Şunu yazmıştım geçen gün:
Benim 11 yıllık motosiklet maceramda gördüğüm en kalabalık motosiklet korteji ve 46 yıllık hayatımda katıldığım en kalabalık cenaze töreni idi. Karacaahmet'teki motosikletli kalabalığı görünce gözlerim doldu, inanılmazdı, Çengelköy'de o kalabalık adeta ikiye katlandı. Gerçekten çok seviliyormuş. O sıcakta bisikletleriyle gelen gencecik çocuklar bile vardı. Pek çok kadın motorcu da vardı, yaşlısı da vardı, MC üyesi de vardı, kuryesi de vardı. Bu kadar geniş bir kitleye hitap edebilmek herkesin harcı değildir. Bu Barkın'ın gerçekten motosikletçinin dilinden anladığının ve halk tipi biri olduğunun göstergesidir. Demek ki işini çok severek ve samimiyetle yaparsan neticesini alıyorsun. Daha yapabileceği çok fazla şey vardı, olmadı, çok üzücü. Huzur içinde yatsın. Eminim motosikletçiler mezarını da boş bırakmayacaklardır.
Ailesine ve tüm sevenlerine tekrar sabırlar dilerim.
Babasının sözü her şeyi özetler nitelikte:
"Arkamızdan gelen motorları görse çok sevinirdi. Başarmış demek ki."
Barkın'ın bunca insan tarafından sevilmesinde samimiyeti çok önemliydi bence, herkes bir şeyler bulabildi sanırım kendisinden.
Benim kendisini sadece izlediğim kadarıyla çıkarımladıklarım:
"Motosiklet eğitmeni değilim, ben de sizler gibi bir sürücüyüm" derdi.
Hatta eğitmen olarak anılmak istemez ve bilhassa enduro motor kullanan eğitmenleri kimi zaman feci eleştirirdi.(Kişisel olarak buna çokça katıldığımı söyleyemem)
Sanırım birden fazla yabancı dil biliyordu ve üstelik dile meraklı biriydi, zira konuşurken kelimelerin etimolojik kökenlerinden dem vurabilecek kadar bilgili olduğu anlaşılıyordu.
Tarihe meraklıydı, detaylı incelediği belli tarih dilimleri olduğu anlaşılıyordu.
Model araç, maket merakı olduğu da biliniyor.
Genel kültürü yüksek bir adamdı, pek çok konuda detaylı bilgi sahibiydi.
Bildiklerini halk diliyle anlatabilecek yetenekte biriydi. (Yanlış bilmiyorsam ufaktan oyunculuğa da bulaşmış biriydi, anlatım gücü oradan geliyor olabilir, bu bilgiyi yanlış da biliyor olabilirim, dedim ya benimki gözlem sadece)
Bazı konularda agresiflik yapabiliyor ve kimi zaman çok sert tavır takınabiliyordu, seven de sevmeyen de belki bu yüzden seviyor ya da sevmiyordu. Bazı konularda (toplumsal, sosyolojik konularda da) benim çokça tasvip edemeyeceğim düşünceleri vardı ve bunları sergilemekten ve söylemekten çekinmezdi. Yani siyah ya da beyazdı, grisi azdı. Bu bi anlamda net tavır koyduğu için samimiyetini artırıyordu belki de. Benim sevme sebeplerimden biriydi bu durum mesela.
Motorcu lafını sevmezdi, bunu diyen diğer araç sürücülerine "siz de arabacısınız" derdi.
Motosiklet bilgisini zaten videolarında gösteriyor, konuya hem teknik, hem mental, hem de sürüş anlamında oldukça hakim biriydi, kısacası motosiklete tutkundu, dolayısıyla işini de tutku ile yapıyordu. Daha da önemlisi bu konuda cesaretliydi ve öne çıkıp söz söyleyebildi, yoksa şu an zaten bunları yazıyor olmayacaktık.
Benim gözlemim motosikleti agresif kullanıyordu, kimilerine göre hakkını vererek, kimilerine göre risk alarak denilebilir belki, ama zaten test videolarında gerçekten (özellikle pistte) ortalama bir sürücüden çok daha iyi sürdüğü gözlemlenebilir. Bu konuda yabancı dilde kitaplardan, California superbike school sürüş eğitimlerine kadar donanımlıydı.
zaferce nickli arkadaş esasında çok güzel yazmış Barkın'ı, güzel bir değerlendirme yazısı olmuş. Sanki Altın Elbiseli Adam ve Barkın iki farklı kişi gibiydi gerçekten, pistte AEA'yı izletirken, yolda sık sık apaçi olduğunu söyleyen Barkın'ı izletiyordu bize. Çokça yorum alan Suzuki ile şehirdeki sürüş videosunda mesela bu çok açık görülür, ne yalan söyleyeyim ben de o videoyu eleştirenlerden biriydim, o sürüş tarzının gençlere doğru örnek olmadığına dair. Yani kişisel olarak ben de zaman zaman tatlı sert eleştiri getirmişimdir kendisine, ama izlemekten de vazgeçmedim, motosiklet konusunda pek çok detay bilgiyi ondan öğrendim diyebilirim. Ki zaten bir konuda aktif olarak öne çıkmış biri mutlaka eleştirilecek ve bu eleştirileri de göze alacaktır, Barkın böyle biriydi ve bildiği yoldan sapmadan devam ederdi.
Velhasılı kelam, ölüm haberini ilk aldığım zaman da yazmıştım, bana göre bu memlekete katkı sağlayan değerli bir evladını daha kaybettik. Onunla forum ortamlarında Carl Gustav olarak karşılıklı yazışmışlığım da oldu ama hiç yüz yüze gelemedik, gelmeyi isterdim açıkçası, olmadı. Ama çok net diyebilirim ki hayatım boyunca unutmamın mümkün olmayacağı insanlardan birisidir, ara sıra aklıma gelip off çekeceğim, ebediyete erken yürüyenlerden biri.
O sonsuzluğa doğru sürdü motorunu, bizse bu memleketi daha yaşanılır kılan, "bak işte bu adamda burada demek ki hala umut var" dediğimiz insanlardan birini daha yitirdik...
---------- Mesajlar birleştirildi - 22:35 ---------- bir önceki mesaj zamanı 22:34 ----------
Duygusal yönden en zorlandığım sürüşlerden birisi veda kortejinde geçirdiğim anlardı. Cenazeye gelemeyen arkadaşlar için görüntüleri paylaşayım.
Sevgi, özlem ve saygıyla anıyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=e3W-PHHJTss
Çok güzel bir video olmuş, benim kameram olmadığı için keşke sürüşün tamamı olsa da saklasam diyordum bu iyi oldu, üstelik videonun 23.48'inci dk. sında beni de almışsın kadrajına kısa da olsa. Barkın'ı da güzel anlatmışsın videoda, ellerine sağlık kardeş.