R25'e Kötü demedim zaten. Sınıfında en iyisi ve rakipsiz olduğunu hepimiz biliyoruz.
Hayatında PCX dışında motosiklet kullanmamış adam ilk vitesli motoru olarak R25 alıyor ve dünyanın en iyi motoru ilan ediyor. Veya motosiklete yeni başlayacak adam gidip R25 alıyor ve o andan itibaren dünyanın en iyi motoru o adam için R25 oluyor. R25 Facebook grubuna girip bakın. Neden balon dediğimi anlarsınız.

O grup bahsettiğim tiplerle dolu. Potansiyelinin çok üstünde şeyler yapıyormuş gibi övülen bir motor. Anlaması çok zor birşey yazmadım.
CBR 250 Belki commuter değildir. Verdiği histen bahsediyorum. Commuter denilince kolay kullanımdan bahsetmiyorum. Yarış motoru görünümlü bir motosiklet almak istediğinizde CBR 250R zamanında en uygun fiyatlı olanıydı. Commuterden kastım ekonomi odaklı bir motor oluşundan dolayı yarış motoru ruhuna dair birşey taşımıyor. Karenaj giydirilmiş YBR'den farksız bir motor. Başlıkta bahsi geçen 3 motoru ve 250cc sınıfında başka motosikletler de kullandım. Aralarında commuter hissi veren tek motor CBR 250 idi. Kullanmasam haklısınız diyeceğim. 5 Bin km dayanıp sonra sattığım bir motor. Ne gidiyor ne duruyordu. Yol tutuşu olarak da süspansiyon kaynaklı zayıflığı vardı.
Motosiklette sürücünün neler yapabileceği çok önemli ama istediğiniz kadar iyi sürücü olun, altınızdaki motosiklet fren, süspansiyon ve şase yapısı olarak iyi değilse size istediğiniz güveni ve geri dönüşü asla vermez. Motosiklet kaynaklı kendinizi kısıtlamaya gidersiniz. R25 de bu kısıtlama çok hissedilmiyor. Fren olarak kötü olsada süspansiyon olarak idare ediyor. CBR 250 Kullandığım zamanlar Rosso 2 lastiklere rağmen bu anlamda çok hissizdi.
Duke 390 ise çok oynak karakteri olan supermoto tarzında kullanımı çok zevkli virajı çok iyi bir motosiklet. Tam olarak bütünleşebileceğiniz sınıfının en iyi süspansiyon ve frenini bulunduran bir motor. Üç motorunda eski yeni kasalarını kullandım. Kullanıcı tecrübesidir.