- Katılım
- 27 Haz 2010
- Mesajlar
- 1,558
- Konu Yazar
- #1
Cumartesi günü Gökhan, Olcay abi ve ben yine çılgınca bir gezi gerçekleştirdik
oruçlu oruçlu sıcak havada 70-80 km si tamamen toprak ve bozuk yol ve yaklaşık 100 km si de beton-parke-tam asfalt karışımı toplamda 170 km civarı bir gezi gerçekleştirdik
tam 9 saat sürdü
Ramazanda susadığımız tek gün olarak kayıtlara geçti
Kısaca gezimizden bahsedeyim:
Ardeşen'den Çamlıhemşin'den Çat'a, oradan sıraköy be başköy yaylaları ve oradan buzul gölüne tırmandıktan sonra bir geçit aşıp İncesu köyü ve yaylasından Çayeli'ye iniş yaptık
en yüksek 3200 rakıma çıktık, buzul gölü manzarası ise en beğendiğimiz manzara oldu
İşte rotamız:

Bu da ayrıntılı rota

Ardeşen'de atmaca heykelinin orada buluşuyoruz, 8:30 buluşma diye ayarlayıp 9da yola çıkacaktık, sanırım 9'u 10 geçiyodu çıktığımızda, bizim için iyi bir çıkış oldu

Şenyuva'dayız,sevdaluk filminin çekildiği yer

bir öz çekim de biz yapalım


Çat'a geldik




git git acayip yorulduk, yol da çok bozulmaya başladı, hava da sıcak, ne var ne yok çıkardık üzerimizden, manzaralar müthiş

Tüllü dere

Gezi süper ilerliyor, Olcay abi iyi yakalamış bu pozu

Şu dağların güzelliğine bakar mısınız, maşallah diyelim



kıvrım kıvrım yollardan geçiyoruz, çok zevkli


Burası Sıraköy ya da Başköy olması lazım, fotoğrafta arıcılar iş başında, ne bal vardır orada, rakım bayağı yüksek, her taraf çiçek buralarda




Yukarı buzul gölüne doğru tırmanmaya başlıyoruz, 3000 rakıma çıkacağız


başımız ağrımaya başladı , hafiften de yorulduk, mola verip elimizi yüzümüzü kollarımızı her tarafımızı yıkıyoruz kısacası
su mis gibi, tertemiz



epey yükseldik, Kaçkar dağları tüm ihtişamıyla görünmeye başlıyor

Bu fotoğraf da güzel oldu


Siz hiç sarı papatya gördünüz mü, buralarda bir sürü var



Zik zaklı yollar, kıvrım yollar güzel manzaralar oluşturuyor


İşte 3000lerdeyiz, arazi yapısı farklılaştı, kırmızımsı toprak ve taşlar var

Yayla evleri taşlarla gömülmüş toprağın içine kardan etkilenmesin diye sanırım

Bu yola beri gidip 2 km sonra sol taraftaki dağın tepesine yürüyerek tırmanacağız gölü görmek için

Bu fotoğrafın burada ne işi var ya, bu göle çıkarkenki bir fotoğraf, hatlar karışmış neyse
ama iyi çıkmış Gökhan ve Olcay abinin ayağı 



Ne fotoğraf oldu ya, motorlar küçücük gözküyor, burada sürmek isteyenler parmak kaldırsın


bu karşıdaki dağ Verçenik zirve, Kaçkar dağlarının en yüksek noktası olması lazım, 3870 metreydi sanırım

Neyse yolumuza devam ediyoruz, yol asfalt, süper

Bu yol bile bazı geçtiğimiz yerlerden kat kat iyiydi, çok kötü yollardan geçtik, Allah'tan motorları yıkmadık, bir kaç kez tehlike atlattık ama Allah'tan düşmedik



ya var ya fotoğrafların sıraları hep değişmiş yüklenirken, bu da Göl için tırmanış zamanlarımızdan


Olcay abinin zinciri kaskatı olmuş, onu gevşetirken



Tırmanışa geçeceğimiz yere geldik, aslında tam burası değildi, daha önce biryerdi, fakat Olcay abi bizden ilerde gidiyordu, ta buralara kadar gelmiş, madem öyle burdan çıkalım dedik ama burası çok daha uzunmuş, 15 dakikalık tırmanışı yaklaşık 45 dakikaya çıkardık, neyse sağlık olsun, manzara süperdi, değdi buna.





Çıkıyoruz çıkıyoruz bitmiyor, serin bir rüzgar esiyor Allah'tan, ama yine de susuyoruz bayağı, çılgınlık bizimki , başka bişey değil

Motorlar bayağı aşağıda kaldı

Güzel çiçekler yetişiyor buralarda










çıkarken değişik desenli taşlarla karşılaşıyoruz, yeşilleri de çok ilginçti

Hala çıkıyoruz, çok fena yorulduk






veeeeeeee sonunda geldik, buzul gölü tüm güzelliğiyle bizi büyülüyor, rakım 3200deyiz.ilk gören Gökhan oluyor, bayılıyor manzaraya

Şeytan diyo ki göle git bi güzel yüz, fakat nafile, oraya gidip gelmemiz en az bir buçuk saat alır, iftara geç kalırız, yengen vizelerimiz 18:00 a kadar geçerli de


Olcay abi buraya ağustosta ramazandan sonra sabahleyin erkenden gelip kahvaltıyı burada yapıp yüzelim, bot da getirelim diyor, biz de hak veriyoruz, nasip diyoruz, ha bi de iyi balık vardır burada felan diyoruz, işte böyle bir sürü muhabbet, tadını çıkarıyoruz




Artık gitme vakti



Burası bir geçit, kar hala erimemiş






artık aşağı inmeye başlıyoruz incesu yaylasına doğru








İncesu köyünde camide mola veriyoruz, bir gün herkes bu taşa yatacak, Olcay abi antreman yapıyor






Manzaralar muhteşem




Aşağı Çayeli'ye doğru inerken dereye bakarak iniyoruz, yüzmek için bir yer bulmamız lazım, çok fena hararet yaptık

Burası yüzdüğümüz yer, acayip serindi dere, çok fena da derindi, çok keyif aldık

kot pantolonlarla yüzdük şort almadığımızdan
bayağı zorladı bizi yüzerken ama olsun 

Bu arada tişörtle gezme hatası yaptığımızdan kollarımız nar gibi kızardı, çok fena yandı, hala tam geçmedi ağrısı, bayağı yoğurt sürdüm ben , işe yaradı rahatlattı bayağı, tabi Gökhan eczanede çalıştığından yanık kremleri ağrı kesiciler felan , dedim ona yoğurt sür. neyse işte böyle gırgır muhabbetler dönüşte, güzel oldu.
Tabi bu bizim son gezimizdi, sezonu kapatıyorum artık, memlekete gidiyorum,taşınacağız. artık okullar açıldıktan sonra Sakarya'da gezilerde görüşmek üzere
oruçlu oruçlu sıcak havada 70-80 km si tamamen toprak ve bozuk yol ve yaklaşık 100 km si de beton-parke-tam asfalt karışımı toplamda 170 km civarı bir gezi gerçekleştirdik
tam 9 saat sürdü
Ramazanda susadığımız tek gün olarak kayıtlara geçti
Kısaca gezimizden bahsedeyim:
Ardeşen'den Çamlıhemşin'den Çat'a, oradan sıraköy be başköy yaylaları ve oradan buzul gölüne tırmandıktan sonra bir geçit aşıp İncesu köyü ve yaylasından Çayeli'ye iniş yaptık
en yüksek 3200 rakıma çıktık, buzul gölü manzarası ise en beğendiğimiz manzara oldu
İşte rotamız:

Bu da ayrıntılı rota

Ardeşen'de atmaca heykelinin orada buluşuyoruz, 8:30 buluşma diye ayarlayıp 9da yola çıkacaktık, sanırım 9'u 10 geçiyodu çıktığımızda, bizim için iyi bir çıkış oldu

Şenyuva'dayız,sevdaluk filminin çekildiği yer

bir öz çekim de biz yapalım


Çat'a geldik




git git acayip yorulduk, yol da çok bozulmaya başladı, hava da sıcak, ne var ne yok çıkardık üzerimizden, manzaralar müthiş

Tüllü dere

Gezi süper ilerliyor, Olcay abi iyi yakalamış bu pozu

Şu dağların güzelliğine bakar mısınız, maşallah diyelim



kıvrım kıvrım yollardan geçiyoruz, çok zevkli


Burası Sıraköy ya da Başköy olması lazım, fotoğrafta arıcılar iş başında, ne bal vardır orada, rakım bayağı yüksek, her taraf çiçek buralarda




Yukarı buzul gölüne doğru tırmanmaya başlıyoruz, 3000 rakıma çıkacağız


başımız ağrımaya başladı , hafiften de yorulduk, mola verip elimizi yüzümüzü kollarımızı her tarafımızı yıkıyoruz kısacası



epey yükseldik, Kaçkar dağları tüm ihtişamıyla görünmeye başlıyor

Bu fotoğraf da güzel oldu


Siz hiç sarı papatya gördünüz mü, buralarda bir sürü var



Zik zaklı yollar, kıvrım yollar güzel manzaralar oluşturuyor


İşte 3000lerdeyiz, arazi yapısı farklılaştı, kırmızımsı toprak ve taşlar var

Yayla evleri taşlarla gömülmüş toprağın içine kardan etkilenmesin diye sanırım

Bu yola beri gidip 2 km sonra sol taraftaki dağın tepesine yürüyerek tırmanacağız gölü görmek için

Bu fotoğrafın burada ne işi var ya, bu göle çıkarkenki bir fotoğraf, hatlar karışmış neyse



Ne fotoğraf oldu ya, motorlar küçücük gözküyor, burada sürmek isteyenler parmak kaldırsın


bu karşıdaki dağ Verçenik zirve, Kaçkar dağlarının en yüksek noktası olması lazım, 3870 metreydi sanırım

Neyse yolumuza devam ediyoruz, yol asfalt, süper

Bu yol bile bazı geçtiğimiz yerlerden kat kat iyiydi, çok kötü yollardan geçtik, Allah'tan motorları yıkmadık, bir kaç kez tehlike atlattık ama Allah'tan düşmedik



ya var ya fotoğrafların sıraları hep değişmiş yüklenirken, bu da Göl için tırmanış zamanlarımızdan


Olcay abinin zinciri kaskatı olmuş, onu gevşetirken



Tırmanışa geçeceğimiz yere geldik, aslında tam burası değildi, daha önce biryerdi, fakat Olcay abi bizden ilerde gidiyordu, ta buralara kadar gelmiş, madem öyle burdan çıkalım dedik ama burası çok daha uzunmuş, 15 dakikalık tırmanışı yaklaşık 45 dakikaya çıkardık, neyse sağlık olsun, manzara süperdi, değdi buna.





Çıkıyoruz çıkıyoruz bitmiyor, serin bir rüzgar esiyor Allah'tan, ama yine de susuyoruz bayağı, çılgınlık bizimki , başka bişey değil

Motorlar bayağı aşağıda kaldı

Güzel çiçekler yetişiyor buralarda










çıkarken değişik desenli taşlarla karşılaşıyoruz, yeşilleri de çok ilginçti

Hala çıkıyoruz, çok fena yorulduk






veeeeeeee sonunda geldik, buzul gölü tüm güzelliğiyle bizi büyülüyor, rakım 3200deyiz.ilk gören Gökhan oluyor, bayılıyor manzaraya

Şeytan diyo ki göle git bi güzel yüz, fakat nafile, oraya gidip gelmemiz en az bir buçuk saat alır, iftara geç kalırız, yengen vizelerimiz 18:00 a kadar geçerli de


Olcay abi buraya ağustosta ramazandan sonra sabahleyin erkenden gelip kahvaltıyı burada yapıp yüzelim, bot da getirelim diyor, biz de hak veriyoruz, nasip diyoruz, ha bi de iyi balık vardır burada felan diyoruz, işte böyle bir sürü muhabbet, tadını çıkarıyoruz




Artık gitme vakti



Burası bir geçit, kar hala erimemiş






artık aşağı inmeye başlıyoruz incesu yaylasına doğru








İncesu köyünde camide mola veriyoruz, bir gün herkes bu taşa yatacak, Olcay abi antreman yapıyor






Manzaralar muhteşem




Aşağı Çayeli'ye doğru inerken dereye bakarak iniyoruz, yüzmek için bir yer bulmamız lazım, çok fena hararet yaptık

Burası yüzdüğümüz yer, acayip serindi dere, çok fena da derindi, çok keyif aldık

kot pantolonlarla yüzdük şort almadığımızdan

Bu arada tişörtle gezme hatası yaptığımızdan kollarımız nar gibi kızardı, çok fena yandı, hala tam geçmedi ağrısı, bayağı yoğurt sürdüm ben , işe yaradı rahatlattı bayağı, tabi Gökhan eczanede çalıştığından yanık kremleri ağrı kesiciler felan , dedim ona yoğurt sür. neyse işte böyle gırgır muhabbetler dönüşte, güzel oldu.
Tabi bu bizim son gezimizdi, sezonu kapatıyorum artık, memlekete gidiyorum,taşınacağız. artık okullar açıldıktan sonra Sakarya'da gezilerde görüşmek üzere
Son düzenleme: