Ekonomik çöküşe dogru

Katılım
7 Kas 2005
Mesajlar
1,657
Motosikleti
V-Strom L4 Youtube&Insta: Dengeliyorum
ekonomik bozulmadan etkilenen kesimin içerisinde yer aldığımdan dolayı,
Aklı başında yorumlar yapan nadir arkadaşlarımızdan olduğun, ve ara ara bilgi de veren yorumlar yaptığın için, denk geldikçe okuyorum.

Sağlıklı değerlendirmeler yapabilen, bir kişi bile ekonominin düzgün işlediğini söyleyemez. Varsa; ya aklını, ya da samimiyetini sorgularım.

Durum net.
 
Katılım
14 Ocak 2008
Mesajlar
4,154
şöyle bir veri paylaşılmış;
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın Çarşamba günü yayınladığı verilere göre Türkiye'de dış ticaret açığı Nisan ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32.83 artarak 6 milyar 652 milyon dolar oldu.

Bakanlığın Nisan Ayı Veri Bülteni'ne göre ihacat Nisan'da yıllık yüzde 8.59 artarak 879 milyon dolara yükseldi.

İthalat ise aynı dönemde yüzde 15.42 artış kaydederek 531 milyon dolara tırmandı.

Dış ticaret hacmi yüzde 12.56 artarak 34 milyar 410 milyon dolar oldu.

Nisan ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 67.6 seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu oran 2017 yılının aynı döneminde yüzde 71.8 idi.


geçenlerde oğlana ps4 sözü verdim, (zor ile)
dün birileri uyandırdı 2000 lira gibi fiyatları var (yanında bir kısım oyunlar ile)
öyle kaldım.

@black

teşekkür ederim, sizlerin güzelliği.

@tigercan

dediğin gibi olsa iyidir.
olacağını pek düşünmüyorum,
zira "imar barışı" adı altındaki düzenlemenin mevcut projelere kaynak yaratma amacı olduğu düzenlemeyi hazırlayanlar tarafından da söyleniyor.
 
Katılım
28 Nis 2009
Mesajlar
453
Dış borç 453.000.000.000 dolar Yazı ile 453 milyar dolar
Türkiye nüfusu 82.000.000 Yazı ile 82 milyon

Şimdi şu borcu kapatalım, pamuk eller cebe dense kişi başı düşecek payı hesaplayalım.

453 milyar / 82 milyon = 5524 dolar
Türk lirasına çevirirsek 22096 TL yazı ile 22bin tl

Borçluları hesaplarken daha yeni doğmuş bebeleride hesaba kattığımızdan dolayı pek ödenesi değil. 4 kişilik çekirdek bi ailenin payına 4x22bin' den 88bin tl düşüyor.
Durumun döviz her arttığında ve ithalat ihracat açığından dolayı her nefes alışımızda arttığını da belirteyim.

Asgari ücrete oranlarsak borcu 4 kişilik bir ailede evin reisinin 22bin / 1600 = 13,75 ay çalışıp kazandığını yemeden içmeden vermesi gerekir ki buda imkansız... Acaba koçun, sabancının, demirörenin ve bilumum zengin holdingin mallarına fetöcü diyip elmi koysa devlet ehuehueu ... Ama yok yandaşlarına geçer bu sefer de zira aralarında zaten yandaşları da var...

Durum hiç içaçıcı değil beyler bu sefer şemsiye iyi açılacak... Lüx harcamadan kaçının... Tatil hevesleriniz varsa küvete girip törpüleyin...
 
Katılım
8 Eyl 2016
Mesajlar
2,484
Adalet mülkün temelidir.Ekonominin başına dünyanın en iyi ekonomistlerini getirip koysanız bile hukukun adaletin olmadığı yerde ne yatırım olur ne istihdam.Özgürlük demokrasi adalet gibi kavramlar bu ülkenin bir kısmı için bir anlam ifade etmediği için,bunların yokluğu ileride aç kalmasına sebep olacağınıda idrak edemiyor.

Ben filmin sonunu bekleyenlerdenim.Filmin sonunda insanlar belki akıllanırda bu tür söylemlerle bundan sonra başkaları yeniden siyaset yapamaz belki.
 
Katılım
29 May 2014
Mesajlar
1,055
milletimiz böyle i..e dersin kızar, seversin susar dibin dibini görecekler ki ancak anlasınlar iyiyi kötüyü
 
Katılım
31 Eki 2013
Mesajlar
556
Gelişmiş ülkelerinde dış borcu vardır ve hayli de yüksektir. Araştırın ve görün. Bir tane link benden. Almanca bildiğim için bunu seçtim...

Dış borcu var diye ülke battı ekonomi çöktü, tatile gitmeyin, harcamaları kısın, kriz kapıda, şemsiye girdi, gibi söylemler sadece belli bir amaca hizmet eder bence.

En güzel söylenecek söz atalarımız da dediği gibi; ayağını yorganına göre uzat. Zaten toplum olarak maalesef gerekli gereksiz her şeye sahip olma tüketmeye meyilliyiz.

https://www.laenderdaten.de/aussenwirtschaft/auslandsverschuldung.aspx
 
Katılım
28 Nis 2009
Mesajlar
453
Gelişmiş ülkelerinde dış borcu vardır ve hayli de yüksektir. Araştırın ve görün. Bir tane link benden. Almanca bildiğim için bunu seçtim...

Dış borcu var diye ülke battı ekonomi çöktü, tatile gitmeyin, harcamaları kısın, kriz kapıda, şemsiye girdi, gibi söylemler sadece belli bir amaca hizmet eder bence.

En güzel söylenecek söz atalarımız da dediği gibi; ayağını yorganına göre uzat. Zaten toplum olarak maalesef gerekli gereksiz her şeye sahip olma tüketmeye meyilliyiz.

https://www.laenderdaten.de/aussenwirtschaft/auslandsverschuldung.aspx

Soru 1 - Gelişmiş olduğumuz için mi bu kadar dış borcumuz katlanarak artıyor ?
Soru 2 - Dış borcu en yüksek ülke ABD ama gelirleri yüksek. Hiç olmadı ona buna saldırır yine çıkar krizden. Biz nereye saldıralım ? Keza almanya desen audisi var, wolswageni, mercedesi, bmw'si var. Bizim neyimiz var? Bizi gelişmiş ülkelerle mi kıyaslıyorsunuz?

Hem kötü mü dedik önümüz kış, lüx harcama yapmayın diye...
 
Son düzenleme:
Katılım
7 Eki 2007
Mesajlar
1,792
GSYH'a oranına bakmak lazım, yalnız son yıllarda bir terslik var. %30 seviyelerinde dolaşan GSYH'a oranı yükselmeye başladı.

https://www.dunya.com/uploads/content/alaattinaktas12-07-17jpg_Sc3HK.JPG?v=1499800485

alaattinaktas12-07-17jpg_Sc3HK.JPG


Aşağıdaki, biraz eski olabilir. https://www.dunya.com/ekonomi/turkiyenin-kamu-borcu-ab-uyelerinden-daha-dusuk-haberi-369109

cats-ulke-kamu-borcu-22-06-17jpg.jpg
 
Son düzenleme:
Katılım
20 Tem 2014
Mesajlar
547
Ülke olarak 80 küsür milyon vatandaşız, içlerinde amelesinden işçisine patronuna bürokratına mühendisine siyasisine herkesin aklı kafası karışık. Herkes ben yanmayayım da kim ne yaparsa yapsın havasında.
O yüzden buradan da kurtaracak gücümüz yok en iyisi bireysel olarak ne yapabilirizin peşinde olmak, biraz tüketimden uzak durmak gerek diye düşünüyorum...
 
Katılım
8 Nis 2014
Mesajlar
695
Gelişmiş ülkelerinde dış borcu vardır ve hayli de yüksektir. Araştırın ve görün. Bir tane link benden. Almanca bildiğim için bunu seçtim...

Dış borcu var diye ülke battı ekonomi çöktü, tatile gitmeyin, harcamaları kısın, kriz kapıda, şemsiye girdi, gibi söylemler sadece belli bir amaca hizmet eder bence.

Borcu olan gelişmiş ülkeler zaten bize borç veren ülkeler. Bunların cari dengeleri daima fazla verir, ihracatları ithalatlarını katlar gider. Aldıkları borcu katma değerli yatırımlara harcarlar. Bu durumda kendileri düşük faiz ile borçlanıp, bize (eski borçlarımızı ödeyebilmek için) daha yüksek faiz ile borç veriyorlar.

Kendileri rahatça borç bulur, ama bize verilecek borçlar onların kontrolündedir. Borç vermek için çeşitli koşullar dayatırlar. Mesela Yunanistan'a borç vermek için 4 adet denizaltı almasını koşul koymuşlardı. Bize başka başka koşullar dayarlar. Ege Adalarını, KIbrıs, Ermenistan dayatırlar. Suriye'de koridor dayatırlar.

Şu andaki durumumuz normal acı ilaçlar ile geçecek gibi değili. Çünkü babadan kalan tarlaları hep satıp paraları da yedi bu iktidar. Sadece yolsuzluktan bahsetmiyorum, gereksiz şaşaalı işler de parayı yemektir. (Kanal İstanbul vb).

Şimdi satacak bir şey kalmadı. İktidarın dış politikada siyasi dili çok yanlış. Borç ihtiyacın var, sana borç verecek olan ülke ile açıktan kavga ediyorsun, bağırıp çağırıyorsun. Dayatılan politikayı kabul etmek zorunda değilsin ama bunun uygun politik dili vardır. O ülkenin başındaki adam da seçimle geliyor. Sen adamı halkının gözü önünde aşağılayamazsın. Yaptırmaz bunu. Seni zarara uğratmak için çalışır, ekonomik koşullarını bozar. Ancak çok daha yüksek faiz ile borç bulur hale getirir.

Her halükarda kriz geliyor. Ama yönetimdeki kadro değişirse krizi daha hafif atlatacağımız aşikar. En başta siyasi dil değişecek, eski nezakete kavuşacak. Dış ilişkilerde yumuşama gelir. Dış ülkeler de ilişkilerdeki yumuşama ortamını bozmak istemez. Zengin ülkelerin halklarında bugünki kadar negatif bir görüntü çizmezsek, bize destek olabilirler. Kesenin ağzını açarlar. İlişkilerin düzelme eğilimi gösterdiği Türkiye'de çok büyük kriz oluşturup radikalleşmeye gitmesini tercih etmezler. Bu sebeplerle yeni iktidar gelirse kriz daha hafif olur. Baştakiler değişmezse bu sefer koşulları daha da zor hale getirirler.
 
Katılım
24 Kas 2016
Mesajlar
54
Maalesef çok büyük bir çöküşe gidiyoruz. Yıl sonundaki doların 5 tlyi bulacağını düşünmekteyim. Özellikle temmuz sonunda 4.6 tlyi bulur. Ama ne yazık ki bu seçimde çözüm olmayacak. Seçimden sonra en geç 1-1,5 sene içinde yeniden seçime gidebiliriz. Bu sefer gelen hükümete tam bir enkaz kalacak. Çünkü verilmiş sözler ve alınmış kredilerin ödemesi olacak. Ciddi bir kemer sıkma politikası olacağını ön görüyorum. Zaten enflasyon konusunda hepimize yalan söyleniyor. O gün geldiğinde enflasyonun geçen senekini mumla aratacağını söylesek yalan olmaz
 
Katılım
20 Tem 2014
Mesajlar
547
Borcu olan gelişmiş ülkeler zaten bize borç veren ülkeler. Bunların cari dengeleri daima fazla verir, ihracatları ithalatlarını katlar gider. Aldıkları borcu katma değerli yatırımlara harcarlar. Bu durumda kendileri düşük faiz ile borçlanıp, bize (eski borçlarımızı ödeyebilmek için) daha yüksek faiz ile borç veriyorlar.

Kendileri rahatça borç bulur, ama bize verilecek borçlar onların kontrolündedir. Borç vermek için çeşitli koşullar dayatırlar. Mesela Yunanistan'a borç vermek için 4 adet denizaltı almasını koşul koymuşlardı. Bize başka başka koşullar dayarlar. Ege Adalarını, KIbrıs, Ermenistan dayatırlar. Suriye'de koridor dayatırlar.

Şu andaki durumumuz normal acı ilaçlar ile geçecek gibi değili. Çünkü babadan kalan tarlaları hep satıp paraları da yedi bu iktidar. Sadece yolsuzluktan bahsetmiyorum, gereksiz şaşaalı işler de parayı yemektir. (Kanal İstanbul vb).

Şimdi satacak bir şey kalmadı. İktidarın dış politikada siyasi dili çok yanlış. Borç ihtiyacın var, sana borç verecek olan ülke ile açıktan kavga ediyorsun, bağırıp çağırıyorsun. Dayatılan politikayı kabul etmek zorunda değilsin ama bunun uygun politik dili vardır. O ülkenin başındaki adam da seçimle geliyor. Sen adamı halkının gözü önünde aşağılayamazsın. Yaptırmaz bunu. Seni zarara uğratmak için çalışır, ekonomik koşullarını bozar. Ancak çok daha yüksek faiz ile borç bulur hale getirir.

Her halükarda kriz geliyor. Ama yönetimdeki kadro değişirse krizi daha hafif atlatacağımız aşikar. En başta siyasi dil değişecek, eski nezakete kavuşacak. Dış ilişkilerde yumuşama gelir. Dış ülkeler de ilişkilerdeki yumuşama ortamını bozmak istemez. Zengin ülkelerin halklarında bugünki kadar negatif bir görüntü çizmezsek, bize destek olabilirler. Kesenin ağzını açarlar. İlişkilerin düzelme eğilimi gösterdiği Türkiye'de çok büyük kriz oluşturup radikalleşmeye gitmesini tercih etmezler. Bu sebeplerle yeni iktidar gelirse kriz daha hafif olur. Baştakiler değişmezse bu sefer koşulları daha da zor hale getirirler.

Borç para ile ülkenin kurtulacağını ve nasıl borç alınacağına dair bir şeylerden bahsetmişsiniz ama bence çözümün ve sorunun kök nedeni bunlar değil. Ayrıca dış ilişkilerde her ne koşullarla olursa olsun yumuşama olmaz, olmamalı. Onlara bağımlı hale gelmekten kurtulmak öncelik olmalıdır. Her ne kadar bu hükümeti eleştiriyor olsak ta öncekilerine hasret duymuyoruz. Siz duyabilirsiniz sorun yok.
 
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
Öncekilerden kimse kalmadı zaten, Bahçeli hariç. O da mevcut iktidarla aynı yolda yürüyor.
 
Katılım
13 May 2017
Mesajlar
1,702
Borç para ile ülkenin kurtulacağını ve nasıl borç alınacağına dair bir şeylerden bahsetmişsiniz ama bence çözümün ve sorunun kök nedeni bunlar değil. Ayrıca dış ilişkilerde her ne koşullarla olursa olsun yumuşama olmaz, olmamalı. Onlara bağımlı hale gelmekten kurtulmak öncelik olmalıdır. Her ne kadar bu hükümeti eleştiriyor olsak ta öncekilerine hasret duymuyoruz. Siz duyabilirsiniz sorun yok.

Aynen kardeş bence de yabancı ülkelere yumuşak olmamalıyız. Haftada bir tank yollayıp 2-3 tane leş almadan dönmemeliyiz. Güçlü Türkiye sonuçta
 
Katılım
11 Haz 2012
Mesajlar
3,537
Motosikleti
Kawasaki Vulcan S
Ayrıca dış ilişkilerde her ne koşullarla olursa olsun yumuşama olmaz, olmamalı. Onlara bağımlı hale gelmekten kurtulmak öncelik olmalıdır.

Dışa bağımlılığı azaltmak için öncelikle ülkede üretim olması lazım.Önüne gelen ülkeye dayılanmak ta üretimi arttırmaz.Hadi üretimi arttırdın,dışarı satacak kadar fazla mal üretmeye başladın ülke ekonomisini daha da iyiye götürmek için dışarı mal satacaksın.Dışarı mal satmak için dış ilişkilerinin iyi olması lazım.Her önüne gelene atarlanırsan,kimse malını almaz,kimse ülkene turist olarak gelmez daha da dayılanırsan ambargoyu yersin eti bile dışarıdan ithal eden bir ülke olarak kıtlık çekersin sonra oturup ağlarsın neden ekonomi kötüye gidiyor neden ülke bu duruma düştü diye.Ne yazık ki global ekonomi öyle A Haber mantığı ile şunlar,bunlar,dış güçler diye olmuyor.Çok yanlış bir düşünce şekli.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
5 Kas 2015
Mesajlar
11,468
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
"Dışa bağımlı olmama" olayını çok yanlış anlıyoruz sanırım.

1. Geniş açıdan bakıldığında, her önemli ülke, her önemli ülkeye bağlıdır. Ne Amerika, ne Almanya, ne de Rusya, "Türkiye'den banane" diyemez. Tam tersi de kat kat misliyle geçerli. Türkiyenin jeopolitik konumu, tarım potansiyeli, ve nüfusu yabana atılır değil.

Yukarıda yazdığımla çelişiyor gibi olacak ama:

2. Ya ülkemizi çok büyütüyoruz, ya da güçlü ülkeleri çok küçümsüyoruz. Savunma sanayi ve teknolojileri konusunda biraz araştırma yaparsanız görürsünüz ki ikinci dünyada savaşı ve soğuk savaş süreci Amerika, Avrupa ve Rusya'da çok ilerlemelere sebep olmuş. Ve bu ülkelerin 50 sene önceki teknolojilerine, 20 seneden önce ulaşmamız mümkün değil. Çocuk oyuncağı değil. İHA yaptık diye kendimizden geçemeyiz. Altay tankı dediğimiz şeyin dizaynı Kore, motoru Alman. Bildiğin dizel motor. Almanya vermeyince motoru o bile havada kaldı.

---------- Mesajlar birleştirildi - 19:09 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:50 ----------

Ayrıca dış ilişkilerde her ne koşullarla olursa olsun yumuşama olmaz, olmamalı. Onlara bağımlı hale gelmekten kurtulmak öncelik olmalıdır.

Bu gerçekçi değil. Dış politika konusunda olması gereken, ülkenin çıkarları doğrultusunda strateji belirleyip, tutarlı bir çizgi sürdürme.

Malesef bu konuda karnemiz rezalet. Amerika'dan milyarlarca dolar uçak siparişi verdiğimiz anda kafa tutuyoruz göstermelik. Rusya'nın uçağını düşürüp milyarlarca dolarlık füze siparişi veriyoruz. Hiç biri de ortak olarak yapmıyor tabii ki, satıyor sadece. Kullanma hakkını satın alıyoruz, izin verdikleri ölçüde. Nasıl çalıştığı hakkında hiç bir fikrimiz yok, olmayacak ta.

Ortağımız olabilecek, ikili fayda sağlayabileceğimiz her büyük güç şüpheyle yaklaşıyor bize şu an. Çünkü n'aptığımız belli değil. Ortaksız kaldık. İç siyaset uğruna dış politikayı bozuk para gibi harcadık.
Valerie
 
Son düzenleme:
Katılım
15 Ara 2014
Mesajlar
1,570
Kriz nedir?

Kriz dedikleri, insan ihtiyaçlarının karşılanması üzerine kurulu üretim önceliklerinin ve bölüşüm şekillerinin yeniden gözden geçirilmesinden ibarettir.

Yani, gökten başımıza taş yağıp dünyanın sonunu getiriyor falan değil; öncelikli olarak. Bu iyi tarafı :) .

Kötü tarafı: Allah insanı gördüğünden mahrum bırakmasın diye bir sözümüz vardır. Kriz dedikleri, esasında, sizi daha azına razı etmekten ibarettir... Örneklemek gerekirse; siz, kepçe şöyle dursun, kaşığa razıyken, Nasreddin Hocamızın hoşafındaki, elinizdeki bu tatlı kaşığını da alıp yerine çay kaşığı tutuşturuverilmesinin toplumsal mühendisliğinden ibarettir.

Üretim diyon, bölüşüm diyon, ne diyon diyenleriniz için:
Üretim: İhtiyaçlarını satınalabilmen için sana para vermelerini istediklerinin senden günde 8 saat ne yapmanı istedikleriyle ilgilidir. Günün 24 saat olduğunu düşünürsen, 8 saati uykuya çıksan, kalan 16 saatinin yarısını istiyorlar senden! En iyi ihtimalle... Karşılığında sana para veriyorlar. Güzel. Bu da iyi. En azından kölelik yok.

Sorun şuradaki zurnanın deliği orada değil; bölüşümde.

Bölüşüm: Uykuyu çık; kalan gününün yarısını verdiğin mesain sonrasında eline tutuşturdukları "satınalma ihtiyaçlarını karşılayacağın" ödeme miktarı olan para ile neler alabileceğin konusu; işte bölüşüm bu.

İmdi, densizlik yapmayalım, at binenin, kılıç kuşananındır; helaliyle kazanana, hoş olsun; Kawasaki Z bilmem kaça o binmeyecek de ben mi bineceğim; kimsenin servetinde gözümüz yok... Nazar etme n'olur; çalış senin de olur... Eywllh...

E, kriz bu denklemin neresinde?

Şurada:
Kepçeyle götürenler, kaşıkla idare edenlere, biriktir senin de olur derken; işler sarpa sarınca, "Memlekette kriz çıktı; ben artık kepçeyle götüremiyorum. Ülkecek kemer sıkacağız. Sen o elindeki tatlı kaşığını bana ver; kendine çay kaş aşığı al; kriz var" dediklerinde...

Hah, işte , kriz budur...

Çıkış yolu peki nedir?

"Harpten çıkmadık; yedi düvele karşı durmadık; tüm dünya bir 2. dünya harbi benzeri bir sıkıntıdan geçmedi; kendimce elimden geleni de yaptım her seferinde, aman ülkeye bir şey olmasın diye; şimdi, onca yıldan sonra, bu kriz de nerden çıktı deyip, kepçeyi ... :)

Kepçeyi elinden almak en doğrusu olacaktır ... Sen dağıtamacan, bu hoşafı, anlaşılan, deyip ...
 
Son düzenleme:
Katılım
26 Şub 2013
Mesajlar
1,118
Bir aylık kazancımın 3/1'yle zincir aldım, kalan paranın 5/4'lük kısmını da borçlara verdim. Geriye 220 lira kaldı, bunu da eve erzak aldım mı bir aylık kazancımı 1 günde bitirmiş olmanın mutluluğuyla yarın tekrar işe gideceğim. Son 9 aydır borçları takla attırmaktan yoruldum, resmen bugda kaldım :mrgreen: Son olarak bir kızıl dereli ata sözüyle bu konudan çıkıyorum;
uzun adam geldiğinde
parmağında bir yüzüğü,
bizim her şeyimiz vardı.
Şimdi onun her şeyi var,
bizim bir büz....müz kaldı...
:cherry:
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst