- Katılım
- 28 Eyl 2007
- Mesajlar
- 977
- Motosikleti
- Crf250 L - Wave 110i - Crypton S - CB125F
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar merhaba,
Çerezlerinizi, atıştırmalıklarınızı, içeceklerinizi alın gelin zira 25-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında Ankara çıkışlı yapmış olduğumuz 6 gece konaklamalı 7 günlük turun oldukça detaylı bir raporunu okuyacaksınız bu satırlarda.
Tura İstanbul’dan adaşım Haluk ile birlikte 2 kişi çıkacaktık normalde. Daha doğrusu 3. kişinin izin durumu netleşmemişti.
1 hafta kala Enes’in de gelebileceğini öğrendik.
Ama kendisinin mevcut 2 motoru bu rotaya uygun olmadığından ve onsuz da gitmek istemediğimiz için geçen sene almış ve bu tür rotalar için gerekli tüm aksesuarlarını doldurup hazırlamış olduğum CRF 250 L motorumu Enes’e verdim tur için.
Ben de emektar 2017 Rally motorumla çıktım.
Adaşıma da zaten 2023 CRF L almıştık ve hatta 9 Ağustos tarihindeki Kırklareli Birtat Köftecisi buluşmasına da o CRF L ile gelmişti adaşım. Ben de o zamanlar benim olan, daha doğrusu satacağıma ihtimal bile vermeyeceğim CRF L ile gelmiştim.
Adaşım 24 Ağustos Pazar günü ikindi saatlerinde İstanbul’dan çıkıp Akyazı – Taşkesti – Nallıhan – Beypazarı üstünden Ankara’ya geldi ve biraz dinlendikten sonra Ankara’dan arkadaşlarla buluştuk o akşam.

Gece de vakitli yatıp büyük tur için dinlendik.
25 Ağustos Pazartesi sabah 6 da kalktım ve 6 buçuk gibi motora eşyalarımı yükledim.
Adaşım da erkenden kalkmıştı ve onun motorda zaten yan çantaları olduğu için onun yükleme işi birkaç dakikada bitti ve 7 gibi Eskişehir yolu ODTÜ önünde Enes’le buluşup birkaç foto ile anı ölümsüzleştirdik.

Normalde planımız ilk gün Ordu’ya kadar sürüp konaklamak ve tura oradan devam etmekti ama Karadeniz’in pazar akşamından itibaren 4 gün boyunca yağmurlu olacağını öğrenince rotayı tersyüz edip tura normalde planladığım dönüş rotasını takip ederek başladık.
Yani hava durumu elverseydi tura Ankara Ordu güzergahıyla başlayacaktık.
Karadenizdeki yağmurlu havadan dolayı rotayı Ankara-Divriği şeklinde yaptık.
Ankaradan sürüşe başladık ve ilk molayı Ankara çevresi motosiklet turlarımızın vazgeçilmez mekânı olan Kırıkkale Bahşılı beldesindeki Acıktım Usta restoranda kelle paça içerek vermiş olduk. Enes midesinin biraz hassas olduğunu söyleyip tercihini mercimekten yana kullandı.

Oradan ayrılıp yola koyulduktan sonra adaşımın motorunda anlam veremediğimiz bir elektrik arızası yaşar gibi olduk. Motoru birkaç kez stop eder gibi oldu ve sinyal ve dörtlülerin feri gitti geldi falan.
Kendisi İstanbul’dan Ankara’ya gelirken Mudurnu yakınlarındaki Taşkesti civarlarında mola verdiğinde motoru yıkamış ve o esnada sonradan taktırdığı USB şarjın kapağını kapatmayı unutmuş olabileceğini söyledi biz sorunun neden olabileceğini düşünürken.
Normalde rotamız Kırşehir’e varmadan kuzeye, Seyfe Gölüne dönmekti ama bu sorundan dolayı Kırşehir’e kadar sürdük ve de google’dan bulduğumuz Fırtına Motor’a gittik.
Dükkân sahibi Üçler Usta yoldan geldiğimizi görünce o an motoruna bakmakta olduğu başka bir motorcu arkadaşın da teklif etmesiyle adaşımın motoruyla ilgilendi ve bizim de tarifimiz üzerine sorunun elektrik aksamının USB şarj girişinden nem kapmasıyla yaşandığını tespit edip USB şarj bağlantısının iptalini sağladı ve motor düzeldi hemen.


Bu arada nazar da değmesin; L ile temelde aynı motor olan Rally motorumu 2017 Nisanda sıfır aldığımdan beri 42 bin km’dir kullanıyorum ve üstünde ATP zincir yağlama, USB şarj girişi, sis farı ve Oxford elcik ısıtma olduğu ve 5 yıl üstü brandayla örtülü ama Ankara kışında bile açık otoparkta kaldığı halde hiçbir elektrik arızası yaşamadığımdan sıkıntının basit, ve kolay müdahale edilebilecek bir şey olduğundan şüphem yoktu zaten.
Emeğinden dolayı Üçler Ustaya teşekkür edip oradan ayrıldık ve Mucur girişine kadar sürüp sıkıcı ana yoldan ayrılıp CRF’leri sürmekten çok daha fazla keyif alacağımız tek gidiş gelişli ara yollara daldık.
Önce Nevşehir’in Kozaklı ilçesine vardık.

Oradan eskiden Avanos ilçesine bağlıyken sonradan Yozgat Boğazlıyan’a bağlanan ve 1990 yılında da ilçe olan ve aynı zamanda bir tanıdığımın da memleketi olan Yenifakılı’ya vardık.

Oradan devam ettik ve meşhuuurrr Boğazlıyan’a geldik. Tavsiye üzerine karnımızı Serkan Usta et lokantasında doyurduk. Gayet başarılıydı. Tekrar gidilir.

Sonra yola devam ettik ve Çayıralan üstünden Sivas’ın Gemerek ilçesine ve oradan da Şarkışla üstünden önce Kangal’a ulaştık.
Oradan da ilk gece konaklayacağımız şehir olan Divriği’ye ulaşmak üzere yola devam ettik.
Kozaklı ve Divriği arasında sadece Gemerek ve Şarkışla arasında duble ve ana yoldan geldik bir 40 km kadar.
Diğer tüm güzergâh tam CRF için yapılmıştı sanki.
Çok kaliteli olmayan tek gidiş geliş bir asfalt; aralarda stabilize yol ve Kangal çıkışında 10 km kadar yeni mıcır dökülmüş bir güzergahta resmen kendine geldi motorlar.
Kangaldan sonra 1 tık + yedek depo ile rahatlıkla Divriği’ye kadar ulaşırım ve hatta 86 kilometrelik yolda kesinlikle benzin vardır diye tahmin edip yola çıkmışken ağırlıklı olarak yokuş çıkmamız ve gün kararmadan Divriği’ye varalım diye performanslı sürmemiz neticesinde benzinimin planladığımdan daha önce biteceği endişesiyle çok uzun ve dik bir rampanın sonunda geldiğimiz 1950 rakımlı Karasar geçidinde durup Enes’in motordan benim motora yakıt ikmali yapmak için durduk.
Bir yandan manzaramız da şu:

Bazen kafa duruyor gerçekten.
O kadar yol çıkmışız.
Rakımı da gösteren bir zirveye ulaşmışız.
Ne uğraşıyorsun yakıt ikmaliyle falan.
O kadar çıkışın bir inişi olmayacak mı?
Sallasana yokuş aşağı motorları.
Yaklaşık yarım saat süren başarısız bir yakıt ikmal denemesinden
sonra yola devam edip yakıtın bittiği yere kadar sürmeye karar verdik.
İyi ki de öyle yapmışız.
Yaklaşık 15 km’lik inişte gaza sadece dokunarak Divriği girişindeki benzinciye kadar idare ettirebildim.

Hızımı alamayıp taşıncaya kadar doldurttum depoyu ve 9.5 lt yakıt aldı.
316 km yol gitmişim.
Hem de son 20 kilometresi hariç gayet performanslı bir sürüşle ve ağırlıklı olarak yokuş tırmanarak.

Özet:
Kangal Divriği arası bol virajlı bu yoldan çok keyif aldık ve bahsettiğim benzin bitme ihtimalli yolculuktan sonra Divriği’ye gelip sabah Bahşılı’dan rezervasyonunu yapmış olduğumuz Ekin Otel’e vardık akşam 8 gibi nihayet.
Ama hava kararmış ve biz de gayet aç olduğumuz için açık restoran bulamama endişesiyle hemen 1 yıl önceki turumuzda Enesle gitmiş olduğumuz Sofra Restaurant’a gittik ve 1’er porsiyon Develi Cıvıklısı ve ortaya da 1.5 porsiyon Sivas köftesi siparişi verip hepsini silip süpürdük.


2024 Ağustos’ta yolumuzun düştüğü Divriği Sofra Restoranda yemiş olduğum Develi Cıvıklısı beni benden almıştı ve “Divriğideki Develi Cıvıklısı böyleyse Develideki Develi Cıvıklısı ne biçimdir valla” diye Cıvıklı beklentimi çok ama çok yükseltmişti ama 2025 Mart ayında çıktığımız Güneydoğu turunda geçtiğimiz ve hatta konakladığımız Develide yediğimiz cıvıklı vasat bile denemeyecek kadar kötüydü.
Divriğideki Sofra Restorandaki Cıvıklı pide yine gayet başarılıydı.
Fotoyu netten buldum. Çekip paylaşan arkadaşa teşekkür eder selamlarımı iletirim.

Böylece 25 Ağustos sabah 6’da Ankara’da uyanıp 6:30 gibi motorun tepesine oturmamızla başlayan turumuzun ilk günü gece 9 buçukta Divriği Ekin Otele yerleşmemizle son buldu.

1. Gün Ankara-Divriği arasında yaklaşık 680 km sürdük. Bunun Ankara – Kırşehir arasında olan 230 km’lik ve Gemerek – Şarkışla arasındaki yaklaşık 30 km’lik kısmı duble yoldu sadece.
Ve belki de ilçe giriş çıkışlarındaki toplamda 50 km kadardır diğer kısımlar.
Geriye kalan 350 km civarı yol tek gidiş geliş, çok kaliteli olmayan satıhlı, navigasyonda bile var görünmeyen geçiş yollarına sahip, anlık olarak 70-80’lerin görüldüğü düzlükler olsa da ortalama seyir hızınızın 30-50 kilometrelerde kaldığı bir güzergahtı.
Duşları yapıp yatmamız 11’i geçti ama sabaha kadar deliksiz uyuduk valla.
Otel eski bir han dizaynındaydı ve ortadaki avluda çok keyifli bir kahvaltı yaptık.
Kahvaltıda servis edilen tüm yeşillik ve sebze-meyveler otelin kendi bahçesinde organik olarak yetiştiriliyormuş.
Biz Ekin Otelden mekân ve servis olarak çok memnun kaldık.
Yolu Divriği’den geçecek olanlara tavsiye ederiz.
https://ekinoteldivrigi.com/#portfolio
Turumuzun 2. gününde saat 10 gibi Ulu Camii ve üstündeki seyir terasını dolaşmak üzere Divriğideki otelimizden ayrıldık.
Ancak kahvaltıdaki (taze reyhan otundan şüpheleniyorum,) yediğim bir şey dokundu bana herhalde ki daha Ulu Camii önünde birkaç poz foto çeker çekmez tekrardan otele döndüm ve 2 saat kadar dinlenmek durumunda kaldım.
Adaşım ve Enes 2 saat kadar şehri dolaştıktan sonra saat 12:00 döndüler ve Divriği’den ayrıldık.
O 2 saat dinlenme beni kendime getirdi ve 2. Günün rotasına başlamış olduk.
Plan Kemaliye Taşyol’dan (4 yıl sonra tekrardan) geçip Kemah üzerinden Erzincan ve oradan da Erzurum’a varmaktı ama Divriği’den yola 3 saat kadar gecikmeli çıkmış olduğumuz için yorulduğumuz yerde günü bitiririz diyerek yola koyulduk.
Normalde Divriği Kemaliye arasında kısa yol kuzeyden İliç tarafından gitmektir ama hem o yoldan Enes’le daha 1 yıl önce geçmiş olduğumuz için ama daha da önemlisi güneydeki uzun rotadan hiç geçmemiş olduğumuzdan rotayı güneye, Arapgir tarafına çevirdik.
Turun motosiklet sürmek için belki de en keyifli rotalarından birisi oldu Divriği-Arapgir-Kemaliye güzergahı. Hem geniş virajları hem bol iniş çıkışı ve hem de efsane manzaralarıyla müthiş güzeldi. Özellikle de Arapgir – Kemaliye arası Keban Barajı manzaraları ve müthiş dik bir yamaç inişiyle “sırf bu yoldan tekrar geçmek için buraya bir daha gelinir” dedirtti bize yani.
Daha önce 2021 yılında geçmiştim Kemaliye’den ve o zamanki gibi Şehir Kulübü Çay Bahçesinde 1 saat kadar mola verdik saat 15:00 gibi.

Tost – ayran – gazoz – çerezleri gömdük.
Sonra da rotayı yaklaşık 10 km mesafedeki Karanlık Kanyon – Taşyol’a çevirdik.
2017 Rally, adaşımda 2018 NC DCT ve sevgili arkadaşımız Cihatta da 2021 yeni kasa NC düz vites motorlarımızla çıktığımız 2021 turumuzda sadece Karanlık Kanyon giriş-çıkışında foto almıştık.


Bu sefer kamera kaydı da aldım.

Karanlık Kanyon çıkışında normalde geri dönülüp tekrardan Taşyoldan geçilip demir köprüden geçilerek İliç tarafında gidilir.
Taşyol’un tozuna bir daha bulanmamak adına rotayı yarım saat kadar uzatmayı göze alarak tünel çıkışından sonra soldan sağa doğru geniş bir yay çizerek 1 saat kadar sonra İliç’e vardık ve orada yakıt ikmalinden sonra Kemah ve Erzincan istikametine sürdük.
İliç – Kemah – Erzincan güzergahı motosiklet için enfes diyebileceğim bir rota. Bazen CRF’lerin nefesinin yetmediği (daha da performanslı bir makinenin daha da çok keyif vereceği) uzun ve geniş virajları ve yokuşları ile “daha performanslı makinelerle buraya tekrar gelmek lazım” dedirtecek kadar güzel bir rota. Bu rotadan 2024 Ağustos’ta diğer motorum 2023 Rally ile de geçmiştim ve o zaman da dibim düşmüştü.
Kesinlikle tavsiye edilir.
Erzincan’ın Refahiye-Kemaliye-İliç-Kemah ilçelerini birbirine bağlayan yollardan motosikletle geçtim.

Erzincan’dan Kelkit üstünden Gümüşhane’ye de gittim yine motosikletle.
Ve buraya kadar yazdıklarımdan da belli olacağı üzere Erzincan’ın bahsettiğim ilçeleri arasında enfes güzellikte motosiklet rotaları mevcut.
Ama Erzincan merkezini sevemedim bir türlü.
Belki hep başka rotalara gidiş güzergahında olduğundan aceleyle oradan geçtiğim için düzgünce gezemediğimdendir.
Belki şehir merkezinde görülecek yerlerle ilgili yeterli ön araştırma yapmadığımdandır.
Sabahki reyhan otunun dokunması keyifsizliğim üstüne o kadar yol tepip yorulmuşken ve üstüne üstlük hava da kararmışken yine inat edip Erzincan merkezde kalmak istemedim ve ekibi ikna edip yaklaşık 200 km ve yakıt ve ihtiyaç molasıyla 2.5 saat sürecek olan Erzurum yoluna düşürdüm onları gecenin bir vakti.
30 km kadar arkadan, kalan kısmın neredeyse tamamında karşıdan ve hem de deli esen bir rüzgarla Erzurum’a kadar sürüp şehre ulaştık.

Turumuzun ikinci gününde Divriği-Erzurum arasında yaklaşık 500 km ve 11 saate yakın bir sürüş olarak şöyle gerçekleşti

Kalacak birkaç yer bakındıktan sonra 22:45 gibi de konaklayacağımız mekâna ulaştık.
Tesis gayet merkezi bir yerde olduğundan düzgünce kıyafetlerimizi giyip yürüyerek şehri turlamaya başladık.
Merkezde Yakutiye Cumhuriyet caddesinde çorbacı sorduk birilerine ve Çorbacı Halil’i önerdiler. O saatte ağır bir şey içmemek adına ezogelin ve mercimek içtik ama çorbaları enfesti. Zaten o bölgede onlarca restoran vardı ve saat 23:30 da bile mekân ağzına kadar doluydu.

Daha sonra Cumhuriyet caddesinde yürümeye başladık ve az ileride Yakutiye Medresesini gördük.


Oradan biraz yürüdük ve solda Bal Badem Dondurmacısını gördük. Abartmıyorum, önünde 15 kişi falan vardı kuyrukta ve saat neredeyse gece yarısıydı artık.
Hava da gayet serin olmasına rağmen dondurmaları afiyetle yedik ve bizden geçer not aldı mekân.
Oradan yürümeye devam ettik ve gece ışıklandırmalarıyla çok güzel görünen Kale’yi de fotoğrafladık.

Caddenin sonuna kadar gittikten sonra yine Cumhuriyet Caddesini takip ederek geri döndük. Saat de artık gece yarısını geçmişti. İlerideki bir Vodafone mağazası vitrinindeki afiş ilgimi çektiği için fotoğrafını çektim:

Yeni abone olanlara vadedilen dakika-GB-sms miktarları karşılığında talep edilen ücretleri görünce yıllardır bu operatörü kullanmakta olduğum için eski müşterilere dost kazığı tarifesi uygulandığını düşündürtmedi değil. Neredeyse 2 katı fark var benim ödediğim rakamla.
Ki muhtemelen diğer operatörlerde de durum farklı değildir herhalde.
Neyse.
Erzurum Cumhuriyet Caddesi ve civarında 2 saat kadar oyalandıktan sonra gece 1 gibi tesise gelip yattık.
Turumuzun 3. günü sabah vakitlice kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra normalde yaklaşık 150 km ve 2 saat civarı sürecek olan Yusufeli’ne varmak üzere Erzurumdaki tesisten ayrıldık.
Tortum yolu üzerindeki Fiat Çimenler bayii yanındaki Opet Kurtuluşta 2 günün pisliğini giderelim diye motorlarımızı yıkadık bir güzel.

Oradan depolarımızı da doldurduk ve ilk durağımız olan Tortum ilçesine doğru yola koyulduk.
Depolarımız derken motorlarımızdaki bir aksesuardan bahsedeyim hemen.
Benim 2017 rally’nin deposu 10,1 litre ve normal kullanımda bir depo ile 300 km’yi rahatlıkla aşabiliyorum. Hatta 90’km’yi aşmayan süratlerde uzun yolda 350 km’yi de aşabiliyorum. Tabii depoyu tekrar doldururken 9.5 lt civarı yakıt alıyor en fazla.
Eşin-dostun-komşuların-forumdaşların ve kendinizin dahi sabrını tüketecek şekilde 70 km’yi pek aşmadan olabildiğince hımbılca kullandığınızda CRF 250 modeli 2 lt’ye kadar düşebiliyor. Bizzat denenmiştir.
https://www.motosiklet.net/forum/konu/crf-250-rally-ve-ys-125-ile-sabir-tasi-catlatma-turu.211436/
Yeni kasa Rally’lerde depo kapasitesi 12.8 lt’ye çıktığı için normal(=benim kullanımlarda 400 km’yi de geçer teoride.
CRF L modellerinde ise 7.8 lt’lik depo ile normal kullanımda 200 km civarında yakıt almazsanız yolda kalmanız neredeyse garantidir.
Ben de geçen sene aldığım ve bu tur için (ve bu turdan itibaren) artık sevgili Enes’in olan CRF 250 L motoruma Acerbis 14 lt benzin deposu alıp taktırmıştım.
Dolayısıyla normal kullanımda bu kez 450 km üstü menzil almak mümkün hale gelmişti.
Daha efendi kullanımlarda 500, üstteki sabır taşı çatlatma tarzı kullanımlarında ise 600 km civarı menzil almak olası.
Aynı depodan adaşımın L motorunda da olduğu için benzin alımlarını benim Rally’nin menziline göre yani yaklaşık 300 km civarında yaptık.
Erzurum Tortum arası ilk başlarda geniş düzlüklerden ilerliyor sonra inişli çıkışlı bir seyir izleyip sizi Tortum ilçesine ulaştırıyor.
Motosiklette ne zaman varmak yerine yolda olmak için yola çıktıysam o yolculuğum 130 kat daha keyifli geçmiştir benim için.
Hele ki daha önceden geçmediğim, sürmediğim bir yoldaysam ve oraya ulaşmak için saatlerce motosiklet sürmem gerekiyorsa, o güzergah benim için çok ama çok daha özel bir hale geliyor.
Erzurum’dan 2019 yılında Ankara-Kars turumda transit geçmiştim motosikletle ama hem konaklamamıştım ve hem de o zaman sadece güzergahım üzerinde olan bir şehir olarak gezmeye, görmeye zaman ayıramamıştım.
Güzergahım da batı-doğu istikametinde Ankara-Erzincan-Erzurum-Kars şeklindeydi.
Bu kez Erzurum’dan kuzeye doğru sürmekteydim.
Tortum ilçesini geçer geçmez normalde kuzeye, Uzundere ilçesi ve Tortum şelalesine doğru sürmek yerine rotayı değiştirip sağ tarafa Narman ilçesine doğru sürdük. Tabii benim aklımda olan bir şeydi bu ama ekip bundan habersizdi.
İyi ki de öyle yapmışız çünkü güzel bir vadiden, genelde de tırmanarak kıvrıla kıvrıla yol aldık. 5-6 dakikada bir araç geçiyordu sadece ve nihayet 2400 rakımlı Kireçli Geçidine vardık.

Mesajımda sadece 3 foto olduğu halde lütfen en fazla 5 foto paylaşınız tarzı garip bir uyarı alıyorum.
Oysa ilk mesajımda en fazla 30 fotoğraf paylaşınız diyordu aynı uyarı.
Bundan dolayı paylaşımlarım sekteye uğradı resmen.

Son atılan mesajı önceki atılan mesajla birleştirmeye kalktığı için sistem şişiyor galiba arkadaşlar.
Turun devamındaki mesajlara yarın devam ederim artık.
Çerezlerinizi, atıştırmalıklarınızı, içeceklerinizi alın gelin zira 25-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında Ankara çıkışlı yapmış olduğumuz 6 gece konaklamalı 7 günlük turun oldukça detaylı bir raporunu okuyacaksınız bu satırlarda.
Tura İstanbul’dan adaşım Haluk ile birlikte 2 kişi çıkacaktık normalde. Daha doğrusu 3. kişinin izin durumu netleşmemişti.
1 hafta kala Enes’in de gelebileceğini öğrendik.
Ama kendisinin mevcut 2 motoru bu rotaya uygun olmadığından ve onsuz da gitmek istemediğimiz için geçen sene almış ve bu tür rotalar için gerekli tüm aksesuarlarını doldurup hazırlamış olduğum CRF 250 L motorumu Enes’e verdim tur için.
Ben de emektar 2017 Rally motorumla çıktım.
Adaşıma da zaten 2023 CRF L almıştık ve hatta 9 Ağustos tarihindeki Kırklareli Birtat Köftecisi buluşmasına da o CRF L ile gelmişti adaşım. Ben de o zamanlar benim olan, daha doğrusu satacağıma ihtimal bile vermeyeceğim CRF L ile gelmiştim.
Adaşım 24 Ağustos Pazar günü ikindi saatlerinde İstanbul’dan çıkıp Akyazı – Taşkesti – Nallıhan – Beypazarı üstünden Ankara’ya geldi ve biraz dinlendikten sonra Ankara’dan arkadaşlarla buluştuk o akşam.

Gece de vakitli yatıp büyük tur için dinlendik.
25 Ağustos Pazartesi sabah 6 da kalktım ve 6 buçuk gibi motora eşyalarımı yükledim.
Adaşım da erkenden kalkmıştı ve onun motorda zaten yan çantaları olduğu için onun yükleme işi birkaç dakikada bitti ve 7 gibi Eskişehir yolu ODTÜ önünde Enes’le buluşup birkaç foto ile anı ölümsüzleştirdik.

Normalde planımız ilk gün Ordu’ya kadar sürüp konaklamak ve tura oradan devam etmekti ama Karadeniz’in pazar akşamından itibaren 4 gün boyunca yağmurlu olacağını öğrenince rotayı tersyüz edip tura normalde planladığım dönüş rotasını takip ederek başladık.
Yani hava durumu elverseydi tura Ankara Ordu güzergahıyla başlayacaktık.
Karadenizdeki yağmurlu havadan dolayı rotayı Ankara-Divriği şeklinde yaptık.
Ankaradan sürüşe başladık ve ilk molayı Ankara çevresi motosiklet turlarımızın vazgeçilmez mekânı olan Kırıkkale Bahşılı beldesindeki Acıktım Usta restoranda kelle paça içerek vermiş olduk. Enes midesinin biraz hassas olduğunu söyleyip tercihini mercimekten yana kullandı.

Oradan ayrılıp yola koyulduktan sonra adaşımın motorunda anlam veremediğimiz bir elektrik arızası yaşar gibi olduk. Motoru birkaç kez stop eder gibi oldu ve sinyal ve dörtlülerin feri gitti geldi falan.
Kendisi İstanbul’dan Ankara’ya gelirken Mudurnu yakınlarındaki Taşkesti civarlarında mola verdiğinde motoru yıkamış ve o esnada sonradan taktırdığı USB şarjın kapağını kapatmayı unutmuş olabileceğini söyledi biz sorunun neden olabileceğini düşünürken.
Normalde rotamız Kırşehir’e varmadan kuzeye, Seyfe Gölüne dönmekti ama bu sorundan dolayı Kırşehir’e kadar sürdük ve de google’dan bulduğumuz Fırtına Motor’a gittik.
Dükkân sahibi Üçler Usta yoldan geldiğimizi görünce o an motoruna bakmakta olduğu başka bir motorcu arkadaşın da teklif etmesiyle adaşımın motoruyla ilgilendi ve bizim de tarifimiz üzerine sorunun elektrik aksamının USB şarj girişinden nem kapmasıyla yaşandığını tespit edip USB şarj bağlantısının iptalini sağladı ve motor düzeldi hemen.


Bu arada nazar da değmesin; L ile temelde aynı motor olan Rally motorumu 2017 Nisanda sıfır aldığımdan beri 42 bin km’dir kullanıyorum ve üstünde ATP zincir yağlama, USB şarj girişi, sis farı ve Oxford elcik ısıtma olduğu ve 5 yıl üstü brandayla örtülü ama Ankara kışında bile açık otoparkta kaldığı halde hiçbir elektrik arızası yaşamadığımdan sıkıntının basit, ve kolay müdahale edilebilecek bir şey olduğundan şüphem yoktu zaten.
Emeğinden dolayı Üçler Ustaya teşekkür edip oradan ayrıldık ve Mucur girişine kadar sürüp sıkıcı ana yoldan ayrılıp CRF’leri sürmekten çok daha fazla keyif alacağımız tek gidiş gelişli ara yollara daldık.
Önce Nevşehir’in Kozaklı ilçesine vardık.

Oradan eskiden Avanos ilçesine bağlıyken sonradan Yozgat Boğazlıyan’a bağlanan ve 1990 yılında da ilçe olan ve aynı zamanda bir tanıdığımın da memleketi olan Yenifakılı’ya vardık.

Oradan devam ettik ve meşhuuurrr Boğazlıyan’a geldik. Tavsiye üzerine karnımızı Serkan Usta et lokantasında doyurduk. Gayet başarılıydı. Tekrar gidilir.

Sonra yola devam ettik ve Çayıralan üstünden Sivas’ın Gemerek ilçesine ve oradan da Şarkışla üstünden önce Kangal’a ulaştık.
Oradan da ilk gece konaklayacağımız şehir olan Divriği’ye ulaşmak üzere yola devam ettik.
Kozaklı ve Divriği arasında sadece Gemerek ve Şarkışla arasında duble ve ana yoldan geldik bir 40 km kadar.
Diğer tüm güzergâh tam CRF için yapılmıştı sanki.
Çok kaliteli olmayan tek gidiş geliş bir asfalt; aralarda stabilize yol ve Kangal çıkışında 10 km kadar yeni mıcır dökülmüş bir güzergahta resmen kendine geldi motorlar.
Kangaldan sonra 1 tık + yedek depo ile rahatlıkla Divriği’ye kadar ulaşırım ve hatta 86 kilometrelik yolda kesinlikle benzin vardır diye tahmin edip yola çıkmışken ağırlıklı olarak yokuş çıkmamız ve gün kararmadan Divriği’ye varalım diye performanslı sürmemiz neticesinde benzinimin planladığımdan daha önce biteceği endişesiyle çok uzun ve dik bir rampanın sonunda geldiğimiz 1950 rakımlı Karasar geçidinde durup Enes’in motordan benim motora yakıt ikmali yapmak için durduk.
Bir yandan manzaramız da şu:

Bazen kafa duruyor gerçekten.
O kadar yol çıkmışız.
Rakımı da gösteren bir zirveye ulaşmışız.
Ne uğraşıyorsun yakıt ikmaliyle falan.
O kadar çıkışın bir inişi olmayacak mı?
Sallasana yokuş aşağı motorları.
Yaklaşık yarım saat süren başarısız bir yakıt ikmal denemesinden
İyi ki de öyle yapmışız.
Yaklaşık 15 km’lik inişte gaza sadece dokunarak Divriği girişindeki benzinciye kadar idare ettirebildim.

Hızımı alamayıp taşıncaya kadar doldurttum depoyu ve 9.5 lt yakıt aldı.
316 km yol gitmişim.
Hem de son 20 kilometresi hariç gayet performanslı bir sürüşle ve ağırlıklı olarak yokuş tırmanarak.

Özet:
- Kangal ile Divriği arasında benzinlik yokmuş arkadaşlar.
- Depodan yakıt çekmek istiyorsanız depoya indirdiğiniz hortuma üflemek değil hortumdaki havayı içimize çekmek gerekiyormuş.

Kangal Divriği arası bol virajlı bu yoldan çok keyif aldık ve bahsettiğim benzin bitme ihtimalli yolculuktan sonra Divriği’ye gelip sabah Bahşılı’dan rezervasyonunu yapmış olduğumuz Ekin Otel’e vardık akşam 8 gibi nihayet.
Ama hava kararmış ve biz de gayet aç olduğumuz için açık restoran bulamama endişesiyle hemen 1 yıl önceki turumuzda Enesle gitmiş olduğumuz Sofra Restaurant’a gittik ve 1’er porsiyon Develi Cıvıklısı ve ortaya da 1.5 porsiyon Sivas köftesi siparişi verip hepsini silip süpürdük.


2024 Ağustos’ta yolumuzun düştüğü Divriği Sofra Restoranda yemiş olduğum Develi Cıvıklısı beni benden almıştı ve “Divriğideki Develi Cıvıklısı böyleyse Develideki Develi Cıvıklısı ne biçimdir valla” diye Cıvıklı beklentimi çok ama çok yükseltmişti ama 2025 Mart ayında çıktığımız Güneydoğu turunda geçtiğimiz ve hatta konakladığımız Develide yediğimiz cıvıklı vasat bile denemeyecek kadar kötüydü.
Divriğideki Sofra Restorandaki Cıvıklı pide yine gayet başarılıydı.
Fotoyu netten buldum. Çekip paylaşan arkadaşa teşekkür eder selamlarımı iletirim.

Böylece 25 Ağustos sabah 6’da Ankara’da uyanıp 6:30 gibi motorun tepesine oturmamızla başlayan turumuzun ilk günü gece 9 buçukta Divriği Ekin Otele yerleşmemizle son buldu.

1. Gün Ankara-Divriği arasında yaklaşık 680 km sürdük. Bunun Ankara – Kırşehir arasında olan 230 km’lik ve Gemerek – Şarkışla arasındaki yaklaşık 30 km’lik kısmı duble yoldu sadece.
Ve belki de ilçe giriş çıkışlarındaki toplamda 50 km kadardır diğer kısımlar.
Geriye kalan 350 km civarı yol tek gidiş geliş, çok kaliteli olmayan satıhlı, navigasyonda bile var görünmeyen geçiş yollarına sahip, anlık olarak 70-80’lerin görüldüğü düzlükler olsa da ortalama seyir hızınızın 30-50 kilometrelerde kaldığı bir güzergahtı.
Duşları yapıp yatmamız 11’i geçti ama sabaha kadar deliksiz uyuduk valla.
Otel eski bir han dizaynındaydı ve ortadaki avluda çok keyifli bir kahvaltı yaptık.
Kahvaltıda servis edilen tüm yeşillik ve sebze-meyveler otelin kendi bahçesinde organik olarak yetiştiriliyormuş.
Biz Ekin Otelden mekân ve servis olarak çok memnun kaldık.
Yolu Divriği’den geçecek olanlara tavsiye ederiz.
https://ekinoteldivrigi.com/#portfolio
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Turumuzun 2. gününde saat 10 gibi Ulu Camii ve üstündeki seyir terasını dolaşmak üzere Divriğideki otelimizden ayrıldık.
Ancak kahvaltıdaki (taze reyhan otundan şüpheleniyorum,) yediğim bir şey dokundu bana herhalde ki daha Ulu Camii önünde birkaç poz foto çeker çekmez tekrardan otele döndüm ve 2 saat kadar dinlenmek durumunda kaldım.
Adaşım ve Enes 2 saat kadar şehri dolaştıktan sonra saat 12:00 döndüler ve Divriği’den ayrıldık.
O 2 saat dinlenme beni kendime getirdi ve 2. Günün rotasına başlamış olduk.
Plan Kemaliye Taşyol’dan (4 yıl sonra tekrardan) geçip Kemah üzerinden Erzincan ve oradan da Erzurum’a varmaktı ama Divriği’den yola 3 saat kadar gecikmeli çıkmış olduğumuz için yorulduğumuz yerde günü bitiririz diyerek yola koyulduk.
Normalde Divriği Kemaliye arasında kısa yol kuzeyden İliç tarafından gitmektir ama hem o yoldan Enes’le daha 1 yıl önce geçmiş olduğumuz için ama daha da önemlisi güneydeki uzun rotadan hiç geçmemiş olduğumuzdan rotayı güneye, Arapgir tarafına çevirdik.
Turun motosiklet sürmek için belki de en keyifli rotalarından birisi oldu Divriği-Arapgir-Kemaliye güzergahı. Hem geniş virajları hem bol iniş çıkışı ve hem de efsane manzaralarıyla müthiş güzeldi. Özellikle de Arapgir – Kemaliye arası Keban Barajı manzaraları ve müthiş dik bir yamaç inişiyle “sırf bu yoldan tekrar geçmek için buraya bir daha gelinir” dedirtti bize yani.
Daha önce 2021 yılında geçmiştim Kemaliye’den ve o zamanki gibi Şehir Kulübü Çay Bahçesinde 1 saat kadar mola verdik saat 15:00 gibi.

Tost – ayran – gazoz – çerezleri gömdük.
Sonra da rotayı yaklaşık 10 km mesafedeki Karanlık Kanyon – Taşyol’a çevirdik.
2017 Rally, adaşımda 2018 NC DCT ve sevgili arkadaşımız Cihatta da 2021 yeni kasa NC düz vites motorlarımızla çıktığımız 2021 turumuzda sadece Karanlık Kanyon giriş-çıkışında foto almıştık.


Bu sefer kamera kaydı da aldım.

Karanlık Kanyon çıkışında normalde geri dönülüp tekrardan Taşyoldan geçilip demir köprüden geçilerek İliç tarafında gidilir.
Taşyol’un tozuna bir daha bulanmamak adına rotayı yarım saat kadar uzatmayı göze alarak tünel çıkışından sonra soldan sağa doğru geniş bir yay çizerek 1 saat kadar sonra İliç’e vardık ve orada yakıt ikmalinden sonra Kemah ve Erzincan istikametine sürdük.
İliç – Kemah – Erzincan güzergahı motosiklet için enfes diyebileceğim bir rota. Bazen CRF’lerin nefesinin yetmediği (daha da performanslı bir makinenin daha da çok keyif vereceği) uzun ve geniş virajları ve yokuşları ile “daha performanslı makinelerle buraya tekrar gelmek lazım” dedirtecek kadar güzel bir rota. Bu rotadan 2024 Ağustos’ta diğer motorum 2023 Rally ile de geçmiştim ve o zaman da dibim düşmüştü.
Kesinlikle tavsiye edilir.
Erzincan’ın Refahiye-Kemaliye-İliç-Kemah ilçelerini birbirine bağlayan yollardan motosikletle geçtim.

Erzincan’dan Kelkit üstünden Gümüşhane’ye de gittim yine motosikletle.
Ve buraya kadar yazdıklarımdan da belli olacağı üzere Erzincan’ın bahsettiğim ilçeleri arasında enfes güzellikte motosiklet rotaları mevcut.
Ama Erzincan merkezini sevemedim bir türlü.
Belki hep başka rotalara gidiş güzergahında olduğundan aceleyle oradan geçtiğim için düzgünce gezemediğimdendir.
Belki şehir merkezinde görülecek yerlerle ilgili yeterli ön araştırma yapmadığımdandır.
Sabahki reyhan otunun dokunması keyifsizliğim üstüne o kadar yol tepip yorulmuşken ve üstüne üstlük hava da kararmışken yine inat edip Erzincan merkezde kalmak istemedim ve ekibi ikna edip yaklaşık 200 km ve yakıt ve ihtiyaç molasıyla 2.5 saat sürecek olan Erzurum yoluna düşürdüm onları gecenin bir vakti.
30 km kadar arkadan, kalan kısmın neredeyse tamamında karşıdan ve hem de deli esen bir rüzgarla Erzurum’a kadar sürüp şehre ulaştık.

Turumuzun ikinci gününde Divriği-Erzurum arasında yaklaşık 500 km ve 11 saate yakın bir sürüş olarak şöyle gerçekleşti

Kalacak birkaç yer bakındıktan sonra 22:45 gibi de konaklayacağımız mekâna ulaştık.
Tesis gayet merkezi bir yerde olduğundan düzgünce kıyafetlerimizi giyip yürüyerek şehri turlamaya başladık.
Merkezde Yakutiye Cumhuriyet caddesinde çorbacı sorduk birilerine ve Çorbacı Halil’i önerdiler. O saatte ağır bir şey içmemek adına ezogelin ve mercimek içtik ama çorbaları enfesti. Zaten o bölgede onlarca restoran vardı ve saat 23:30 da bile mekân ağzına kadar doluydu.

Daha sonra Cumhuriyet caddesinde yürümeye başladık ve az ileride Yakutiye Medresesini gördük.


Oradan biraz yürüdük ve solda Bal Badem Dondurmacısını gördük. Abartmıyorum, önünde 15 kişi falan vardı kuyrukta ve saat neredeyse gece yarısıydı artık.
Hava da gayet serin olmasına rağmen dondurmaları afiyetle yedik ve bizden geçer not aldı mekân.
Oradan yürümeye devam ettik ve gece ışıklandırmalarıyla çok güzel görünen Kale’yi de fotoğrafladık.

Caddenin sonuna kadar gittikten sonra yine Cumhuriyet Caddesini takip ederek geri döndük. Saat de artık gece yarısını geçmişti. İlerideki bir Vodafone mağazası vitrinindeki afiş ilgimi çektiği için fotoğrafını çektim:

Yeni abone olanlara vadedilen dakika-GB-sms miktarları karşılığında talep edilen ücretleri görünce yıllardır bu operatörü kullanmakta olduğum için eski müşterilere dost kazığı tarifesi uygulandığını düşündürtmedi değil. Neredeyse 2 katı fark var benim ödediğim rakamla.
Ki muhtemelen diğer operatörlerde de durum farklı değildir herhalde.
Neyse.
Erzurum Cumhuriyet Caddesi ve civarında 2 saat kadar oyalandıktan sonra gece 1 gibi tesise gelip yattık.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Turumuzun 3. günü sabah vakitlice kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra normalde yaklaşık 150 km ve 2 saat civarı sürecek olan Yusufeli’ne varmak üzere Erzurumdaki tesisten ayrıldık.
Tortum yolu üzerindeki Fiat Çimenler bayii yanındaki Opet Kurtuluşta 2 günün pisliğini giderelim diye motorlarımızı yıkadık bir güzel.

Oradan depolarımızı da doldurduk ve ilk durağımız olan Tortum ilçesine doğru yola koyulduk.
Depolarımız derken motorlarımızdaki bir aksesuardan bahsedeyim hemen.
Benim 2017 rally’nin deposu 10,1 litre ve normal kullanımda bir depo ile 300 km’yi rahatlıkla aşabiliyorum. Hatta 90’km’yi aşmayan süratlerde uzun yolda 350 km’yi de aşabiliyorum. Tabii depoyu tekrar doldururken 9.5 lt civarı yakıt alıyor en fazla.
Eşin-dostun-komşuların-forumdaşların ve kendinizin dahi sabrını tüketecek şekilde 70 km’yi pek aşmadan olabildiğince hımbılca kullandığınızda CRF 250 modeli 2 lt’ye kadar düşebiliyor. Bizzat denenmiştir.
https://www.motosiklet.net/forum/konu/crf-250-rally-ve-ys-125-ile-sabir-tasi-catlatma-turu.211436/
Yeni kasa Rally’lerde depo kapasitesi 12.8 lt’ye çıktığı için normal(=benim kullanımlarda 400 km’yi de geçer teoride.
CRF L modellerinde ise 7.8 lt’lik depo ile normal kullanımda 200 km civarında yakıt almazsanız yolda kalmanız neredeyse garantidir.
Ben de geçen sene aldığım ve bu tur için (ve bu turdan itibaren) artık sevgili Enes’in olan CRF 250 L motoruma Acerbis 14 lt benzin deposu alıp taktırmıştım.
Dolayısıyla normal kullanımda bu kez 450 km üstü menzil almak mümkün hale gelmişti.
Daha efendi kullanımlarda 500, üstteki sabır taşı çatlatma tarzı kullanımlarında ise 600 km civarı menzil almak olası.
Aynı depodan adaşımın L motorunda da olduğu için benzin alımlarını benim Rally’nin menziline göre yani yaklaşık 300 km civarında yaptık.
Erzurum Tortum arası ilk başlarda geniş düzlüklerden ilerliyor sonra inişli çıkışlı bir seyir izleyip sizi Tortum ilçesine ulaştırıyor.
Motosiklette ne zaman varmak yerine yolda olmak için yola çıktıysam o yolculuğum 130 kat daha keyifli geçmiştir benim için.
Hele ki daha önceden geçmediğim, sürmediğim bir yoldaysam ve oraya ulaşmak için saatlerce motosiklet sürmem gerekiyorsa, o güzergah benim için çok ama çok daha özel bir hale geliyor.
Erzurum’dan 2019 yılında Ankara-Kars turumda transit geçmiştim motosikletle ama hem konaklamamıştım ve hem de o zaman sadece güzergahım üzerinde olan bir şehir olarak gezmeye, görmeye zaman ayıramamıştım.
Güzergahım da batı-doğu istikametinde Ankara-Erzincan-Erzurum-Kars şeklindeydi.
Bu kez Erzurum’dan kuzeye doğru sürmekteydim.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Tortum ilçesini geçer geçmez normalde kuzeye, Uzundere ilçesi ve Tortum şelalesine doğru sürmek yerine rotayı değiştirip sağ tarafa Narman ilçesine doğru sürdük. Tabii benim aklımda olan bir şeydi bu ama ekip bundan habersizdi.
İyi ki de öyle yapmışız çünkü güzel bir vadiden, genelde de tırmanarak kıvrıla kıvrıla yol aldık. 5-6 dakikada bir araç geçiyordu sadece ve nihayet 2400 rakımlı Kireçli Geçidine vardık.

Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Mesajımda sadece 3 foto olduğu halde lütfen en fazla 5 foto paylaşınız tarzı garip bir uyarı alıyorum.
Oysa ilk mesajımda en fazla 30 fotoğraf paylaşınız diyordu aynı uyarı.
Bundan dolayı paylaşımlarım sekteye uğradı resmen.
Mesaj otomatik olarak birleştirildi:

Mesaj otomatik olarak birleştirildi:
Son atılan mesajı önceki atılan mesajla birleştirmeye kalktığı için sistem şişiyor galiba arkadaşlar.
Turun devamındaki mesajlara yarın devam ederim artık.
Son düzenleme:


































