor?
..............................................................................
Hani 90 hız sınırı olan yolda 150'yle giden birisi -eğer gideceği B noktasına sağ salim varmayı başarıyorsa- teorik olarak bir kazancı var denebilir: Vakitten kazanmış oluyor.
Ama bu kıça girme olayında bu da yok.
....................................................................................
Rahmetli babam fena şoför değildi, hız sınırını aşmazdı, yahut sinyal vermeden, trafiği tehlikeye sokacak şekilde langır lungur şerit değiştirmezdi. Ama maalesef onda da bu kıça girme hastalığı vardı, ve bunun sonucunda sene 1985-1986 civarı olması lazım, 5-6 araçlık bir zincirleme kazaya karışmıştık İstanbul'da, o zamanlar daha ben bir çocuktum, 1983 model, dikdörtgen Tofaş Doğan arabası vardı babamın.
Şans eseri maddi zarar dışında bir şey yoktu kimsede ama hatırlıyorum, o zaman daha internet yok, mobil telefonlar yok, dijital diye bir şey yok, tablet yok, laptop yok; o gereksiz kaza yüzünden yaklaşık 2-2,5 saat beklemiştik orda, işlemlerin tamamlanabilmesi için.
....................................................................................
Kıça girmeyi adet edinen vatandaşlara sorsak muhtemelen şu cevabı alırız: "Ama takip mesafesi bırakınca da ha bire araçlar benim önüme giriyor."
Girer kardeşim, ne var bunda? Yol kimsenin babasının tapulu malı değil ki. Senin nasıl şerit değiştirebilme hakkın/özgürlüğün varsa, diğer herkesin de aynı şekilde var - yanlış mıyım?
....................................................................................
Kısaca toparlarsak, şu yaşıma kadar bu bahsettiğim kıça girme olayını ne için yapıyor sürücülerin büyük çoğunluğu, çözebilmiş değilim. Hiçbir fayda sağlamayacağı gibi, gereksiz yere zararlara yol açacağı gayet açıktır.
İki teker süren arkadaşlarımız için elbette ki daha da büyük bir tehlike oluşturmaktadır, hiç bir suçları olmadığı halde. "Zorla kaşınıyorum, gelip biri beni kaşısın" demekten pek bir farkı yok bana göre, bu kıça girmeyi adet edinen sürücülerin.
Doblo tarzı bir araç, arkasında Ford Transit tarzı bir araç.
Ford Transit gibi dediğim araç, Doblo'nun kıçına kadar girmiş vaziyette.
Trafik sıkışık, milim milim ilerliyor dedikleri şekilde.
Doblo'nun solundaki araç şerit değiştirip sağa geçmek istedi, trafik sıkışıklığından mesafe kurtarmadı. Doblo insanlık yapıp biraz geri gitmek istedi, yol açmak için.
Tabii Transit kıçında, acı acı kornaya bastı, güç bela kaza olmadan Doblo durdu. Olsa da mühim bir şey olmayacaktı, en fazla far-tampon hasarı oluşacaktı, da niye durup dururken olsun böyle bir şey öyle değil mi?
Neyse, trafik biraz biraz yürümeye başladı, ben onları seyrediyorum, hayretle gördüm ki Transit halâ Doblo'nun kıçından ayrılmamakta ısrarcı.
Yahu on-on beş saniye önce sen bu kıça girme hastalığın yüzünden muhtemel bir kaza atlatmadın mı? Halâ niçin aynı hatayı tekrarlıyorsun? Anlam verebilmek benim kafa yapıma göre mümkün değil.
Hayır, n'oluyor bu kıça girince, onu anlayabilmiş değilim:
- Gideceğin yere daha mı önce varıyorsun?
- Yakıt tüketimin mi azalıyor?
- Kaza yapma riskini mi düşürmüş oluyorsun?
- Aracın daha mı az yıpranıyor?
- Devlet sana "aferim yavrum, çok güzel ve seksi bir şekilde önündeki araçların kıçına giriyorsun" diye madalya mı takıyor, plaket mi veriyor?
..............................................................................
Hani 90 hız sınırı olan yolda 150'yle giden birisi -eğer gideceği B noktasına sağ salim varmayı başarıyorsa- teorik olarak bir kazancı var denebilir: Vakitten kazanmış oluyor.
Ama bu kıça girme olayında bu da yok.
....................................................................................
Rahmetli babam fena şoför değildi, hız sınırını aşmazdı, yahut sinyal vermeden, trafiği tehlikeye sokacak şekilde langır lungur şerit değiştirmezdi. Ama maalesef onda da bu kıça girme hastalığı vardı, ve bunun sonucunda sene 1985-1986 civarı olması lazım, 5-6 araçlık bir zincirleme kazaya karışmıştık İstanbul'da, o zamanlar daha ben bir çocuktum, 1983 model, dikdörtgen Tofaş Doğan arabası vardı babamın.
Şans eseri maddi zarar dışında bir şey yoktu kimsede ama hatırlıyorum, o zaman daha internet yok, mobil telefonlar yok, dijital diye bir şey yok, tablet yok, laptop yok; o gereksiz kaza yüzünden yaklaşık 2-2,5 saat beklemiştik orda, işlemlerin tamamlanabilmesi için.
....................................................................................
Kıça girmeyi adet edinen vatandaşlara sorsak muhtemelen şu cevabı alırız: "Ama takip mesafesi bırakınca da ha bire araçlar benim önüme giriyor."
Girer kardeşim, ne var bunda? Yol kimsenin babasının tapulu malı değil ki. Senin nasıl şerit değiştirebilme hakkın/özgürlüğün varsa, diğer herkesin de aynı şekilde var - yanlış mıyım?
....................................................................................
Kısaca toparlarsak, şu yaşıma kadar bu bahsettiğim kıça girme olayını ne için yapıyor sürücülerin büyük çoğunluğu, çözebilmiş değilim. Hiçbir fayda sağlamayacağı gibi, gereksiz yere zararlara yol açacağı gayet açıktır.
İki teker süren arkadaşlarımız için elbette ki daha da büyük bir tehlike oluşturmaktadır, hiç bir suçları olmadığı halde. "Zorla kaşınıyorum, gelip biri beni kaşısın" demekten pek bir farkı yok bana göre, bu kıça girmeyi adet edinen sürücülerin.