Motosikletçiler tanık arıyor! Dr Ömer UZMA Kazası

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Katılım
1 Ağu 2005
Mesajlar
21,819
Elini vicdanına koy şimdi söyle.....

Eğer o aracın şöförü sen olsaydın..... Acil her hangi bir işe yetişmek zorunda kalsaydın?.... Ya da bir yakının olsaydı?.....

Aracın şoförü nerden bilicekti doktorun emniyet şeridinden hızla geliceğini?... Bilse bana vursun ölsün diye düşünebilir mi?....

Hangi insan evladı yapar bunu?.....

Tamam raporunda yalan söylemiş olabilir..... Belki korkmuştur... Ama sonuçta trafik kazası....

Konunun amacı bir görenin olup olmadığı.. Keşke olsada tam anlamıyla aydınlansa.....


Evet ben de bunu anlatmaya çalışıyorum ama mete_han ve diğer bir kaç arkadaş ısrarla kaza hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadan, tamamen duygusal ve daha önce kendi yaşadıklarından kaynaklı bir takım lakırdılar ediyorlar. Kaza raporunu okumadan yüzde yüz şoför suçlu diyor. Ben de okumadım ama emniyet şeridinde seyir halinde olan birinin suçsuz olmamasına imkan yok. Her durum kendine has özellikler arz eder. Bir başka kaza ile açıklanamaz, örnek gösterilemez.. Yarın o bir gün bir kayıt yahut bir görgü tanığı çıksa dese ki; Motosiklet sürücüsü aşırı hız yapıyordu. Ve bir kamyonun sıkıştırması sonucu(belki kamyoncu da görmediği için) emniyet şeridine aniden girmeye çalışan diğer arabaya çarptı. Yine iki gün önce kamyonun arkasına çarpan arkadaş birilerine çarparak ölümüne sebep olsaydı bu sitede o motorcuya şerefsiz diyecek adam var mı? Onu merak ediyorum. Bunun gibi onlarca hata yapıyoruz trafikte, birden durmak gibi, fren yerine gaza basmak gibi. Bizim şansımız o sırada arkamızdan birilerinin gelmiyor olmasıdır. Başka birşey değil. Şoför ağacın altında oturuyormuş keyifle diyor mete_han. Nasıl bilebilirsiniz keyifle oturduğunu anlamadım. Başka bir arkadaş da gözlerine bakın ruhsuz bu diyor.. Neden adamın ölümlü bir kazının tarafı olmanın verdiği korkuya, üzüntüye vermiyorusunda, ruhsuzluğa veriyorsun. Bu senin dünyayı alğılayışındır. Ve açıkcası benim pek de tasvip etmediğim bir yöntemdir. Neyse.... bu sitede bir kaç tane doğru düşünmesini bilen adam var. Onlar da önemli şeyler söyledi bu konuda, ama anladığım kadarıyla bazı motorcuların sadece motorları hareket halinde, kendileri sabit duruyor....

yüzün varsa bu son yazılanlara cevap yaz...ya şimdi cevap ver...ya ebediyete kadar sus..
 
Katılım
5 Eki 2006
Mesajlar
15,037
ABİ lütfen duyarsız kalmayın.gören yada görenleri tanıyan varsa yardımcı olsun.daha fazla canlar yanmasın.lütfen
 
Katılım
27 Eyl 2006
Mesajlar
52
Ya kazadan sonraki video yu izledim bi sürü motorcu arkadaş durmuş.İyiki ben görmemişim bu olayı. Adam pişkin pişkin arkadan çarptı diye anlatıyor o an kask kafamdayken bir kafa atardım birdaha bakalım öyle konuşabiliyormu.Bi sürü duran olmuş herkes bi tane vursa adamın yalan sölemeye dili varmaz artık .Hiç tahammulum kalmadı elbet böle bitanesi bana denk gelecek..
 
Katılım
25 Tem 2007
Mesajlar
9
yüzün varsa bu son yazılanlara cevap yaz...ya şimdi cevap ver...ya ebediyete kadar sus..[/QUOTE


Benim muhatabım ne rahmetli ne de yakınları ne de arabanın şoförüdür. Benim muhatabım motorcular ve trafikte yaşadıkları sorunlar ve bunların çözümlerine ulaşabilmek için kafasını yoracak kim varsa o dur.

Yazdığım mesajların tamamını okursanız kimseye hata atfetmek maksadıyla yazmadığımı görürsünüz. Yalnız bir noktada bazı arkadaşlar meseleyi kişiselleştirerek konunun mecraını başka taraflara kaydırmışlardır. Malesef bende onlara birşeyleri daha net ve kısa yoldan anlatabilmek için naçizane bir takım paradoxlara başvurmuş oldum. Tabi bunlar da yanlış anlaşıldı. Meseleyi dedektiflik boyutlarında tartışmak bazılarına daha çekici geldi anlaşılan. Sevgili mete_han sibel hanım'a cevap verecek bir durum görmüyorum. Siz magazin peşindesiniz. Benim meselem başka. Anlaşılan hem donanımlarımız hem de dolanımlarımız farklı. Daha önce de yazmıştım bir arkadaş yazdıklarımı silip üyeliğimi sonlandırırsa siz de "oyun bozan "birinden kurtulmuş olursunuz. Bunu mete_han'ın seve seve üstleneceğine eminim.
Eğer yazdıklarımın silinmesi gibi bir durum mümkün değilse, bundan sonra sitenizi ziyaret etmeyeceğimden yazdıklarımdan alıntı yapıp işin tadını hepten kaçırıp meseleyi benim üzerimden uzatmaya kalmazsanız sevinirim.
lordtaunus
 
Katılım
1 Ağu 2005
Mesajlar
21,819
[

. Sevgili mete_han sibel hanım'a cevap verecek bir durum görmüyorum. Siz magazin peşindesiniz. Benim meselem başka. Anlaşılan hem donanımlarımız hem de dolanımlarımız farklı.


bunu yazarken bile utanman lazım...kendinden yazdıklarından utanmalısın..kendinden tiksinmen lazım...hadi beni boşverde rahmetlinin yakınlarına bari dil uzatma...dünya küçük dostum...

aynı şey başına gelmediği sürece anlayamazsın...beddua etmek istemiyorum ama benim gibi pozitif birinide itici biri yaptın şunları yazdırdın ya helal olsun...seninle karşılaşsak aldığın terbiyeye hayat görüşlerine ahlakına söyleyecek iki kelamım olurdu...Allahından bul...

bu insanların acısının dindiği bir zamanı bile beklemedin akbaba gibi kustun fikirlerini...

Konuyu Toplam 7 üye okuyor. (4 Kayıtlı üye ve 3 Misafir)

bu 3 misafirden birisin...Allah seni bildiği gibi yapsın sevgili lordtaunus....en sevdiğini kaybettiğinde birileri sana karşı mantık çerçevesinde egosunu tatmin etsin....
 
Son düzenleme:
Katılım
20 Tem 2007
Mesajlar
181
arkadaşlar dün akşam gazetesinde bu üzücü olayla ilgili sürpriz bir tanığın çıktığını okudum doğrumudur acaba.istenildiği takdirde şahitlik yapabileceğini anlatıyordu.yanlış hatırlamıyorsam bi işadamıydı kendisi
 
Katılım
24 Tem 2007
Mesajlar
14
Sayın lordtaunus,
Demek biz magazin peşindeyiz öyle mi? Demek detektiflik yapmak hoşumuza gitti? Teessüf ederim. Bizim evimiz acı ve yas dolu. Bir aylık bebek Ömer'imize baktıkça yüreğimiz yanıyor. Maalesef hayatımızın bu döneminde bu şekilde bir acıyla karşılaştık. Evet gerekiyorsa detektiflik te yapacağız ama hoşumuza gittiği için değil. Sonuçlarını da çok şükür alıyoruz. Ama siz taraf olmamanıza rağmen detektiflik işini bizden ileriye götürmüşsünüz öyle değil mi? Siz değil miydiniz 300 metre önce polis çevirmiş vesaire hikayelerini anlatan? Dikkat ederseniz, edebimiz ve efendiliğimizle yardım istedik. Rahmetli ile ilgili tamamen taraflı ve yalan beyanatlarınızla karşılaşmadan önce de size cevap verme ihtiyacı duymamıştım.
O şahsın ağabeyi tarafından tarafıma yazılmış bir e-mail bilgisayarımda kayıtlı duruyor. Bu yazı bana oldukça samimiyetsiz geliyor. Nedense kardeşinin arabasının yerini neden değiştirdiğine hiç değinmiyor. Arabanın hasarına bakmaksızın çocukların bile inanmayacağı bir yalana başvurduğunu açıklamıyor. İçtenlikten uzak, birilerinin aklıyla oluşturulmuş bir ileti. Ne tesadüftür ki sizin yazılarınızın içerikleri de bu şahsın ağabeyi tarafından yazılmış e-maille tamamen örtüşüyor. Konuya yaklaşımlar, kullanılan ifadeler hemen hemen aynı.
Şerefiyle yaşamış ve yaşayacak olan bir aileyiz. Saklayacağımız ve hesabını veremeyeceğimiz hiç bir konumuz yok, sizin var mı?
Davamıza katkısı olacak şerefli her yolu deneyeceğimizden de kimsenin kuşkusu olmasın. Siz buna ne derseniz deyin.
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
Benim muhatabım ne rahmetli ne de yakınları ne de arabanın şoförüdür. Benim muhatabım motorcular ve trafikte yaşadıkları sorunlar ve bunların çözümlerine ulaşabilmek için kafasını yoracak kim varsa o dur.

Yazdığım mesajların tamamını okursanız kimseye hata atfetmek maksadıyla yazmadığımı görürsünüz. Yalnız bir noktada bazı arkadaşlar meseleyi kişiselleştirerek konunun mecraını başka taraflara kaydırmışlardır. Malesef bende onlara birşeyleri daha net ve kısa yoldan anlatabilmek için naçizane bir takım paradoxlara başvurmuş oldum. Tabi bunlar da yanlış anlaşıldı. Meseleyi dedektiflik boyutlarında tartışmak bazılarına daha çekici geldi anlaşılan. Sevgili mete_han sibel hanım'a cevap verecek bir durum görmüyorum. Siz magazin peşindesiniz. Benim meselem başka. Anlaşılan hem donanımlarımız hem de dolanımlarımız farklı. Daha önce de yazmıştım bir arkadaş yazdıklarımı silip üyeliğimi sonlandırırsa siz de "oyun bozan "birinden kurtulmuş olursunuz. Bunu mete_han'ın seve seve üstleneceğine eminim.
Eğer yazdıklarımın silinmesi gibi bir durum mümkün değilse, bundan sonra sitenizi ziyaret etmeyeceğimden yazdıklarımdan alıntı yapıp işin tadını hepten kaçırıp meseleyi benim üzerimden uzatmaya kalmazsanız sevinirim.
lordtaunus

9 mesajın var 9'u da bu konuyla ilgili, sırf bu konuda bir şeyler yazmak için üye olmuşsun belli. Adamakıllı kim olduğunu ve ne istediğini söyle madem, biz de senin kim olduğunu tahmin etmeye çalışmayalım. Çünkü tahmin ettiğimizde bulduğumuz yanıt bu sitedeki birçok kişinin nefret edeceği bir yanıt.
 
Katılım
24 Tem 2007
Mesajlar
14
Ne yazık ki dün akşam da İzmir'de iki pırıl pırıl genç, alkollü bir tarafik canavarının kendilerine çarpması sonucu vefat etmişler. Allah acılı ailelerine sabır versin, mekanları cennet olsun.
Bu trafik canavarlarına ne zaman bir dur denecek? Bu genç ve yetişmiş evlatlarımızdan toprağa daha ne kadar vermemiz gerek?
 
Katılım
24 Tem 2007
Mesajlar
14
Arkadaşlar,
Emok bu Cumartesi Kadıköy'de bir etkinlik düzenliyor. Bu etkinliğin amacı kaybettiğimiz tüm motorcu arkadaşları anmak ve kamuoyunun dikkatini motor kazalarına çekmek. Emok'un sayfasında daha geniş bilgi var.
Katılmak isteyenler olabilir düşüncesiyle sizinle paylaşıyorum.
 
Katılım
8 Tem 2004
Mesajlar
7,735
Duyurular bölümünde ilgili başlığa onay verdim. Oradan göz atabilirsiniz. İstanbul'daki arkadaşlarımız mutlaka gitsinler.
 

eRR

Katılım
3 Ağu 2007
Mesajlar
4
Trafikte o kadar araçın, o kadar yayanın, o kadar kuryenin olmasına rağmen bir kişi de olsa tanık bulunamıyorsa eğer ben buna şaşarım. İnsanlar bence üşeniyor. Çünkü bu haber televizyonlarda da çıktı, tüm forumlarda da var. Adeta haykırıyoruz. Bir kişi de olsa tanık gelse konuşsa. Ama yok.

Ve mesajları okuduğumda, lordtaunus'un amacını öğrenemedim. Kendisi mantıklı bir açıklama yapsa, veya kim olduğunu belirtse... lordtaunus, kaza yapanın kaçıncı dereceden yakını oluyorsun, bilsek hani?
 
Katılım
16 Nis 2007
Mesajlar
1,968
Tarih: 24.07.2007 - 13:21 Mesaj konusu:

Resimler için lütfen motor delisi sitesi, "büyük acımız: Flowrider vefat etti" sayfa 21'e bakın. Resimler zaten her şeyi anlatıyor.
--------------------------------------------------------------------------------

Bu ne tesadüftür bilmiyorum. Cuma günü İkitelli'ye abim ile geçecektim. Onun da işi vardı benim de. Bu sayede her ikimiz de aynı zamanda işimizi halledip dönecektik. Ancak sabah kalktım ve evde ayağımı burktum. Öyle ki ayağımda ciddi bir ağrı vardı ve abimi arayarak ben gelmiyorum, yarın düzelirsem gidecem dedim. Akşama kadar yere basamadım. Akşam üstü üyemiz Kaan Ergülşen'i aradım ve kendisinin yarın işi yoksa beni karşıya götürmesini rica ettim. Ne de olsa debriyaja basamıyordum. Sabah erkenden karşıya geçtik. İşlerimizi halledip saat 14 - 14.15 gibi İkitelli'den çıktık yola. 14.45 gibi TEM Otoyolu'ndan 2.Köprü'ye yaklaşırken, Sarıyer-Beşiktaş-Levent sapağını geçer geçmez (tünele girmeden Harp Akademileri'nin altı) 50 m. ileride biz en sol şeridin yanında iken Kaan bana çekicinin üzerindeki motoru gösterdi. Kaza olmuş bakalım derken çekicinin arkasında üzeri gazete ile örtülü birinin yattığını gördüm. Hemen dur bakacağım kim olduğuna diye bağırdım. Polisin yanına gittim. Sürücünün adını sordum. "Ömer" dedi. Elindeki notları karıştırıp soyadına bakıyordu. İçimden hayır deme, Uzma deme dedim. Ama dedi. İnanmadım. Gidip gazeteyi açtım ve yüzüne baktım. Evet, maalesef doğruydu. Gözleri açıktı ve yüzünde halen daha o dehşet anının ifadesi vardı. Hali çok kötüydü. Boynu kırılmış ve parçalanmıştı ve katili bariyerin ayağıydı. O ayağa hiç çarpmasa veya o ayaklara Kendimi kötü hissediyordum. Bacaklarımın boşaldığını ve beni taşımadığını hissettim. Polis geldi ve tanıyıp tanımadığımı sordu. Arkadaşım dedim. Üzgünüz, 10 dk. önce oldu kaza. Tesadüf ki siz denk geldiniz dedi. Acı tesadüftü. Ama kimse de yoktu ilgilenecek. Kendimi toparladım. Kaza'nın oluş şeklini sordum polise. Sürücünün ifadesine göre, aracını emniyet şeridinde durdurmuş. Ömer'de gelip ona çarpmış. Ancak bariyer ile araç arasına bir motosikletin giremeyeceğini düşündü ki, aracını emniyet şeridi sürekli çizgisini ortalayacak şekilde durdurduğunu ifade etmiş. Polise bunun uydurma olduğunu anlattım. Biliyorum dedi. Biz de inanmıyoruz zabtı ona göre tutacağız dedi. İlk olarak Esin Emel - Murat Göl'ü aradım. Bir doktor ile Alev'e gitmelerini rica ettim. Daha sonra hukuki işler için Cihangir Abi 'yi aradım. Yaklaşık 15-20 dk. sonra Savcı geldi. Olay yeri incelemesi yaparken ben de durumu anlattım. Durumun sürücünün dediği gibi olayamayacağını ifade ettim. Yazıldı çizildi fotoğraflandı. Ancak daha sonra oranın Beşiktaş'a mı yoksa Şişliye mi bağlı olduğuna kanaat getiremediler. Sordular soruşturdular ve Şişli'ye bağlı olduğuna kanaat getirip benden özür diledi savcı ve kendi yetki sınırı dışında olduğunu ifade etti. Adama tek birşey söyledim. Sizin dostunuz yaklaşık 40 dk. burada yatıyor olsaydı siz ne yapardınız? Bu yüzden bürokrasiden nefret ediyorum. Derken Cihangir Abi geldi. O arada cenazeyi kimin alacağı halen belli olamadı. 112 karışmayız diyor, hastaneler cenaze için ambulans göndermiyoruz diyor. Kim alacak peki? Bu halen daha belli değil ülkemizde. En son çare çalıştığı hastaneler aklımıza geldi rahmetlinin. Telefon trafiği ve derken Özel Batıbahad Hastanesi'nden ambulans geldi. Az önce rahmetlinin nöbeti devrettiği arkadaşı da gelmişti kazayı duyunca.Ambulans ekibi zaten gözü yaşlı geldiler az önce uğurladıkları arkadaşlarının cenazesini almaya giderken. Kötüydü arkadaşlar. Çok kötüydü. Acılı duygu seli bir yandan, bürokrasi ile uğraşmak bir yandan..... Emel ve Murat ile konuşmamızdan sonra doktor bulunamadığını söylediler. Gelen ambulanstaki doktorlardan yardım istememizi söyledi arkadaşlar telefonda. Rica ettim Hakan Bey'e. Çünkü az önce o uğurlamıştı hastaneden Ömer'imizi. Okeyleştik. Cihangir Abi'ye bundan sonra benim burda yapabileceğim birşey yok. Alev'e yetişelim, doktor arkadaşlar ile ona söyleyelim dedim. Sen nasıl olsa burdasın dedim. Biz yola çıktık. Murat ve Esin yolda bekliyordu. Tuzla'da da İbrahim Mehter bekliyordu. Evi uzun bir arama döneminden sonra bulduk. Alev şüphelenmişti. Bazı arkadaşlar, patavatsızlık etmiş ve aramışlardı. Ancak öldüğünü bilmiyordu. Sadece kazadan haberi vardı. Bizi görünce zaten olay koptu. Ölen kurtuluyor arkadaşlar. Ama geride kalanlar perişan oluyor. Bu bir gerçek. Henüz 1 aylık bebekleri hiçbirşeyden habersiz uyuyordu orda. Babasını tanıyamayacaktı hiçbir zaman fotoğraflardan başka.

Kazanın oluş şeklini merak eden arkadaşlara bilgi olması için yazıyorum ki, dün cenazede görgü tanığı bir kadıncağızın (umarım bugün arayacak. Dün konuşmak istemedi. Erem ile beraber kartlarımızı verdik bakalım bekliyoruz. DÜn biraz konuşturdum. Anlattıklarından anladığım ve olay yerinde yaptığım inceleme sonucu)

Baymak teknik servis aracının sürücüsü, elinde cep telefonu ile konuşarak, akmak ile akmamak arasında ilerleyen trafikte bir o şerit, bir bu şerit geziniyor. Bu arada Ömer de anladğım kadarıyla bu aracın arkasından ilerliyor. Yani şerit içinde. Arkadaş tekrar sola geçmek için ilerledikleri şeridin iyice soluna yanaşıyor. Yol almak için de sinyalini kullanıyor. Ancak sanırım insanlar sinirlenmiş olacaklar ki yol vermiyorlar. Olay burda başlıyor zaten. Arkadaşın sol sinyali ve akabinde iyice sola yanaşması sonucu şerit açılıyor. Ömer de açılan boşluktan ilerliyor. Ancak bilemiyor ki o denyonun sola giremeyince aniden direksiyonu kırıp tekrardan üzerine geleceğini... Ömer aracın ön kapısını geçerken herif aniden direksiyonu sağına bakmadan kırıyor ve Ömer'e motorun koruma demiri hizasından kendi ön çamurluğu başlangıç hizasından çarpıyor. Bu arada Ömerim o boşluğa ilerlerken de (düştüğü yerden sürüklenip motorun durduğu yere kadar olan mesafe hesaplanırsa ki max. 10 m kadar) 30 km/h civarında bir hıza sahip. Ancak ani darbe ile Ömer'in dengesi bozuluyor. Vurma hızı o kadar fazla ki, adamın kapı bitiminden itibaren çamurluk, lastik ve jant, ön tampon kopuyor. Olayın başlangıcı bu. Devamında olan olaylar ve inceleme fotoğraflarla beraber olayı incelersek;


Shot with NIKON D100 at 2007-07-24

Motosikletin sağ tarafında hiçbir darbe izi yok. Yani motosiklet sağdan bariyere vurmamış. (Bkz.MOTOR6.jpeg) Eğer Ömerim emniyet şeridinde gidiyor olsaydı, bariyere yakın olacaktı. Çarpmanın etkisi ile mutlak suretle sağ taraftan bariyere vuracak ve motorun sağında bir iz olacaktı. O halde bu iz olmadığına göre, rahmetli Ömerim, emniyet şeridinde değildi. Bariyer ile arasında oldukça mesafe olmalı ki bariyere sağından dokunmasın. Ayrıca emniyet şeridinde gidiyor olsaydı, bariyere de vurur ve Ömer bariyerin öbür tarafına düşerdi şuan hayatta olurdu.


Shot with NIKON D100 at 2007-07-24

Baymak aracındaki hasar da zaten durumu izah ediyor. (bkz. MOTOR4.jpeg) Aracın sağ aynası dahi kırılmamış. Şekli bile bozulmamış. Yani Ömer'in temas ettiği yer aracın sadece ön sağ çamurluğu. Sağ çamurluktan temas başlıyor, aracın lastiği sağa doğru oldukça fazla dönmüş ki lastiğe de vuruyor lastikte patlıyor (lastikte koruma demirinin açmış olduğu ciddi biryarık var ve bu yarık lastiğin tam ucunda), ayrıca tamponu da alıyor. Yani araç, sağa ani ve hızlı bir hamle yapıyor. Bu hamle o kadar fazla ki, aracın kafası ciddi miktarda dışarı çıkmış. Çünkü sadece dışarıda olan kısım hasarlı. Rahmetli Ömer araca vurmamış. Çünkü o araca vursa motorunun önünde ciddi hasar oluşurdu. (bkz.MOTOR6.jpeg) Oysa motorunun önünde hiç hasar yok. Araç Rahmetliye rahmetlinin solundan vurmuş. Yani aslında sevgili dostum neredeyse aracın tamamını kurtaracaktı ancak vakti olmadı.


Shot at 2007-07-24

Emniyet şeridini sanırım çürütüyoruz. Hızı da çürütüyor buradaki fotoğraf. (Bkz. MOTOR3.jpeg) Bu fotoğrafta araç ile motosiklet arasındaki mesafeye ve yerdeki izlere bakalım. Yerdeki sürüklenme izi, motorun yere düştükten sonraki bariyere çarpması ki zaten Rahmetli Ömer motordan ayrılmaya fırsat bulamadığından motor ile bariyer arasında kaldı. Boynunun kırılması ve parçalanması bu yüzden. Yoksa hızdan değil.Rahmetlinin bedeni, motorun hizası ve yerdeki sürüklenme izi bunu gösteriyor. Bu arada aracın durduğu yere bakın. Sürüklenme izinin devamını getirirsek, araç çok az bir miktar daha geride olacak. Orada durmasının sebebi aracın düzeltilmesi. Yani birkaç m. geride olması lazım.Bunu da hesaba katarsak, araç ile ilk temas yerinden motorun son durduğu yere kadar max. 10 - 12 m mesafe var. Motosiklet gibi ağır bir kütlenin 30 km/h hız ile giderken düşmesi sonucu motosiklet ortalama (yol koşulları da geçerlidir) 10 - 15 m sürüklenir ve durur. Oysa burda 10 - 12 m içinde motosiklet duruyor. O halde Rahmetli Ömer hızlı değildi. Hızlı olsaydı motosiklet oldukça uzak olurdu ilk yere düştüğü noktaya.

Aracın motora sert ve tam orta noktasından vurması sonucu, motosiklet ile Sevgili Ömer, önce sağa doğru gitti. Bariyerlere çarpmamak için ani bir sol hamle yaptı ama motor sola yattı. Bu şekilde sürklenme başladı ama motor sürüklenmesini dönerek yaptı. Rahmetli, motorun üzerinde kaldı. Motorun bu dönmesi esnasında bariyer ile motor arasında sadece rahmetlinin bedeni kaldı. Bu sırada bariyerin katil ayağına da rahmetlinin boynu denk geldi. Vurmanın etkisi ile rahmetli sıkıca tuttuğu didonu bıraktı ve kendi 1 m. kadar sürüklendi, motor ise 2-3 m. kadar. Yani aslında bariyere vurma hızı çok düşüktü ama motor ile bariyer arasında kalması şansızlığı idi.

Tüm bunların yanında bir gerçek var ki araç sürücü bu ani hamleyi yaparak dostumuz Ömer'in vefaatine, geride bir tanesi 1 ay önce doğan 3 çocuk gözü yaşlı bir eş, ve aile bırakmasına sebep oldu. Tabi en büyük düşmanımız ise Bariyer ayakları. Bariyer ayakları yüzünden kaybettiğimiz kaçıncı arkadaşımız bilmiyorum. Birçok ülkede bu ayaklara yakın ikinci bir bariyer veya başka birşey koyarlar kayarak düşen birinin çarpması sonucu ölmemesi için. Ama ülkemizde insan hayatı o kadar ucuz ki, sadece ceplerimizi doldurmaktan insan hayatına önem vermiyoruz bile. Koltuk sevdası, cep düşkünlüğü nice canlar alacak daha ama gören yok. Bunun için ayrı olarak düşüneceğiz ne yapmamız gerektiğini. Ancak şimdi sizlerden ricam, mail trafiği ile başka görgü tanıkları aramamız gerekiyor. O saatte ordan geçen yüzlerce insan vardı. Mutlaka birileri tanıdığınız yada bir yerlerde mail grubunda berabersiniz. Üyesi olduğunuz tüm mail gruplarına, derneklere vs. mail atın ve 21.Temmuz.2007 TEM Otoyolu - Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde Sarıyer - Beşiktaş - Levent Sapağının 50 m. ilerisinde olan bu kazayı gören veya gördüğünü bildiği birileri olan insanlar var mı? Başka görgü şahitlerine ihtiyacımız var. Yukarıda bahsettiğim kadın telefon da vermedi ısrarımıza rağmen. Umarız arar. Ancak aramaz ise, şuan tutuklanan trafik magandası, 3 gün içinde serbest kalacak ve sonra yine yollarda terör estirecek. Lütfen her yere bildirin.

Tüm bunların yanında bir gerçek var ki araç sürücü bu ani hamleyi yaparak dostum Ömer'in vefaatine, geride bir tanesi 1 ay önce doğan 3 çocuk gözü yaşlı bir eş, ve aile bırakmasına sebep oldu. Tabi en büyük düşmanımız ise Bariyer ayakları. Bariyer ayakları yüzünden kaybettiğimiz kaçıncı arkadaşımız bilmiyorum. Birçok ülkede bu ayaklara yakın ikinci bir bairyer veya başka birşey koyarlar kayarak düşen birinin çarpması sonucu ölmemesi için. Ama ülkemizde insan hayatı o kadar ucuz ki, sadece ceplerimizi doldurmaktan insan hayatına önem vermiyoruz bile. Koltuk sevdası, cep düşkünlüğü nice canlar alacak daha ama gören yok.

Ömer 39 yaşında idi. az önce dediğim gibi biri henüz 1 aylık olmak üzere 3 çocuğu var. Cerrahpaşa Hastanesinde, Özel Bahad Hastanesi'nde Anestezi Doktoru olarak görev yapıyordu. Motosiklete tutkundu. Çok sevilen bir dosttu. Çok kişinin hayatını kurtardı ama kendi hayatını kurtarmaya yetmedi maalesef. Hani bir laf vardır

" Adam gibi adam". İşte Ömer böyle bir adamdı.


Sizden ricam, yapılacak haberin altında kalın (BOLD) yazıyla olayın görgü tanıklarına ulaşmak istediğimizi belirtir bir yazı yazılması. Çünkü bu tip kazalar her zaman oluyor ve olacak. Suçlular ise ceza almadan sıyrılıyor. Buna dur demek gerekiyor artık. Bugün bana, yarın sana. Bunu unutmamamız gerek.

Bir görgü tanığına ulaşırsanız, lütfen bana aşağıdaki telefonumdan bilgi veriniz.

Sevgiler
Zafer Yangın

inş bayan sahitlik yapar ayrıca zafer beyin yazdıgı yazıda kazanın nasıl oldugu gayet akıl alır bi şekilde izah edilmiş emniyet seridi olayı bile yalan yani kotu oldum smd yaa:salut:
 
Katılım
15 Ağu 2007
Mesajlar
1,249
Olayın ayrıntılı ve en mantıklı açıklaması Sn.Sibel Topraklıoğlu tarafından yapıldı.Ben de olayın böyle geliştiğine inandım.Eğer ortada hala bir dava varsa;bu anlattıklarınız bir işe yaramıyormu?Ya da zaten sizi haklı çıkarmıyor mu Sn Sibel Topraklıoğlu? Sadece meraktan sordum. ve kaybınıza Allah'tan rahmet diliyorum...
 
Katılım
24 Tem 2007
Mesajlar
14
Olayın ayrıntılı ve en mantıklı açıklaması Sn.Sibel Topraklıoğlu tarafından yapıldı.Ben de olayın böyle geliştiğine inandım.Eğer ortada hala bir dava varsa;bu anlattıklarınız bir işe yaramıyormu?Ya da zaten sizi haklı çıkarmıyor mu Sn Sibel Topraklıoğlu? Sadece meraktan sordum. ve kaybınıza Allah'tan rahmet diliyorum...

İlginize teşekkürler. Ortada elbette bir dava var. Zaten bu nedenle daha fazla açıklama yapamıyorum. Sonuçta bu bir mahkeme, bizlerin neye inandığından çok gerçeklerin ortaya çıkması önemli. Biz kendi haklılığımıza inanıyoruz ama bu körükörüne bir inanç değil, tam tersine kaza çok açık. Bizi delirten konu bu şahsın büyük soğukkanlılıkla yalan açıklamalar yapması ve arabasının yerini değiştirmesi. Bir insanı öldürmüş ve adamın umrunda değil. Ne yazık ki ortalık bu tür insanlıktan çıkmış şahıslarla dolu.
Bu arada "lordtaunus" bu siteye uğrar mı uğramaz mı bilemem ama bir daha cevap yazacağını sanmam. Çünkü tepkilerimiz nedeniyle ortaya çıkan tartışma onun tam da kaçınmak istediği olaydır. Kısacası onun amacı bunun tam tersidir.
 
Katılım
1 Ağu 2005
Mesajlar
21,819
İlginize teşekkürler. Ortada elbette bir dava var. Zaten bu nedenle daha fazla açıklama yapamıyorum. Sonuçta bu bir mahkeme, bizlerin neye inandığından çok gerçeklerin ortaya çıkması önemli. Biz kendi haklılığımıza inanıyoruz ama bu körükörüne bir inanç değil, tam tersine kaza çok açık. Bizi delirten konu bu şahsın büyük soğukkanlılıkla yalan açıklamalar yapması ve arabasının yerini değiştirmesi. Bir insanı öldürmüş ve adamın umrunda değil. Ne yazık ki ortalık bu tür insanlıktan çıkmış şahıslarla dolu.
Bu arada "lordtaunus" bu siteye uğrar mı uğramaz mı bilemem ama bir daha cevap yazacağını sanmam. Çünkü tepkilerimiz nedeniyle ortaya çıkan tartışma onun tam da kaçınmak istediği olaydır. Kısacası onun amacı bunun tam tersidir.

gelişmeler nedir...sanığın ilk duruşması ne zaman...orada olmakta onur duyarım...
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst