Başlığı okurken dedim, kesin "Acun01" için açmış bu başlığı Metehandro.
Neyse..
Açıkçası marka fanatikliği ve aynı şekilde düşmanlığına ben de karşıyım.
Çünkü bu tip davranışlar, bilgi ve fikir almak amacıyla bu motosiklet forumunda bulunan kişiler için objektif olmayan yorumlara; yanlış yönlendirmelere sebep olabilir.
Elbette kullandığımız makinaların pozitif ve negatif yönlerini objektif bir şekilde paylaşmamız gerekir ki, tecrübelerimiz doğrultusunda insanlara faydalı paylaşımlar aktarabilelim.
Ancak bunu yaparken kişisel görüşlerimizi bilimsel bir doğruymuş gibi lanse etmeye çalışmak, yanlı bir tutum olacağından dolayı doğru değildir.
Ben şahsen bir motorun iyi ya da kötü olduğu hakkında fikir beyan etmek için, aynı motordan 1'den fazla adette kullanıp, buna göre yorum yapmayı tercih ederim. Kullandığım her motor aynı kondisyonda olmayabilir çünkü, kaldı ki bunu da yaşadım.
Açıkcası ben burada Metehan'a hak veriyorum.
Çünkü, "Acun01" nickli üye kendi tecrübesi elverdiğince yaşadığı motorlarla ilgili sıkıntıları paylaşmışsa da, belki yaşadığı sorunlardan ötürü kullandığı maldan soğumanın verdiği serzenişle, biraz ön yargılı ve yanlı davranıyor diye düşünüyorum.
Bu fikrimi destekleyecek en büyük dayanağımsa, "CBR250R" kullanıcıları başlığında, daha bu motor piyasaya dahi çıkmadan, Honda markası üzerinden karalama amaçlı sürekli yaptığı yorumlar. Merak eden girip bakabilir.
Elbette hepimiz yorum yapıp paylaşımda bulunacağız, bu forumun amacı bu zaten. Ama ön yargıyla değil, tecrübe ve yansız bakış açısıyla.
Haaa herkes bu vasıflara sahip olmayabilir ve olmak zorunda da değildir; o da ayrı..
Misal, kendi kullanmış olduğum bazı makinalarla ilgili objektif olarak yorum yapmak istiyorum:
CBR125R, az yakar ve hafif kasasıyla 4 zamanlı bir 125'liğe göre iyi kaçar, sağlamdır. İnce yapısı ve rahat oturma pozisyonuyla şehir içinde kullanımı oldukça rahat, kıvrak bir makinadır. Ancak lastikleri incedir, üst devirlerde biraz vibrasyon olur, özellikle uzun yolculuklarda ince selesiyle 2 kişi pek konforlu değildir.
GT250R, 250cc'ye göre yeterli performansı, boyutları, uygun fiyatı ve hareketli 2. el piyasasıyla ideal bir 600'lük öncesi geçiş motorudur. Yüksek devirlerde yağlama yeteri kadar verimli olmadığından, aşırı zorlanmadığı ve bakımları aksatılmadığı takdirde yıllarca sorunsuz kullanılabilir. Üzerindeki Shinko lastikleri beş para etmez, mümkünse alındığı gibi değişse iyi olur. Orjinal zinciri de uzun ömürlü değildir. Parça kalitesi A'dan Z'ye 4 büyük Japon kadar kaliteli değil, Çin mallarından üstündür.
ER-6, her devirde gücü tekerleğe pürüzsüzce ileten hassas bir gaz ayarına sahip, 72 HP'den beklenmeyecek derecede performanslı bir makinadır. Kıvrak bir sürüş karakterine imkan verir. Hem şehir içi, hem de şehir dışı kullanım için uygundur. Çift silindir ve enjeksiyonlu olması nedeniyle yakıt, bakım ve işletim giderleri nispeten ekonomiktir. Selesi sizi depoya gereğinden fazla yaklaştıracak şekilde biraz rahatsız, gidonu kollarınızı dar dönüşlerde vücuda gereğinden fazla yaklaştıracak şekilde kullanışsızdır. Aynaları genişleme aparatıyla kullanılırsa daha faydalıdır. Grenajlı F modelinde belli devirlerde vibrasyondan dolayı zırıltı duyulabiliyor.
Fazer, oturuş pozisyonu ile rahat ve 98 HP gücüyle bir touring motor için fazlasıyla tatminkardır. Ancak alt devirler ölüdür ve gaz hassasiyeti konusunda "gaz kolu problemi" denilen, belli bir devirden sonra motorun çıldırması olarak bilinen bir kusuru vardır, ayrıca arka fren nispeten çabuk kitler.
MT-03, oldukça torklu, oturuş pozisyonu ve gidonu bakımından çok kullanışlı, amortisörleri iyi ayarlanmış, dengeli bir makinadır. Ancak devir aralıkları çok kısadır ve 48 HP güç, bence 650cc'lik bu motor için yetersiz.
CBR600F, 110 HP gücü tekerleğe pürüzsüz ileten bir gaz hassasiyetine sahip, aynı zamanda diğer supersportlara göre daha rahat olan gidon pozisyonu ve tek parça selesiyle oldukça konforlu, hem racing hem de sporttouring tadını alabileceğiniz, 2 kişi yolculuklarda da tercih edilebilecek, çift yönlü, sağlamlık ve sorunsuzluğuyla efsaneleşmiş bir makinadır. Eksi olarak, agresif kullanımda yol koşuluna da bağlı olarak tank slapper riski mümkün olmakla beraber, gidon amortisörü takılması faydalıdır, bir de 10-15 bin kilometreden sonra bazı makinalarda egzantrikten ses gelebilir.
2008 1000RR, sınıfında en güçlü, en yüksek performans değerlerine, en hafif kuru ağırlığa ve kısa aks aralığıyla en iyi viraj kabiliyetine sahip makinadır. Ancak yağ yakma sorunu vardır, bu makinalar da başvuru halinde garatiden sıfır motorla değiştirilir.
Bunun gibi uzar gider..
Bunlar benim kişisel fikir ve yorumlarımdır ve sadece beni bağlar. Kişiye göre değişebilir, bazı arkadaşlar katılıp, bazıları katılmayabilir, buna da saygı duyarım.
Ama çok istisnai bir durum olmadığı sürece hiçbir makineyi de ne yererim, ne de göklere çıkartırım. Sonuçta hepsi kul yapısı.
HONDA, kalitesini kanıtlamış, yıllardır kendini geliştiren ve birçok alanda faaliyet gösteren, teknoloji devi öncü bir firmadır. Bunu kimse inkar edemez.
Aynı şekilde diğer 3 büyük Japon motosiklet üreticisi firma da kendini kanıtlamış, belli bir çıtanın üzerinde, rekabet gücüne sahip birbirleriyle eksi ve artıları söz konusu olan markalardır.
Önemli olan, bir değerlendirmede bulunurken tüm artı ve eksileri göz önünde bulundurmak ve ona göre yorum yapmaktır.
Yani terazinin ayarının kaçmaması; doğru olması.
Benden bu kadar.
