Şu megamoto konusunda bir iki şey yazmak istiyorum, konu dallansın, budaklansın ki tartışalım, bir şeyler öğrenelim.
Şimdi, pek araştırma yapmadım hususi olarak megamoto olayı hakkında. Syanur'un söylediklerinden anladığım kadarıyla büyük hacimli supermotolara verilen ad bu. Bu tip motosikletlere örnek olarak KTM'in 990 SM, SMR ve SMT'leri verilebilir sanırım. BMW'nin HP2'sinin supermoto versiyonu da buna örnek teşkil ediyor gibi görünüyor.
Bu megamoto olayının, yani büyük hacimli supermotoların çıkış olayı şu uzun yol merağı aslında. Yani insanlar keyiflerinden ödün vermeden maksimum performans almak istediklerinde, bu tip garip sınıflar ortaya çıkabiliyor. Şu supermoto dediğimiz meret için daha önce de söylemiştim, konforsuz deniliyor, öyleler yani. Tahta gibi seleleri sizi sürüş esnasında aktif ve uyanık tutuyor ve sadece kısa mesafelerde kullanıma salık veriyor, eğer mesafeyi uzatırsanız popo kaslarınızda ciddi ağrılar baş gösterebiliyor.
Bu supermoto kullanıcıları, enduro tipli ve yarış tipi lastikli motosikletlerini çok seviyorlar ve onu her yerde kullanmak istiyorlar. Fakat şu zımpara gibi seleler yüzünden uzun süreli sürüşlere katlanamamıyorlar. Sonra bir tanesinin kafasına dank etmiş heralde, demiş ki "ben bu 17 inç jantları alayım ve koca bir motosiklete takayım.", başlamışlar bu işe. Fakat supermoto ruhuna uygun olması için touring yapılabilecek olan bu motosikletlerin aynı zamanda hafif ve atik olması gerekmiş. Dolayısıyla ortaya bu megamoto sınıfı çıkmış.
Şimdi, bu megamotolardan bir tanesine, benim sevdiklerimden bir kaç tanesine bakalım:
Bu alet KTM 990 SMR. Anladığım kadarıyla da megamoto sınıfında iyi bir örnek.
Öncelikle, şu koca motosiklette ilk göze çarpanlara bir bakalım.
17 inç jantlar bize sırıtıyor oradan, "ben bir supermotoyum" tarzı bağırıyorlar.
Frenlerdeki Brembo markası da kendini apaçık gösteriyor.
Motosikleti güzel gösteren şu çıplaklık havası var, şasi turuncu turuncu göz dolduruyor.
Eksozlar motor bloğunun altından geçiyor ve bu yere olan mesafeyi azaltıyor, hiç hoş değil bence.
Geri kalan özellikleri de detay oluyor, tipik supermoto detayları.
Bu SMR biraz daha agresif ve uzun yola daha az yatkın bir model. Bu büyük hacimli supermotoyu alır, sağda solda yardıra yardıra gezebilir, yüksek süratlere erişebilirsiniz. Her tarafta şeklinizi yapar, ilgi toplarsınız. Soran olduğunda da "aaağbi bu makine 1000'liikmişi yaaa, ooo" tarzında tepkilerle karşılaşabilirsiniz, zira şu "1000'lik" algısı ile avantaj toplayabilirsiniz.
Bir de bu motosikletin daha uzun yolcu bir kardeşi var, o da şu:
KTM 990 SMT oluyor işte bu cihaz.
Bu da aynı motor bloğunu kullanıyor üstteki örneğimizdeki motosikletle. Hemen hemen benzer özelliklere sahip bu iki motosiklet arasında SMT konforu ile öne çıkıyor. Baksanıza, hayvan gibi koltuk var motosiklette, konfor akıyor o tipten. Daha büyük deposu, öndeki tur camı, daha rahat oturuş pozisyonu, çanta takmaya elverişli arka kısım, artçı için müsait sele, bunlar hep uzun yol amaçlı olaylar. Bu motora binip hiç durmadan yüzlerce kilometre gidebilirsiniz. Ben bu SMT'yi SMR'den daha çok seviyorum, karakterli motosiklet bence. Tipsiz falan ama sizi yolda bırakmayacak ve oturaklı bir görünüşü var diye düşünüyorum.
Megamoto'dan kasıt bu sanırım, yani büyük hacimli supermoto. Fakat bana kalırsa bu sınıfın touringden pek bir artısı yok. Touring motosikletlerden daha yüksek devir çevirecektir bunlar ve dolayısıyla daha sportif bir sürüş hissi kazandıracaktır, bunu bir artı olarak sayabiliriz belki. Yani supermoto kullanıyormuş gibi atik tepkiler ile hissiyat farkı yaratabilir bu megamotolar, fakat çok çok artı denilebilecek bir özellikleri yok bana kalırsa.
Peki, yan yana koysak, ben bir GS veya K serisi yerine SMT'yi tercih ederdim.
Daha farklı, daha karizmatik, daha eğlenceli, daha atik. Belki konforsuz ama diğer özellikleri ile bunu ekarte edebilir.
Tercih meselesi.
Herkes yazsın bir şeyler, bir şeyler öğrenelim.
Selamlar.
Bu arada, megamoto ne kadar dandik bir isim yahu. Daha kaliteli bir isim bulsalarmış bence, megamoto fazla basit gibi.