- Katılım
- 15 Kas 2005
- Mesajlar
- 9,362
Çok da cevap vermediniz. Oysa net sorular sormuştum.
Ben de aynen böyle düşündüğüm için ihtimallere olumlu bakıyorum. Ancak sen attığım video sonrasın "şunları izle, bunlar da inceleme videosu mu?" falan yazınca şahsi algılamış oldum. Belli bir birikim sonrası sana patlamış gibi oldumsa da kusuruma bakma. Yoksa 40 sayfadır yer yer dişimi sıkıyorum.
Ben açıkçası mevcut hükümeti ve başındaki kişiyi sevmediği için "daha baştan" şu tür yaklaşanlara; "yahu bunlar ne yapabilir? bunların yaptığı işten hayır mı gelir?" diyenlere sinir oldum. Başından beri de bu tür yaklaşan insanları samimiyetsiz buluyorum. Yani bu tür bir yaklaşımın "Bay Kemal SSK kurumunu batırdı, daha camiye gitmemiş bir adam" diye aşağılayan "diğer" tayfadan gerçekten farkları yok. Entelektüel olduğunu sanan cahiller çok daha büyük bir sorun ve buradan bugün belirtiyorum. GELECEKTE ASIL SORUN BU KİŞİLER OLACAK. Üstüne alınan da alınsın, yeter ki benimle şahsi tartışmaya girmesin. Ya söylediklerimi ciddiye alıp kendini biraz düzeltsin ya da "ulan sen ne biliyorsun gevşek" deyip beni s.klemesin. Bu kadar basit. Kimse için boşa zaman harcamaya gerek yok.
Neyse TOGG projesine dönersek. Bu iş "devam ettirilebilir" olursa gerçekten pozitif olabileceğini görüyorum. Kaldı ki yarın hükümet değiştiğinde de geliştirilebilecek bir proje olabilir bu ve ülkeye katkı sağlayabilir. Belki de olmaz bilmiyorum ama bu ihtimal bile güzel.
Ek olarak; şu an Suv elektrikli araç sektörü inanılmaz boş bir sektör. Sanırım Volvo 1.5 T5 Recharge diye bir model çıkardı. O da çok sevilmedi zaten. Fiyatı da 2 milyon olsa gerek. BMW keza öyle araçları 2 milyondan başlıyor.
Yani bu araç "rekabet edemez" diye bir şey de yok. %100 elektrikli bir araçtan bahsediyoruz, insanlar gidip benzinli ya da hibrit araçlar ile fiyat kıyaslaması yapıyor. Yahu bazı ülkeler ve şehirler 10-15 sene sonra sınırları içerisine "benzinli ya da dizel araç sokmamayı" düşünüyorlar. Gelecek elektrik teknolojisinde ve bu konuda en ufak bir umut bile desteklenmeye değerdir.
Neyse. Umarım kendimi artık anlatabilmişimdir.
---------- Mesajlar birleştirildi - 10:43 ---------- bir önceki mesaj zamanı 10:41 ----------
Evet burada hata yaptığımı kabul ediyorum. Bir önceki mesajımda belirttiğim üzere "bazı siyasi sebeplerden" dolayı olaya "direkt gözü kapalı bakanlar" diye düzeltmek istiyorum. Yani 43 sayfanın "genel olarak" konuya yaklaşımı beni çok rahatsız etti. Ha ben kimi? Belki de bunu okuyan birine göre "salağın teki" olabilirim. Önemli değil. Ama bana göre böyle bir gerçek var.
Ben de aynen böyle düşündüğüm için ihtimallere olumlu bakıyorum. Ancak sen attığım video sonrasında "şunları izle, bunlar da inceleme videosu mu?" falan yazınca şahsi algılamış oldum. Belli bir birikim sonrası sana patlamış gibi oldumsa da kusuruma bakma. Yoksa 40 sayfadır yer yer dişimi sıkıyorum.
Ben açıkçası mevcut hükümeti ve başındaki kişiyi sevmediği için "daha baştan" şu tür yaklaşanlara; "yahu bunlar ne yapabilir? bunların yaptığı işten hayır mı gelir?" diyenlere sinir oldum. Başından beri de bu tür yaklaşan insanları samimiyetsiz buluyorum. Yani bu tür bir yaklaşımın "Bay Kemal SSK kurumunu batırdı, daha camiye gitmemiş bir adam" diye kin kusan "diğer" tayfadan gerçekten farkları yok. Entelektüel olduğunu sanan cahiller çok daha büyük bir sorun ve buradan bugün belirtiyorum. GELECEKTE ASIL SORUN BU KİŞİLER OLACAK. Üstüne alınan da alınsın, yeter ki benimle şahsi tartışmaya girmesin. Ya söylediklerimi ciddiye alıp kendini biraz düzeltsin ya da "ulan sen ne biliyorsun gevşek" deyip beni s.klemesin. Bu kadar basit. Kimse için boşa zaman harcamaya gerek yok.
Neyse TOGG projesine dönersek. Bu iş "devam ettirilebilir" olursa gerçekten pozitif olabileceğini görüyorum. Kaldı ki yarın hükümet değiştiğinde de geliştirilebilecek bir proje olabilir bu ve ülkeye katkı sağlayabilir. Belki de olmaz bilmiyorum ama bu ihtimal bile güzel.
Ek olarak; şu an Suv elektrikli araç sektörü inanılmaz boş bir sektör. Sanırım Volvo 1.5 T5 Recharge diye bir model çıkardı. O da çok sevilmedi zaten. Fiyatı da 2 milyon olsa gerek. BMW keza öyle, en dandik elektrikli araçları 2 milyondan başlıyor.
Yani bu araç "rekabet edemez" diye bir şey de yok. %100 elektrikli bir araçtan bahsediyoruz, insanlar gidip benzinli ya da hibrit araçlar ile fiyat kıyaslaması yapıyor. Yahu bazı ülkeler ve şehirler 10-15 sene sonra sınırları içerisine "benzinli ya da dizel araç sokmamayı" düşünüyorlar. Gelecek elektrik teknolojisinde ve bu konuda en ufak bir umut bile desteklenmeye değerdir.
Neyse. Umarım kendimi artık anlatabilmişimdir.
Bir çok şey bu kadar can yakmayacaktı zaten. Bu kadar kin kusulmasının en temel sebebi 18.11.2021 tarihi ile başlayan alım gücünün hızla düşmesi. Tam tersi bir tablo olsaydı, sırf bu minnettarlık için bile bu araca çok fazla destek verilecekti. İnsan böyledir. Bir de TOGG'un başka markalar ile iş birliği yapma olasılığı olabilir mi? Bunun olasılığını bilmediğim için soruyorum bu arada.Normalde ekonomi bu kadar batmasaydı.
Örnek vermek gerekirse mercedes'in 2 modeli haric elektrikli araclarinin hepsi SUV. Ayrica KIA nin EV6 olarak piyasaya cikartmis oldugu elektrikli bir modeli oldugu gibi Ford unda Mustang E isimli elektrikli bir araci mevcut. VW grubunun ise ID4 ve ID5 olmak üzere 2 adet, Skoda'nin Enyaq isminda 1 adet ve Audinin ise Q serilerinde elektrikli araclari mevcut. Keza Teslanin ModelY ve Model X olmak üzere iki adet SUV modeli var.
Elektrikli olarak SUV yok demissiniz ama bir cok markanin tam elektrikli sUV modeli mevcut. Belki Türkiye'ye fiyatlarindan dolayi gelmemis olabilir. Örnek vermek gerekirse mercedes'in 2 modeli haric elektrikli araclarinin hepsi SUV. Ayrica KIA nin EV6 olarak piyasaya cikartmis oldugu elektrikli bir modeli oldugu gibi Ford unda Mustang E isimli elektrikli bir araci mevcut. VW grubunun ise ID4 ve ID5 olmak üzere 2 adet, Skoda'nin Enyaq isminda 1 adet ve Audinin ise Q serilerinde elektrikli araclari mevcut. Keza Teslanin ModelY ve Model X olmak üzere iki adet SUV modeli var. Bir cok TOgg gibi piyasaya girmek isteyen elektrikli SUV modelleri burada reklamlarda bol bol görüyoruz. Yani öyle rakibi yok denilemez. Belki fiyat avantaji ile piyasaya girmeye calisabilir ama servis agi olmadan yabanci ülkelerde nasil satis yapacak merak etmekteyim. Muhtemelen bu araci imal edenler bu konulara bizden daha vakif olup bir proje ya da plan yapmislardir.
Öncelikli olarak TOGG un satis fiyatinin uygunlugu yaninda MTV miktari ne kadar olacak onuda belirtmelerinde yarar var. Bildigim kadariyla TÜrkiye'de elektrikli araclarin motor gücüne göre MTV aliniyor ve TOGG kagit üstünde yüksek bir motor gücüne sahip bir arac.
Almanya'da tutuculuklarindan dolayi bir cok kisi yerel markalarin araclarini alma egilimindeyken burada, Almanya'da, tutunmasi epey zor olacaktir. Bence öncelikli olarak Türkiye pazarinda yer edinmeleri ticari olarak daha mantikli olacaktir.
Ben üretim olayına AKP zihniyetine olan duygularımdan bağımsız tamamen mantıksal yorum yapıyorum.Bu adamların gerçekten üretim,teknoloji gibi alanlarda atılım yapmak ilerme kaydetmek gibi niyetinin olduğunu düşünmüyorum.Gerçekten teknoloji üretmek isteyen adam ülkedeki İmam Hatip sayısını arttırmak yerine teknik liseleri,teknik üniversitelerin sayısını ve kalitesini arttırır.Eğitim kalitesini arttırır.Bu teknolojileri imamlar geliştirip üretmeyecek,mühendisler,teknoktratlar geliştirecek,teknik liselerden mezun olmuş nitelikli ustalar üretecek.Yanlış düşünüyorsam söyleyin.
...
.....Pil ve araba yenmiyor arkadaşlar. Önce protain üretimimizi ve dolayısıyla tüketimimizi artıralım, gerisi gelir zaten...
Konuyu başka bir boyuta çekeyim; bence TOGG'dan ziyade şu an kısa vadede ve en öncelikli olarak tarım ve hayvancılığımızı desteklememiz gerekiyor. İnsanlar yemeğine koyacak domates, yağ vs. bulamayıp / alamayıp, haftada 250g'dan fazla et yiyemiyor, çocuklar süt içemiyorken s.kmuşum TOOGG'una açıkçası. Bu konular daha acil ve önemli.
Pil ve araba yenmiyor arkadaşlar. Önce protain üretimimizi ve dolayısıyla tüketimimizi artıralım, gerisi gelir zaten...
Elektirikliye yöneliyor piyasada elektriği neyle üretiyor bu dünya.Nükler,doğalgaz,kömür.Hes ler Jes lerde öyle doğaya dost teknolojiler değil.En çevrecisi Ges desen onun panellrinin üretimide kolay değil.Ben bu elektrik işini petrol bitecek otomotiv sektörü bitmesin diye gazlanıyor diye düşünüyorum.
Yani "TOGG alma bence Citroen al/Peugeot al/Hyundai al" denileceğini sanmıyorum. Bu markaların geçmiş karneleri iyi değil.
Büyük marka olmak kolay değil
01 Kasım 2009
Uluslararası pazarlama ciddi bir iştir. Eğer tüm dünyada bilinen bir dev markaysanız, sizin bu işi herkesten çok ciddiye almanız gerekir. Kurum kimliğinizi oluştururken dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri de marka ve modellerinizin ismi olacaktır.
Buna rağmen uluslararası firmalar bazen öyle hatalar yapıyorlar ki, firmanın imajının zedelenmesini bırakın, yıllarca dalga geçilecek fırsat veriyorlar rakiplerine. Gerçi bir firmayı kurarken uluslararası pazarda ne kadar büyüneceği işin başında belli olmaz. Gireceğiniz ülkenin dilinde isminizin uygunsuz bir anlamı varsa farklı isimle girersiniz. Fakat araştırma yapmadan paldır küldür girerseniz bu hatayı düzeltmek çok pahalıya mal olabilir.
(Türkiyeye Götzen ismiyle girip sonradan Tekzene dönüşen mağaza gibi davranmak, zarar etmek demektir. Avustralyalı şarap üreticisi Yarra Yering veya Siken Form, Gotu Kola gibi bitkisel ilaç markaları Türkiyeye girmeden önce iki kez düşünüyor mesela.)
Otomotiv sektörünün milyonlarca dolar marka değerine sahip olan firmaları da bu hataları sık sık tekrarlıyorlar. Buyurun size otomotiv firmalarının isim skandalları:
![]()
Buick LaCrosse (Buick Mastürbatör)
Shangai GM tarafından üretilen LaCrosse, Çinliler tarafından tasarlanmış ilk Amerikan otomobili. Otomobilin 265 HP güç üretebilen 4.2 Lt. bir motoru var. Buickin alışılmış çizgilerinin tamamen dışında, Hyundai benzeri bir tasarıma sahip.
General Motors, Buick Century ve Buick Regalin üretimini durdurup Buick LaCrosseu üretirken Kuzey Amerika pazarını hedefliyordu. Fakat LaCrosse, piyasaya girer girmez isim değiştirmek zorunda kaldı çünkü hedeflenen pazarda (Kanada) la crosse sözcüğü mastürbasyoncu anlamına geliyordu.
General Motors, bu modeli Uzak Doğu anlaşmalarıyla tuhaf şekillere bürünen Amerikan otomobillerinden biri olarak birçok ülkede Buick LaCrosse, başta Kanada olmak üzere bazı ülkelerde de Buick Allure adıyla satıyor.
![]()
Chevrolet Nova (Chevrolet Yürümez)
Hatalı ürün isimlendirmelerinden bahsedildiğinde ilk akla gelen otomobil modelidir Nova. Uluslararası pazarlama derslerinin bir numaralı başarısız örneğidir. Oysa ki bu bir başarısızlık değil, sadece bir şehir efsanesidir. Hatta aynı hikaye Türkiyede Opel Corsa adıyla satılan Vauxhall Nova için de anlatıldı zamanında.
Aslına bakarsanız Chevroletnin isim seçimi fikir olarak hiç fena değil. Şiddetli patlama sonucunda parlaklığı normalin birkaç bin katına çıkan yıldız parlamaları birçok dilde nova olarak isimlendirilir. Chevrolet de Nova ile bunu vurgular. Yani Nova yeniliği, parlaklığı, atılımı simgeleyen güzel bir isim. Eğer bu isim o kadar kötü olsaydı Meksikalı petrol firması Nova bugüne kadar bin kez değiştirirdi ismini. (Gerçi o Terra Novadaki kuyular nedeniyle bu ismi kullanıyor ama olsun, kötüyse o da kullanmaz.)
Novanın başarısız sayılmasına sebep olan, İspanyolcada çalışmaz, gitmez anlamına geldiği iddia edilen no va. Aslında no va, will not anlamına geliyor. Yani arabanın gitmemesi anlamında kullanacaksanız no va kalıbı yetersiz kalıyor. Chevroletnizin çalışmadığını söylemek istediğinizde Mi Chevrolet no va yerine mi Chevrolet no funciona gibi bir cümle kurmak daha mantıklı. Yine de insanların bu cümleyi dalga geçmek için Mi Chevrolet no va şeklinde kullanması, Latin ülkelerinde Chevrolet Nova ile bol bol dalga geçilmesine neden oldu.
Chevroletnin henüz ABD dışındaki firmalarla rekabete girişmemiş olduğu dönemlerde ürettiği ele avuca gelir ortalama otomobillerden biri olan Novanın 1970lerdeki bazı modellerinde cruise control bile vardı. 1985 1988 arasında üretilen dördüncü ve son nesil, Toyota ortaklığında Toyota Corolla şasisiyle Avrupa ve Asya ülkelerinde satıldı.
Bu model hakkında en kreatif lakabı Türkiyede duymuştum: Kız Amerikanı. ABDde en kolay ulaşılabilen muscle car olan Novanın, Türkiyede de gayet ucuz olması ve kolay kullanılmasından olsa gerek, Kız Amerikanı derdi buna Türkiyedeki Amerikancılar.
![]()
Citroën Saxo (Citroën Sakso)
Bayrağı 1996da Citroën AXden devralan ve 2003de Citroën C2 ve Citroën C3ye devreden Saxo argoya malzeme olsa da kurban olmadı. Birçok Citroën Saxo sahibi, ooo abi saxoyu çekmişsin şeklinde saçma sapan bir cümle duymuştur. Gazetelerde bayandan çok temiz saxo ilanı gördüğünü iddia edenler bile oldu. Türkçe argodaki karşılığı nedeniyle pazarının olumsuz etkilendiğini düşündüğüm araç, başarısız ismine rağmen piyasadan çekilmedi ve 2006da bayrağı yeni modellere devredene kadar yoluna devam etti.
![]()
Ford Pinto (Ford Minipipi)
Ford Pinto, sadece ismiyle değil, sebep olduğu güvenlik skandallarıyla da büyük tartışmalara neden olmuştu. Pintonun üretildiği dönemlerde, bir otomobili sıfırdan geliştirip piyasaya sürmek için gereken zaman dört yıl olarak kabul edilirdi. Fakat Ford, bu otomobili Volkswagen Golfe rakip olarak üretmek istemiş, sadece iki yıllık bir AR-GE çalışmasının ardından piyasaya sürmüştü.
Aracın satışa sunulmasının ardından da ölümlü kaza haberleri ortalığı sarmıştı. Bagajın hemen altında konumlandırılan benzin deposu kazalarda kolayca alev alarak infilak ediyor ve tüm yolcuları kavuruyordu.
Ford, hatalı otomobilleri piyasadan toplamayı kabul etse olay bir hatalı üretimle kalacak, herhangi bir skandala yol açmayacaktı. Fakat art arda gelen patlama haberlerinin ardından toplanan Ford yönetimi, piyasadaki otomobillerin toplanıp ödemesinin iade edilmesi ve kaza yapıp ölenlere tazminat verilmesi arasında bir hesap yapmışlar, tazminat ödemenin daha kârlı olduğuna karar vermişlerdi.
Yani Ford yönetimi, hatalı yerleştirilen benzin deposu yüzünden insanların ölmesini umursamıyor, hatalı araçları piyasadan toplamak yerine ölenlerin ailesinden dava açılmasını bekliyor, davayı kaybederse tazminat ödüyordu.
Büyük skandal bu kararın basına sızmasından sonra patlak verdi. Ticari ahlâka kesinlikle uymayan bu davranış Fordun imajını negatif yönde ciddi şekilde etkilerken, ABDde otomobil kullanıcılarının yol güvenliği konusunda daha ciddi düşünmelerine ve tüketici bilincinin yükselmesine önayak oldu.
Sadece 1970 1980 arasında üretilen Pinto, hatalı isim seçimlerine de iyi bir örnekti. Bugün Brezilyada bulunan birkaç adet Pinto, koleksiyonerler tarafından yüksek bedeller ödenerek sırf dalga geçmek amacıyla satın alınmış. Çünkü pinto sözcüğü, Portekiz argosunda küçük penis anlamına geliyor.
![]()
Ford Probe (Ford Anal Sondajcı)
Mazda MX6in revize edilmesiyle ortaya çıkan ve 2.0 Lt. Mazda motoru kullanan Ford Probe 1988 1997 yılları arasında üretilip satıldı. İsmiyle sürekli dalga geçilmesine rağmen, Citroënin Saxoda yaptığı gibi, Ford da Probeda geri adım atmadı.
İngilizcede sondaj anlamına gelen probe kelimesi tıbbın proctology (proktoloji? anüs bilimi diye çevirsek olur sanırım) dalında kullanıldığından ABDde her Ford Probe sahibi mutlaka anüs sondajıyla, anal seksle ilgili eşekçe bir espriyle karşılaşmak zorunda kaldı.
Buna rağmen özellikle drag meraklıları Ford Probedan vazgeçmediler, drag yarışları için modifiye ederek yarıştılar, yarışıyorlar.
![]()
Honda Jazz, Honda Fit ve Honda Fitta (Honda Seks ve Honda Vajina)
Otomotiv sektöründe girdiği her işte adından söz ettiren ve büyük başarılara imza atan Honda, başarısız isim seçimi konusunda da üzerine düşeni yaptı ve hedefi 12den vuran bir isimle bu listenin başına yerleşti: Honda Fitta
Honda, uzun süredir Honda Jazzın isminden dolayı sıkıntılar yaşıyordu. Evet, başarılı bir müzik türü olan jazz, bir otomobil modeline isim olarak verilebilir. Fakat ABDde satış yapıyorsanız, özellikle zencilerin kullandığı argoya da dikkat etmeniz gerekir.
Zencilerin jizz (meni, sperm) sözcüğünü kaydırarak kullanmaya başladıkları jazz, argoda seks anlamına da geliyor. Babalar seks yapmak fiilini de jizzin ve jazzin olarak kullanıyorlar.
Honda Jazzın argodan dolayı yaşadığı sıkıntılar, Hondanın bu modeli ABD ve bazı ülkelerde Honda Fit olarak yeniden isimlendirmesine neden oldu.
Jazzı Fit olarak değiştiren Honda aslında rahatlamıştı. Fakat gereksiz bir işgüzarlık yaparak İskandinav ülkelerinde Honda Fiti telaffuzu daha hoş olsun diye yeniden isimlendirdiler: Honda Fitta. Evet, fonetik olarak İskandinav dillerine uygun bir seçim gibi geliyor kulağa. Peki, ortaya ne çıktı? Vajina.
İsveççede vajina anlamına gelen fitta sözcüğü, Hondanın İskandinav ülkelerindeki Jazz, Fit, Fitta macerasını başlamadan bitirdi.
![]()
Mazda LaPuta (Mazda Fahişe)
Japonyada keijidōsha (İng. Kei car) şeklinde isimlendirilen bir minik otomobil sınıfı var. Küçük segmentin daha altı olan bu minik otomobillerde Daihatsu, Suzuki ve Nissan başta olmak üzere neredeyse tüm Japon markalarının bir veya birkaç modeli var. Bu segmente girmek isteyen Mazda, sıfırdan bir otomobil geliştirmek yerine Suzuki Kei üzerinde çalışarak ilk kei car denemesini yaptı.
Ortaya çıkan minik Mazda modeline Gulliverin Seyahatlerindeki cüceler ülkesi Lilliputun sakinleri olan Lilliputiandan kısalttığı LaPuta ismini veren Mazda, la puta sözcüğünün İspanyolcada fahişe anlamına geldiğini öğrendiğinde artık çok geç kalmıştı.
Mazda utandı, LaPuta apar topar Latin pazarından çekildi.
![]()
Mitsubishi Pajero (Mitsubishi Mastürbatör)
Mitsubishinin başarılı arazili aracı Pajero, Paris Dakar Rallisindeki başarılarıyla göz dolduruyor. Fakat isim seçiminde yapılan hata nedeniyle bu model ABD ve Latin Amerika ülkelerinde Mitsubishi Montero adıyla satılıyor. Sebep, pajero sözcüğünün İspanyol argosunda otuzbirci, mastürbasyoncu anlamına gelmesi.
![]()
Opel Ascona (Opel Vajina)
Asconayı 1975 1981 arasında üreten Opel, 1981de Ascona Cye geçerek 1988e kadar devam etti. 1988de, Asconanın yerini Opel Vectra A aldı ve Opel Ascona, motorsporlarında yaşadığı birçok başarıyı ardında bırakarak üretim bantlarına veda etti.
Bu başarılı modelin Latin ülkelerindeki başarısızlığıysa, ascona sözcüğünün İspanya ve Portekizin bazı bölgelerinde vajina anlamına gelmesine bağlandı. Vajina model bir arabaya binmeye kim cesaret edebilirdi ki
![]()
Rolls Royce Mist ve Rolls Royce Silver Shadow (Rolls Royce Gübre ve Rüzgâra Karşı İşeyen Rolls Royce)[/B)
İngilterenin prestijli üreticilerinden Rolls Royce, bir otomobille iki gol yiyerek bu alanda kendi adına bir rekor kırdı. Büyük ümitlerle üretilen Rolls Royce Mist, dünya pazarına sunulduktan sonra mist sözcüğünün Almancada gübre anlamına geldiği öğrenildi.
Almanya pazarındaki hatanın acilen giderilmesi amacıyla araç revize edilerek Silver Shadow ismiyle yeniden piyasaya sürüldü. Fakat bu kez de silver shadow sözcüğünün Japoncada fonetik olarak rüzgâra karşı işemek anlamını çağrıştırdığı ortaya çıktı. Bu model, tüm modellerini sınırlı sayıda üreten Rolls Royceun mecburen sınırlı sayıda üretilip piyasadan çekilen modeli olarak tarihe geçti.
![]()
Suzuki Moco & Nissan Moco (Suzuki Sümük & Nissan Sümük)
2001 yılında Nissan ve Suzukinin ortak anlaşmasıyla, yine bir keijidōsha (kei car) olan Suzuki Mr. Wagon konsepti üzerinde geliştirildi. Kimi ülkelerde Nissan, kimi ülkelerde Suzuki markasını kullanarak, büyük bir pazarlama ve reklam bütçesiyle dünyaya açıldılar fakat moco sözcüğünün İspanyolcada sümük anlamına geldiğini öğrendiklerinde çok geç kalmışlardı. Tüm Latin ülkeleri ve Güney Amerikadan çekilen araç, arkasında milyonlarca dolarlık bir yatırım ziyanlığı bırakarak yeniden Suzuki Mr. Wagon ismini aldı.
Bugüne kadar sağda solda denk geldiğim hatalı seçilmiş otomobil isimleri bu kadar. Eminim ki bunlarla sınırlı değildir ve başka markalar da benzer hatalar yapmışlardır. Demek ki neymiş? Ürünümüzü tüm ülkelerde piyasaya sokacak kadar iddialıysak ürünümüze verdiğimiz ismin o ülkelerin dilindeki anlamını argosuna varana kadar araştıracakmışız.
Kasım 2009, Los Angeles
Bu zaten ap ayrı bir sorun.Ayrı bir başlık altına tartışılması gerekir.Bu forumda bir kaç farklı başlık altında önümüzdeki yıllarda ciddi bir gıda krizinin bunun yanında su enerji krizinin bizi beklediğini defalarca belirtmişti.Elektrik araçlardan konuşuyoruz ama dünya çapında komple elektrik araçlara geçilmesi durumda yeterli elektrik kaynağı da yok.
TOGG'un bırak karnesini daha nüfus kağıdı bile yok. Renginin adı var kendi adı yok.
Sahi hakkında şimdilik 44 sayfa geyik yaptığımız bu modelin adını bilen var mı?
TOGG'un bırak karnesini daha nüfus kağıdı bile yok. Renginin adı var kendi adı yok.
Sahi hakkında şimdilik 44 sayfa geyik yaptığımız bu modelin adını bilen var mı?
Konuyu başka bir boyuta çekeyim; bence TOGG'dan ziyade şu an kısa vadede ve en öncelikli olarak tarım ve hayvancılığımızı desteklememiz gerekiyor. İnsanlar yemeğine koyacak domates, yağ vs. bulamayıp / alamayıp, haftada 250g'dan fazla et yiyemiyor, çocuklar süt içemiyorken s.kmuşum TOOGG'una açıkçası. Bu konular daha acil ve önemli.
Pil ve araba yenmiyor arkadaşlar. Önce protain üretimimizi ve dolayısıyla tüketimimizi artıralım, gerisi gelir zaten...