2025 Ağustos CRF 250'lerle Doğu Anadolu ve Doğu Karadeniz turu.

Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Arkadaşlar merhaba,

Çerezlerinizi, atıştırmalıklarınızı, içeceklerinizi alın gelin zira 25-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında Ankara çıkışlı yapmış olduğumuz 6 gece konaklamalı 7 günlük turun oldukça detaylı bir raporunu okuyacaksınız bu satırlarda.



Tura İstanbul’dan adaşım Haluk ile birlikte 2 kişi çıkacaktık normalde. Daha doğrusu 3. kişinin izin durumu netleşmemişti.


1 hafta kala Enes’in de gelebileceğini öğrendik.


Ama kendisinin mevcut 2 motoru bu rotaya uygun olmadığından ve onsuz da gitmek istemediğimiz için geçen sene almış ve bu tür rotalar için gerekli tüm aksesuarlarını doldurup hazırlamış olduğum CRF 250 L motorumu Enes’e verdim tur için.


Ben de emektar 2017 Rally motorumla çıktım.


Adaşıma da zaten 2023 CRF L almıştık ve hatta 9 Ağustos tarihindeki Kırklareli Birtat Köftecisi buluşmasına da o CRF L ile gelmişti adaşım. Ben de o zamanlar benim olan, daha doğrusu satacağıma ihtimal bile vermeyeceğim CRF L ile gelmiştim.




Adaşım 24 Ağustos Pazar günü ikindi saatlerinde İstanbul’dan çıkıp Akyazı – Taşkesti – Nallıhan – Beypazarı üstünden Ankara’ya geldi ve biraz dinlendikten sonra Ankara’dan arkadaşlarla buluştuk o akşam.



Gece de vakitli yatıp büyük tur için dinlendik.



25 Ağustos Pazartesi sabah 6 da kalktım ve 6 buçuk gibi motora eşyalarımı yükledim.

Adaşım da erkenden kalkmıştı ve onun motorda zaten yan çantaları olduğu için onun yükleme işi birkaç dakikada bitti ve 7 gibi Eskişehir yolu ODTÜ önünde Enes’le buluşup birkaç foto ile anı ölümsüzleştirdik.





Normalde planımız ilk gün Ordu’ya kadar sürüp konaklamak ve tura oradan devam etmekti ama Karadeniz’in pazar akşamından itibaren 4 gün boyunca yağmurlu olacağını öğrenince rotayı tersyüz edip tura normalde planladığım dönüş rotasını takip ederek başladık.

Yani hava durumu elverseydi tura Ankara Ordu güzergahıyla başlayacaktık.



Karadenizdeki yağmurlu havadan dolayı rotayı Ankara-Divriği şeklinde yaptık.



Ankaradan sürüşe başladık ve ilk molayı Ankara çevresi motosiklet turlarımızın vazgeçilmez mekânı olan Kırıkkale Bahşılı beldesindeki Acıktım Usta restoranda kelle paça içerek vermiş olduk. Enes midesinin biraz hassas olduğunu söyleyip tercihini mercimekten yana kullandı.







Oradan ayrılıp yola koyulduktan sonra adaşımın motorunda anlam veremediğimiz bir elektrik arızası yaşar gibi olduk. Motoru birkaç kez stop eder gibi oldu ve sinyal ve dörtlülerin feri gitti geldi falan.


Kendisi İstanbul’dan Ankara’ya gelirken Mudurnu yakınlarındaki Taşkesti civarlarında mola verdiğinde motoru yıkamış ve o esnada sonradan taktırdığı USB şarjın kapağını kapatmayı unutmuş olabileceğini söyledi biz sorunun neden olabileceğini düşünürken.


Normalde rotamız Kırşehir’e varmadan kuzeye, Seyfe Gölüne dönmekti ama bu sorundan dolayı Kırşehir’e kadar sürdük ve de google’dan bulduğumuz Fırtına Motor’a gittik.


Dükkân sahibi Üçler Usta yoldan geldiğimizi görünce o an motoruna bakmakta olduğu başka bir motorcu arkadaşın da teklif etmesiyle adaşımın motoruyla ilgilendi ve bizim de tarifimiz üzerine sorunun elektrik aksamının USB şarj girişinden nem kapmasıyla yaşandığını tespit edip USB şarj bağlantısının iptalini sağladı ve motor düzeldi hemen.








Bu arada nazar da değmesin; L ile temelde aynı motor olan Rally motorumu 2017 Nisanda sıfır aldığımdan beri 42 bin km’dir kullanıyorum ve üstünde ATP zincir yağlama, USB şarj girişi, sis farı ve Oxford elcik ısıtma olduğu ve 5 yıl üstü brandayla örtülü ama Ankara kışında bile açık otoparkta kaldığı halde hiçbir elektrik arızası yaşamadığımdan sıkıntının basit, ve kolay müdahale edilebilecek bir şey olduğundan şüphem yoktu zaten.

Emeğinden dolayı Üçler Ustaya teşekkür edip oradan ayrıldık ve Mucur girişine kadar sürüp sıkıcı ana yoldan ayrılıp CRF’leri sürmekten çok daha fazla keyif alacağımız tek gidiş gelişli ara yollara daldık.



Önce Nevşehir’in Kozaklı ilçesine vardık.





Oradan eskiden Avanos ilçesine bağlıyken sonradan Yozgat Boğazlıyan’a bağlanan ve 1990 yılında da ilçe olan ve aynı zamanda bir tanıdığımın da memleketi olan Yenifakılı’ya vardık.








Oradan devam ettik ve meşhuuurrr Boğazlıyan’a geldik. Tavsiye üzerine karnımızı Serkan Usta et lokantasında doyurduk. Gayet başarılıydı. Tekrar gidilir.







Sonra yola devam ettik ve Çayıralan üstünden Sivas’ın Gemerek ilçesine ve oradan da Şarkışla üstünden önce Kangal’a ulaştık.



Oradan da ilk gece konaklayacağımız şehir olan Divriği’ye ulaşmak üzere yola devam ettik.



Kozaklı ve Divriği arasında sadece Gemerek ve Şarkışla arasında duble ve ana yoldan geldik bir 40 km kadar.



Diğer tüm güzergâh tam CRF için yapılmıştı sanki.



Çok kaliteli olmayan tek gidiş geliş bir asfalt; aralarda stabilize yol ve Kangal çıkışında 10 km kadar yeni mıcır dökülmüş bir güzergahta resmen kendine geldi motorlar.



Kangaldan sonra 1 tık + yedek depo ile rahatlıkla Divriği’ye kadar ulaşırım ve hatta 86 kilometrelik yolda kesinlikle benzin vardır diye tahmin edip yola çıkmışken ağırlıklı olarak yokuş çıkmamız ve gün kararmadan Divriği’ye varalım diye performanslı sürmemiz neticesinde benzinimin planladığımdan daha önce biteceği endişesiyle çok uzun ve dik bir rampanın sonunda geldiğimiz 1950 rakımlı Karasar geçidinde durup Enes’in motordan benim motora yakıt ikmali yapmak için durduk.

Bir yandan manzaramız da şu:






Bazen kafa duruyor gerçekten.



O kadar yol çıkmışız.



Rakımı da gösteren bir zirveye ulaşmışız.



Ne uğraşıyorsun yakıt ikmaliyle falan.



O kadar çıkışın bir inişi olmayacak mı?



Sallasana yokuş aşağı motorları.






Yaklaşık yarım saat süren başarısız bir yakıt ikmal denemesinden :ROFLMAO: sonra yola devam edip yakıtın bittiği yere kadar sürmeye karar verdik.




İyi ki de öyle yapmışız.



Yaklaşık 15 km’lik inişte gaza sadece dokunarak Divriği girişindeki benzinciye kadar idare ettirebildim.







Hızımı alamayıp taşıncaya kadar doldurttum depoyu ve 9.5 lt yakıt aldı.



316 km yol gitmişim.



Hem de son 20 kilometresi hariç gayet performanslı bir sürüşle ve ağırlıklı olarak yokuş tırmanarak.







Özet:

  • Kangal ile Divriği arasında benzinlik yokmuş arkadaşlar.
  • Depodan yakıt çekmek istiyorsanız depoya indirdiğiniz hortuma üflemek değil hortumdaki havayı içimize çekmek gerekiyormuş. 😊


Kangal Divriği arası bol virajlı bu yoldan çok keyif aldık ve bahsettiğim benzin bitme ihtimalli yolculuktan sonra Divriği’ye gelip sabah Bahşılı’dan rezervasyonunu yapmış olduğumuz Ekin Otel’e vardık akşam 8 gibi nihayet.

Ama hava kararmış ve biz de gayet aç olduğumuz için açık restoran bulamama endişesiyle hemen 1 yıl önceki turumuzda Enesle gitmiş olduğumuz Sofra Restaurant’a gittik ve 1’er porsiyon Develi Cıvıklısı ve ortaya da 1.5 porsiyon Sivas köftesi siparişi verip hepsini silip süpürdük.







2024 Ağustos’ta yolumuzun düştüğü Divriği Sofra Restoranda yemiş olduğum Develi Cıvıklısı beni benden almıştı ve “Divriğideki Develi Cıvıklısı böyleyse Develideki Develi Cıvıklısı ne biçimdir valla” diye Cıvıklı beklentimi çok ama çok yükseltmişti ama 2025 Mart ayında çıktığımız Güneydoğu turunda geçtiğimiz ve hatta konakladığımız Develide yediğimiz cıvıklı vasat bile denemeyecek kadar kötüydü.

Divriğideki Sofra Restorandaki Cıvıklı pide yine gayet başarılıydı.

Fotoyu netten buldum. Çekip paylaşan arkadaşa teşekkür eder selamlarımı iletirim.





Böylece 25 Ağustos sabah 6’da Ankara’da uyanıp 6:30 gibi motorun tepesine oturmamızla başlayan turumuzun ilk günü gece 9 buçukta Divriği Ekin Otele yerleşmemizle son buldu.




1. Gün Ankara-Divriği arasında yaklaşık 680 km sürdük. Bunun Ankara – Kırşehir arasında olan 230 km’lik ve Gemerek – Şarkışla arasındaki yaklaşık 30 km’lik kısmı duble yoldu sadece.

Ve belki de ilçe giriş çıkışlarındaki toplamda 50 km kadardır diğer kısımlar.

Geriye kalan 350 km civarı yol tek gidiş geliş, çok kaliteli olmayan satıhlı, navigasyonda bile var görünmeyen geçiş yollarına sahip, anlık olarak 70-80’lerin görüldüğü düzlükler olsa da ortalama seyir hızınızın 30-50 kilometrelerde kaldığı bir güzergahtı.

Duşları yapıp yatmamız 11’i geçti ama sabaha kadar deliksiz uyuduk valla.

Otel eski bir han dizaynındaydı ve ortadaki avluda çok keyifli bir kahvaltı yaptık.

Kahvaltıda servis edilen tüm yeşillik ve sebze-meyveler otelin kendi bahçesinde organik olarak yetiştiriliyormuş.

Biz Ekin Otelden mekân ve servis olarak çok memnun kaldık.

Yolu Divriği’den geçecek olanlara tavsiye ederiz.



https://ekinoteldivrigi.com/#portfolio
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Turumuzun 2. gününde saat 10 gibi Ulu Camii ve üstündeki seyir terasını dolaşmak üzere Divriğideki otelimizden ayrıldık.

Ancak kahvaltıdaki (taze reyhan otundan şüpheleniyorum,) yediğim bir şey dokundu bana herhalde ki daha Ulu Camii önünde birkaç poz foto çeker çekmez tekrardan otele döndüm ve 2 saat kadar dinlenmek durumunda kaldım.

Adaşım ve Enes 2 saat kadar şehri dolaştıktan sonra saat 12:00 döndüler ve Divriği’den ayrıldık.

O 2 saat dinlenme beni kendime getirdi ve 2. Günün rotasına başlamış olduk.



Plan Kemaliye Taşyol’dan (4 yıl sonra tekrardan) geçip Kemah üzerinden Erzincan ve oradan da Erzurum’a varmaktı ama Divriği’den yola 3 saat kadar gecikmeli çıkmış olduğumuz için yorulduğumuz yerde günü bitiririz diyerek yola koyulduk.


Normalde Divriği Kemaliye arasında kısa yol kuzeyden İliç tarafından gitmektir ama hem o yoldan Enes’le daha 1 yıl önce geçmiş olduğumuz için ama daha da önemlisi güneydeki uzun rotadan hiç geçmemiş olduğumuzdan rotayı güneye, Arapgir tarafına çevirdik.


Turun motosiklet sürmek için belki de en keyifli rotalarından birisi oldu Divriği-Arapgir-Kemaliye güzergahı. Hem geniş virajları hem bol iniş çıkışı ve hem de efsane manzaralarıyla müthiş güzeldi. Özellikle de Arapgir – Kemaliye arası Keban Barajı manzaraları ve müthiş dik bir yamaç inişiyle “sırf bu yoldan tekrar geçmek için buraya bir daha gelinir” dedirtti bize yani.


Daha önce 2021 yılında geçmiştim Kemaliye’den ve o zamanki gibi Şehir Kulübü Çay Bahçesinde 1 saat kadar mola verdik saat 15:00 gibi.





Tost – ayran – gazoz – çerezleri gömdük.


Sonra da rotayı yaklaşık 10 km mesafedeki Karanlık Kanyon – Taşyol’a çevirdik.

2017 Rally, adaşımda 2018 NC DCT ve sevgili arkadaşımız Cihatta da 2021 yeni kasa NC düz vites motorlarımızla çıktığımız 2021 turumuzda sadece Karanlık Kanyon giriş-çıkışında foto almıştık.







Bu sefer kamera kaydı da aldım. 😊










Karanlık Kanyon çıkışında normalde geri dönülüp tekrardan Taşyoldan geçilip demir köprüden geçilerek İliç tarafında gidilir.

Taşyol’un tozuna bir daha bulanmamak adına rotayı yarım saat kadar uzatmayı göze alarak tünel çıkışından sonra soldan sağa doğru geniş bir yay çizerek 1 saat kadar sonra İliç’e vardık ve orada yakıt ikmalinden sonra Kemah ve Erzincan istikametine sürdük.


İliç – Kemah – Erzincan güzergahı motosiklet için enfes diyebileceğim bir rota. Bazen CRF’lerin nefesinin yetmediği (daha da performanslı bir makinenin daha da çok keyif vereceği) uzun ve geniş virajları ve yokuşları ile “daha performanslı makinelerle buraya tekrar gelmek lazım” dedirtecek kadar güzel bir rota. Bu rotadan 2024 Ağustos’ta diğer motorum 2023 Rally ile de geçmiştim ve o zaman da dibim düşmüştü.

Kesinlikle tavsiye edilir.


Erzincan’ın Refahiye-Kemaliye-İliç-Kemah ilçelerini birbirine bağlayan yollardan motosikletle geçtim.





Erzincan’dan Kelkit üstünden Gümüşhane’ye de gittim yine motosikletle.


Ve buraya kadar yazdıklarımdan da belli olacağı üzere Erzincan’ın bahsettiğim ilçeleri arasında enfes güzellikte motosiklet rotaları mevcut.


Ama Erzincan merkezini sevemedim bir türlü.


Belki hep başka rotalara gidiş güzergahında olduğundan aceleyle oradan geçtiğim için düzgünce gezemediğimdendir.


Belki şehir merkezinde görülecek yerlerle ilgili yeterli ön araştırma yapmadığımdandır.


Sabahki reyhan otunun dokunması keyifsizliğim üstüne o kadar yol tepip yorulmuşken ve üstüne üstlük hava da kararmışken yine inat edip Erzincan merkezde kalmak istemedim ve ekibi ikna edip yaklaşık 200 km ve yakıt ve ihtiyaç molasıyla 2.5 saat sürecek olan Erzurum yoluna düşürdüm onları gecenin bir vakti.


30 km kadar arkadan, kalan kısmın neredeyse tamamında karşıdan ve hem de deli esen bir rüzgarla Erzurum’a kadar sürüp şehre ulaştık.







Turumuzun ikinci gününde Divriği-Erzurum arasında yaklaşık 500 km ve 11 saate yakın bir sürüş olarak şöyle gerçekleşti





Kalacak birkaç yer bakındıktan sonra 22:45 gibi de konaklayacağımız mekâna ulaştık.

Tesis gayet merkezi bir yerde olduğundan düzgünce kıyafetlerimizi giyip yürüyerek şehri turlamaya başladık.


Merkezde Yakutiye Cumhuriyet caddesinde çorbacı sorduk birilerine ve Çorbacı Halil’i önerdiler. O saatte ağır bir şey içmemek adına ezogelin ve mercimek içtik ama çorbaları enfesti. Zaten o bölgede onlarca restoran vardı ve saat 23:30 da bile mekân ağzına kadar doluydu.




Daha sonra Cumhuriyet caddesinde yürümeye başladık ve az ileride Yakutiye Medresesini gördük.











Oradan biraz yürüdük ve solda Bal Badem Dondurmacısını gördük. Abartmıyorum, önünde 15 kişi falan vardı kuyrukta ve saat neredeyse gece yarısıydı artık.



Hava da gayet serin olmasına rağmen dondurmaları afiyetle yedik ve bizden geçer not aldı mekân.







Oradan yürümeye devam ettik ve gece ışıklandırmalarıyla çok güzel görünen Kale’yi de fotoğrafladık.





Caddenin sonuna kadar gittikten sonra yine Cumhuriyet Caddesini takip ederek geri döndük. Saat de artık gece yarısını geçmişti. İlerideki bir Vodafone mağazası vitrinindeki afiş ilgimi çektiği için fotoğrafını çektim:







Yeni abone olanlara vadedilen dakika-GB-sms miktarları karşılığında talep edilen ücretleri görünce yıllardır bu operatörü kullanmakta olduğum için eski müşterilere dost kazığı tarifesi uygulandığını düşündürtmedi değil. Neredeyse 2 katı fark var benim ödediğim rakamla.




Ki muhtemelen diğer operatörlerde de durum farklı değildir herhalde.



Neyse.



Erzurum Cumhuriyet Caddesi ve civarında 2 saat kadar oyalandıktan sonra gece 1 gibi tesise gelip yattık.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Turumuzun 3. günü sabah vakitlice kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra normalde yaklaşık 150 km ve 2 saat civarı sürecek olan Yusufeli’ne varmak üzere Erzurumdaki tesisten ayrıldık.

Tortum yolu üzerindeki Fiat Çimenler bayii yanındaki Opet Kurtuluşta 2 günün pisliğini giderelim diye motorlarımızı yıkadık bir güzel.





Oradan depolarımızı da doldurduk ve ilk durağımız olan Tortum ilçesine doğru yola koyulduk.



Depolarımız derken motorlarımızdaki bir aksesuardan bahsedeyim hemen.



Benim 2017 rally’nin deposu 10,1 litre ve normal kullanımda bir depo ile 300 km’yi rahatlıkla aşabiliyorum. Hatta 90’km’yi aşmayan süratlerde uzun yolda 350 km’yi de aşabiliyorum. Tabii depoyu tekrar doldururken 9.5 lt civarı yakıt alıyor en fazla.


Eşin-dostun-komşuların-forumdaşların ve kendinizin dahi sabrını tüketecek şekilde 70 km’yi pek aşmadan olabildiğince hımbılca kullandığınızda CRF 250 modeli 2 lt’ye kadar düşebiliyor. Bizzat denenmiştir. 😊


https://www.motosiklet.net/forum/konu/crf-250-rally-ve-ys-125-ile-sabir-tasi-catlatma-turu.211436/


Yeni kasa Rally’lerde depo kapasitesi 12.8 lt’ye çıktığı için normal(=benim kullanımlarda 400 km’yi de geçer teoride.


CRF L modellerinde ise 7.8 lt’lik depo ile normal kullanımda 200 km civarında yakıt almazsanız yolda kalmanız neredeyse garantidir.


Ben de geçen sene aldığım ve bu tur için (ve bu turdan itibaren) artık sevgili Enes’in olan CRF 250 L motoruma Acerbis 14 lt benzin deposu alıp taktırmıştım.


Dolayısıyla normal kullanımda bu kez 450 km üstü menzil almak mümkün hale gelmişti.


Daha efendi kullanımlarda 500, üstteki sabır taşı çatlatma tarzı kullanımlarında ise 600 km civarı menzil almak olası.


Aynı depodan adaşımın L motorunda da olduğu için benzin alımlarını benim Rally’nin menziline göre yani yaklaşık 300 km civarında yaptık.


Erzurum Tortum arası ilk başlarda geniş düzlüklerden ilerliyor sonra inişli çıkışlı bir seyir izleyip sizi Tortum ilçesine ulaştırıyor.



Motosiklette ne zaman varmak yerine yolda olmak için yola çıktıysam o yolculuğum 130 kat daha keyifli geçmiştir benim için.


Hele ki daha önceden geçmediğim, sürmediğim bir yoldaysam ve oraya ulaşmak için saatlerce motosiklet sürmem gerekiyorsa, o güzergah benim için çok ama çok daha özel bir hale geliyor.


Erzurum’dan 2019 yılında Ankara-Kars turumda transit geçmiştim motosikletle ama hem konaklamamıştım ve hem de o zaman sadece güzergahım üzerinde olan bir şehir olarak gezmeye, görmeye zaman ayıramamıştım.


Güzergahım da batı-doğu istikametinde Ankara-Erzincan-Erzurum-Kars şeklindeydi.


Bu kez Erzurum’dan kuzeye doğru sürmekteydim.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Tortum ilçesini geçer geçmez normalde kuzeye, Uzundere ilçesi ve Tortum şelalesine doğru sürmek yerine rotayı değiştirip sağ tarafa Narman ilçesine doğru sürdük. Tabii benim aklımda olan bir şeydi bu ama ekip bundan habersizdi.



İyi ki de öyle yapmışız çünkü güzel bir vadiden, genelde de tırmanarak kıvrıla kıvrıla yol aldık. 5-6 dakikada bir araç geçiyordu sadece ve nihayet 2400 rakımlı Kireçli Geçidine vardık.








Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Mesajımda sadece 3 foto olduğu halde lütfen en fazla 5 foto paylaşınız tarzı garip bir uyarı alıyorum.

Oysa ilk mesajımda en fazla 30 fotoğraf paylaşınız diyordu aynı uyarı.

Bundan dolayı paylaşımlarım sekteye uğradı resmen.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:


Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Son atılan mesajı önceki atılan mesajla birleştirmeye kalktığı için sistem şişiyor galiba arkadaşlar.

Turun devamındaki mesajlara yarın devam ederim artık.
 
Son düzenleme:
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
18,439
Motosikleti
Sym Wolf Sb250Ni
Hey maşallah üstat, harika bir gezi, harika bir anlatım olmuş. Devamını bekliyorum.
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Kireçli Geçidindeki mola ile birlikte Tortum ilçe merkezinden yola koyulduktan sonra yaklaşık 1 saat kadar sürerek Narman ilçesine varmış olduk.















Hiç ama hiç alakaları olmadığını bildiğim halde ne zaman bu ilçenin adını duysam aklıma hep bir balina türü olan Narval gelmiştir. 😊



Hani sadece yetişkin erkeklerin kafasının ucunda olup da 2-3 metreye kadar uzayabilen mızrağımsı bir duyu organı olan balina türü Narval.







Oralara kadar gidip de hiç alakasız bu çağrışımla merak ettiğim Narman’ı görmesem olmazdı zaten. 😊
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Merak edenler için Narman tarihçesini bırakayım buraya.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Narman



Küçük, kendi halinde bir ilçeydi Narman.









Narman’ın içinden transit geçip kuzeye, Oltu’ya doğru sürdük sonra ve 40 dk kadar sürdükten sonra saat 2 gibi Oltu’ya vardık.



Şehir girişinde yol çalışması vardı ve birkaç kilometre boyunca kısmen stabilize, kısmen de mıcırlı yolda ama minimum gaz keserek sürdük. Önümüze araç çıkmasa o kadar da yavaşlamazdık bile yani.



İnsan toprak-stabilize-bozuk-mıcırlı bir yol görünce ve bu yolda sürünce sevinir mi yahu??? 😊
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Altınızda CRF 250 gibi hafif, yerden yüksek, nispeten yumuşak süspansiyonları ve bizim 2 motorumuzda biraz daha yol odaklı lastik olsa da yine de asfalt motorlarına göre arazi kabiliyeti yüksek lastikleri olan bir motosiklet varsa evet.





Ben çok keyif aldım o kısımdan valla.



Zaten hepimizde interkom olduğu için (Sena 50S (X2) ve Sena 50C) tüm tur boyunca konuşa konuşa gittik ve o bozuk-mıcırlı yoldan adaşım ve Enes’in de çok keyif aldığının teyidini aldım.



Oltu’da birkaç yere sorup da o saatte cağ kebabı kalmadığını öğrenmemiz üzerine Konak Kosor Kebap’a geçtik ve de cağ kebaplarını yedik ama o yediğimiz cağ kebabıyla ilgili karışık duygular içindeyim.






Başka yerlerde (=şehirlerde) o kebabı o kadar yağlı bir şekilde satsalar kimse o mekânı tercih etmez bence.



O kadar yağlı olması bizim gittiğimiz mekâna mı özeldi yoksa Oltu’da tavsiye üzerine gittiğimiz ama o saatte (=14:00) kebabı çoktan tükenmiş olan diğer mekânlarda da o kadar yağlı mı servis ediliyor cağ kebabı bilemedim işte.


Yine de adaşım ve ben yağına mağına bakmadan kebapları hallettik ama yaklaşık 10 yıldır tanıdığım ve belli dönemlerde sindirim sistemi ile ilgili sıkıntılar yaşamış olduğu için yediğine içtiğine çok dikkat ettiğini bildiğim Enes Oltu Kosor kebaptaki Cağ Kebabından birkaç parça yedikten sonra devam edemedi.

Ondan kalan kısmı da ben götürdüm. 😊





Enes’in keyifsizliği geçmek bilmedi bir türlü ve oradan kalkıp yola koyulduk.



Aslında Enes tura yazlık montla çıkmış olsaydı belki tur onun için bazı anlarda o kadar keyifsiz geçmeyecekti zira havanın ısındığı anlarda üstündeki 4 mevsim mont resmen işkence etti çocuğa.



Yoldaki rüzgâr sayesinde azıcık serinleyince nispeten topladı Enes ve oradan gerisin geriye batıya, birazcık daha kuzey rotasından Tortum’a doğru sürdük ve yine çok güzel yollardan geçtik.


Yani Tortum-Narman-Oltu-Tortum güzergahında ters C harfi şeklinde bir rotayı takip ederek Tortumun 8 km yakınındaki kavşağa kadar geldik ve bu sefer rotayı kuzeye çevirip Uzundere-Tortum şelalesine doğru sürmeye başlayacakken Enes’in hassaslaşmış midesi yolda iflas etti ve bir süreliğine istifra molası vermek durumunda kaldık.

Modumuz düştü tabii ama meğer Enes turun ilk günü sabah Kırıkkale’de Acıktım Ustadaki çorba molamızdan sonra da istifra etmiş ve o kadar uzun yolu bomboş mideyle yapmış.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Hala düzgünce mesaj gönderemiyorum konuya.

İçeriğinde sadece 2 fotoğraf ve 1 video olan mesajıma bile "En fazla 5 medya içeren bir mesaj girin" uyarısı alıyorum.😕
 
Son düzenleme:
Katılım
26 Mar 2018
Mesajlar
9,926
Motosikleti
2022 Suzuki V Strom 650 (DL650)
Müthiş gezi ve anlatım; devamını merakla bekliyorum. (y)
 
Katılım
4 Haz 2016
Mesajlar
1,353
Motosikleti
Triumph Tiger 800XRx
Abi harika bir tur olmuş, tekerinize sağlık. Anlatımın böyle kısım kısım gelmesi de ayrı bir heyecanlı oluyor😊
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Neyse ki birazdan daha iyi olduğunu söyledi Enes ve Tortum Şelalesindeki molaya kadar sıkıntısız sürdük.

Tortum Şelalesini de daha önce görmemiştim.















Görülecekler listesinden 1 yer daha azaldı böylece. 😊


















Bu da yavaş çekim.






















Orada da 1 saat kadar oyalandıktan sonra Yusufeli’ne kadar olan 40 km’lik kısım için tekrardan sürmeye başladık.















Hep geçmek istediğim güzergahlardan birisiydi Yusufeli ama yapılan baraj ve ilçenin ve çeşitli köylerin sular altında kalmadan ki halini göremeden baraj her tarafı yalayıp yuttu ve biz o eski halini göremedik.















Bundan dolayı Yusufeli’ne hangi yönden gelirseniz gelin neredeyse 20-30 km boyunca tünellerden geçmek durumunda kalıyorsunuz







İstanbul’da yaşayan adaşım daha yoldayken Yusufeli’nde bir Cağ kebapçısı olduğunu ve hatta birkaç ayda bir İstanbul’daki kendi evine bu Kahraman Cağ kebaptan soğuk zincir ile cağ kebabı gönderttiğini söylüyordu.







Biz de 18:30 gibi Yusufeli’ne gelince doğrudan Kahraman Cağ Kebaba gittik ve planımız da orada bir şeyler atıştırıp dinlendikten sonra konaklamak için nereye kadar sürebileceğimize karar vermekti.







Ancak zaten çok da keyfi olmayan ve enerjisinin son kırıntılarını harcamakta olan Enes midesinin ve de genel olarak durumunun hiç iyi olmadığını söyleyince hemen motorlara atlayıp yaklaşık 2 km mesafedeki Yusufeli Devlet Hastanesine gittik ve Enes’e hem sıvı+elektrolit kaybı için ve hem de bulantı+kusmasını engellemek için serum takıldı.




























Enes’in rahatsızlığı ile son 3 saatini genelde keyifsiz geçirdiğimiz, devamında Enes’i hastaneye yatırdığımız süreçte kendisine çok çaktırmasak da modumuzun dibi boyladığı anlardan sonra Enes’i hastanede bıraktık ve en doğru hamleyi daha da geç olmadan yapmış olmamızın verdiği huzurla ayıptır söylemesi Kahraman Cağ kebapta 1.5 porsiyon cağ kebaplarını gömdük. 🥲 😄











Ben Enes’in birazdan telefon edip “daha iyiyim ve motor sürebilirim, neredeyseniz hastaneden çıkıp oraya geleyim” diyeceğini hissettim sanki o an ve abartıp üstüne yarım porsiyon da Yusufeli kuru fasulyesi yedim sütlaçlardan önce. 😊 :D😆











Ve tam da o sırada Enes arayıp müjdeli haberi vererek hislerime tercüman oldu ve tam 10 dk sonra yanımıza geldi.







2 saat dinlenip serum yemek işe yaramıştı.












Midesinin hassas olduğu zamanlarda yoğurt yiyerek kendisine geldiğini bize söylediği için yoğurdunu hazırlamıştık zaten ve oradan da Kahraman Cağ kebabın sahibinin bizlere ayarladığı o gece konaklayacağımız mekân olan Agara Pansiyona doğru geçmek üzere motorlarımıza bindik ve 10 kilometresi yine tünellerden geçilen 15 kilometrelik bir yolculuktan sonra Altıparmak (Barhal) çayının hemen yanında, dağın yamacında kurulmuş olan tesise geldik.







https://www.facebook.com/agaraotel











Enes’i hemen odasına yatırdık ve biz de motorlardan eşyaları alıp duş faslından sonra yattık.

Turumuzun 3. gününde takip ettiğimiz rota şu şekildeydi:











Geçtiğimiz güzergahın ne kadar dağlık olduğunu şu haritadan görebilirsiniz:




Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Abi harika bir tur olmuş, tekerinize sağlık. Anlatımın böyle kısım kısım gelmesi de ayrı bir heyecanlı oluyor😊

Çok teşekkür ederim.

Aslında planım bu değildi Mehmetçim.

Tüm yazıyı word formatında hazırladım ama sitenin mesaj birleştirme özelliği yüzünden resmen paylaşamaz oldum.

3 tane video var ama onu bile paylaştırmıyor sistem.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Ertesi sabah kalktık ve turumuzun 4. Gününde çok ihtiyacımız olan enerjimizi toplayabilmek için kahvaltıya oturduk.



Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

@tommygun şuraya bir mesaj yazıver rica ediyorum.

1 adet bile video paylaştırmıyor mesaj birleştiren sistem.
 
Son düzenleme:
Katılım
23 May 2025
Mesajlar
345
Cağ yemek için tercih edilebilecek olan en kötü yer (bana göre) Kosor :))))
Merkezde nispeten daha yenilebilirdir ama bilhassa Kosor, Şenkaya, uzundere vs taraflarında çokça yağlı yerler. Dışarıdan gelip de erzurum'da cağ yemek isteyenler muammer usta ya da gel gör'de yer (daha sosyetik oldukları için) ya da koç cağ kebap'ta yerler. Kongre caddesine gitmiş olsaydınız bi ton cağ kebapçı bulabilirsiniz.

Gerçi tanışmıyoruz ve böyle bir plandan da haberim yoktu ama açıkçası mihmandarlık yapmak isterdim abi erzurum ayağı için. Başka sefere artık.
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Kahvaltı sonrası adaşım da birkaç çekim yaptı Agara Pansiyonda ve motorları yükleyip tesisten ayrıldık ve önce gerisin geriye Yusufeli’ne gelip oradan da İspir tarafına doğru yol almak üzere tekrardan yola koyulduk. Tabii yine kilometrelerce uzunluktaki sayısız tünelden geçtik.



Gerek bir gün önce Tortum tarafından Yusufeli’ne gelirken, gerekse de Yusufeli’nden İspir’e giderken yolun bazı kısımlarında yola taşlar ve hatta kayalar dökülmüştü. Hatta bazı kısımlarda yolun bir şeridini, bazı kısımlarda ise bir tünelin tamamını kapatmışlardı.




Yusufeli – İspir arasındaki güzergahın büyük bir kısmında yola taş-kaya dökülmesin diye yanından geçmekte olduğumuz dağ yamacına çelik ağlar ve duvarlar yapılmış olmasına rağmen yukarıdan kopup gelen bazı kayalar çelik ağı bile yırtıp yolun kenarına düşmüş ve hatta bazıları hızını alamayıp çok daha aşağılara kadar yuvarlanarak baraj gölüne düşmüştü.

Hatta bu durum tüm Tortum – Uzundere – Yusufeli – İspir güzergahı için geçerliydi. Sağlı sollu tüm yamaçlarda çelik ağlar vardı. Videolarda görebilirsiniz.




İspir ilçesi Erzurum’a bağlı ve Erzurum’dan kuzeye, Rize’ye giden yol üzerinde bulunuyor.



Biz doğudan batıya yani Yusufeli’nden İspir’e doğru geldik.








İspir girişinde soldaki Çakıroğlu petrolde yakıt-ihtiyaç-telefon-çay molası verdikten sonra...








… tekrar yola koyulduk ve rotayı İspirden çıktıktan sonra Karadeniz’e, yani kuzeydeki Ovit Dağı yönüne çevirdik. Vaktimiz olsaydı önünden geçtiğimiz Moryayla’ya çıkmak isterdim ama zaten çok yoğun bir sürüş yapıyor olduğumuzdan ve bir gün önce Enes’i o keyifsizliğinde oralara sürüklediğimizden 4. Sürüş günümüzdeki tek rota esnetmesini Ovit tünelini kullanmak yerine Ovit dağı geçidinden geçmek şeklinde yaptık.

Yıllardır geçmek istediğim bir rotadan da nihayet geçiyor olmak çok keyif vericiydi.



Hava da izin verdi de çok açık bir havada oradan geçtik ve Ovit Dağı Geçidi levhası önünde poz verdik.



Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Cağ yemek için tercih edilebilecek olan en kötü yer (bana göre) Kosor :))))
Merkezde nispeten daha yenilebilirdir ama bilhassa Kosor, Şenkaya, uzundere vs taraflarında çokça yağlı yerler. Dışarıdan gelip de erzurum'da cağ yemek isteyenler muammer usta ya da gel gör'de yer (daha sosyetik oldukları için) ya da koç cağ kebap'ta yerler. Kongre caddesine gitmiş olsaydınız bi ton cağ kebapçı bulabilirsiniz.

Gerçi tanışmıyoruz ve böyle bir plandan da haberim yoktu ama açıkçası mihmandarlık yapmak isterdim abi erzurum ayağı için. Başka sefere artık.
Merhaba Adem,

Oltu'ya gidişimiz saat 14:00'ü geçtiği için açık bulabildiğimiz bir yer olan Konak Kosor Kebap'a gittik artık.

Bu yazdığın yerleri de not aldım.

Bu seferlik kısmet değilmiş diyelim artık.

Yoksa süper olurdu hem tanışmak ve hem de oraları bilen birisinin rehberliğinde birkaç saat de olsa Erzurum'u gezmek.


Erzurumu çok beğendim.

Yakınlarda olmaz muhtemelen ama mutlaka tekrar gideceğim bir şehir.

İnşallah bir sonraki sefere diyeyim.

Çok selamlar.
 
Son düzenleme:
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F



Netten bulduğum bu foto da “Ovit Geçidine kar yağdı mı tam yağar” ifadesinin kanıtı.






Kışın çok yoğun bir kar yağışına maruz kaldığı için sıkça kapanan bir yol olan Ovit geçidi bu tünel sayesinde ulaşımın yaz kış kesintisiz devam etmesini sağlıyordur herhalde.


2640 metre rakımlı Ovit Dağı geçidinden sonra Karadeniz’e doğru sağlam bir inişe geçtik.



Ve ilk başlardaki uzun ve geniş virajlardan sonra müthiş manzaralar eşliğinde kıvrıla kıvrıla İkizdere’ye indik.




Oradan da deniz seviyesine kadar indik ve Trabzon-Rize yol ayrımından sola Trabzon istikametine döndük.

Deniz sağ tarafımızda kalacak şekilde 10 dk kadar batı istikametinde sürdükten sonra da Of’tan tekrardan içeriye girip yaklaşık 30 kilometre ve 40 dakikalık yol daha katederek konaklayacağımız yer olan Çaykara’ya geldik ve kalacağımız mekâna ulaştık.



4. Sürüş günümüzde Yusufeli – Çaykara arasını şu güzergahtan geldik:







Turun ilk 2 gününde konaklayacağımız şehirlere hava karardıktan sonra varmış olduğumuz için o şehri gündüz gözüyle görmeden gitmeyelim diye sabahtan şehir turu atmıştık.


Enes’in keyifsizliğinden dolayı 3. gündeki biraz da mecburi Yusufeli ve 4. gündeki Çaykara konaklamalarımızda önceki günlere göre şehre gayet vakitli geldik ve de konaklayacağımız şehre hava kararmadan varmış olmak gerçekten iyi hissettirdi.




Otele eşyalarımızı attıktan sonra Çaykara ilçe merkezinde biraz dolaşmaya çıkacakken o gün yoldayken telefon ettiğimiz arkadaşımız Ahmet Emre de kıymetli eşi Mine ile birlikte taaa 80 km mesafedeki Trabzon’dan kalkıp bizi mahcup ettiler ziyaretimize gelerek.

Ne iyi edip de geldiler. Bizi çok memnun ve mutlu ettiler.


Birlikte Sultan Murat Sofrası restorana gittik ve çok güzel köfteleri yedik.

Turumuzun en keyifli sohbetlerini de o akşam etmişizdir.





Bizden çok daha fazla yorulmuş olan Enes bize göre biraz daha erkenden otele dönüp dinlenmeye çekildi.


Biz de gecenin bir yarısında Ahmet Emre ve Mine’yi Trabzon’a uğurladık…




… ve de Çaykaranın mevcut 3 caddesini turladık ve birkaç esnafla sohbet ettik.


Memleketim Burhaniye’de görev yapmış ve sonra da oraya yerleşmiş Çaykaralı bir abimizle tanışıp onunla da sohbet ettik.


Artık saat gece yarısı olmak üzereyken bir marketten çerez – meşrubat alıp birkaç kilometre de yürüyerek odamıza döndük ve aldıklarımızı tükettikten sonra sabaha kadar deliksiz bir uyku çektik.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Yazımın başında belirttiğim gibi tura normalde Karadeniz’den başlayacak ve son gün Divriği’ye gelip turumuzu tamamlayacaktık ama Karadeniz kısmı yağışlı olduğundan rotayı tersyüz edip önce Divriği’den başlamıştık.



1 gün önce Karadeniz sahile ve Of ilçesine geldiğimizde daha yeni yağmış olan yağmurdan dolayı yollarda hala ıslaklık vardı ve turun 4. gününde geçeceğimiz yerlerden açık havada geçmek istediğim için tur planında üstte bahsettiğim değişiklikleri yapmıştım.



Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra ekip toplanırken turda ilk kez kullandığım ve çok memnun kaldığım bel-bacak çantamdaki küçük bir yırtılmayı tamir ettirmek üzere bir terzi aramaya çıktım ve hemen 300 metre ileride böyle bir yer olduğunu öğrendim.



Hemen motora atlayıp o tarafa gittim ve aradığım terzinin arka sokakta olduğu bilgisini aldım.



O sokağa gittim ama dükkânı tam olarak göremedim herhalde motor üstündeyken.



Orada bir dükkânın önündeki tekli koltukta telefonundan sosyal medyaya gömülmüş halde oturmakta olan bir gence terziyi sordum ve kendisi bana “hemen şurada” dedi.


Motorla biraz ileriden U çektim ve hemen şurada denilen ve benim anlayışıma göre birkaç dükkân ötede olan bu terziyi aramaya başladım.


Herhalde çok yorgunum ki bulamıyorum diye düşündüm ve sonra tekrardan tam da o soruyu sorduğum çocuğun önüne kadar gelip çocuğa aynı soruyu bir daha sordum. Kendisi de koltuğundan kalkıp hemen bitişikteki terzi dükkânını gösterdi. 😊 😆


Farklı şehirlerde insanların mesafe kavramlarının değişiklik gösterdiğine şahit olmuştum ve hatta bu durum genelde beni gülümsetmiştir ama bitişikteki dükkânın “bitişikte” olduğu niye belirtilmez onu da anlamamışımdır. 😊





Terzimiz 5 dakikada Beşiktaş yapıp sökülen yeri dikti ve otele geri döndüm.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Tesisten nihayet ayrıldık ve bulutlu bir Çaykaradan Uzungöl’e doğru sürerek turumuzun 5. gününe başlamış olduk.



Bir sürü turist otobüsü ve çevreye göre nispeten dolu bir yoldan Uzungöl’e vardık.



En son 15 yıl kadar önce gelmiştim Uzungöl’e.



Hep duyduğumuz yapılaşmanın eskiye göre kat be kat artmış olmasıydı.

Doğallık yerini kalabalığa ve tesislere bırakmıştı.

Teselli olarak en azından neredeyse tamamı ahşaptan ve gözü çok yormayan bir şekilde yapılmıştı binalar diyeceğim ama gönlüm elvermiyor.



Planımız oradan geri çıkıp Bayburt yönüne doğru gitmekti ama Uzungöl’ün girişinde sağda kalan ve gölü yukarıdan gören otellerin oradan manzarayı izlemek üzere Uzungöl’den çıkmadan oteller bölgesine doğru tırmanmaya başladık.



Ve o tesislere giden ve o tesislerden gelen kuyruk oluşturmuş araçların arasından geçe geçe bir seyir noktasına ulaştık ve bolca foto-video çektik.







Oralarda gördüğümüz bir amcaya çıkmakta olduğumuz o yolun Derebaşı’na gidip gitmediğini sordum ve yolu biraz uzatırsınız ama Derebaşına gider bu yol cevabıyla zaten turlarda yolu uzatma doktorası yapmış biri olarak müthiş keyiflendim.


Bu arada otellere çıkan yol cidden dikti ve önümüzde birdenbire duran ve hatta geriye manevra yapmaya çalışan araçlardan dolayı düşük hızlarda ya da çok eğimli bir zeminde durur halde hakimiyette zorluk çekiyorsanız motorunuzu tutamayıp düşürmek işten bile değil.



O yüzden motorculukta yeterince tecrübe kazanmadıysanız henüz, o rotayı motorla çıkmanızı önermem.






Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Uzungöl’ü çoook yüksekten gören en son otellerin oradan da birkaç manzara fotosu alıp tırmanmaya devam ettik.

Yol alt kısımlara göre daha genişledi üstlerde.



Stabilize zemini falan da gayet düzgündü.



O kısımlar ileride geçeceğimiz kısımların yanında otoban gibi kalıyordu neredeyse.



Sonra bir yerde daha durduk.











Adaşım da manzarayı kaçırmıyor haliyle. 😊







Ve orada “Komutan Logar, bir cisim yaklaşıyor” tadında bir ses duyduk ve de uzaklardan, bizim geldiğimiz yönden bir motorcunun bize doğru geldiğini gördük.



Ve o motorcu lastikleri tamamen kabak olan bir Honda Shadow cruiser motosiklet kullanıyordu.!!!



Kendisiyle kısacık da olsa bir sohbet etme imkânımız oldu:




Bu videoyu izlerse Abdullah Bey’e selamlarımı iletirim.


Bu videodan da ben şunu çıkartıyorum: Elinizin altında ne motosiklet varsa çıkın gezin arkadaşlar.



Tarz, model, tip vb bunlar hep teferruat.



Motorunuzu garajda yatıracağınıza bakımını yaptırıp hakkını verip gidin her yere.


Kaç yıl yaşayacağımızın garantisi yok.



Sağlıklı yaşayacağımızın garantisi yok.



İşte böyle geziler bizi müthiş motive ediyor.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Bu çok güzel sürprizden sonra tırmanmaya devam ettik ancak biz tırmandıkça bulutlara daha da fazla yaklaştık ve sonra da bir bulutun içine girdik ve bir süre bulutun ve haliyle de sisin içinde sürdük. 15 dk kadar sonra ise bulut seyrekleşti ve sonra da bitti ve biz de efsane bir manzarayla karşı karşıya kaldık.










Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Orada biraz oyalandıktan sonra tırmanışa devam ettik ve Karester Yaylasına çıktık.



Bulutların üstünde sürüş yapmak çok güzeldi gerçekten.



Hava da izin verdi ve çok ama çok güzel bir havada, 2600 metre rakımlı Karester yaylasından geçtik ve devamında da daha alçak kısımlara doğru kıvrıla kıvrıla ilerleyerek Turnalu yaylasına geldik.




1 yıl önce Enes’te 2024 CB250R ve bende de 2023 CRF 250 Rally varken çıktığımız turda Bayburt’tan gelip D915 yolunu takip edip önce Soğanlı geçidinden geçmiş ve tam o arada müthiş bir soğuk ve sağlam bir rüzgar içinde buluta girip meşhuuurr Derebaşı virajlarından sisten dolayı hiçbir şey göremeden inerek Çaykara tarafına geçmiştik.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Geçen yılki turumuzdan ekran görüntüsü paylaşayım:




Derebaşı virajlarından açık havada ve (geçen yıl inerek geçtiğimizden bu yıl) çıkarak geçmeyi çok istiyordum ve Turnalu yaylasından Çaykara-Of anayoluna inmemiz için önümüze belki de Derebaşı virajlarından biraz daha dik ve dar başka bir yol çıktı.


Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Hava güzel, yol tam bizim CRF’ler için biçilmiş kaftan, modumuz yüksek, keyfimiz gıcır halde sağa sola çok dar S virajlarını döne döne aşağıya inmeye başladık.

Birkaç yüz metre sonra drone uçurmakta olan Polonyalı 2 motorcuya denk geldik ve onlarla biraz sohbet ettikten sonra yaklaşık 5 km-25 dakika ötedeki Turgut’un yerinde buluşmak üzere onlardan ayrıldık.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Çok imrendim. Böyle geziler yapabilecek vaktim olmasını çok isterdim ama maalesef yok. Nazar değmesin. 🧿
Çok teşekkür ederim dostum.

Daha gençsiniz. 🥲 :)

İnşallah o vakti yaratıp efsane motorunuz Vstrom DeLe 650 ile ülkemizin altını üstüne getirirsiniz.

Selamlar.
 
Son düzenleme:
Katılım
22 Ara 2006
Mesajlar
842
Motosikleti
2022-SYM Jet 14 200 + 2011-KLX250 + 2015-KTM Duke 200(arızalı yatış)
Elinize sağlık, hasret kalmışız böyle tur yazılarına.
 
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Ve tam 1 yıl aradan sonra tekrardan Turgut’un yerine vardık.


Hem de önceki seneki gibi sisten göz gözü görmez bir halde değil pırıl pırıl bir havada.

Hem de önceki seneki gibi akşam karanlığında değil öğlenin 1 buçuğunda.

Çok güzel dana haşlama vardı.

Çoban salatanın yanında süper güzel gitti.




Üstüne bir de sucuk ızgara götürdüm söylemesi ayıp. 😋😆
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Biz yemek yerken yukarıda karşılaşıp burada buluşmak üzere sözleştiğimiz Polonyalı motorcular da geldi 1250 GS Adventure motorlarıyla.





Daha sonra 2 tane CRF 300 Rally geldi İsviçre plakalı. 65 yaşlarındaydı sürücüler yanlış hatırlamıyorsam.


2 haftadır ülkemizdelermiş ve ağırlıklı olarak yayla yollarını tercih ederek geziyorlarmış ve ülkemizin güzelliği ve insanımızın misafirperverliği karşısında dipleri düşmüş.

Son 10 gündür dipsiz geziyorlarmış. 😄


O kadar etkilenmişler. 😊
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Her iki gruba da civardaki ve kendi turlarının devamında gidilecek yerlerle ilgili bilgi verdim.

Peşinden de birisi Yunanistan, iki tanesi de Rus plakalı 3 tane de Rus motosikletli geldi.

Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Bir anda 3 motor biz, 2 motor Polonyalılar, 2 motor İsviçreliler ve 3 motor da Ruslar olmak üzere 10 motor olduk.




Genel kanı dünyanın en iyi motorunun CRF’ler olduğu idi tabii.😙 :ROFLMAO:

Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Ruslarla da biraz sohbet ettik ve de peşinden yarım saat kadar sonra buluşmak üzere Polonyalıları uğurladık ve sonra da diğer ekipleri Uzungöl tarafına gönderip biz de Bayburt tarafına doğru yola çıktık.


Tabii ki Bayburt’tan önce rota esnetmesi yapacaktık.


Polonyalılara da gidecekleri yerin adını navigasyonlarına yazdırmıştım zaten.


2330 rakımlı Soğanlı geçidinden geçtikten sonra rotayı Kırklar Dağı Mescidine çevirdik ve Turgut’un yerinde ayrıldığımız Polonyalıları 20 dk kadar sonra yakaladık.

Birlikte bir süre asfaltta gittikten sonra düzgün yol bitti ve turdaki en bozuk zemine sahip güzergâh başladı.

Paletli iş makinelerinin geçip yolda enlemesine tırtık bıraktığı ve kullandığınız taşıtın tüm cıvatalarını yerinden oynatacak kadar titreşim üreten yanlış hatırlamıyorsam 10 küsur kilometrelik güzergahta kalkan tozdan minimum etkilenelim diye araya birkaç yüz metre de mesafe koyarak Kırklar Dağına doğru tırmandık.

Turgut’un Yeri’nden 1 saat kadar sürdükten sonra yandaki bir dağın tepesinde Kırklar Mescidini gördük ve tam orada yolun eğimi ciddi derecede arttı birden.

Ve virajlar da daha bir keskin ve dik olmaya başladı.

Motosiklette acemi ya da yükseklik korkusu olanların çıkmayı aklından bile geçirmemesi gereken bir yer olarak söyleyebilirim Kırklar Dağı Mescidi çıkışını.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Harici mikrofon olmadan DJI Action 4 kameramla 2 bölüm halinde çektiğim Kırklar Dağı Mescidi yolu ve devamındaki son tırmanış videolarını izleyebilirsiniz.
 
Son düzenleme:

Ged

Katılım
19 Ağu 2025
Mesajlar
1,439
Motosikleti
Forza 250, Tiger Sport 660
Telefondan okuyamadim, yarin bilgisayardan okuyacagim. Ben de diyorum "gezi raporunu niye bu kadar uzun sirede hazirliyor", meger cok uzunmus😂
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Telefondan okuyamadim, yarin bilgisayardan okuyacagim. Ben de diyorum "gezi raporunu niye bu kadar uzun sirede hazirliyor", meger cok uzunmus😂
Bi de ben bu basligi kacirmisim, halbu ki cumartesi gun boyu bakmistim foruma
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

üstat, çok güzel rota olmuş. Yusufelinden sonra Çamlıhemşin üzerinden devam etmeme nedeniniz neydi? aslında oradaki yayla yolları tam sizlik. Yoksa arada geçiş yok mu?
Bir de bir yolculuk tavsiyesi: her yolculukta yanımızda reflor olur, cırcır durumlarında süper işe yarıyor :)
 
Son düzenleme:
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F








3 vakte kadar mikrofon temin edip bundan sonraki videolarımda ses konusundaki sıkıntıyı da çözeceğim inşallah.



Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Alttaki videoyu nette buldum. Gayet kaliteli ve Kırklar Dağını ve çevresini net bir şekilde gösteriyor.





Bu arada Polonyalı motorcu dostlarımız Kırklar Mescidine son tırmanış öncesindeki nispeten geniş düzlükte durdular ve yukarıya çıkmadılar.





Biz yukarıda 40 dakika kadar vakit geçirdik.



Onlar 20-25 dakika kadar aşağıda beklediler ve oradan ayrıldılar



Kırklar Dağı Mescidi sonrası için sözleşmemiştik ama yine de kendileriyle vedalaşmak isterdim.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Kırklar Mescidi sonrası iniş videosunu hafıza kartım dolduğu için çekememiştim.



Enes muhtemelen çekti ama tur sonrası o da Ankara dışındaki işine döndüğü için kendisinden alamadım.


Kendisi Ankara’ya gelince videoyu alıp Kırklar Dağı Mescidi iniş videosunu bu konuda paylaşırım.



Şimdilik geçenlerde bizim turun biraz kısasını yapıp konusunu açarak enfes de video paylaşan @uthec forumdaşımızın videosunu paylaşıyorum.




Kendilerinin konusu da buydu:

https://www.motosiklet.net/forum/ko...-3200-rakimli-kirklar-mescidi-gezimiz.222771/
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Telefondan okuyamadim, yarin bilgisayardan okuyacagim. Ben de diyorum "gezi raporunu niye bu kadar uzun sirede hazirliyor", meger cok uzunmus😂


Bi de ben bu basligi kacirmisim, halbu ki cumartesi gun boyu bakmistim foruma

üstat, çok güzel rota olmuş. Yusufelinden sonra Çamlıhemşin üzerinden devam etmeme nedeniniz neydi? aslında oradaki yayla yolları tam sizlik. Yoksa arada geçiş yok mu?
Bir de bir yolculuk tavsiyesi: her yolculukta yanımızda reflor olur, cırcır durumlarında süper işe yarıyor :)

Forumdaşım merhaba,

Yusufeli-Çamlıhemşin arasında da bir sürü yayla var ve dediğin gibi CRF'lerle çok da güzel geçilirdi gibime geliyor ama Yusufeli kısmındaki mecburi konaklamamız olmasaydı bile Çamlıhemşine gitmek zaten kısıtlı vaktimizi ve ucu ucuna yakalayabildiğimiz günlük rota hedeflerimizi tümden değiştirmemize sebebiyet verecekti. En geç Pazar gün Ankaraya dönmemiz gerekiyordu ve adaşım da zaten İstanbuldan gelişte ve oraya dönüşte 2 gün daha fazla kaldığı için böyle bir rota esnetmesi yapamayacaktık.

Asıl planım Yusufelinden sonra Artvin-Ardanuç-Ardahan-Göle üzerinden bir esnetme yapmaktı ama önceliğimiz bir gün sonraki Uzungöl-Derebaşı-Kırklar Dağı olduğu için daha doğu ya da kuzeydoğu kısımlarını es geçtik açıkçası.


12 yıldır Türkiye kazan ben-bize kepçe gezerim-gezeriz ve hiç böyle bir sıkıntı yaşamamıştık ama dediğin gibi reflor almak lazım sonraki turlarda.

Güzel yorumların için teşekkür ederim.

Selamlar.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Forumun mesaj birleştirme özelliği yüzünden bu konuya foto ya da video ekleyemiyorum.

(Şimdi bu yazdıklarımı da önceki mesajla birleştirecek.)

Konuyu okuyanlar birkaç satır birşeyler yazarsa ben sıfırdan yeni bir mesaj yazıyor olacağım için foto-video ekleyebilirim.

Davet edeyim bari @Cyan 😁
 
Son düzenleme:
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Instagramda denkgeldiğim başka bir Kırklar Dağı Mescidi inişi videosunu da paylaşayım.





Acemiyseniz ya da yükseklik korkunuz varsa hem çıkışta ve hem de inişte hataya yer olmayan bir güzergâh Kırklar Dağı Mescidi.







Kırklar Dağı Mescidine çıkıp indikten sonra rotayı tekrar Soğanlı geçidine doğru çevirdik ve oraya varmadan olan bir kavşaktan da sağa Çaykara değil de sola Bayburt istikametine dönüp yaklaşık 1,5 saatlik bir sürüşten sonra Bayburt’a gelip konaklayacağımız tesise eşyalarımızı atıp karnımızı doyurmak üzere tekrardan motorlara atladık ve merkeze geldik.



Ertesi gün 30 Ağustos olduğu için ana caddelere bayrak asılıyordu ve bazı yollar kapalıydı.



Motorları rahatça park edebileceğimiz önümüze çıkan ilk mekan olan Maydanoz Restorana girdik artık.



Çorbalar çok başarılıydı.



Mide hassasiyeti azıcık düzelmiş olan Enes de gaza gelip döner siparişi verdi.



Ve müthiş başarılı buldu gelen döneri.



Oradan çıkıp şöyle bir Bayburt turu attık.



Kalenin altına geldik ama motorları aşağıda bırakıp yürümemiz gerekiyordu.



Yukarıya çıkmadan şu fotoyu çektik.







Sonra karşıdaki Şehit Osman Türbesi’nin olduğu tepeye çıktık ve Bayburt Kalesi ve şehir manzarasını çektik.



Saat de 10 buçuk falan olmuştu artık.



Konaklayacağımız tesise gidip duşlarımızı alıp yattık ve turumuzun 5. gününü de bitirmiş olduk.



Turun 5. gününde şu şekilde ilerlemişiz.







5. günde geçtiğimiz güzergahı birkaç parçaya bölsem ve en çok keyif aldığımız ya da bizi en çok etkileyen kısımlar diye bir sıralama yapsam, inanın daha altlarda yer alan yerlerin hakkına gireriz zira hepsi çok ama çok güzeldi.



Zaman sırasına göre:

  • Uzungölden oteller bölgesine ve devamında da Karester yaylasına çıkış.
  • Karester yaylasından Turnalu Yaylasına sürüş.
  • Turnalu yaylasından Çaykara-Of karayoluna müthiş dik bir yamaçtan iniş.
  • Derebaşı virajları çıkış.
  • Kırklar Dağı Mescidi çıkış ve iniş.


Ama belki de en önemlisi hava izin verdi de tüm bu kısımlardan müthiş güzel ve açık bir havada geçtik.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Turumuzun 6. Günü için Bayburt’ta sabah vakitlice kalkıp kahvaltımızı yaptık ve oradan ayrılıp Gümüşhane istikametine doğru yola koyulduk.



Motorlarımızdan inmeden Gümüşhane merkezde 10 dk turlayıp Torul istikametine doğru devam ettik.



15 km kadar ileride KRAL PARK tesislerinde 5 dakikalık yakıt ve ihtiyaç molası verdik…









… ama molamız neredeyse 20 dk sürdü zira tesisteki fabrika satış mağazasında ardı arkası kesilmeyen pestil ve cevizli sucuk ikramlarıyla neredeyse tıka basa doyduk.



Gayet güler yüzlü personelden neredeyse sınırsız ikram aldığımız tesisi şiddetle tavsiye ederim.



Hediyelik cevizli sucuklarımızı da alıp ikramların altında kalmayarak tesisten ayrılıp yola koyulduk ve Torul-Kürtün-Doğankent üstünden tekrardan Karadeniz sahiline çıktık ve Tirebolu-Giresun üstünden Ordu’ya kadar sahilden sürüp sonraki durağımız için Ordu girişinde yine yakıt ve ihtiyaç molası verdik.



Bayburt-Ordu yolculuğumuz yaklaşık 300 kilometre ve 4,5 saat sürdü.



Ordudan rotayı tekrardan içeriye, dağlara çevirip Kabadüz üstünden yaklaşık 2 saatlik bir sürüşle Çambaşı yaylasına geldik saat 16:15 gibi.



Adaşım aslen Ordulu olduğu için oraları avucunun içi gibi biliyordu.



Hatta 2019 Kasım’da yine adaşımla çıktığımız Ankara-Samsun-Ordu-Aybastı-Tokat turumuzda da yine Çambaşı yaylasına gelmiş ve o zaman da pirzolaları gömmüştük.

O turumuzdan bu fotoyu buldum:









Benim emektar 2017 Rally ve adaşımın o zamanki motoru 2018 NC DCT ile serenderleriyle ünlü Karadenizde şu pozu çekmişim:







Çambaşında ortaya pirzola-köfte-biftek kombosu söyledik ve müthiş lezzetli salata, közlenmiş biber ve kızarmış ekmek + yayık ayranı eşliğinde tabakları sıyırırcasına hepsini silip süpürdük.





Herkese benden çaaayy. 😊





O günkü planlarımızda Perşembe yaylasına kadar gidip geceyi orada geçirmek olduğu için 1,5 saatlik Çambaşı molamızdan sonra tekrardan yola koyulduk.



Bu arada o taraflara gitmeyenler için bilgi vereyim: Ordu iline ait 2 tane Perşembe var. Bir tanesi Ordunun sadece 15 kilometre batısında, sahilde yer alan Perşembe ilçesi ve diğeri de Ordu merkeze yaklaşık 110 km mesafedeki Aybastı ilçesinin yanındaki Perşembe Yaylası.



Her iki Perşembe de gidilip görülmesi gereken yerler bence.

Samsun tarafından Ordu’ya giderken Fatsa’yı geçtikten sonra Bolaman kasabasına geliyorsunuz ve yoldaki tünellere girmeden sola dönüp eski yoldan yani sahil yolundan devam ediyorsunuz Perşembe ilçesine varmak için.



Adaşımla 2015 yılındaki Ankara-Ordu-Trabzon-Rize-Ayder turumuzda Bolaman sahil yolundan geçtik ve orada yüksekte deniz manzaralı bir restoranda pirzola ve köfteleri haklamıştık.







Bende sıfır km aldığım 2015 CBF 150 ve adaşımda da benim ona sattığım 2014 NC 750X vardı o zaman.







Bu da 2019 yılından yine Ordu’da







Yolunuz Samsun tarafından Orduya düşerse Bolaman-Perşembe üstünden gitmeye çalışın derim. 20 dk uzar yolunuz ama en azından sayısız tünel yerine keyifli bir yoldan gidersiniz.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Bu turumuzda Çambaşı’nda etleri hüplettikten sonra yola (ve bazen de yoldan) çıktık ve enfes yayla yollarından geçip Mesudiye ilçesinden yine ağırlıklı olarak köy ve yayla yollarından toplamda 110 km ve 2 saat 45 dakikalık bir sürüşten sonra Perşembe yaylasına ulaştık.

Turumuzun 6. Gününde şu rotayı takip ettik:









Çambaşı-Perşembe yaylası yolunun ara ara belki de 40 kilometrelik kısmı stabilize ve hatta bazı kısımlarda üstüne beyaz ve bazen turuncumsu çakıl dökülmüş halde çok dikkat gerektiren yorucu bir rotaydı.



Güneş de artık iyice batmak üzere olup akşamın kızıllığıyla bize çok keyifli gökyüzü manzaralı eşliğinde elveda dedi.



Alttaki 15 dakikalık videoyu en azından kısım kısım atlayarak izlerseniz zemin, hava ve ışık koşullarına şahit olmuş olursunuz.



Videoyu 5. Dakikadan itibaren özellikle izleyiniz lütfen.


Kaza geliyorum dedi resmen ama ucuz atlattım.







Sis farlarım açık bir şekilde kendi şeridimde 80 km gibi bir süratte giderken herhalde önündeki çukurlardan kaçmaya odaklanmış olduğundan beni görmeyen veya dikkate almayan bir amcamızın sürdüğü bir Albea ile kafa kafaya giriyorduk.



Ama farım, elciklerimdeki küçük sis farlarım ve çok kaliteli ve işlevsel bulduğum ve açısından dolayı göz almayan delici sis farlarım açıkken bile beni görmeyeceğine ihtimal vermiyorum açıkçası.



Belki hareket ettiğimi düşünmedi veya hızımı kestiremediği için kendisinin çukurdan kaçması için benim önüme atladığında benim oraya varamayacağını mı düşündü artık, bilemiyorum.



Ucuz yırttım doğrusu.





Yol çoğunlukla stabilize olduğundan toz da kalktığı için Enes ve adaşımla araya mesafe koyarak sürüyorduk da onlar sıkıntısız atlattığım bu duruma şahit olmadılar.
 
Son düzenleme:
Katılım
28 Eyl 2007
Mesajlar
977
Motosikleti
Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
Devamında hava iyiden iyiye karardı ve ciddi şekilde soğuduğundan bir yerde durup içimize polar + üstümüze rüzgarlıkları giydik. Ben ayrıca yıllar önce bu motoruma elcik ısıtma taktırmış olduğumu farkettim de sonraki yarım saatlik kısımda üşümeden yolculuk yapabildik. 😊 😁



Ordu iline bağlı olan Perşembe Yaylasını belki de eşsiz kılan özelliği Karga tepesi isimli zemini asfaltlanmış ve yaklaşık yarı futbol sahası ebatlarındaki seyir tepesinden gördüğünüz manzara.

En güzeli söz sussun video anlatsın:





Nette bulduğum üstteki videoyu çeken sayın Zafer Yıldız’a tekrardan teşekkür ederim.




Gece Perşembe Yaylasına vardığımızda artık tamamen karanlık olmuştu.

O gece Perşembe Yaylasında Yayla Apart Beyaz Ev Pansiyon’da konakladık.



Daha iyi pansiyonlarda kalmışlığım oldu ama burasının üstü kısmen açık verandasında gece yıldızları izleyerek oturmak o kadar yorgunluğun üstüne çok iyi geldi. Tek tek yıldızları sayabileceğimiz kadar az ışıklı ve müthiş sessiz bir ortamda serinlik de çökmüşken polarlarımızı giyip bir yandan çekirdek çitlerken bir yandan da sıcacık çaylarımızdan yudumlamak yorgunluğumuzu aldı götürdü.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Ertesi sabah kalkıp mekândan ayrılmak üzere motorlarımızı yükledik önce.

Tabii yumuşak zemin ve eğim de olunca CRF’nin de dinlenmeye ihtiyacı olduğunu düşünüp icraata koyulan adaşımın o anlarını ölümsüzleştirdim: 😊


https://www.youtube.com/shorts/NAftfjNoGko





Kaldığımız pansiyonun dıştan ve içten görüntüsünü de sabah çektim.






Nihayet tesisten ayrılıp önce gece karanlıkta göremediğimiz Perşembe yaylası manzarasına bakmak için Karga Tepesi’ne çıktık ve orada alttaki videoyu çekip hem Perşembe yaylasından ve hem de motorlarıma takmış olduğum birkaç aksesuardan bahsettim.





Alttaki videoda aksesuarlar ve motorlardan bahsetmeye devam ediyorum:


 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst