SİNOP GEZİSİ
Cezaevi
Balatlar Kilise
Akgöl
Erfelek Şelale
Baraj
Belören Köprüsü,belkıran köprüsü yazlasar daha iyi olacak,rüzgardan belimizi büktü



Yağmurlarla vedalaşıyorumm

Bulutlar bizimle

Balatlar Kilise

Açılış saati geç olunca aldırış etmiyorum

Dışarıdan ayak üstü inceleyip gidiyorum

Tarihi Sinop Cezaevi,en azılı suçluların asıldığı,psikopatların muma çevirildiği,geçmişte bir çok isyana şahit olan,sürgün yeri,diğer adı ise ölüm yeridir. Adına türküler,şarkılar,şiierler yazılmıştır

Üç yanı deniz olan ve tarihi kale duvarlarının içerisinde yer alan cezaevine ev sahipliği yapan kale yaklaşık 4000 yıl önce bölgenin hakimi Gaskalılar tarafından yapılmıştır. Grek, Pontus, Roma
Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar kendi dönemlerinde kaleyi korumuş güçlendirmişlerdir. Kalenin cezaevi olarak kullanımına ait en eski belgeler ise 1568 yılına dayanmaktadır
Hakimlerin suçluarı korkutmaya yönelik,Sinop Cezaevine gönderirim,nasıl nam saldıysa artık siz düşünün,Türkiye'nin 4 bir yanından azılı suçluları getiriyorlar,en büyük iş gardiyanlara düşüyor

Cezaevinde biraz gezelim
Farklı kareler,elektirikçinin yanında çalışırken tadilat amaçlı,birde askerde suçluyu götürürken girmiştim cezaevine,garip oluyor insan,mahkumların bakışları,insanı etkiliyordu

Karanlık,soğuk,nemli ve rutubetli duvarlar,insan sağlam olsa bile yavştan çürütmeye yeterlidir

Bir gardiyanın ağzından çıkacak bir ses belki ölüme belkide bir ziyaretçinin gelmesine,küçücük kibrit kutusu kadar yerden,iki dudağından çıkacak sözleri bekliyor

Avludan kareler

Cezaevinde çekilen flimler;Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olamaz,Pardon
Diziler;Köpek,Parmaklıklar Ardında,Esir Şehrin Gözyaşları,Tatar Ramazan

Hamam,zaman kısıtlı olup,mahkumlar etek altı,koltuk altı, traşları için gardianlardan,jilet alırlardı,jiletlerin işi bittikten sonra, geri mutlaka vermek zorunda
Vermese ne olur,bir arkadaşını keser yada kendini keser,bir çok olay yaşanmıştır,gardiyanlar,işin kurdu olmuştur

Bu nedir,ne değildir bende birşey diyemedim,temiz insanlar her yerde

Açık mezara konulduğun farkına farmak, kısa zaman alır hür değilsin,parmaklıklar ardında,bu surları çıkıp,kaçmayı çok düşünen olmuş ama bir kişi başarmıştır

Ağaya beleş,ağanın p.ku,üstüne p.k olurmu

Cezaevinden kaçılan bir yer,detaylar sonra

Kule Kalıntıları,yıkılabilir biraz tehlikeli

Yazılar dikkatimi çekiyor,anne,bacı,sevgilin,eşi, bunların numarasınıda yazsaydın bari,arasıra kulaklarını telefonda çınlatırdık

Parmaklıklar ardında,kafese bağlı,sadece gökyüzünü görüyorsun

Cezaevi

Surların işçliği güzelmiş,taş duvar ustalığını becermek kolay değil,emek güç ister

Bu suru aşmak,zamanla yıpranmıştır

Disiplin hücreleri,rahat durmayanı,artık nasıl bir dans biçimi bekliyorsa,kafanızda siz canlandırın,güneş ışığı yok,ayakkabı bağı,çarşaf,kemer yok sadece yemek,su
güneş görmeyen yerde 15gün kaldımı, 3 günden sonra yatak su gibi olur,nem insanın ciğerlerine işler,sonradan akıllanır

Yatan ünlüleri unutmamışlar

Cezaevinde mutlaka Sabahattin Ali'nin Koğuş'unu görün,gezin tavsiye ederim,bir çok şiiri bulunmakta

Geçmişten geleceğe bir ışık tutar

Sabahattin Ali'nin Koğuş'u

Eserleri

Fon müziği

Eserleri okumya değer

MELANKOLİ

DAĞLAR

Geçmişte cezaevinde bir çok kişi asılmıştır,dar ağacı,idam sehplarının yerini merak ediyoruz,çok önceden kaldırılmış

Görüş günlerinden

Koğuştan kareler

Çocuk İslah evi

1969-70 yılları arasında sinop cezaevinde kalmış ve buradan kaçmayı başarabilmiş tek mahkum. idam mahkumu olan emin aladağ, cezaevine ayakkabısının içinde bir kıltestere sokmayı
başarabilmiş ve bir bir yıl boyunca periyodik bir şekilde avluya bakan pencerenin parmaklıklarını kesmiştir. bu dönemde gardiyanlara; tesbih yapıp harçlığını çıkarmak istediğini
kendisine ip ve boncuk gibi malzemeler temin etmelerini söylemiş , daha sonra da gelen ipliklerin bir kısmının çürük olduğunu onları yamamak için balmumuna ihtiyacı olduğunu anlatmış ve temin etmiştir.
parmaklıkları keserken çıkan sesi engellemek için balmumunu kullanan emin aladağ, içeriden bahçede dolaşan gardiyanları göremediği için de parmaklıkların önünde kedi beslemiş kedilerin
gardiyanların yaklaşmasıyla kaçışmasını görüp her seferinde yakalanmadan , kesme işine devam etmiştir. ayrıca kesilme neticesinde deforme olan parmaklıkları, ekmek içini hamur haline
bir yılın sonunda artık kaçış zamanının geldiğini anlayan emin aladağ,bir gece gardiyanların kısa bir an yokluğundan yararlanarak parmaklıları çıkarıp yaklaşık 10 metrelik duvarı aşarak denize
atlamıştır. 10 metrelik duvarı nasıl aştığına gelince, ceza evinde verilen şimşir kaşıkları dağcılar gibi duvardaki boşluklara saplaya saplaya tırmanmıştır. duvar için
atlarken bacağını yaralamasına rağmen yüzerek kıyıya çıkmayı başarmış 3 gün boyunca da ortalarda gözükmemiştir. ancak bir süre sonra açlığa yenik düşünce ortaya çıkmış ve birinden bir
parça ekmek istemiş, ne garip tesadüftür ki ekmek istediği adam polis çıkmıştır ve kusursuz kaçış nihayete ermiştir.
Özal Döneminde Afla yararlanıp çıkmış,sen ordan kaç,sonra ekmek isteiğin kişi polis çıkmış,gökten kağıt para yağsa,bu adamın kafasına külçe altın düşerdi


Makedinden görüntüler

Adalet mülkün temelidir

Toplar,önceden kale olarakta kullanılmştı

Cezaevi teslim aracı,karavan yapmak için ideal duruyor

Tersane zamında kalma bir gemi

İstanbul'dan kayışı koparmış bir Kawasaki'ci denk geliyor,klasik muhabbetten sonra,yedek parçaya dönüyor muhabbet,malum Z moto fiyatlara pahalı ama
elden gelen yok,Z moto tuzu kuru firma,gidiş istikametimiz birbirini tutmuyor,sonra arkasında denk geliyorum,Er6 N le ybr aynı yolda zor olur
Cezaevinden ayrılıyorum,insanın aklına geliyor,ürkütücü,geçmişte aslınlar,kafesten çıktıktan sonra,insanın üzerinde etkisi kalıyor
Bir anda kendimi Serengeti Ulusal Parkı'nında buluyorum,belgeselciler gelmeden,hazırlıklarımı yapıyorum,bataklıktaki nehirden karşıya geçecekti sürü
Yaşlılar daha önce defalarca yapmıştı,gençler tecrübesizdi,ne yapacaklarını bilmiyordu,timsahlar pusuda bekliyordu,dikkatlice baktığım halde göremedim
Gözlerim aslanları arıyordu,tek başıma çıktığım bu düzlükler tehlikelerle doluydu,heran bir hayvanın saldırısına uğrayabilirdim

Bufololar karşıya geçmeye başladı,lakin sürü tedirgin oldu,arkada daha önceden yara almış,çılgın delibaş,nehiri geçmek içi çabaladı,timsahlar boş durmadı
Defalarca direndi,burnu kan kokusu geliyoru,son bir hamlele kendini kurtardı,sevinç çığlığı atarak,koştu

Gittim araştırdım,yavrusunu sinek falan kapmamış,lanet olasıca nationalgeographic ekiplerinin,yalan haber yapası,bu haberlerden sonra hanımı evde sürekli huzursuzluk çıkarmış
Yalan haberlere kanmayın koskoca mandayı sinek nasıl kapsın,mahkemelik olmuşlar,aile hayatımızı bozanlara beddua ederek yanımdan gittiler

Sinop Deniz'inde bir kare,aslan yüklü,bulutlar tepemizde
Erfelek Şelalesine giderken,eşsiz koylar

Doğallığı bozulmamış

Koylarda poz vermeleride bitmiyor

Bey amcanın biri koyun kenerında,ağıcın altında süper bir yere kamp kurmuş,fotoğrafını çekmek isterdim,gidipte söylmedim ama yeri çok güzeldi

Barajın suyu okadar sakince akıyor ki izledikçe insanı dinlendiriyordu

Fotoğraf için duruyuyorum,aslanda kendini manken sandı

Baraja geliyoruz

Doğada olmak bambaşka

Erfelek Şalalesine varıyorum,hava durumu %20 i yağmur ihtimali var,yağmaz diyerek,yağmurlukları çıkarıyorum



:

Şelaleyle başbaşa bırakıyorum sizleri

Suyun şırıltısı ve Yamaha R6 beni benden alır gider

Yakından çekmeye gidiyorum

Ağaçlarla kaplı olan,üst taraftaki şelaleye yöneliyorum,dalların yaprakları,gökyüzünün ışığını kesiyor,biraz kalabalık

Üsteki minik şelaleye çıkıyorum,serince bir havası,insanlar fotoğraf çekeme gayretinde

Bahtsız bedeviye döndük,%20 yağış,bizi buldu,kendimi değirmene,atıyorum,motosikletin üstünde bulunan,elbiseler ve kask ıslanıyor

Şelade gezilecek yer var ama,yağmuru yeyince tadım kaçıyor gidiyorum,yağmurlukları,botu giyiyorum,2-3 km gittikten sonra hava açıyor



Manzarının fotoğraflarını çekerken,55-65 yaşlarında amca geliyor,yüzüne bakıyorsun,her ana çekip vuracak gibi,sinirli tavırlarla, yanıma geldi,düşünüyorum acaba yolda bir yanlışmı yaptım
Uzun yola çıktığımda sinirlerimi aldırırım,derken geldi,beyfendi lastiğimiz patladı,yardım edermisin,aracn yanına gittim,2 yaşlı teyze,genç hanımefendi vardı
Araba Mazda 6 otomatik vites,sol ön lastik patlamış,ilk işim yedek lastiği arkadan çıkarmak oldu,kriko var,bijon anahtarı yok,birini daha durdurduk
Onun anahtarı küçük geldi,34 plakalı rover marka bir araç durdu,bijon anahtarı oldu,bijon anahtarını aldım,hayatında hiç araba lastiği sökmedim,terse açılırmış.
Bijon anahtarını veren adam,sen bu işler anlamıyorsun diyerek,lastiği söktü toprakta güç bela lastiği söktü,adam araba tamircisiymiş
Bende patlak lastiği arka bağaja,monte ettim.
Amcam sinirli,alın size şelale,amcacağın canı sıkma en kötü kazanız bu olsun,başka yolda giderkende lastik patlayabilirdi,biraz sakinleştirdik,arkadan araba sıkıştırmış yol vermek için kenara çekilince lastiği patlatmış
İçindekiler korkmuş,amca artık insanlara güvenim kalmadı,bijon anahtarını bile almişlar,bence o anahtarı bir yerde unuttunuz, yada başka yere kaldırdınız
Tam güvenim bitti dediği anda karşımıza sizler geldiniz,para uzatıyor,kimse almıyor,yoluma devam ediyorum
Yol üstünde küçük şelale

Böyle güzel manzarayı beğenmemek olurmu??

Mutluluk sizce nedir

Yolda olmak mı?

Gezmek mi?

Akgöl yolcuları kalmasın gemii kalkıyor

Karşınızda Akgöl

Hayat bu ormanlarda

Yeşille suyun buluştuğu bir ortam
Malzemelri indirip çadırı kuruyorum,köyün içinden gelirken bana arkadaşlık eden köpekle etrafı inceliyorum

Çadır hazır

Az daha koydum ybr aldım




Yiyecekleri güvenli yere koyup,odunları toplamaya çıkıyorum,önce yağmur aldığından ateş yanmıyor,tutuşturamadım,bezi çıkardım,motosikletin deposuna
Benzinli olan bez,çakmağı çakmakla beraber alev topuna büründü.
Ateşi hava kararmadan yakıyorum,açım ama enerji kaybetmediğimden etkilemiyor

Tavukları yerken,misafirimizide unutmuyorum,havladığında sanki içine şeytan kaçmış

Karnızım doydu çayıda içmeye başladık,Antalya'da hava sıcak diye şikayet ederdik,burası süper

Keyfim yerinde,v.dk. getirip,gözüne vuracaktım ama tek başına,birde bilmedğim yer olunca almadım

Düşünüyorum,varmıyım?yokmuyum? aman boşver keyifler yerinde

Yağmurda giderken,uyku tulumuda ıslanınca,bir türlü kurumadı,akşam üşüdüm.
Arkdaşımızda var ara havlıyor,çıkıp bakıyorum,birşey yok,yanılmadıysam geyik sesi duydum

Sabahın ilk ışıkları kalkıyorum,keyifler yerinde,az üşüdük ama olsun

Gölün üstünde buharlar

Mavili çeçekler,adını bilen var mı?

Misafirimiz,hiç bir eşyamı karıştırmadı,efendice oturdu,sonra ilk gördüğüm yere kadar berar gittik ondan sonra evli evine,köylü köyüne

Akgöl elveda,yolda giderken,yağmurluk gördüm,benim revit yağmurluğa ne kadar benziyor,bir baktım,meğersem benimmiş



