Havanın kararmasıyla evlerinde oturup huzuru yakalamaya çalışan insanlardan olamadım, damarlarımdaki yüksek oktan sayesinde kalbimin hararetine alışığımdır! Fakat bu seferki çok farklıydı... özgürlüğü elde etmenin bedeli her sürücü için eşit derecededir ......... işte bu okuyacağınız marşa her bastığında yaşamak için yol alan sürücünün hikayesidir.
Çelik kanatların üzerinde hızın, adrenalinin ve hiç bitmesini istemediğim virajların sonunda gaz açıp avına hızla koşan çita gibi son sürat ilerliyorum,, güzel düzlük asfalt bozuk olsa bile tutunmamı sağlıyor yola,, dikkatim her tehlikenin sinyalini üç beş saniye önceden uyarıyor beni, biraz gaz kesiyorum kompresör e bırakıp bir vites küçültüyorum.. bir daha ,bir daha ve bir daha.... yavaşlıyorum gişelerden geçip sağda duruyorum ayağımla asfalta dokunup elciklere sıkıca sarılıyorum kontrolün bende gücün onda olduğunu hissettirmek için gazı iki kere çekiyorum 6000, 7500 devire, arkamı kontrol edip bire atıp çıkıyorum yola daha biri bitirmeden depoya vurup “hadi sürelim” diyorum gaz açıp iki ,üç, dört, beş ve devam 1100cc’nin verdiği tork kanımın çekilmesine neden oluyor ama daha hızlanmak için erken lastikler daha soğuk biraz gaz kesip 140, 160 km/h da ilerliyorum lastiklerimi ısıtmam lazım az önce ikiden üçe kadar hep sardı biraz yoldan sonra tam kıvamına gelir.... ilerlemeye devam ediyorum dikkatim yolda ve araçlarda, sinirlerim yaydan çıkacak ok gibi gergin slalom yapıp lastik yüzeyini temizliyorum ve ısıtıyorum artık hareketlenmenin zamanı geldi bir vites küçültüyorum 10500 devri bitirdiğimde 240 oluyor hızım ve beşe atıyorum gücünden ödünç vermeden ok gibi fırlıyor asfaltın üzerinde, rüzgar bedenimi parçalarcasına dövüyor!! deponun üzerine kapanmış ve manifoltlardan geçip egzost dan çıkan çığlığın ve rüzgarın direnciyle yol alıyorum... kalbim motorumla aynı anda devir çeviriyor gibi hızlanıyor ve biran herşey agır çekim ilerliyor o gürül gürül makine ve rüzgar sesinden eser yok her yer flu ve loş onümdeki aracın sağından geçiyorum sonra tekrar tam sağ ve tam sola doğru gaz açıyorum önümde güzel bir viraj var bir vites küçültüp sol ayağı açıp dalıyorum viraja gaza hassas dokunuşlar biraz daha biraz daha viraj çıkışı tam gaz yola devam sürekli yüksek sürat sürücüde slow motion bir hal yaratıyor 0-180 e dirençle çıkarsınız ve rüzgar sizi rahatsız eder ama 280 den sonra 100 le gidiyormuş gibi hissedersiniz ... vizörümü aralayıp rüzgarı hissediyorum biraz daha gaz kısıyorum rutin hızda seyrediyorum boş otobanda soluk alıyorum yaşamak için sürüyorum kafa beş karıştan yukarı ise hızlı gitmeyeceksin bazen olur bana birden birşeyler düşünmeye başlarsın ki dikkatini yola öndeki sürücüye yada açık tehlikelere kapalı olur zihin ya sinirlisinizdir yada eskilerde arkadaşlarınız dostlarınız gelirmi aklınıza benim gelir,,, çogu zamanda yanımda olmak istediklerimi getiririm aklıma bu yolculuğa sende katılsaydın keşke bu duyguları beraberce yaşasaydık aynı ritimde atsaydı kalplerimiz olmazmıydı gibi düşüncelere kapılırsın soğuksundur üşüyorsundur.. vizörünü kapatıp yola devam ederim iki vites küçültüp asılırım gaz koluna üç biter dörde atarsın nede güzel patlatır egzosu redline dört biter beş “haaaaaaaaaaa” diye bi çıglık atarsın isyan edemedigin heryerde yapamadıgın gibi ,, işte o anda geri dönme vaktin gelmiştir ilk sağdan tekrar baglanırsın geri dönüş yoluna gidersin marinaya oturur bir sigara yakarsın belkide ruhunu yakarsın .. incitir kırarsın öfken dinmez hüzün bitmez , kalkıp dönersin motoruna bire atıp lastigi yakarsın ruhunu degil!!!!! Sonra gecenin karanlıgında kaybolursun ...
Bazı duygular vardır insanın içinden söküp atamadığı işte boyle bir gündü bu gece kimi zaman ruhunu kimi zaman lastiği bazende dünyayı ne şekilde olursa olsun şimdi evdesin gözünü tavana dikmiş yolun, rüzgarın ve motorun sesi ile uykuya dalarsın ve yarn yeni bir gün olur .......
işte her koşulda olmasada elim kontağın üzerine her gittiğinde şalterin birini kapatıp ötekini açan biri gibi hissediyorum... sevgiler JESSE