ya aklın yolu bir.
diyelim ki africa yı satıp triumph tiger ı sıfır aldın.
ilk iki hafta: salgılanan hormonların etkisiyle çok mutlu olacaktın.
2. ay : durum artık kanıksanmış olacak ve mutluluk seviyen dusmeye baslayacak.
5.ay : yaa bunun ağırlık merkezi biraz yukarda sanki, bi de cok ısınıyor, bacaklarıma gelmesiydi iyidi vs vs gibilerinden eleştiriler baslayacak.
7.ay : mutluluk seviyen africa ya sahip oldugunla aynı seviyeye geldi.
10.ay : bakım parası, servis gibi konular aklına gelecek hafif bir sıkıntılar gelir. mutluluk seviyen eksi ye düşer.
16.ay : "hay mına koyum bu servis ücretleri nedir ya, porche mi lan bu.!"
"ya hocam bu motor arıza ışığı bi yanıyor bi sonuyor, bakalım şuna. bir de surdan yağ sızdırıyor"
gibi konular can sıkmaya başlar.. mutluluk hızlanarak dusmeye baslar..
18.ay : "yaa africa guzel motordu,

üç kuruşa sattık, hiç gerek yoktu hiç

"
mutluluk yerlerde surunuyor..
22.ay : elde kilometre yapmış bir avrupalı motor var artık. beyin içten içe kendini yiyor.
"naptım ben amk, neden sattım gul gibi motoru" "fazla km yapmadan satsammı,", "ağır bakımda ne kadar girecek şimdi bana"
"offf bu ne ya ikinci elde değer bu kadar düşer mi puu allah belanızı versin"
23.ay : xanax kullanılarak rahatlanır.