Kriz nedir?
Kriz dedikleri, insan ihtiyaçlarının karşılanması üzerine kurulu üretim önceliklerinin ve bölüşüm şekillerinin yeniden gözden geçirilmesinden ibarettir.
Yani, gökten başımıza taş yağıp dünyanın sonunu getiriyor falan değil; öncelikli olarak. Bu iyi tarafı

.
Kötü tarafı: Allah insanı gördüğünden mahrum bırakmasın diye bir sözümüz vardır. Kriz dedikleri, esasında, sizi daha azına razı etmekten ibarettir... Örneklemek gerekirse; siz, kepçe şöyle dursun, kaşığa razıyken, Nasreddin Hocamızın hoşafındaki, elinizdeki bu tatlı kaşığını da alıp yerine çay kaşığı tutuşturuverilmesinin toplumsal mühendisliğinden ibarettir.
Üretim diyon, bölüşüm diyon, ne diyon diyenleriniz için:
Üretim: İhtiyaçlarını satınalabilmen için sana para vermelerini istediklerinin senden günde 8 saat ne yapmanı istedikleriyle ilgilidir. Günün 24 saat olduğunu düşünürsen, 8 saati uykuya çıksan, kalan 16 saatinin yarısını istiyorlar senden! En iyi ihtimalle... Karşılığında sana para veriyorlar. Güzel. Bu da iyi. En azından kölelik yok.
Sorun şuradaki zurnanın deliği orada değil; bölüşümde.
Bölüşüm: Uykuyu çık; kalan gününün yarısını verdiğin mesain sonrasında eline tutuşturdukları "satınalma ihtiyaçlarını karşılayacağın" ödeme miktarı olan para ile neler alabileceğin konusu; işte bölüşüm bu.
İmdi, densizlik yapmayalım, at binenin, kılıç kuşananındır; helaliyle kazanana, hoş olsun; Kawasaki Z bilmem kaça o binmeyecek de ben mi bineceğim; kimsenin servetinde gözümüz yok... Nazar etme n'olur; çalış senin de olur... Eywllh...
E, kriz bu denklemin neresinde?
Şurada:
Kepçeyle götürenler, kaşıkla idare edenlere, biriktir senin de olur derken; işler sarpa sarınca, "Memlekette kriz çıktı; ben artık kepçeyle götüremiyorum. Ülkecek kemer sıkacağız. Sen o elindeki tatlı kaşığını bana ver; kendine çay kaş aşığı al; kriz var" dediklerinde...
Hah, işte , kriz budur...
Çıkış yolu peki nedir?
"Harpten çıkmadık; yedi düvele karşı durmadık; tüm dünya bir 2. dünya harbi benzeri bir sıkıntıdan geçmedi; kendimce elimden geleni de yaptım her seferinde, aman ülkeye bir şey olmasın diye; şimdi, onca yıldan sonra, bu kriz de nerden çıktı deyip, kepçeyi ...
Kepçeyi elinden almak en doğrusu olacaktır ... Sen dağıtamacan, bu hoşafı, anlaşılan, deyip ...