hocam aynı devirde uzun strokta piston hızı daha yüksek olur aynı zamanda alması gereken mesafe daha fazla olduğu için daha hızlı hareket etmesi gerekir.
motorda strok azaldıkça daha yüksek devir çeviren bi karekteristiğe büründüğü doğrudur. ama gücü etkileye onlarca faktör vardır
güç motorun deviri x torku formülü ile hesaplanır.yani güç artarken otomatikman tork ve devir artar.oranları tam 1 e 1 olmayabilir ama artar.cam milinin yapısı,emme ve egzoz portlarının yapıları,içeri çekilen havanın izlediği yol(çok keskin dönüşler yaparsa beslemede sıkıntılar çıkabiliyo bu da gücü etkiliyo)egzozun yapısı hatta bujinin konumu bile yanmayı etkiliyo haliyle gücü etkiliyo ben sadece aklıma gelenleri yazdım.daha bizim bilemiyeceğimiz çok fazla şey vardır.ama ben bunlarla uğraşmak istemiyorum tek derdim tork karekteristiği öne çıkmış bi motor dersen stroglu kranklar var yani insanlar senin düşündüğün şeyleri düşünmüşler

. mesela +1 stroglu krank alıyosun stroku 1 mm fazla oluyo sıkıştırma artıyo güç artıyo tork artıyo devir kesiciyi iptal etmezsen devir artmıyo ama arka dişliyi küçültüyosun hız artıyo.
Malesef öyle olmaz.
Uzun strok demek genel anlamda daha yüksek sıkıştırma oranı demektir. Bu da daha fazla hava alınması, bu havayı yakmak için daha da fazla yakıt gönderilebilecek olması ve bir ateşlemede daha fazla güç alınacağı anlamını taşır.
Diğer bir değiş ile daha uzun kurs boyu+yüksek sıkıştırma oranı = daha fazla güç ise; bunun anlamı = daha fazla Tork' dur. Tork her zaman redüksiyon ile istenen verim şekline dönüştürülebilir. Sonuçta esas olan gücün miktarı ve tüketim oranlarıdır ki genellikle uzun stroklu motorlar daha yüksek verime sahiptir. Nedenlerini araçtırabilirsiniz, bunları da yazarak ortalığı iyice bulandırmayalım. Bu tip teknik bilgiler internette kitap kitap yazılı bulunabiliyor. Eskisi gibi kütüphane veya kitapçı dolaşıp bir yazarın belli yayınını aramakla uğraşmıyorsunuz ki yeni nesil bunu zaten anlayamayacaktır.
Konuya yeterince hakim olduğumu düşünüyorum. Tekerleği yeniden icad etmiyoruz, konu belli ve çok uzun yıllardır da her yerde bulunabilen formüllerle ortada.
burada tartışılacak bir konu yok. Amaç bilgi edinmek ise internette doğru bir araştırma ile teknik dökümanlara ulaşabilirsiniz. Ancak malesef ki konu her zamanki gibi forumda geyik muhabbeti ve s.dik yarışına döndüğü için yine ve yine bol bol bilgi kirliliği oluşuyor.
Aşağıdakilere size özel değil, genele yazıyorum, isteyenler üzerine alınacaktır.
* Bilginiz olmadan fikriniz olmasın, sonu iyiye varmaz. Cehaletin temelidir!
* Kırk akıllının çıkaramadığı taşı hatırlatırım.
---------- Mesajlar birleştirildi - 08:44 ---------- bir önceki mesaj zamanı 08:19 ----------
Soguk havada(kiş mevsiminde) oksijen daha azdir.
Hava ısındıkça sudaki oksijen havaya verildiğinden yaz aylarında oksijen kiş aylarina oranla fazla olur
Oksijen sensoru,yakit hava oranini(1/14)yakalamak icin hava orani bilgisini ecuya iletir,ecuda bu parametreyi enjeksiyona iletir.
Bu sebeple tuketim fazladir
Soğutma sistemindeki termostatinda gorevi,bu esasinda
Motorun isisini sabit bir seviyede tutmak,
Termostat,Sogutma devirdaim hattindaki suyu,belirtilen sicakliga ulaşmadan bloktaki su ceketlerine gondermemek.
Eski araclarda,yazlik ve kişlik olarak iki farkli termostat takilirdi.
Motosikletler,binek araclara oranla daha fazla diş ortamdan etkileniyor.malum motor blogu dogrudan diş ortamla etkileşimde.
Ama bineklerde en azindan kaporta ve motor havuzu var.
Hee,elimi değirdigimde blok çok sicak degildi demek, kesin bir yargi değil.
Sonuçta hava ortami soğuk,blok soğuk ama icerideki yağ sicaktir.sogutma suyu sicaktir.
Yemek pişirdigimiz tencerenin altini kapatalim balkona koyalim 5 dk geçsin elimizle tencerenin dişina dokunalim çok sicak degildir ama kapagini açtiğimizda buhar cikacaktir.içerisi sicaktir.
Düzeltme:
Soguk havada(kiş mevsiminde) oksijen daha
fazladır.
Hava ısındıkça sudaki oksijen havaya verildiğinden yaz aylarında oksijen kiş aylarina oranla fazla olur
(lokasyona göre değişkendir, çok alakalı değill ve her zaman doğru değil)
Oksijen sensoru,yakit hava oranini(1/14)yakalamak icin hava orani bilgisini ecuya iletir,ecuda bu parametreyi enjeksiyona iletir. (malesef ki böyle değil, sürekli bir dalgalanma halindedir, ecu gerekli durumu tespit eder ve oranı gerekirse 28/1' e kadar düşürebilir, 1/1' e kadar çıkartabilir. Oksijen sensörü ise sadece egzoz gazı içindeki oksijen miktarını tespit ederek karışımın zenginlik/fakirlik miktarının tespiti için sinyal üretip gönderir. Eğer oksijen çok az veya yoksa karışım aşırı fakirdir, yakıt miktarı yükseltilir. Eğer oksijen fazla ise yakıt miktarını düşürür. Bunu sizin talebinize yani gaz talep miktarı(kelebek veya pedal konum açısı), motor yükü, motor ısısı, emiş hava miktarı, emiş hava sıcaklığı v.s.. yi de ön görerek yapar. Ki biz burada anladığım kadarı ile "D" tip yakıt enjeksiyonundan bahsediyoruz. "L" tipte işler daha farklı yürür ve her ne kadar günümüz araçlarında D EFI kullanılsa da esasen birçok noktada L EFI daha efektiftir.
Bu sebeple tuketim fazladir
(tüketimin artma nedenleri temelde 1.Motorun daha geç ısınması nedeni ile gönderilmek zorunda kalınan daha fazla yakıt miktarı, 2.Daha fazla havadaki oksijen oranı nedeni ile daha fazla yakıt gönderilmesi hitiyacı/hesabıdır)
Soğutma sistemindeki termostatinda gorevi,bu esasinda
Motorun isisini sabit bir seviyede tutmak,
(değildir esasen, sadece radyatöre su gidişini, motor soğutma suyu derecesine göre waks maddesinin genleşme oranını kullanarak mekanik olarak kontrol etmeye çalışır, ısı kontrolü günümüz araçlarında ecu kontrolündedir.)
Termostat,Sogutma devirdaim hattindaki suyu,belirtilen sicakliga ulaşmadan bloktaki su ceketlerine gondermemek.
(devirdaim hattı her zaman blok içindeki suyu hareket halinde tutmak zorundadır. Tabir yanlış olmuş. Eğer ki "radyatör hattındaki suyu" olsaydı doğru olabilirdi)
Eski araclarda,yazlik ve kişlik olarak iki farkli termostat takilirdi.
(Malesef ki o doğru değildir. yazlık kışlık termostat diye birşey yoktur. Termostat tektir, hararet sorunu olan araçlarda hararetin engellenmeye çalışılması için yapılan ve daha düşük ısılarda açılan bir termostatın sistemdeki orjinali ile değiştirilmesi işlemidir)
Motosikletler,binek araclara oranla daha fazla diş ortamdan etkileniyor.malum motor blogu dogrudan diş ortamla etkileşimde.
Ama bineklerde en azindan kaporta ve motor havuzu
(kompartımanı. Bagajda birçok aracın stepnesinin de koyulduğu ortadaki çöküntü alana bagaj havuzu deriz.) var.
Hee,elimi değirdigimde blok çok sicak degildi demek, kesin bir yargi değil.
(Kesin yargıdır, onuçta çalışma sıcaklığına gelmiş bir motorun bloğuna elinizi sürmeniz veya tutmanız pek mümkün olamaz. Derinizin bir kısmı orada kalabilir, özellikle de egzozo manifoldu yakınında ise. Diğer bir değiş ile motor soğuk diyebilirim ki bu kesin yargıdır, motorun çalışma sıcaklığı örn. o motor için 88 santigrat derece ise ve elimle çekinmeden dokunabiliyorsam o motor soğuktur)
Sonuçta hava ortami soğuk,blok soğuk ama icerideki yağ sicaktir.sogutma suyu sicaktir.
(tamamen yanlış. birçok motorda yanma odasının bir kısmını motor bloğu ve silindir kapağı oluşturur, silindir ceketleri ve silindirler ile egzoz supabı ve bujiler ilk ısınan parçalardır. Gerçek ısıyı yağı veya soğutma suyunu doğrudan ölçerek alamazsınız ki konuyla ilgisini anlayamadım)
Yemek pişirdigimiz tencerenin altini kapatalim balkona koyalim 5 dk geçsin elimizle tencerenin dişina dokunalim çok sicak degildir ama kapagini açtiğimizda buhar cikacaktir.içerisi sicaktir.
(Bu da termodinamiğin temel yasası ile ilgili, ancak sizin örnekte durum daha çok; "ocağa tencereyi koydum, altını yaktım, önce tencerenin dibi ısınır" a yakın)
Herkes yazıyor, ben de yazayım dedim
