Geçen günlerde uzakdoğu ile ilgili bir şeyler okuyordum. Japonlar ilk otomabillerini ABD'ye sattıkları zaman adamlar acaip gülmüşler. Benzer olarak ne laflar etmişler. Şimdi bi gidip bakın. Hem ABD hem de Almanya ki bu iki ülkede otoban ve otomobillerin en gelişkin olduğu ülkelere piyasanın büyük bir bölümü japon arabalarının işgalinde.
Şimdi dalga geçen arkadaşlar 2 sene sonra Çin malları içinde aynı sözleri söyleyebilecekler mi acaba? Ben pek sanmıyorum.
Kesinlikle çine karşı ne düşmanlığım ne de dostluğum var. Ama gidişata bakacak olursak çin motor konusunda avrupaya açılmak için Türkiye'yi çok ciddi görüyor. Fuarda Jinlun veya Keeway standında bir çin firmasının yöneticileriyle görüştüm. Çok ilgilendiler ve ne dersem not aldılar. Her sene hatalarını görerek daha iyisini yapacaklardır. Bu arada bu motorlar niye ucuz diye düşünüyorsanız çok nedeni var ama Türkiye onlar için Avrupa'ya açılan bir kapı.
Gümrük birliği bir anlamda bir duvar ve bir kale. Dışardan bir ülke bu birliğe mal satması çok zor. Yani çin o kadar kolay mallarını italya almanyaya filan satamıyor. O zaman birlik içinden bir ülkede üretimin bir halkası olursa satabiliyor. Son günlerde montaj ve üretim fabrikaları açılacak gibi söylentiler bunu kanıtlıyor.
Çin motorları kalite olarak geliştikçe Türkiye'yi Avrupaya açılan bir kapı olarak kullanacakladır. Uzun süredir bu ülke bu kadar teknoloji manyağımıydı. Bakın heryerde elektronik mağazaları var. Gerçekte bu ülkde şu an satılandan çok labtoğ filan var. İşin aslı ise bu malların çoğu uzakdoğu kökenli ve kolayca gümrük ödemeden Avrupa'ya gidiyor.
İşin teknik yönü şöyle. Gümrük birliği esasında bir duvar. Birliğe üye olan ülkeler birbirlerine mal satabiliyorlar. Ancak birlik dışından bir ülkeyle ticaret yapamıyorlar. Yapbilmeleri için birliğin onayı lazım. Mesela sen kalkıpta Libyaya diyelim ki raktör lastiği satamazsın. Önce birliğin bu ülke ile bir anlaşması olacak. Sonra haliyle belli kotalar içinde her ülke bu anlaşmaya uygun olarak ihracat yapıyor. Eğer satın alacaksanız iş daha da kızışıyor. İşte burada biz Gümrük birliğine dahiliz ancak Avrupa Birliğine değiliz. Biz alabiliriz ve alırkende AB standartları mühim değil. O yüzden Çin Türkiye'yi üs olarak kullanıyor.
Eğer montaj ve bir parça üretim Türkiye'ye kayarsa ve AB normlarına uygun olarak üretilirse Türkiye birlik üyesi her ülkeye gümrüksüz satabiliyor. Ama Çin direkt olarak satamıyor satarsada büyük vergiler ödüyor.
Daha fazla konu için Ankara Ticaret Odasının (ATO) dosyalarına bakabilir. Onlar tabii işin tam ters yönünden alarak konuyu bağlıyorlar. Çünkü biz gümrük birliği dışında bir ülkeye mal satamıyoruz. Bizde benzer bir taktikle mesela Rusya veya Azerbeycan üzerinde mal satıyoruz. Bu arada bir ufak nokta evet biz Avrupa ülkelerine düşük vergilerle mal satabiliyoruz ki son rakamlarda ihracatımız gelişmekte. Genellikle bazı çevreler bak ne iyi oldu diyor. Ama esas sorun birlik dışına mal satmamız çok zorlaşıyor. Aynı zamanda da gümrük birliği bir sürü sorun çıkartarak giden malalrı geri çeviriyor. Yaş mevya ve sebzede bu sorunu daha yakın zamanda yaşadık.
Amma yazmışım yaw
Bir kaç ek daha :
Bir iki örnek aklıma geldi. Niye Toyoto Türkiye'de üretim yapıyor. Çünkü nakliye masrafları yanında işçilik ve maliyet daha hesaplı. En önemlisi düşük vergi le pazarlıyor. Son zamanlarda bir fabrika olayı vardı ama hangisiydi hatırlayamıyorum. Polonya sırf bizim önümüze geçmek için neler neler verdi. Bulgaristan'da Türk fabrikaları neredeyse daha fazla. Çünkü birde orada AB üyesi olmanın kazanımları var. ÇÜnkü Gümrük Birliği haricinde işin içinde birde AB normlarını düzenleyenlerden olmak var. Konu biraz dağıldıysada özür dilerim ama motor diye geçmeyin. Bir çok sektörde çok garip gelişmeler var. Şimdilik ucuz dandik diye bir kenara atılıyor ama Çinliler japonları örnek alıp yüzyılın en kopyacı ama en hızlı büyüyen ekonomisi olma yolunda. Tek eksikleri ham madde sorunu. Hurda bakır fiyatları neredeyse uçtu gitti.