Tarih: 24.07.2007 - 13:21 Mesaj konusu:
Resimler için lütfen motor delisi sitesi, "büyük acımız: Flowrider vefat etti" sayfa 21'e bakın. Resimler zaten her şeyi anlatıyor.
--------------------------------------------------------------------------------
Bu ne tesadüftür bilmiyorum. Cuma günü İkitelli'ye abim ile geçecektim. Onun da işi vardı benim de. Bu sayede her ikimiz de aynı zamanda işimizi halledip dönecektik. Ancak sabah kalktım ve evde ayağımı burktum. Öyle ki ayağımda ciddi bir ağrı vardı ve abimi arayarak ben gelmiyorum, yarın düzelirsem gidecem dedim. Akşama kadar yere basamadım. Akşam üstü üyemiz Kaan Ergülşen'i aradım ve kendisinin yarın işi yoksa beni karşıya götürmesini rica ettim. Ne de olsa debriyaja basamıyordum. Sabah erkenden karşıya geçtik. İşlerimizi halledip saat 14 - 14.15 gibi İkitelli'den çıktık yola. 14.45 gibi TEM Otoyolu'ndan 2.Köprü'ye yaklaşırken, Sarıyer-Beşiktaş-Levent sapağını geçer geçmez (tünele girmeden Harp Akademileri'nin altı) 50 m. ileride biz en sol şeridin yanında iken Kaan bana çekicinin üzerindeki motoru gösterdi. Kaza olmuş bakalım derken çekicinin arkasında üzeri gazete ile örtülü birinin yattığını gördüm. Hemen dur bakacağım kim olduğuna diye bağırdım. Polisin yanına gittim. Sürücünün adını sordum. "Ömer" dedi. Elindeki notları karıştırıp soyadına bakıyordu. İçimden hayır deme, Uzma deme dedim. Ama dedi. İnanmadım. Gidip gazeteyi açtım ve yüzüne baktım. Evet, maalesef doğruydu. Gözleri açıktı ve yüzünde halen daha o dehşet anının ifadesi vardı. Hali çok kötüydü. Boynu kırılmış ve parçalanmıştı ve katili bariyerin ayağıydı. O ayağa hiç çarpmasa veya o ayaklara Kendimi kötü hissediyordum. Bacaklarımın boşaldığını ve beni taşımadığını hissettim. Polis geldi ve tanıyıp tanımadığımı sordu. Arkadaşım dedim. Üzgünüz, 10 dk. önce oldu kaza. Tesadüf ki siz denk geldiniz dedi. Acı tesadüftü. Ama kimse de yoktu ilgilenecek. Kendimi toparladım. Kaza'nın oluş şeklini sordum polise. Sürücünün ifadesine göre, aracını emniyet şeridinde durdurmuş. Ömer'de gelip ona çarpmış. Ancak bariyer ile araç arasına bir motosikletin giremeyeceğini düşündü ki, aracını emniyet şeridi sürekli çizgisini ortalayacak şekilde durdurduğunu ifade etmiş. Polise bunun uydurma olduğunu anlattım. Biliyorum dedi. Biz de inanmıyoruz zabtı ona göre tutacağız dedi. İlk olarak Esin Emel - Murat Göl'ü aradım. Bir doktor ile Alev'e gitmelerini rica ettim. Daha sonra hukuki işler için Cihangir Abi 'yi aradım. Yaklaşık 15-20 dk. sonra Savcı geldi. Olay yeri incelemesi yaparken ben de durumu anlattım. Durumun sürücünün dediği gibi olayamayacağını ifade ettim. Yazıldı çizildi fotoğraflandı. Ancak daha sonra oranın Beşiktaş'a mı yoksa Şişliye mi bağlı olduğuna kanaat getiremediler. Sordular soruşturdular ve Şişli'ye bağlı olduğuna kanaat getirip benden özür diledi savcı ve kendi yetki sınırı dışında olduğunu ifade etti. Adama tek birşey söyledim. Sizin dostunuz yaklaşık 40 dk. burada yatıyor olsaydı siz ne yapardınız? Bu yüzden bürokrasiden nefret ediyorum. Derken Cihangir Abi geldi. O arada cenazeyi kimin alacağı halen belli olamadı. 112 karışmayız diyor, hastaneler cenaze için ambulans göndermiyoruz diyor. Kim alacak peki? Bu halen daha belli değil ülkemizde. En son çare çalıştığı hastaneler aklımıza geldi rahmetlinin. Telefon trafiği ve derken Özel Batıbahad Hastanesi'nden ambulans geldi. Az önce rahmetlinin nöbeti devrettiği arkadaşı da gelmişti kazayı duyunca.Ambulans ekibi zaten gözü yaşlı geldiler az önce uğurladıkları arkadaşlarının cenazesini almaya giderken. Kötüydü arkadaşlar. Çok kötüydü. Acılı duygu seli bir yandan, bürokrasi ile uğraşmak bir yandan..... Emel ve Murat ile konuşmamızdan sonra doktor bulunamadığını söylediler. Gelen ambulanstaki doktorlardan yardım istememizi söyledi arkadaşlar telefonda. Rica ettim Hakan Bey'e. Çünkü az önce o uğurlamıştı hastaneden Ömer'imizi. Okeyleştik. Cihangir Abi'ye bundan sonra benim burda yapabileceğim birşey yok. Alev'e yetişelim, doktor arkadaşlar ile ona söyleyelim dedim. Sen nasıl olsa burdasın dedim. Biz yola çıktık. Murat ve Esin yolda bekliyordu. Tuzla'da da İbrahim Mehter bekliyordu. Evi uzun bir arama döneminden sonra bulduk. Alev şüphelenmişti. Bazı arkadaşlar, patavatsızlık etmiş ve aramışlardı. Ancak öldüğünü bilmiyordu. Sadece kazadan haberi vardı. Bizi görünce zaten olay koptu. Ölen kurtuluyor arkadaşlar. Ama geride kalanlar perişan oluyor. Bu bir gerçek. Henüz 1 aylık bebekleri hiçbirşeyden habersiz uyuyordu orda. Babasını tanıyamayacaktı hiçbir zaman fotoğraflardan başka.
Kazanın oluş şeklini merak eden arkadaşlara bilgi olması için yazıyorum ki, dün cenazede görgü tanığı bir kadıncağızın (umarım bugün arayacak. Dün konuşmak istemedi. Erem ile beraber kartlarımızı verdik bakalım bekliyoruz. DÜn biraz konuşturdum. Anlattıklarından anladığım ve olay yerinde yaptığım inceleme sonucu)
Baymak teknik servis aracının sürücüsü, elinde cep telefonu ile konuşarak, akmak ile akmamak arasında ilerleyen trafikte bir o şerit, bir bu şerit geziniyor. Bu arada Ömer de anladğım kadarıyla bu aracın arkasından ilerliyor. Yani şerit içinde. Arkadaş tekrar sola geçmek için ilerledikleri şeridin iyice soluna yanaşıyor. Yol almak için de sinyalini kullanıyor. Ancak sanırım insanlar sinirlenmiş olacaklar ki yol vermiyorlar. Olay burda başlıyor zaten. Arkadaşın sol sinyali ve akabinde iyice sola yanaşması sonucu şerit açılıyor. Ömer de açılan boşluktan ilerliyor. Ancak bilemiyor ki o denyonun sola giremeyince aniden direksiyonu kırıp tekrardan üzerine geleceğini... Ömer aracın ön kapısını geçerken herif aniden direksiyonu sağına bakmadan kırıyor ve Ömer'e motorun koruma demiri hizasından kendi ön çamurluğu başlangıç hizasından çarpıyor. Bu arada Ömerim o boşluğa ilerlerken de (düştüğü yerden sürüklenip motorun durduğu yere kadar olan mesafe hesaplanırsa ki max. 10 m kadar) 30 km/h civarında bir hıza sahip. Ancak ani darbe ile Ömer'in dengesi bozuluyor. Vurma hızı o kadar fazla ki, adamın kapı bitiminden itibaren çamurluk, lastik ve jant, ön tampon kopuyor. Olayın başlangıcı bu. Devamında olan olaylar ve inceleme fotoğraflarla beraber olayı incelersek;
Shot with NIKON D100 at 2007-07-24
Motosikletin sağ tarafında hiçbir darbe izi yok. Yani motosiklet sağdan bariyere vurmamış. (Bkz.MOTOR6.jpeg) Eğer Ömerim emniyet şeridinde gidiyor olsaydı, bariyere yakın olacaktı. Çarpmanın etkisi ile mutlak suretle sağ taraftan bariyere vuracak ve motorun sağında bir iz olacaktı. O halde bu iz olmadığına göre, rahmetli Ömerim, emniyet şeridinde değildi. Bariyer ile arasında oldukça mesafe olmalı ki bariyere sağından dokunmasın. Ayrıca emniyet şeridinde gidiyor olsaydı, bariyere de vurur ve Ömer bariyerin öbür tarafına düşerdi şuan hayatta olurdu.
Shot with NIKON D100 at 2007-07-24
Baymak aracındaki hasar da zaten durumu izah ediyor. (bkz. MOTOR4.jpeg) Aracın sağ aynası dahi kırılmamış. Şekli bile bozulmamış. Yani Ömer'in temas ettiği yer aracın sadece ön sağ çamurluğu. Sağ çamurluktan temas başlıyor, aracın lastiği sağa doğru oldukça fazla dönmüş ki lastiğe de vuruyor lastikte patlıyor (lastikte koruma demirinin açmış olduğu ciddi biryarık var ve bu yarık lastiğin tam ucunda), ayrıca tamponu da alıyor. Yani araç, sağa ani ve hızlı bir hamle yapıyor. Bu hamle o kadar fazla ki, aracın kafası ciddi miktarda dışarı çıkmış. Çünkü sadece dışarıda olan kısım hasarlı. Rahmetli Ömer araca vurmamış. Çünkü o araca vursa motorunun önünde ciddi hasar oluşurdu. (bkz.MOTOR6.jpeg) Oysa motorunun önünde hiç hasar yok. Araç Rahmetliye rahmetlinin solundan vurmuş. Yani aslında sevgili dostum neredeyse aracın tamamını kurtaracaktı ancak vakti olmadı.
Shot at 2007-07-24
Emniyet şeridini sanırım çürütüyoruz. Hızı da çürütüyor buradaki fotoğraf. (Bkz. MOTOR3.jpeg) Bu fotoğrafta araç ile motosiklet arasındaki mesafeye ve yerdeki izlere bakalım. Yerdeki sürüklenme izi, motorun yere düştükten sonraki bariyere çarpması ki zaten Rahmetli Ömer motordan ayrılmaya fırsat bulamadığından motor ile bariyer arasında kaldı. Boynunun kırılması ve parçalanması bu yüzden. Yoksa hızdan değil.Rahmetlinin bedeni, motorun hizası ve yerdeki sürüklenme izi bunu gösteriyor. Bu arada aracın durduğu yere bakın. Sürüklenme izinin devamını getirirsek, araç çok az bir miktar daha geride olacak. Orada durmasının sebebi aracın düzeltilmesi. Yani birkaç m. geride olması lazım.Bunu da hesaba katarsak, araç ile ilk temas yerinden motorun son durduğu yere kadar max. 10 - 12 m mesafe var. Motosiklet gibi ağır bir kütlenin 30 km/h hız ile giderken düşmesi sonucu motosiklet ortalama (yol koşulları da geçerlidir) 10 - 15 m sürüklenir ve durur. Oysa burda 10 - 12 m içinde motosiklet duruyor. O halde Rahmetli Ömer hızlı değildi. Hızlı olsaydı motosiklet oldukça uzak olurdu ilk yere düştüğü noktaya.
Aracın motora sert ve tam orta noktasından vurması sonucu, motosiklet ile Sevgili Ömer, önce sağa doğru gitti. Bariyerlere çarpmamak için ani bir sol hamle yaptı ama motor sola yattı. Bu şekilde sürklenme başladı ama motor sürüklenmesini dönerek yaptı. Rahmetli, motorun üzerinde kaldı. Motorun bu dönmesi esnasında bariyer ile motor arasında sadece rahmetlinin bedeni kaldı. Bu sırada bariyerin katil ayağına da rahmetlinin boynu denk geldi. Vurmanın etkisi ile rahmetli sıkıca tuttuğu didonu bıraktı ve kendi 1 m. kadar sürüklendi, motor ise 2-3 m. kadar. Yani aslında bariyere vurma hızı çok düşüktü ama motor ile bariyer arasında kalması şansızlığı idi.
Tüm bunların yanında bir gerçek var ki araç sürücü bu ani hamleyi yaparak dostumuz Ömer'in vefaatine, geride bir tanesi 1 ay önce doğan 3 çocuk gözü yaşlı bir eş, ve aile bırakmasına sebep oldu. Tabi en büyük düşmanımız ise Bariyer ayakları. Bariyer ayakları yüzünden kaybettiğimiz kaçıncı arkadaşımız bilmiyorum. Birçok ülkede bu ayaklara yakın ikinci bir bariyer veya başka birşey koyarlar kayarak düşen birinin çarpması sonucu ölmemesi için. Ama ülkemizde insan hayatı o kadar ucuz ki, sadece ceplerimizi doldurmaktan insan hayatına önem vermiyoruz bile. Koltuk sevdası, cep düşkünlüğü nice canlar alacak daha ama gören yok. Bunun için ayrı olarak düşüneceğiz ne yapmamız gerektiğini. Ancak şimdi sizlerden ricam, mail trafiği ile başka görgü tanıkları aramamız gerekiyor. O saatte ordan geçen yüzlerce insan vardı. Mutlaka birileri tanıdığınız yada bir yerlerde mail grubunda berabersiniz. Üyesi olduğunuz tüm mail gruplarına, derneklere vs. mail atın ve 21.Temmuz.2007 TEM Otoyolu - Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde Sarıyer - Beşiktaş - Levent Sapağının 50 m. ilerisinde olan bu kazayı gören veya gördüğünü bildiği birileri olan insanlar var mı? Başka görgü şahitlerine ihtiyacımız var. Yukarıda bahsettiğim kadın telefon da vermedi ısrarımıza rağmen. Umarız arar. Ancak aramaz ise, şuan tutuklanan trafik magandası, 3 gün içinde serbest kalacak ve sonra yine yollarda terör estirecek. Lütfen her yere bildirin.
Tüm bunların yanında bir gerçek var ki araç sürücü bu ani hamleyi yaparak dostum Ömer'in vefaatine, geride bir tanesi 1 ay önce doğan 3 çocuk gözü yaşlı bir eş, ve aile bırakmasına sebep oldu. Tabi en büyük düşmanımız ise Bariyer ayakları. Bariyer ayakları yüzünden kaybettiğimiz kaçıncı arkadaşımız bilmiyorum. Birçok ülkede bu ayaklara yakın ikinci bir bairyer veya başka birşey koyarlar kayarak düşen birinin çarpması sonucu ölmemesi için. Ama ülkemizde insan hayatı o kadar ucuz ki, sadece ceplerimizi doldurmaktan insan hayatına önem vermiyoruz bile. Koltuk sevdası, cep düşkünlüğü nice canlar alacak daha ama gören yok.
Ömer 39 yaşında idi. az önce dediğim gibi biri henüz 1 aylık olmak üzere 3 çocuğu var. Cerrahpaşa Hastanesinde, Özel Bahad Hastanesi'nde Anestezi Doktoru olarak görev yapıyordu. Motosiklete tutkundu. Çok sevilen bir dosttu. Çok kişinin hayatını kurtardı ama kendi hayatını kurtarmaya yetmedi maalesef. Hani bir laf vardır
" Adam gibi adam". İşte Ömer böyle bir adamdı.
Sizden ricam, yapılacak haberin altında kalın (BOLD) yazıyla olayın görgü tanıklarına ulaşmak istediğimizi belirtir bir yazı yazılması. Çünkü bu tip kazalar her zaman oluyor ve olacak. Suçlular ise ceza almadan sıyrılıyor. Buna dur demek gerekiyor artık. Bugün bana, yarın sana. Bunu unutmamamız gerek.
Bir görgü tanığına ulaşırsanız, lütfen bana aşağıdaki telefonumdan bilgi veriniz.
Sevgiler
Zafer Yangın