Şimdi mübarek, ilk mesajın bu;
Bence al bir MT 09 acık egzoz Akrapovic.. Dunyaya bir daha mı geleceksin kanka.. O arabacılar da aynaya bakacak kardeşim.. Milletin hastası , bebegi varsa da herkesin var. Senden kıymetli mi .. Allahını sevim..
ikinci mesajın ise bu;
O lincleyenler teker yapamayan looserlar kanka.. Oyna devam..
Daha dün motosiklet kullanmaya MT 25 ile başlayıp, bu gün MT 09 " kullanan " ( umarım neden tırnak içine aldığımı anlarsın ) bir forumdaşımız olarak fazla iddialı sözler değil mi bunlar? Kimin ki daha büyük muhabbeti yapacaksak eğer, en büyüklerimiz şuan mezarda yatıyor. Sen bilmezsin ama Zeki Abi vardır, 98' de onun arkasında Arif abi ye ziyarete gitmiştim. Bu isimlere vakıf değilsen hikaye’nin devamı senin için uygun da olmayabilir.
Sene 2004/2005. Caddebosta' nın son güzel olduğu yıllar, bende liseye yeni geçmişim. Altımda Kartal Soğanlıktan kiraladığım bir 600 RR var. Bostancı Fenerbahçe, Bostancı Fenerbahçe dönüp duruyor, itlik yapıyorum. Fenerbahçe den döndüm, ışıklardan sahil yoluna bağlanırken siyah bir GSX-R takıldı peşime. Bir ufak yürüdüm baktım geliyor, devam ettim. Bu hikaye Vapur İskelesi’nin oraya kadar, ben önde o arkada devam etti. Durdum ışıklarda dedim selam verip geri döneyim Fenerbahçe tarafına. Dedi dönme Maltepe Sahile kadar yarışalım, kaybeden de yemek ısmarlar. Işık yeşile dönünce uzadım ben. Ne bir düşünce var, nede bilinç. Tek hedefim varış noktası. Bilir misin bilmem, Küçükyalı ‘dan sonra bir köprü vardır, Adatepe köprüsü. O köprüden önce ki ışıklarda bir araç U dönüşü yaptı. Ben önde olduğum için geçtim, benim arkamda olan GSX-R ise araca ön kapıdan çarptı. Öyle bir fren yaptım ki 600 RR’ ın arka lastiği motosiklete döndüğümde patlamıştı. Durduğum zaman inip geri doğru koşmaya başladım. Gece saat 02:00/03:00 civarı. GSX-R’ı kullanan arkadaş yerde, otomobil sürücüsü ise aracına sıkışmış. Hiç yanında bir kişi can verdi mi? Ben yerde yatan kişi için hiçbir şey yapamadım. Ve daha konuyu idrak edemeden gözlerime bakarak öldü. Böyle bir çaresizlik, böyle bir vicdan azabı yok. Üzerinden bunca zaman geçti, hala acısını içimde hissederim. O yüzden sanma ki teker yapmak marifet, hızlı sürmek ise yetenek. Bir motosiklet kullanıcısının ne kadar iyi olduğu sadece olası kaza senaryosun da ortaya çıkar. Tıpkı bir ekipmanın ne kadar sağlam olduğu kaza esnasın da ortaya çıktığı gibi. Ve umalım ki sen bu durumları hiç yaşama.
Benim sana ve senin gibi kullanıcılara naçizane tavsiyem; Ne zaman ki saatte 10 Km/s ile teker yapabilir, denge kurabilir, sonra da tekerinizi gaz kontrolü ile aşağı indire bilirseniz… O zaman teker yapmanızdan yana olacaktır. Ama unutmamak lazım ki olası bir aksi durum da herhangi bir tekerin yerde olmaması büyük sorunlara yol açacaktır. Aynı zaman da kendinize sormanız gereken şöyle bir soru var; Motosiklet zaten yeterince riskli bir taşıtken, bu riski maksimuma çıkartmanın bana ne gibi bir faydası olacak? Olacağına inanıyorsanız motosiklette sizin can da, benim/bizim açımızdan bir sakın yok.
Lütfen bu mesajı okuduktan sonra sizde konu sahibi arkadaşımız da yükselmeden, derin bir nefes sonrası motosikletinizin yanına giderek kendinize şu soruyu sorun; Karşınızda ki taşıt sizin için günü birlik bir ilişki mi, yoksa siz ona tutkuyla, aşkla bağlı mısınız? Cevaba göre süremeye devam edebilirsiniz. Ve ne kadar iyiyim konusunu merak ediyorsanız da hazır motosikletin yanındayken, lastiklerinize bakarak cevabı kendiniz de bulabilirsiniz. Unutmayın, bize bu sorunun cevabı değil siz lazımsınız ve dediğim gibi en iyilerimiz şuan bulutlar da sürüyor.
Zeki Yalçın ve Arif Razgatlıoğlu’ na rahmet ve özlemlerimle.