Kıça kadar girme mevzusu gene anladığım kadarıyla.
4-5 gün önce taksiye bindim, kısa bir mesafeye gideceğim, 10-15dk.lık bir yol.
Taksicinin meskun mahalde ırzına geçmediği trafik kuralı kalmadı zaten, makas, makas, makas, 50km/s'in üzerinde kullanma, olur olmadık yerlerde burnunu ansızın yandaki aracın önüne sokma, zorla elemanın önüne girme, sinyal vermeden şerit değiştirme vs. Önümüzdeki aracın fren lambaları yanmaya başlıyor, bu hayvan bırak ayağını gazdan çekmeyi-frenleme pozisyonu almayı, inadına gaza köklemeye devam ediyor, dibine gelince "zınk" diye kazık fren yapıyor, içim dışıma çıkıverdi haliyle.
Anayola çıktık, daha beter, yukarıda saydıklarıma ve sayamadıklarıma ilaveten bir ara önümüzdeki kapalı bir kamyonetin kıçına kadar yanaştı, öyle sürüyor - hızımız 70-80km/s. Kapalı kamyonetin önü ise kesinlikle görünmüyor.
Yani önümüzdeki kamyonet bir sebeple frene dokunsa köküne kadar gireceğiz kamyonete, belki gebereceğiz, belki sakat kalacağız.
Sinirlerim tepeme çıktı haliyle, "Kardeşim manyak mısın sen?" desem taksiciye bu sefer kavga çıkacak, belki beni bıçaklayacak bile, derler ya mahkemenin önünden geçse tipsizlikten 6 ay yer diye, öyle bir hırttı işte.
.............................................
Yani ben anlamıyorum, öndeki aracın
kıçına kadar girip de o şekilde sürünce ne oluyor, kime nasıl bir faydası oluyor?
Gideceğin yere daha mı hızlı varıyorsun, ya da daha mı güvenli şekilde varıyorsun? Ya da madalya mı takıyorlar öndekinin kıçına girdiğin için?
Trafikte kendin araç kullansan bir dert, taksi-dolmuş-vb. binsen gene dert - memleketin boku çıktı demek az artık.
Sorsan bu taksiciler-dolmuşçular, "biz usta şöförüz, biz profesyonel şöförüz, biz bu işi yemişiz yutmuşuz, kitabını yazmışız" vs. derler.
Ama bak trafikteki taksi-dolmuşlara (Bursa'da), yaklaşık 3'te birinin kaportası ya ezik, ya çizik-göçük, ya da macunludur. Çok iyi biliyorlar ya şoförlüğü, ondan işte.