Üşenmeden okuyunuz.
Bugün aldığım bir mailde anlatılan önemli bir hususu paylaşmak istedim; Lütfen üşenmeden okuyunuz...
Bir gün bizde de böyle bir uygulamanın başlaması hayaliyle bu yazıyı aşağıya aktarıyorum. Umarım bizde de bir gün üşenmeyip bu şekilde sürücüyü eğitecek ve kurallara uyulmasını sağlayacak sistem kurulur, bu sistemi uygulayabilecek kadar çok görevli istihdam edilir, bu konuya bol vakit ayırılır... Böylece her gün onlarcasını gördüğüm kırmızı ışıkta geçen sorumsuz saygısız vurdumduymaz araç sürücülerinin önü kesilir. Bizim sürücülerde polis korkusu, ceza korkusu yok ki...
İşte yazı:
Almanya'da bir dost ziyaretinden dönüyorduk. Arabayi
ben sürüyordum.
Yolun ilerisinde bir kaza oldugunu gördüm. Ne olmus
diye bakarken, birden dört yol agzinda oldugumuzu fark ettim. Isik
kirmiziya dönmüs ve ben geçmistim. Yapacak bir sey yoktu, olan olmustu.
Duramazdim, yola devam ettim. Gece yarisindan sonraydi. Saat 2
gibiydi. Allah'tan, çevrede polis falan da yoktu.
Bu olayin üstünden bir hafta kadar geçmisti. Bir
mektup aldim; karakola çagiriyorlardi. Gittim. Beni bir odaya
aldilar.
"Bir konuda bilginize basvuracagiz. Size bir fotograf
gösterecegiz. Bu araba sizin sirkete ait. Geçen hafta, su gün, saat 02:12'de su kavsakta kirmizi isikta geçerken kameraya yakalanmis. Bakin
bakalim, direksiyondaki kisiyi taniyor musunuz?"
Fotografa baktim, "Pek taniyamadim bu kisiyi" dedim.
Bunun üzerine bir fotograf daha çikardilar. Bu benim
fotografimdi. "Bu sizin fotografiniz, bunu yabancilar
subesinden bulduk. Biz, otomobildeki kisi ile bu fotograftaki
kisinin ayni oldugunu düsünüyoruz? Ne dersiniz?" dediler. "Cevap
vermeden önce, isterseniz avukatinizla görüsünüz" diye de eklediler. "isterseniz size prosedürü anlatalim;
Eger bu arabayi süren ben degilim derseniz, sizi
mahkemeye verecegiz.
Mahkeme uzmanlara basvuracak. Eger resimdeki kisi oldugunuz ispat
edilirse para cezasi alacaksiniz. Bu ceza, eger arabayi sürenin siz
oldugunu kabul ederseniz vereceginiz cezanin birkaç kati olacak. Bir
de resmi makamlari oyalamaktan dolayi ayri bir cezaya maruz
kalacaksiniz."
Düsündüm...
Avukatima soracak bir sey yoktu. "Verin, bir daha bakayim
fotografa" dedim. Sonra da "Evet, bu arabadaki kisi benim" dedim.
Memnun oldular, "Dogru seçim yaptiniz" dediler. Yüklü bir
ceza ödedim.. Ama ehliyetime el koydular. "Ne zaman alirim ehliyetimi
geri?" diye sordugumda "Bizden haber bekleyiniz" dediler.
Aradan bir hafta geçti... Bir hastaneden davet aldim.
Beni göz klinigine çagiriyorlardi. Gittim. Siki bir göz
muayenesinden geçtim. Sonra beni bir grup doktorun karsisina çikardilar. Her
biri benim raporu eline alip, "Renk körü degilsiniz. Gözünüzün saglam
oldugunu biliyor musunuz? Ama kirmizi isikta geçmissiniz" dediler. Artik bana
ehliyetimi geri verecekler diye düsündüm. Ama vermediler. Aradan bir
hafta, on gün geçti. Yine hastaneden bir davet aldim; bu kez
psikiyatri bölümünden.
Verilen tarihte hastaneye gittim... Beni bir odaya aldilar. Odada
dört doktor vardi. ilk doktor, "Raporunuza bakiyorum, gözleriniz
saglammis. Ama trafik isiklari kirmiziya döndükten tam 58 saniye
sonra geçmissiniz. Bunun yanlis oldugunu biliyor musunuz?" diye sordu.
Ben de "Evet, yanlis bir davranis" dedim. Ayni seyi, diger doktorlar
da aynen tekrarladi. Ben de "Evet, yanlis bir davranis" diye
ayni cevabi verdim. Artik bana ehliyetimi geri verecekler diye
düsündüm. Ama vermediler...
Aradan bir hafta, on gün gibi bir süre geçti. Bir mektupla
karakola davet aldim. Gittim, sanirim artik ehliyetimi geri
alacaktim. Ama düsündügüm gibi olmadi. "Sizi, trafige çikaracagiz"
dediler. Bana bir program verdiler. Bu, günde iki saatlik, dört günlük
bir programdi.
İlk gün gittim. "Arabaya binin, sehir içinde dolasacagiz" dediler.
Benimle birlikte üç kisi daha bindi arabaya. Hareket ettim.
ilk trafik isiklarinda durdum. Yanimdaki görevli "Buna, trafik
isigi denir. Kirmizida durulur. Sari isik, kirmiziya dönüsü
gösteren uyaridir. Anladiniz degil mi?" dedi. Ben de tekrarladim "Evet,
kirmizi da durulur. Sari isik, kirmiziya dönüsü gösteren
uyaridir." Isik yesile döndügünde kalktim. Görevli, "Yesil isikta da
kalkilir. Degil mi?" dedi. Ben de tekrar ettim, "Evet, yesil isikta
kalkilir." Yolda bir süre sonra kirmiziya dönen bir isiga rastladik. Bu kez
arkadaki görevlilerden birisi, "Buna, trafik isigi denir. Kirmizida durulur.
Sari isik, kirmiziya dönüsü gösteren uyaridir. Anladiniz degil
mi?" dedi. Ben de tekrarladim, "Evet, kirmizida durulur. Sari isik,
kirmiziya dönüsü gösteren uyaridir." diye tekrar ettim. Bu sahneyi
iki saat süresince her isikta tekrarladik. O günden sonraki üç
günde de, yine arabama üç görevli bindi. Her isikta ayni sahne
usanilmadan tekrarlandi. Ama sonunda ben de ehliyetimi geri aldim.
* * *
Yukaridaki öyküyü Almanya'da yasayan bir Türk isadamindan dinledim. "Sonuç ne oldu?" dedim. Çok ciddi biçimde cevap verdi;
"Ben artik kirmizida hep duruyorum."