- Katılım
- 17 Eki 2019
- Mesajlar
- 801
- Motosikleti
- BMW 1250 GS ADV
- Konu Yazar
- #1
Değerli forumdaşlar,
Eğer sıkılmazsanız, yokuş aşağı inişle ilgili dilim döndüğünce birkaç bilgi vermek istiyorum.
Genelde yokuş yukarı giderken çoğumuz daha rahattır. Hatta yokuş yukarı virajlar en sevdiğimiz yolculuk şekli olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem
Her çıkışın bir inişi var mutlaka. Genelde yokuş aşağı bir çoğumuz oldukça geriliyor, strese giriyor.
Yukarı çıkma ile karşılaştırıldığında, aşağı inişlerde fazla hızlanıyoruz ayrıca birçok ekstra denge söz konusu; vites düşürme ya da motor freni kullanma, ya debriyaj kullanımı?? Frenleri kullanabiliyor muyum gibi gibi….
Yokuş aşağı inişlerde bazı sürücüler, vites küçültmeyi ve motor freni uygulamasını yeterli görebiliyor. Fakat bunlar kesinlikle frenle desteklenmelidir. Yokuş aşağı inişte ise en etkili fren ön frendir. Neredeyse % 80 ön fren etkili arka fren ise % 20 , eğime bağlı olarak da belki de daha az etkili…
Ön fren deyince hemen tedirgin olup, lowside yemekle ön freni eşleştiren arkadaşlara kapalı alanda bir eğitmen eşliğinde fren çalışmasını tavsiye derim.
(Öğrencilerimde şunu gördüm; panik freni yaptıklarında ABS devreye girdiğinde fren baskısını bırakıyorlar, ABS devreye girdi yapılabilecek en iyi fren budur gibi yanlış düşünceye kapılıyorlar. Doğusunu öğrendiklerinde fren mesafeleri gün sonunda en az 4-5 mt kısaldığı gibi ön frenle ilgili tüm korkuları da yok olmuş oluyor.) Bu nedenle eğitim çok önemli...
Yokuş aşağı inerken, limit noktası, coğrafi arazi bilgileri ve hedefimize göre önce hızımızı ayarlamalıyız. Bu da yokuş aşağı en kolay ön frenle sağlanır. Arka frenin etkisi yukarıda dediğim gibi çok azdır. Burada ön fren kullanımı kesinlikle pratikle çalışılması gereken önemli bir husustur.
Konuyu uzatmak, daha da tekniğe girmek istemiyorum, özetlersek;
Yazdıklarım araştırmalarım, eğitimim ve kişisel tecrübelerim sonucudur. Hata, unutma müstesnadır.
Tekerinize taş değmesin...
Eğer sıkılmazsanız, yokuş aşağı inişle ilgili dilim döndüğünce birkaç bilgi vermek istiyorum.
Genelde yokuş yukarı giderken çoğumuz daha rahattır. Hatta yokuş yukarı virajlar en sevdiğimiz yolculuk şekli olduğuna yemin edebilirim ama ispat edemem
Her çıkışın bir inişi var mutlaka. Genelde yokuş aşağı bir çoğumuz oldukça geriliyor, strese giriyor.
Yukarı çıkma ile karşılaştırıldığında, aşağı inişlerde fazla hızlanıyoruz ayrıca birçok ekstra denge söz konusu; vites düşürme ya da motor freni kullanma, ya debriyaj kullanımı?? Frenleri kullanabiliyor muyum gibi gibi….
Yokuş aşağı inişlerde bazı sürücüler, vites küçültmeyi ve motor freni uygulamasını yeterli görebiliyor. Fakat bunlar kesinlikle frenle desteklenmelidir. Yokuş aşağı inişte ise en etkili fren ön frendir. Neredeyse % 80 ön fren etkili arka fren ise % 20 , eğime bağlı olarak da belki de daha az etkili…
Ön fren deyince hemen tedirgin olup, lowside yemekle ön freni eşleştiren arkadaşlara kapalı alanda bir eğitmen eşliğinde fren çalışmasını tavsiye derim.
(Öğrencilerimde şunu gördüm; panik freni yaptıklarında ABS devreye girdiğinde fren baskısını bırakıyorlar, ABS devreye girdi yapılabilecek en iyi fren budur gibi yanlış düşünceye kapılıyorlar. Doğusunu öğrendiklerinde fren mesafeleri gün sonunda en az 4-5 mt kısaldığı gibi ön frenle ilgili tüm korkuları da yok olmuş oluyor.) Bu nedenle eğitim çok önemli...
Yokuş aşağı inerken, limit noktası, coğrafi arazi bilgileri ve hedefimize göre önce hızımızı ayarlamalıyız. Bu da yokuş aşağı en kolay ön frenle sağlanır. Arka frenin etkisi yukarıda dediğim gibi çok azdır. Burada ön fren kullanımı kesinlikle pratikle çalışılması gereken önemli bir husustur.
Konuyu uzatmak, daha da tekniğe girmek istemiyorum, özetlersek;
- Önce hızımızı ayarlayalım,
- Frenlerimizi kullanalım (yokuş aşağı özellikle ön fren)
- Bakışı oturtalım. (Gözle değil çene ile gideceğimiz yöne, gözle tarama yapalım)
- En iyi dönüş hattı seçimi (Örneğin dar virajlarda genişten dara doğru)
- Gidonu serbest bırakmak
- Bol pratik
Yazdıklarım araştırmalarım, eğitimim ve kişisel tecrübelerim sonucudur. Hata, unutma müstesnadır.
Tekerinize taş değmesin...