Hayalperest arkadaşlarımız, mevcut koşullarda! hiçbir uygulanabilirliği kalmamış "kısırlaştırma" yöntemi üzerinde yine romantik fikirlerde ısrar ediyorlar...zamanında "hayvanların üreme hakları engelleniyor" diye çığırtılmasaydı, bugünlerde farkı şeyler konuşuyor olacaktık.
Bakın istatistikler ve veriler ortada;
Türkiye'de başıboş köpek sayısı 4 milyonun kat kat üzerinde ama hadi öyle kabul edelim. Bilimsel veriler diyor ki, siz bu popülasyonu kontrol altına almak istiyorsanız hayvanları eşzamanlı olarak kısırlaştırmalısınız, yoksa kalan hayvanlar yine üreyecekler. Çünkü bu hayvanlar sizin bizim gibi 9 ayda bir yavru çıkarmıyor, senede 2-3 kez yavruluyor ve her seferinde 2-6 altı arası yavru çıkıyor. Ve ayrıca yılda bu popülasyonun en az %70'ini kısırlaştırmanız gerekiyor. 4 milyonun %70'i 2.8 milyon yapar arkadaşlar. Ve siz arada hiç fire vermeden her yıl bu kadar hayvanı kısırlaştıracaksınız ama bu arada da hiç hayvan üremeyecek. Yani 4 milyon sabit kaldığı koşulda kontrol altına almaya başlayacaksınız. Bu nihai çözüm de değil, daha kontrol altına almaya çalışıyoruz. Peki gerçek ne? Son 5 yılın ortalaması 260 bin. Yani burada forumda klavye sallamak ve mabatınızdan hesap yapmakla olmuyor o işler. Son 20 yılda yapamadığınızı 1 yılda mı yapacaksınız? Hem de 20 yıl önce Türkiye nispeten ekonomik olarak daha güçlü ve hayvan sayısı bu kadar artmamışken? Belediyeler işini yapmamışmış...Yahu adamlar personeline maaş ödeyemiyor, köpek beslemeye ve kısırlaştırmaya nasıl para ve adam ayıracak? Kanuna yazmak kolay da, günlük yaşamın dinamiklerinde uygulamak mümkün mü? E değil işte...olsaydı bu sorunu bu yöntemle 20 yılda çözmüş olurduk. Çözemedik, üstüne iyice rezil bir duruma düştük. Bakın kuduz riskli temas sayısı geçen yıl 438 bin. Yahu 438 bin! Bunu görmüyor musunuz? Kuduzdan ölen çocuklar oldu. Hatta çocuk çok acı çekmesin diye ve kurtuluşu olmadığından "uyutuldu". Evet arkadaşlar, bu ülkede 2023 yılında bir çocuk kuduz yüzünden "UYUTULDU". Şimdi bana köpekler uyutulamaz diyorsunuz. Hadi oradan...bir çocuğun yaşamı için, bu ülkede bütün köpekleri uyuturum ben. Hele benim çocuğum olacak o!
Yahu bu ülke Dünya Sağlık Örgütü tarafından "kuduz riski yüksek ülke" kategorisine alınıyor.
https://www.cdc.gov/importation/bringing-an-animal-into-the-united-states/high-risk-dog-ban-frn.html
https://www.cdc.gov/importation/bringing-an-animal-into-the-united-states/high-risk.html
Bakın hangi ülkelerle aynı sınıftayız! Nasılsa forumda herkesin İngilizce sular seller gibi. Okuyun!
Geçelim,
Avrupa ülkeleri Türkiye'ye seyahat edecek vatandaşlarına kuduz riskine karşı dikkatli olmalarını öneriyor.
Yahu şu rezalete bakar mısınız? Dünyanın gözünde neredeyiz. Hindistan'da inek nasıl kutsal hayvan ise Türkiye'de de köpek neredeyse aynı kutsallık mertebesine getirilecek!
Şuraya bakın; 2019-2024 arasında onlarca yerleşim yerinde karantina uygulanmış. 2024 diyoruz arkadaşlar. Uzaya astronot göndermekle övündüğümüz bir zaman diliminde, yer kürede kuduz nedeniyle karantina uyguluyoruz, farkında mısınız?
Bakın bir de bizim tayfadan örnek olsun;
Nasıl güzel demagoji değil mi? Bizi uyutacak arkadaşlar. Bu da bisiklet forumdan haa. Adı görünmesin diye kestim. Oradaki azılı demagoglardandır. Klasik söylemlerdendir. Katiller de var, uyutalım. Otomobiller de kaza yapıyor, onları da toplayalım. Tecavüzcüler var, onları da öldürelim, vs. vs. Sapla samanı karıştırıp, sorunu polemiğe heba etmenin en çirkef örnekleri...
Bakın burada en güzel tespiti Shurikan yapmış;
Her probleme/soruna ya önleme ya da müdahale yoluyla yaklaşılır. Bu kısırlaştırma falan fıstık işin "önleme" çalışmaları. Bir problem belirmeden evvel uygulanır önleme çalışmaları. Problem artık oluşmuşsa önleme değil artık "müdahale" çalışmaları uygulanır. Ve kısırlaştırma bir müdahale değildir. Hekimler "tüm köpekleri ameliyat ettik, bitirdik" diyene kadar köpekler mevcut sayının bir o kadarı enikleyecek kadar çiftleşirler o arada.
Aynen budur: Artık kısırlaştırma bir çözüm olmaktan çoktan çıkmıştır. Onu popülasyon milyonlara varmadan yapacaktık. Ama, ama, ama demekle olmuyor. Yaptık mı, yapmadık...neden yapılmadığı, yapılsaydı ne olurdu sorusu ayrı tartışma. Artık o tren kaçtı. Şimdi akılla ve mantıkla bu sorundan en kısa sürede nasıl kurtulacağız ona bakacağız. Sonradan yeniden aynı sorunu yaşamamak için alınacak önlemler başka bir sayfa...Önce kangren olan kolu keseceğiz, sonra yeniden kangren olmamak için ne yapacağımızı konuşacağız.
Siz burada başka ne derseniz deyin, boş...