Son mesajdaki yol ve daha fazlasını yaptım.
1. gün: Ankara – Çankırı – Tosya – Ilgaz Dağı Milli Parkı – Kargı – Saraydüzü.
2. gün: Saraydüzü – Durağan – Vezirköprü – Havza – Kolay – Bafra.
3. gün: Bafra – Samsun – Ordu (Perşembe tarafından) – Giresun – Trabzon.
4. gün: Trabzon – Of – Çaykara – Derebaşı – Bayburt – Kelkit – Refahiye.
5. gün: Refahiye – Suşehri – Tokat – Zile – Sungurlu – Kırıkkale – Kalecik – Akyurt – Pursaklar.
Son gün hariç günde ortalama 300 km civarında yol yaptım. Yola çıkış amacım gezilecek yerler değil, daha çok kendimi ve motoru zorlamaktı. Bu yüzden fazla durmadım. Beş gün içinde toplamda yaklaşık 1900 km yol kat ettim.
Konaklamalarım şöyle oldu:
- Saraydüzü’nde annemin köyünde, dedemlerde kaldım.
- Bafra’da Engiz adında bir yerde çadır kurdum.
- Trabzon’da Ayyıldız Pansiyon’da kaldım.
- Refahiye’de ise babamın köyünde, akraba evinde konakladım.
Yola çıkmadan önce “kesinlikle geçmem lazım” dediğim Çaykara – Bayburt yolunda, Köknar Köyü’nden yanlış dönünce Şeyhi Yaylası’na çıktım. Bu yüzden meşhur Derebaşı virajlarına ulaşmak için yolumu uzatıp önce aşağı indim, sonra geri tırmandım. İniş sırasında iki motorcu ile karşılaştım. Manzarası güzel bir yerde fotoğraf çekiyorlardı. Biraz sohbet ettik; Hollandalıymışlar. Birinde CFMOTO MT450, diğerinde BMW GS1250R vardı. Motorlarını Hollanda’dan karavanla getirmişler. Bana, “Sürüşten keyif almak için fazla güce ihtiyacın olmaması ne güzel,” dediler.
Sonra yola devam ettim. En tepede Hero Xpulse ile gelen Muhammet Abi ile karşılaştım. Onun kanalı da “Uzgezen” — buradan reklamını yapayım. Konuşurken Hollandalılar da geldi ve dört motorcu olarak biraz sohbet ettikten sonra Muhammet Abi iniş yönüne, Hollandalılar ve ben çıkış yönüne doğru ayrıldık.
Köye varıp eşyalarımı bıraktıktan sonra Refahiye’ye alışverişe giderken Hollandalıları tekrar gördüm. Yaklaşık yarım saat fark atmışım (burada Erzincan merkeze inmeyip Davarlı Köyü’nden kestirme gitmemin de payı var). Refahiye’den İliç yönüne doğru gidiyorlardı bu sefer.
Dragon 50 ile uzun yol yapmaktan memnunum. Sakaltutan Geçidi’nde, yeni arabalar hararetten kenara çekerken bende hâlâ tır sollayacak kadar güç vardı. Çıkış bölümünde hep tam gaz, ortalama 60 km/sa ile üçüncü viteste çıktım. Zaten düzde de 70-75 km/sa hızla gittiğim düşünülürse fena sayılmaz. Yaşadığım tek sıkıntı, birkaç aylık olmasına rağmen Ankara dönüşünde ölen akü oldu. O da motorun değil, akünün sorunu. O gün hep ayak marşıyla çalıştırdım.
Yolun en keyif aldığım bölümleri Havza – Kolay arası ile Çaykara – Bayburt arasıydı. Dönüşteki sağlı sollu ağaçlı Zile yolu da oldukça güzeldi.
Bu beş gün içinde tanıştığım güzel insanlara buradan teşekkür ediyorum.