7.GÜN BALIKESİR-ANTALYA 550 KM ANTALYA'YA DÖNÜŞ...
Akşam beni ve eşimi Volkan Binbaşı harikulade ağırladılar… Sabah kahvaltı sonrası yola koyulmak gerek diyerek aşağıya garaja indik..
Volkan’da bana eski motosikletçilerden olduğunu söylerek V-Strom ile bir tur atmak istediğini söyler..
Kıramam…
Biraz tarif üzerine Volkan gayet başarılıdır.. Ama artık oyalanmamak gerek..
Volkanın bıcır kızı…. Onuda öper yola koyuluruz...
Yolda güzel bir manzara..
Sındırgı üzerinden Simav’a geçmek itseriz.. Allahım yollar berbat..
Çakıl çukul.. Bazen yumruk büyüklüğündeki taşların üzerinden geçerken dengeyi kaybediyor gibi oluyorum ve tekrar dengemi sağlıyorum….
10 km böyle devam eder…
Arasıra manzaralar güzelleşiyor ama..
Yol allahım bu sıcakta, bu yükte artçılı çekilmez derken….
Yol bir anda inşaat firması taşeronlar tarafından Simav çayına yönlendirlir…
Taşeron; Abi sağdan devam et…
Ben; İyi iyi zaten son 40 km dir hopladık…
2 km devam ederim.. Heyhat.. Simav çayı önümdedir. Yaklşık 20 ile 30 cm yüksekliğinde bir çay bu.. Kamyonlar tırlar zıldır zıldır şaldur şuldur yara yara geçer… Dururum, eşim iner ne yapacağımızı bilemez etrafa aval aval bakarız…
Ben; Hoooopp… Hemşehrim Traktörcü dur bir hele…
Traktörcü; Nen var netcen beni…
Ben; Yahu hemşehrim bu dereden mi geçiliyor?
Köylü; evet geçin bişeycik olmaz.. Geçenlerde bir araba battı idi ama sen motorsun geçersiz…
Der ve gider…
Allah allah geri dönsem en az 120 km var.. Bu dereyi geçsem ya yan yatıp eksoz su alıp motor bloğunu su ile doldursam derken oğlum Selçuk Şap a oturduk dedim.. O sıra inip dereye girdim…
Botlar yukarıdan şırıl şırıl buuzz gibi suyu aldı.. Rakım 2000 m filan.. Bir düzlük buldum gibi.. Gözü kararttım.. Eşim yapma dedi ama ne yapıcaz?
Arkadaki top case bile indirmeden yaldır yaldır suya girerim.. Kolay olur.. geçerim…
Eşim mutlu olur.. İnanamam… Kolay olmuştur.. Neyse der eşim motora biner 3 km off road yapmamışken daha büyük bir dere çıkar…
Moral sıfır.. Kaldık mı dağın başında iki dere arasında.. Bu dere daha derin… Sinirden videosunu çekmeyi unuturuz…
Eşim tekrar iner.. Ben dereye girerim… Zemin bir öncekine göre daha oynak.. Taban daha iri taşlıklı.. Ulan ben bu motoru bu derede nasıl sürecem derken hadi bismillah dedim… Sinirden hanıma bile bakmadım.. Motora bindim çalıştırdım.. Suya girince direksiyon taş gibi oldu.. Aniden gidon bir sağa bir sola kayıyor.. Akıl bu ya motordaki yükleri bile boşaltmadım… Fena değil 6 m kadar ilerledim.. Tam ortasında küüüt dedi kaldım. Motorda üstünde hızım sıfır. Bir an dengedeyim.. Ayağımı yere koayamam eminim yatırırım.. Ani bir gaz ama ön teker oturmuştur. Az daha gaz derken ön teker 15 cm kadar şahlanır… Allahım ne oluyor derken ön teker iner ve zıldır zıldır kıyıya ulaşırım…
O sırada taşeronu görürüm..
Kardeşim bu ne suyu ya!
Simav çayı…
???
Peki az önceki ne idi?
O Simav çayının kolu idi….
Allahım Uşak Balıkesir yolunu Simav çayı üzerinden veriyorlar.. Akıllara ziyan der yola devam ederiz..
Bu arada soğuk hava ayaklarıma vurur.. Ayaklarım donmuştur.. 20 km sonra vites atamam…
Tam bu esnada montun fermuarıda bozulur mu? Hay allahım ne bu iş….
Yola devam.. Yaklaşık 40 km bozuk dağ yolundan sonra çakıllı stabilize yol başlar…
Bu esnada öndeki araç bir taş atar çatttt…
Benim vizör… Çatlar.. Allahtan yedek vizörüm vardır ve bütün yolculuk boyunca bu yedeği niye aldım diye kendime kızarken… Offfffffffffff…
Bu arada çok yorulur.. Bir göl kenarında dinleniriz..
Ama inanın ne gölü olduğunu bilmiyoruz..
Rüzgar, ıslaklık, yol beni bitirmiştir.. Gerçekten mukavemet istiyor bu iş…
Artık resim yok… Direkt Antalya’da garaja geliriz….
Dedesi, Anneannes, ve oğlum bizleri karşılar….
Bizlerde oğluma söz verdiğimiz gibi (dedesinin almış olduğu bisikleti) oğluma biz almış gibi veririz.
Oğlumda yeni bisikletini kapmış olmanın haklı gururunu yaşarken…
Böylece oğlumun kalbide yapılmış olarak kazasız belasız 2800 km yi tamamlamış oluruz…
Ne diyeyim darısı daha büyük gezilere….