Dostlar merhaba...
Forumu okumayalı iki sayfa atlamışız bile.

gerisinde kalıyorum galiba gelişmelerin. Üstelik şu son iki sayfada bir tartışmadır almış başını gitmiş. Yazının sonunda ona da değinmek istiyorum.
Bu gün kuryelik yapan arkadaşlarımdan bir tanesiyle oturduk laflarken, kullandığı yamaha ybr 125 den memnun olup olmadığını sordum. Bana memnun olduğunu sıkıntı yaratmadığını falan anlattı.
Benim altımda komik duracağını düşündüğüm makineye binmek istedim. Altımda nasıl duracağını merak ediyordum. boy 180 kilo 110
Arkadaşla buluştuğumuz yer de sefaköyde bir park olunca, bisiklete binen bir çocuk gibi hissettim kendimi birden. Yani gerçekten de mct den inip, ybr ye bininci tabiri caizse, attan inip eşeğe binmiş gibi oldum
Bu arada bu kesinlikle benim düşüncemdir, benim söylememle ybr eşek olmayacaktır.
Mct'yi tercih etmiş olmamın ne kadar iyi bir tercih olduğunu bir kere daha anlamış oldum. Bu motor tam bana göre. Dolayısı ile benim için (ve cüzdanım için) en iyi tercih.
Şimdi solmyr kardeşimizin düşünceleriyle alakalı olarak bir iki cümle de ben sarfetmek istiyorum. yeni bir tartışma yaratmadan, insanların motosikletlerini seçerken nasıl davranmaları gerektiği konusunda belki biraz yardımcı olacağı kanısındayım.
Ben motosikletimi seçerken öncelikle beni taşıyabileceğine inandığım ve şık görünüşlü bir alet arıyordum. bunun yanında cazip bir fiyat da olacaktı.
İnsanların zevkleriyle alakalı birşey bu. Ben mct'mi 2200 ytl'ye ikinci el almış bir insanım. Şu anda da 14600 kmde. Çok arıza yaptığına inanan arkadaşlarım için söylüyorum, hayatımda ortalama olarak yaptığım 15000 km uzun yolun 2500 kmsini mct ile yapmışımdır. Bu uzun yollar esnasında motorum bir kere bile beni yolda bırakmadı. Bu mct'nin çok kaliteli, çok sağlam, çok süper falan filan bir alet olduğunu göstermiyor kuşkusuz.
Burada önemil olan nokta, bacaklarının arasında nasıl bir aletle sürüş yaptığın ve bu aletin sınırlarının ne olduğunu iyi bilerek, ona göre bir sürüş tekniği ve seni yolda bırakmaması için ona göre bir mesai harcaman gerekiyor. Ve bu korktuğunuz kadar da uzun bir mesai değil. Kendimden biliyorum. Günde 14 saat çalışan bir insan olarak ister istemez zaten çok fazla zaman ayıramam.
Ben şunun kanaatindeyim. Makinenize ne kadar iyi bakarsanız, o da size o kadar bakar. Yok afedersiniz eşek kulların gibi kullarınsanız makineniz boyuna anırır. Özellikle bu motosikletle alakalı olarak forumumuzda gerçekten tecrübesi fazla olan ve bu mesailerinden dolayı saygı duyulacak insanlar var. İsim vermenin bir esprisi yok. Bu foruma kim daha fazla mesaj yazmışsa o bu motosikletle alakalı daha fazla mesai harcamış demektir. Sözleri tecrübenin neticesidir. Kulaktan dolma değil!!!
Şimdi gelelim neticeye. Ben bir mct kullanıcısı olarak, vermiş olduğum paranın hakkını, çatır çatır alıyorum. Kullanmaktan zevk duyuyorum. Kromajlarını parlatmayı, motoruma bakım yapmayı, onunla zaman harcamayı çok seviyorum. Anadoluya, trakyaya doğru bir yolculuk esnasında, altımda akan asfaltın keyfini çıkartabiliyorum. Bir motosikletten daha ne bekliyorsunuz. Önce bunun cevabını bulmak lazım. Bu sorunun cevabı zaten hangi motosikletin seçilmesi gerektiğiyle alakalı bir ip ucu verecektir.
bence mct. bence bmc gibi oldu
saygılar
Salih GÜLHAN