- Katılım
- 3 Şub 2025
- Mesajlar
- 1,614
- Motosikleti
- Pilsan Cobra
Türkiye gibi enflasyonist ve parası zayıf olan ortamlarda, "satın alma" veya "tasarruf" gibi kararlar, maalesef ki beraberinde hep bir kuşku ve savunmacı bir korumacılığı da tetikliyor. Bunu motosiklet gibi son derece kırılgan bir özneye indirgeyecek olursak da, işler iyice sarpa sarıyor. Hani otomobil piyasası bir derece tolere edilebiliyor da, motosiklet gibi daha hobi ağırlıklı bir araç alım satımında iyice ince eleyip sık dokumak gerekiyor. Bu nedenle Türkiye özelinde belli markalar ve hatta belli markaların belli modelleri dışındaki satın alım kararları beraberinde düşünmeyi gerektirecek büyük riskleri de barındırıyor.
Ancak her durumda yüksek enflasyon koşullarında, bir malın değerini peşin ödemek ile, sabit taksitlerle uzun vadede ödemek arasında dağlar kadar fark oluyor. Her ne kadar yukarıda yapılan bugünkü değer hesaplamasında hata olsa da, bugün peşin ödenen 330 bin TL ile 12 ay sonunda eşit taksitlerle ödenecek 330 bin TL arasında en az 12 aylık süreçteki reel faiz kadar kazanç olacaktır. Tabii bu arada alıcının, o 12 eşit taksiti ödeyebilecek ekonomik güce sahip olduğunu varsayıyoruz. Ayrıca faizin ve enflasyon oranlarının sabit kaldığını varsayıyoruz. Bu arada bugün 330 bin TL'ye almadığı ürünün, 12 ay sonra aynı paraya alamayacağı için ortaya çıkan fırsatı da kaçırma ihtimalini düşünmek gerekiyor. Aşağıda güzel bir örmek var;
Ege Cansen'i severim. Denk geldikçe de okurum. Bloomberg TV'de yaptığı programları da kaçırmamaya çalışırdım. Ekonomi konusunu daha halk diliyle benimseten nesnel bir figürdür. Öneririm.
Yine tesadüf dünkü yazısı bu konuyu anımsattı. https://www.sozcu.com.tr/liradan-kacarken-dolara-tutulmak-p243259
"Türkiye benzeri "zayıf paralı" (soft currency) ülkelerde spekülatif döviz talebi kırılmadan enflasyon dizginlemez" diyor.
Gerçekten de öyle değil mi? Hangimiz herhangi bir ürünü satın alır (veya satarken) o günkü dolar endeksi ile karşılaştırma yapmıyoruz. Bir an düşündüm; evet ben de bunu yapıyorum. Örneğin bir motosiklet satın alırken, o gün ödediğim Türk Lirasını MB (veya Altınkaynak gibi güvenilir bir satıcının) satış kuruyla USD'ye endeksliyorum (hatta EUR), sonra satacağım zaman aradaki dolar enflasyonu ile düzeltiyorum https://www.bls.gov/ (satın alırken ödediğim dolar bugün ne kadar olmuş), o endeksin bugünkü TL değerine bakıyorum; bu arada motosikletin durumu, ortalama ikinci el piyasası, sıfır fiyatı, ortalama satın alma gücü, vb. parametrelerle düzeltip, kendi finansal önceliklerim (sattıktan sonra yerine yenisini mi koyacağım, başka bir mal mı satın alacağım, başka bir yatırım mı yapacağım, tasarruf mu edeceğim, vb.) doğrultusunda bir satış fiyatı belirliyorum.
Kısaca bu ülkede en sıradan insan bile herhangi bir ekonomik karar alırken, herhangi bir Avrupalıya göre (veya Amerikalı, Japon, Koreli, vs.) onlarca farklı değişkeni dikkate almak zorunda. Bu yüzden insanlar en az değer kaybı yaşatacak ürünlere yöneliyorlar.
Fikir jimnastiği tabii yapalım yapmasına da; antrenman öncesi iyi ısınalım, doğru beslenelim, yeteri kadar esneyelim. Aksi durumda sakatlık kaçınılmaz oluyor![]()
Tamamen katılıyorum. Reel faiz kazancının olabilmesi için ortada faize konabilecek bir meblağ olması lazım. Ekonomik durumu bilmediğimiz için, öyle bir meblağ var mı yok mu bilmiyoruz. Aile destek olacak diye biliyoruz. Üstelik faiz kazancını geçtim plaka takıldığı anda piyasası olan bir motosikletin değeri %10 düşüyorsa bunun %30 düşecek. Korlas'tan bahsediyoruz durup dururken 12 taksitle komik bir rakama vade farksız olarak satmıyorlar. KRides / RE bile bu şartlarda mal vermiyor şu an.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
He birde korlas'ta triumph ducati'de bile fahiş fiyatlara parça beklerken, fantic'i düşünmek istemiyorum.
