- Katılım
- 21 Mar 2016
- Mesajlar
- 875
- Konu Yazar
- #1
Öncelikle belirteyim amacım yeni bir tartışma başlatmak değil. Fren ve panik freni iki ayrı konu olarak görerek mevcut psikoloji bilgilerim ve bilim ışığında kesişen bazı noktalar hakkında fikirlerimi paylaşmak isterim.
Motosiklette 2 tür psikolojik fren kullanımı var.
1- Panik Fren
a) Tehlikeyi sezinleyip bilerek yaptığımız frenleme
b) İrkilme refleksiyle yaptığımız otomatik frenleme
c) Gerçek panik frenleme
2- Fren
a) Durmak amacıyla yapılan frenleme
b) Yavaşlamak için yapılan frenleme
Panik Fren a) Tehlikeyi sezinleyip bilerek yaptığımız frenleme: Bu tür frenler tecrübe ile doğru orantılı. Siz herşeye dikkat eder kurallara uyarsınız ancak bazen bilincimiz açık olduğu halde aniden fren yapmamız gerekebilir.
Panik Fren b) İrkilme refleksiyle yaptığımız otomatik frenleme: İnsani olarak herkes dalgınlık veya hata yapabilir ve sonradan hatasını fark edebilir veya çevreden aniden gelişen olaylara yine aynı bilinçli olma durumunda yapılan frenler.
Panik Fren c) Gerçek panik frenleme: Benim asıl ilgilendiğim fikirlerimi cezbeden konu bu. Panik refleksi tetiklendiğinde ve kısa süre içinde karar vermek durumunda olduğumuzda çoğu hesabı beynimiz otomatik olarak yapar.
Mesela beynin bir bölgesi karşıdan karşıya yaya olarak geçmek istediğimizde bize sormaz. Gelen araçların yaklaşık hızlarını ve o hızlarda karşıya geçip geçemeyeceğini hesaplar ve biz uygun aralığı yakaladığımızda karşıya geçeriz. Bu zamanla öğrenilebilen bir otomatik beyin refleksidir.
Ancak bu panik bir geçiş değildir. Panikleme durumunda kararsızlık oluşur. Bilinçli hareketler devreden çıkar. Mantık ve düşünme kabiliyeti işlemez olur. Yolda yürürken biriyle karşı karşıya gelip bir süre geçememe durumunu herkes yaşamıştır. Köpeklerde bu durum aniden geri dönme hareketiyle zaman zaman karşımıza çıkabilir. İnsanlarda durum biraz daha farklıdır. Panik çözümü olmayan durumlarda ortaya çıkar ve aşırı horman salgılanmasına neden olur. Çünkü vücut sakin bir durumdayken aniden kan basıncının yükselmesi olağan bir durum değildir ve beyin hayatta kalabilmek amacıyla daha çok dış değil iç etkenlerle ilgilenmeyen başlar.
Panik Fren öğrenilemez. Çünkü panik fren demek kaza kaçınılmaz demektir. Burada iki türlü panik durumu var. Sizin tüm duyularınız açıksa ve panik fren ortamı oluşmuşsa kazadan kaçınmak tabiri caizse şansa kalmıştır. Ne kadar iyi frenlerseniz frenleyin çarpışma kaçınılmaz olacaktır. Beyin neden size panik fren yaptırıyor? Çünkü hesaplamaları otomatik olarak çok dar bir zaman aralığında yaparak çarpışmanın kaçınılmaz olduğunu hesaplıyor ve bu hesabı araç ve hız tecrübenize oranla en mükemmel şekilde yapıyor. Yanılma payı neredeyse yok. (Sürüşte acemi değilseniz ve hız algınız normalse).
Peki panik fren yapmasam ölmüştüm ne demektir? Bu durumda hesap sistemi tümüyle kilitlenmemiştir ve işliyordur. Ancak olabildiğince hızlı ve doğru frenlemeyle (şu meşhur 1000rr ile kazadan kıl payı kurtuluş videosundaki gibi) kazadan kaçınılabilir. Ancak bu panik değil doğru frenlemedir. Çünkü ileride bir aracın yola girdiği belli bir mesafeden algılanmaktadır.
Panik fren örneği hukukçu gencin vefat ettiği kazadaki gibidir. Kazanın kaçınılmaz olduğu fark edilmiştir ancak burada panik frenlememek gerekir ki bunu yapabilmek için panik fren değil engelden kaçınma konusunda uzman olnması gerekir.
Benim iyi bir müşterim vardı. Plastik firmasının sahibiydi. Motor kazasında vefat etti. Kaza Ferhatpaşa orman yolunda meydana geldi. Virajlı bir yolda dönüş yaparken tepe noktasının ilerisi görünmüyordu. Tepeye ulaşıldığındaysa aniden yola çıkan bir kamyon panik frene neden oldu. Karar verme süresinin insan yeteneklerini ve tecrübesini aşıyor olması durumunda yapacak bir şey kalmıyor.
Çoğu panik fren kazasında engelden kontra ile kaçınmak veya çarpmak yerine şartlar müsaitse diğer seçenekleri uygulamak çoğu zaman daha faydalı olsada o anda buna karar verme seçeneği malesef bulunmuyor. Panikle baş etme diye bir olay yoktur. Bu korkuyu yenmekle de alakalıdır. Ben motordan düşüpte o korkuyu anında silebilen yetenekte bir insan henüz görmedim. Çünkü bunlar insanı insan yapan olgular. Duyguları silmek pekde mümkün değil. İstisnai olarak özel bir rahatsızlık durumunuz yoksa.
Frenleme çalışması bol bol yapılmalıdır. Ancak panik fren çalışması? Evet fren tekniğiniz çok daha iyi oalcaktır. Ancak gerçek bir panik hali yaşamadan boş ortamda panik fren adı altında sert frenleme yapmanın size katacağı, yoğun trafikte yapılan sürüş çalışmasından daha etkili olamayacaktır. Çünkü bu durum beynin öğrenme ilkesine aykırıdır.
Panik fren yapıyorsanız ve bu gerçekten istem dışı bir panik haliyse çarpışma kaçınılmaz demektir. Bunun yerine çarpmadan yuvarlanabilecek ikinci bir şans denenebilir.
Refleks geliştiren, bakışları geliştiren ve motor yenteneklerini geliştiren tüm çalışmalar olmayan hayali panik fren çalışmalarından çok daha faydalıdır. Keith Code yılların motor yarışçılarının dahi halen korktuğunu hatta panikleyip virajlarda fren yaptıklarından söz ediyor. Kenan Sofuoğlu o sert düşüşten sonra uzun bir dönem ciddi düşme korkusu yaşadığını anlatmıştı.
Amaç hayatta kalmaksa fren çalışmaları yapın ama panik fren çalışmaları yapmayın (kişisel araştırma ve düşüncelerimin sonucu). En güzeli gerçek trafik şartlarında bol bol sürüş yapmak ve refleksleri geliştirmektir. Panik fren adı altında beynimize öğretilen davranışı beyin nerede kullanacak? Panik frende motor hiç ama hiç iyi bir yere gitmeyecek ve durmayacaktır. Bu konuda büyük bir hata yapıldığını düşünüyorum ve araştırmalarımda bunu açıkça ortaya koyuyor.
Panik fren durumunda iş işten geçmiş demektir. İşin doğrusu panik frene gerek kalmayacak şekilde sürüş yapabilmektir. Bir haberde Kartal TEM den E-5 bağlantı yoluna dönüşte yola akan su nedeniyle panik yaşayan ve düşerek hayatını kaybeden bir arkadaşımız vardı. Çünkü ne yaparsa yapsın o sudan geçmek zorundaydı. Sonuç kaçınılmaz seçenekler sunduğunda ve bu seçenek panik frenle sınırlı kaldığında başka alternatifler konusunda geliştirmek üzere çalışma yapmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.
Birde panik frene gerek olmadığı halde sürücünün algısındaki bakış, yorgunluk, hız algısı gibi yanlış veriler otomatik panik freni tetikliyor. Aslında doğru olan panik fren çalışması yapmak değil panik frenden nasıl korunuruz çalışması yapmak ki buda refleks ve sürüş tecrübesinin geliştirilmesiyle doğru orantılı.
Siz hiç öleceğini anlayıp panik olmayan birini gördünüz mü? O zaman düşen uçak çalışması yaparak düşen bir uçakta sakin kalmakta mümkün olabilirdi...
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:01 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:58 ----------
Not: Buradaki yazılanlar tamamen kendi çalışmalarımın ve araştırmalarımın bir ürünü olup doğruluğunun herhangi bir garantisi yoktur. Lütfen sürüş stilinizi ve tekniklerinizi uzman görüşlere ve uluslararası platformlarda oluşturulan standartlara uygun kendi güvenliğinizi tehlikeye atmayacak şekilde gerçekleştiriniz.
Motosiklette 2 tür psikolojik fren kullanımı var.
1- Panik Fren
a) Tehlikeyi sezinleyip bilerek yaptığımız frenleme
b) İrkilme refleksiyle yaptığımız otomatik frenleme
c) Gerçek panik frenleme
2- Fren
a) Durmak amacıyla yapılan frenleme
b) Yavaşlamak için yapılan frenleme
Panik Fren a) Tehlikeyi sezinleyip bilerek yaptığımız frenleme: Bu tür frenler tecrübe ile doğru orantılı. Siz herşeye dikkat eder kurallara uyarsınız ancak bazen bilincimiz açık olduğu halde aniden fren yapmamız gerekebilir.
Panik Fren b) İrkilme refleksiyle yaptığımız otomatik frenleme: İnsani olarak herkes dalgınlık veya hata yapabilir ve sonradan hatasını fark edebilir veya çevreden aniden gelişen olaylara yine aynı bilinçli olma durumunda yapılan frenler.
Panik Fren c) Gerçek panik frenleme: Benim asıl ilgilendiğim fikirlerimi cezbeden konu bu. Panik refleksi tetiklendiğinde ve kısa süre içinde karar vermek durumunda olduğumuzda çoğu hesabı beynimiz otomatik olarak yapar.
Mesela beynin bir bölgesi karşıdan karşıya yaya olarak geçmek istediğimizde bize sormaz. Gelen araçların yaklaşık hızlarını ve o hızlarda karşıya geçip geçemeyeceğini hesaplar ve biz uygun aralığı yakaladığımızda karşıya geçeriz. Bu zamanla öğrenilebilen bir otomatik beyin refleksidir.
Ancak bu panik bir geçiş değildir. Panikleme durumunda kararsızlık oluşur. Bilinçli hareketler devreden çıkar. Mantık ve düşünme kabiliyeti işlemez olur. Yolda yürürken biriyle karşı karşıya gelip bir süre geçememe durumunu herkes yaşamıştır. Köpeklerde bu durum aniden geri dönme hareketiyle zaman zaman karşımıza çıkabilir. İnsanlarda durum biraz daha farklıdır. Panik çözümü olmayan durumlarda ortaya çıkar ve aşırı horman salgılanmasına neden olur. Çünkü vücut sakin bir durumdayken aniden kan basıncının yükselmesi olağan bir durum değildir ve beyin hayatta kalabilmek amacıyla daha çok dış değil iç etkenlerle ilgilenmeyen başlar.
Panik Fren öğrenilemez. Çünkü panik fren demek kaza kaçınılmaz demektir. Burada iki türlü panik durumu var. Sizin tüm duyularınız açıksa ve panik fren ortamı oluşmuşsa kazadan kaçınmak tabiri caizse şansa kalmıştır. Ne kadar iyi frenlerseniz frenleyin çarpışma kaçınılmaz olacaktır. Beyin neden size panik fren yaptırıyor? Çünkü hesaplamaları otomatik olarak çok dar bir zaman aralığında yaparak çarpışmanın kaçınılmaz olduğunu hesaplıyor ve bu hesabı araç ve hız tecrübenize oranla en mükemmel şekilde yapıyor. Yanılma payı neredeyse yok. (Sürüşte acemi değilseniz ve hız algınız normalse).
Peki panik fren yapmasam ölmüştüm ne demektir? Bu durumda hesap sistemi tümüyle kilitlenmemiştir ve işliyordur. Ancak olabildiğince hızlı ve doğru frenlemeyle (şu meşhur 1000rr ile kazadan kıl payı kurtuluş videosundaki gibi) kazadan kaçınılabilir. Ancak bu panik değil doğru frenlemedir. Çünkü ileride bir aracın yola girdiği belli bir mesafeden algılanmaktadır.
Panik fren örneği hukukçu gencin vefat ettiği kazadaki gibidir. Kazanın kaçınılmaz olduğu fark edilmiştir ancak burada panik frenlememek gerekir ki bunu yapabilmek için panik fren değil engelden kaçınma konusunda uzman olnması gerekir.
Benim iyi bir müşterim vardı. Plastik firmasının sahibiydi. Motor kazasında vefat etti. Kaza Ferhatpaşa orman yolunda meydana geldi. Virajlı bir yolda dönüş yaparken tepe noktasının ilerisi görünmüyordu. Tepeye ulaşıldığındaysa aniden yola çıkan bir kamyon panik frene neden oldu. Karar verme süresinin insan yeteneklerini ve tecrübesini aşıyor olması durumunda yapacak bir şey kalmıyor.
Çoğu panik fren kazasında engelden kontra ile kaçınmak veya çarpmak yerine şartlar müsaitse diğer seçenekleri uygulamak çoğu zaman daha faydalı olsada o anda buna karar verme seçeneği malesef bulunmuyor. Panikle baş etme diye bir olay yoktur. Bu korkuyu yenmekle de alakalıdır. Ben motordan düşüpte o korkuyu anında silebilen yetenekte bir insan henüz görmedim. Çünkü bunlar insanı insan yapan olgular. Duyguları silmek pekde mümkün değil. İstisnai olarak özel bir rahatsızlık durumunuz yoksa.
Frenleme çalışması bol bol yapılmalıdır. Ancak panik fren çalışması? Evet fren tekniğiniz çok daha iyi oalcaktır. Ancak gerçek bir panik hali yaşamadan boş ortamda panik fren adı altında sert frenleme yapmanın size katacağı, yoğun trafikte yapılan sürüş çalışmasından daha etkili olamayacaktır. Çünkü bu durum beynin öğrenme ilkesine aykırıdır.
Panik fren yapıyorsanız ve bu gerçekten istem dışı bir panik haliyse çarpışma kaçınılmaz demektir. Bunun yerine çarpmadan yuvarlanabilecek ikinci bir şans denenebilir.
Refleks geliştiren, bakışları geliştiren ve motor yenteneklerini geliştiren tüm çalışmalar olmayan hayali panik fren çalışmalarından çok daha faydalıdır. Keith Code yılların motor yarışçılarının dahi halen korktuğunu hatta panikleyip virajlarda fren yaptıklarından söz ediyor. Kenan Sofuoğlu o sert düşüşten sonra uzun bir dönem ciddi düşme korkusu yaşadığını anlatmıştı.
Amaç hayatta kalmaksa fren çalışmaları yapın ama panik fren çalışmaları yapmayın (kişisel araştırma ve düşüncelerimin sonucu). En güzeli gerçek trafik şartlarında bol bol sürüş yapmak ve refleksleri geliştirmektir. Panik fren adı altında beynimize öğretilen davranışı beyin nerede kullanacak? Panik frende motor hiç ama hiç iyi bir yere gitmeyecek ve durmayacaktır. Bu konuda büyük bir hata yapıldığını düşünüyorum ve araştırmalarımda bunu açıkça ortaya koyuyor.
Panik fren durumunda iş işten geçmiş demektir. İşin doğrusu panik frene gerek kalmayacak şekilde sürüş yapabilmektir. Bir haberde Kartal TEM den E-5 bağlantı yoluna dönüşte yola akan su nedeniyle panik yaşayan ve düşerek hayatını kaybeden bir arkadaşımız vardı. Çünkü ne yaparsa yapsın o sudan geçmek zorundaydı. Sonuç kaçınılmaz seçenekler sunduğunda ve bu seçenek panik frenle sınırlı kaldığında başka alternatifler konusunda geliştirmek üzere çalışma yapmanın gerekli olduğunu düşünüyorum.
Birde panik frene gerek olmadığı halde sürücünün algısındaki bakış, yorgunluk, hız algısı gibi yanlış veriler otomatik panik freni tetikliyor. Aslında doğru olan panik fren çalışması yapmak değil panik frenden nasıl korunuruz çalışması yapmak ki buda refleks ve sürüş tecrübesinin geliştirilmesiyle doğru orantılı.
Siz hiç öleceğini anlayıp panik olmayan birini gördünüz mü? O zaman düşen uçak çalışması yaparak düşen bir uçakta sakin kalmakta mümkün olabilirdi...
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:01 ---------- bir önceki mesaj zamanı 23:58 ----------
Not: Buradaki yazılanlar tamamen kendi çalışmalarımın ve araştırmalarımın bir ürünü olup doğruluğunun herhangi bir garantisi yoktur. Lütfen sürüş stilinizi ve tekniklerinizi uzman görüşlere ve uluslararası platformlarda oluşturulan standartlara uygun kendi güvenliğinizi tehlikeye atmayacak şekilde gerçekleştiriniz.
Son düzenleme: