Şimdi hocam bu olayın iki boyutu var. Birinci boyutu sermaye, ikinci boyutu otorite, belediye, devlet vs. ne dersen. Karlı havalarda paketi kapatmayan şirketler var, O ilde yetkili merci hava koşullarına bağlı bir yasak koymadıysa kapatmıyor adam paketini. At diyor kuryeye, kurye de atamam diyemez, 1 der 2 der, orası uzak der iptal olur, öbürü gelir vs. vs. çıkar yani o trafiğe eli kolu bağlı bu anlamda mesleki olarak bir garantörü yok kuryenin. Sen karda sipariş verirsen, sipariş sistemi açık demektir, yani o şirket hangisiyse siparişleri kapatmamış demektir. Kuryenin oraya gelmesi ne kadar riskli olursa olsun, çoğu kurye esnaf sistemiyle çalıştığı için riski de kendisi aldığı için kanunen üstüne, şirketlerin umurunda olmuyor.
Doğal olarak sen bilinçli bir tüketiciysen aşırı yağmur, karı gibi sürüşü riske eden durumlarda sipariş vermeyi tekrar düşünebilirsin. Çünkü bu konunun bir tarafı olan kuryenin eli kolu bağlıyken, diğer tarafı olan corponun gözü aç ve bu ülkede insan hayatı değersiz olduğu için de corpo ağır basıyor. Bu dengesizliği sen bilinçli tüketici gibi davranarak kendince dengeleyebilir veya prostesto edebilirsin. Bana ne kardeşim ben mideme bakarım, sipariş verebiliyor muyum? Evet. O zaman gerisi beni ilgilendirmez diyorsan da bu liberal ağzı oluyor. Türkiye bu anlamda bir hukuk ülkesi olmadığı için sende bu keyfi tavrınla, sermaye karşısında hiç bir hakkı kalmamış olan bir meslek kolu çalışanını bir emekçiyi riske atmış oluyorsun