devlet baba diye birşey mutlak-kesin bir şekilde var olan birşey.
devlet baba dediğin olay, sen kime oy veriyorsan o'dur, doğru düzgün-adam gibi kişilere oy verilirse devlet baba doğru düzgün adam gibi olur.
şu an hali hazırda, oylar boşa gitmesin diye işe yaramaz-yaşlı boomerlara oy verildiği için (kartel partileri olan akp+chp+mhp+ekleri), olanları kısaca özetleyelim
-depremde, depremzedeye, parası-pulunu kaybetmiş adamlara çadır satılıyor
-dünya işlerinden elini eteğini çekmiş olması gereken dinayet işleri başkanı, "mercedes ali" lakabı alıyor, sonra mercedes s500ü de beğenmemiş olacak ki, yeni audi a8'e geçip arabasıyla geziyor
-yüzlerce suç kaydı olanlar, karısını çocuğunu kesen-öldürenler, 2-5 yıla çeşitli bahanelerle, yeni kurbanlarıyla kavuşsun diye salınıyor, manisada adamın birisi 3. karısını öldürdü mesela, 5 yıl sonra 4. karısını öldürmesi için salınacak
ve bunun gibi binlerce olay yaşandı-yaşanıyor.
-dünyadaki önemli altın rezervlerinin bir kısmı türkiyede, dünya altın fiyatlarını oynatabilecek bu madenleri devlet çıkarıp ekonomiye fayda sağlayacağına, kanadalı şirkete kapitulasyon şeklinde peşkeş çekiliyor. şirket 1 gram altın çıkardım deyip 10 ton altın kaçırsa, denetleme yok, yasalara uygun ve altının yanında kilosu milyon dolarları bulan nadir metaller de çıkıyor.
bununla mücadele etmek için varını yoğunu ortaya koyan kahraman "sedat cezayirlioğlu" tüm partilere tek tek gidip olayları duyurmaya çalışırken, halkın muhalefet diye seçtiği partileri "bakarız-hallederiz-gereğini yaparız" söylemleriyle geçiştiriyor. 1 yıl kadar sonra madende göçük oluncada "aaaa, halbuki biz parti olarak buna çok karşıydık, ne kadar ayıp" gibi şeyler söylüyor, ülkenin kaynaklarının talan edilmesine örtülü destek veriyor.
-emekli maaşıyla geçindiğini beyan eden süper milliyetçi s.oğan, ankarada villa-arsa gibi şeyler satın alıyor, (emekli maaşıyla milyon dolarlık şeyler alınabiliyorsa ekonomi çok iyi demekki, bir de s.oğan en fakir siyasetçilerden biridir muhtemelen, zavallı fakirin tahminen ancak 5-20 milyon dolarlık malvarlığı var)
-dünyadaki gül üretiminin %90 üstü sadece türkiyede, fındığın %50-70 kadarı, zeytinin belki %30u, sadece tarım adam gibi yapılsa, türkiye ekonomisi belki bugünkünün 1,5-2 katı olacak, konya kada ülke hollanda türkiyeden daha fazla tarım geliri elde ediyor.
halk ise "oy verecek kim var" diyerek yine aynı işe yaramazları, 2002den beridir aynı kartelleşmeyi yapan, birine laik birine muhafazakaar rolü verilmiş kartel partilerini seçmeye devam ediyor.
bir laf vardı, klavuzu karga olanın............
klavuzu pudra şekeri çekenlerin içinde bulunduğu muhafazar parti olan veya klavuzu atatürke kefere diyenlerin içinde bulunduğu türde atatürkçü partiler olan halkın burnu sürekli aynı yerde geziniyor.
barbaros şansal bunu dillendirince adamı linç ettilerdi.
şu anki "devlet baba" = işe yaramaz+yaşlı+boomer milletvekilleri durumunda, halkın yaşamını zerre kadar umursamıyorlar ve bu işe yaramazları, "oyum boşa gidecek" diye güdülen kartel partisi seçmenleri (halkın %90'ı) seçti.
biraz empati yapayım diyorum, ben kartel partisi siyasetçisi olsam, partimdeki birileri "bizim seçmen koyun gibidir gelip dolaşıp bize oy verir, karşı tarafta düşman olduğuna mı oy verecek?" dese ve seçmen bu sözü kanıtlarcasına aynı partiye oy verse, milliyetçi parti "apo teröristi başbakan olsun" benzeri şeyler söylese ve yanına kar kalsa, muhafazakar parti dine küfür eşdeğeri işler yapsa, israile bomba yapımı için çelik satsa ve yanına kar kalsa, atatürkçü geçinen parti, atatürke "kefere" diyen varlığı ve badem bıyıklıları vekil yapsa,
ben de bu halkı zerre kadar önemsemezdim, lüks mercedesime biner, meclis lokantasında etin kilosunu 50-100 liraya (o et de ülkedeki en kaliteli-lezzetli etlerden yapılıyor, kasaptan 5000 tlye bile alamazsın) yer, halka şükretmesini, ve benim partime oy vermezse "düşman" olduğu diğer partiye hizmet ettiğini söyler ve alay ederdim. kaldı ki bu alay etme seviyesi yetmemiş olacak, hem yenidoğan çetesi gibi kendi sorumluluğunda gerçekleşen, göründüğünden çok çok daha derin şeyleri gizlemek-dikkatlerden kaçırmak adına, hem halkla alay etmek adına çıkıp "bebek katili gelsin mecliste ulusa seslensin" falan demeye başladılar.
bir laf var, "kendine saygı duymayana ben neden saygı duyayım" diye, devlet babanın yaptığı eylem tam olarak bu. empati yapıp milletvekillerine hak vermemek mümkün değil.
kendine saygısı olmayan seçmene, "devlet baba" niye saygı duysun ki?
rahmetli ankaralı turgut abimiz, "afyondan vekilime taze taze kaymak lazım" dediği şarkı sözünü gayet anlamlı işler için yazdı. vekillere çok çok enerji gerekiyor, ve sürekli kaymak lazım, "kaymak eksikliği"nden adamlar tükeniyor ve çalışamıyorlar
halkımız ise turgut abinin felsefesini anlamadı, fakat şarkını kalan kısmını iyi anlamış:
"lüküs hayat vekilim size--- sürünmek ölmek bize, kuru ekmek soğan bize, ballı muzlu kaymak size"
tekrardan soruyorum:
kendisine saygısı olmayan seçmene (kartel seçmeni), "devlet baba" denilen, lüküs hayat içerisindeki yaşlı ve işe yaramaz boomerlar, niye saygı duysun?