Barkın Bayoğlunun ardından
Yazıyı blogdan okumak isteyenler
buradan erişebilir. Metnin aynısını aşağıya kopyalıyorum.
Barkın Türkiye motosiklet camiasının en önemli, en etkili insanı oldu. O, hem çok insana ulaşması bakımından, hem ulaştığı insanların motosiklet camiasında büyük çoğunluk olan genç insanlar olması bakımından, ulaştığı gençlerin zengin fakir, eğitimli eğitimsiz birçok sosyal katmandan olması bakımından, hem de mesajını ulaştırdığı insanları ikna etmesi bakımından etkiliydi. Barkın bu geniş kitle içinde kime hitap edeceğini çok net belirlemişti: Gençlere. Esas kalabalık olan ve önemli olan gruba. Barkın gençler üzerinde çok etkiliydi. Bu kadar etkili olması sebebiyle her ifade ettiği görüş didik didik irdelendi, eleştirildi. Sürüşe dair önerilerinden bazılarını ben de eleştirdim. Altın Elbiseli Adam (AEA) sürüşe dair bir şey söylüyorsa onu uygulayacak çok fazla genç sürücü vardı çünkü. Barkın çok seviliyordu, coşkuyla takip ediliyordu. Dolayısıyla onun söyledikleri çok önemliydi.
AEA hiçbir zaman suya sabuna dokunmayan biri olmadı. Görüşlerini coşkuyla benimseyenler olduğu gibi şiddetle karşı çıkanlar da vardı. Zaten söylediklerinize kimse karşı çıkmıyorsa kayda değer bir şey söylemiyorsunuzdur. Barkın da önemli şeylere değiniyor, bir bakış açısına sahip, bir perspektifi olan görüşler anlatıyordu. Bizlere motosiklet üzerine çok fazla şey öğretti. Öğrettiği konularda öyle de olur böyle de olur gibi ortaya oynayan bir tavrı yoktu. Bir bakış açısını da savunuyordu. Önemli bir söz söyleyen herkeste olması gerektiği gibi.
AEAdan hepimiz ekipmanın önemini öğrendik. Kaliteli ve kalitesiz ekipmanlar olabileceğini öğrendik. Bugün sokaktaki çocukların hatırı sayılır bir kısmı kafasında bir kaskla, ekipmanla sürüyorsa Barkın sayesindedir. AEA bize motosiklet sürüşünün teknik bir iş, karmaşık bir beceriler bütünü olduğunu öğretti. Motosikleti yönetme becerilerini bize defalarca anlattı. Oturuş pozisyonu, fren yapmak ve kontra, motosiklet süren herkesin bilmesi gereken şeylerdi. O da bunları defalarca anlattı. AEA motosiklet sürüşünün bir eğitimi olduğunu ve bu eğitimin gerekli olduğunu vurguladı. Bugün forumlarda motosiklete yeni başlayacak insanlara eğitimle başla cevabı veriliyorsa, bu AEA sayesindedir.
AEA ve Barkın Bayoğlu iki ayrı karakterdi. Bunu kendisi de yayınlarında ve röportajlarında anlatmaya çalıştı. AEA insanları güvenli sürmeye teşvik eder, ekipmanın ve eğitimin önemine vurgu yapardı. Ama Barkın güvenli sürüşün elçisi değildi. Ana akım medyada yer aldığı gibi motosiklet güvenli sürüş teknikleri uzmanı değildi. Barkın motosiklet sevgisinin, motosiklet sürüş zevkinin elçisi oldu. Barkın büyük kazalar yapmanın kendi motosiklet sürüşünün bir parçası olduğunu söylerdi. Ama AEA olarak bunu gençlere hiçbir zaman yakıştırmadı, imha olmamayı öğütledi. Oysa insanlar Barkını da AEAyı da çok sevdiği için onun kendi sürüşündeki kişisel tercihleri ile AEA olarak öğütleri arasındaki ayrımı çok yapamadılar. Motosiklete başlayan gençler, Barkın Bayoğlu gibi sürmeyi kendilerine hedef olarak seçtiler, onu kendilerine rol modeli olarak aldılar. Bunu Barkın da istemezdi. Ama bu kadar çok sevilip takip edilince ve işe kendini, kişiliğini yansıtınca bu durum kaçınılmaz oldu. Barkının videolarıyla motosiklete başlayan sürücüler bugün Barkının gidişiyle motosikleti bırakmayı düşünmeye başladı. O bile böyle gidiyorsa biz ne yapacağız? düşüncesi yaygın. AEA tek başına Türkiye motosiklet satışlarını artıran bir proje oldu. Barkının gidişi de belirgin ölçüde motosiklet hayatından uzaklaşmaya yol açacak. Bir Ekşi Sözlük yazarı olayın özünü çok net ifade etmiş: Motosikleti o sevdirdi. Şimdi de o soğuttu.
AEA kanalı özgündü. Sadece Türkiye ölçeğinde değil, dünya ölçeğinde özgündü. Sürüş becerileri, gezi, eğitim tanıtımları, ekipman incelemeleri bir arada yer aldı. İnsanların gönlünü kazandı. Ama AEAı bu noktaya taşıyan şey motosiklet incelemeleri oldu. Barkın tecrübeli ve becerikli bir sürücü olarak CBF 150den Panigale 1200e kadar her motosikleti hakkıyla test edip, dolu dolu bir içerikle, kendine has, samimi üslubuyla anlattı. Motosiklet inceleme videolarını en iyi yapan dünyanın en iyi birkaç yayıncısından biriydi. Motosiklet incelemeleri konusunda bir model oluşturdu. Bu modeli takip etmeye çalışan genç yayıncılar da oldu. Ancak Barkın gibi motosiklet mekaniğine ve motosikleti yönetme becerilerine çok hakim birinin sunabileceği videoları hiç biri sunamadı. O birikim yok çünkü diğer arkadaşlarda. AEAın Türkiye motosiklet video yayıncılığında boş bıraktığı yeri yakın zamanda dolmayacak.
AEA bize eğitimin önemini vurgularken Barkın da bize bir başka önemli şeyi öğretti: Eğitimin de iyisi ve kötüsü olduğunu. Barkının hangilerinin iyi hangilerinin kötü olduğuna dair görüşlerini paylaşmıyordum ama iyi ve kötü eğitim, daha faydalı ve daha az faydalı eğitimlerin olabileceğini ondan öğrendik. Barkın bize eğitim alacağımız yerleri iyi seçmemiz gerektiğini öğretti.
Barkın söylediklerini bir çocuk coşkusuyla paylaşır, anlatırdı. En iyi öğretmenlerin en iyi hikaye anlatıcılarının sırrı budur. Anlattığı şeye karşı coşku duymak ve anlatırken bu coşkunun insanın içinden taşması durumu. Barkın bu haliyle bize nasıl anlatıcı olunabileceğini de öğretmiş oldu. Bu coşkulu üslubu araba sürücüleri tarafından iyi karşılanmadı. Araba sürücüleri onu hiç anlamadı, sevmedi. Genel olarak motosiklet sürücülerini hiç anlamadıkları sevmedikleri gibi. Zaten Barkının onlar tarafından anlaşılmak gibi bir derdi de olmadı. O hayatta kalması için motorcuların daha akıllıca daha becerikli davranmaları gerektiğini vurguladı hep. Ancak bu vurguyu yaparken kapalı alan hakimiyet becerilerine daha fazla değinirken yoldaki diğer sürücülerin hatalarına ve yolun durumu gibi değişkenlerle baş etmenin öğretildiği yol eğitimlerini o kadar öne çıkarmıyordu. Yol eğitimi veren (Motto Akademi dışındaki) ileri sürüş okullarına kızıyordu. Eğitim alınmaması gerektiğini anlattığı eğitmenler de bu diğer ileri sürüş okullarıydı. İleri sürüş tabirine de kızıyor, bunun sadece yol ve trafik adabı olduğunu anlatıyordu. Yola dair sürüş becerilerinin de sezgisel olarak veya sadece tecrübeyle gelişen şeyler değil gerçekten eğitimi alınarak öğrenilmesi gereken şeyler olduğunu söylemiş olmasını isterdim. Sponsoru Motto Akademinin kapalı alan eğitimlerini tanıttığı kadar yol eğitimlerinin de reklamını yapsın isterdim. Bu konuya dair bir kaç video çekti, canlı yayınlarda da bahsetti. Ama insanları kapalı alan eğitimlerine yönlendirdiği kadar yol eğitimlerine yönlendirmedi. Şimdi AEA izleyicisi bir çok genç sürücü, diğer yol kullanıcılarının hatalarını tolere edebilecek bir sürüş yapmanın da sürüş becerilerine dahil olduğunu kavrayamıyor. Ben ne kadar iyi sürebilirsem süreyim diğer kullanıcılar bana zarar verir, diye düşünüyor. Günün sonunda motosikleti bırakma kararı alıyorlar. Keşke böyle olmasaydı.
Barkın bana insan olarak motosiklet dışında da çok şey öğrenme imkanı sundu. Öğrenebildim, örnek alabildim demiyorum ama o üzerine düşeni yaptı, anlattı, örnek oldu. Çalışma disiplini vardı. İş yaşamını ciddiye almak ve kendinden beklenenin, daha yapılmış olanın üzerinde bir ürün ortaya koymak için üst düzey bir performansla çalışmayı gösterdi bize. Alkole karşı kazandığı mücadele de aslında bana iyi bir yol gösterici oldu. Dediğim gibi ben iyi bir öğrenen olamadım ama o üzerine düşen örnek olma vazifesini layığıyla yerine getirdi. Sadece konuşmak veya şikâyet etmek yerine ortaya bir ürün koymayı öğretti bize. İyi yayın yok, para yok, seyirci bilinçsiz, izleyici okumuyor, anlamıyor, motosiklet bulamıyorum diye dertlenmek yerine bu engellerle mücadele etmesi için gerekenleri yaptı ve değişimin parçası oldu, değişimin kendisi oldu. İnsanlar okumuyorsa video çekti, televizyonlar saçma sapan kurallarla işliyorsa internete geçti, para yoksa sponsor buldu, motor yoksa insanlardan istedi. Yapması gerekeni yaptı ve yoluna devam etti. Ben en son böyle bir yapılması gerekeni yapıp engelleri aşma temasını Bitmeyen Kavga kitabında görmüştüm. Barkın bunun canlı bir örneği olarak her hafta karşımızdaydı. Bize düşen onun bu çalışma disiplinini, üretme coşkusunu ve engelleri aşmak için yeni yollara girmek cesaretini kendi alanımızda, kendi yapacağımız işlerde uygulamaktır.
Barkının ölümü, sürüşünün ve yaptığı işin bir parçası olarak görmesi dışında genel olarak ölüm hakkındaki görüşleri de her insan evladının altından kalkabileceği basit düşünceler değildi. Sade, ama basit değil. Ölümüyle barışmış gibiydi. İnsanların birçok davranışına yön veren ölüm anksiyetesi AEAda sanki yoktu veya videolar yapmasına, ürün ortaya koymasına bir enerji oluyordu. Üzerine hiç düşünmemeyi tercih ettiğimiz konularda yol gösterici olmaya çalışıyordu.
Barkın sevmediği sürüş okullarından birinin eğitmeninin karıştığı kazayı anlatırdı. Bu sürüş okulu kendisini dava açmakla tehdit edinceye kadar da o okulla ilgili eleştirilerini sürdürdü. Barkının anlattığı kazada bir kadın ölmüştü. Hatta Barkının arkadaşları, bazı motosiklet gruplarında o sürüş okulunun adı her anıldığında Haa şu köylü teyzeyi öldürenlerin okulu mu? derlerdi. Hayatın garip bir tesadüfü, Barkının karıştığı kazada da bir yaya vefat etti. Muhtemelen her iki kaza da senin benim gibi sürücülerin kaçamayacağı türdendir.
Ankarada toplantılarına katılmış, yüz yüze tanışmıştım. Hatta bir keresinde Ankara girişinde bir benzinlikte biz mola vermişken o geldi tek başına. Kendisi için yapabileceğimiz bir şey olup olmadığını sordum. Bilkente nasıl gideceğini bilmiyordu. Kardeşim kısa bir süre Ankaraya uğrayacaktı ve ben onunla buluşmaya gidecektim. O nedenle kendisini Bilkente götürmek yerine sadece tarif ettim. O da yola çıktı tek başına. Keşke kardeşimi ekip Barkını Bilkente götürseydim. Bu satırları şimdi bu kadar hüzünlü yazıyor olmazdım. Ben siyasal görüş açısından, dünyaya bakış açısından ve sürüş mentalitesi açısından Barkının karşısında bir yerdeyim. Ancak ondan çok şey öğrendim, çok şeyini örnek almam gerektiğini düşündüm. Gidişine çok üzüldüm.
Test edeceği motosikletler yetim kaldı. Barkının bu kadar sevilmesinde samimiyeti büyük rol oynadı. İnsan olarak sevdi gençler onu. Kendilerinden buldular, bağırlarına bastılar. Bu hayatı güzel yaşadı. Çok insana dokundu. Güzel izler bıraktı. Unutulmayacaktır.