Çernobil Faciasına Motosikletçi Gözüyle Bakış

Katılım
1 May 2007
Mesajlar
4,036
market işlettiğim için yazının tamamını okumam tam bir günümü aldı diyebilirim,ama hiroşima felaketinden sonra çernobil faciasınıda gören birinden okumak çok keyifli ( bi o kadarda üzücü ) ve öğreticiydi,emeğine sağlık coq hocam...
 
Katılım
19 Ağu 2007
Mesajlar
416
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
oraya bi gezi düzenlemek lazım! ama o kadın gibi gece kalamam orada!çok merak ettiğim yakından takip ettiğim biyerdi çernobil paylaşım için teşekkürler coq :cat:
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Gezi düzenleyelim fikrini okuyunca, kendi kendime oraya gidermiyim? diye sordum.

Yanıt olumsuz oldu.:)

Kadının ki büyük cesaret ama ona bu cesareti veren şey konuya olan hakimiyeti.
Yazıyı okuduysanız babasının bu konunun uzmanı olduğunu ve kendisini de yeterince bilgilendirdiğini yazmış zaten.
Ama biz gidersek biraz cahil cesareti olur diye düşünüyorum...:)

Dağa çıkmak ya da paraşütle atlamak gibi bişey bu.
Bilgin ve tecrüben yoksa hayatın risk altında demektir.
 
Katılım
27 Ara 2005
Mesajlar
5,149
@coq

Bir Geiger sayacı alıp, mantıklı radyasyon değerlerini öğrenip, üzerine de üç-beş iyot tableti yutarsam oralardan resim geçerim size :) Özellikle Pripyat'ı görmeyi çok istiyorum, motorla olmasa bile bir turistik turla gitmeyi düşünebilirim.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Aslında yazarının anlatımının içerisinde çok dramatik bir cümle var.
Bilmem dikkatinizi çekti mi?
Ben ilk sayfaya alıntı yapmıştım.
Cümle şu.

Ne bu itfaiye arabaları, ne de onların taşıdığı itfaiyeciler evlerine geri dönebildi. Olay yerine ilk varan onlardı ve karşılaştıkları şeyin normal bir yangın olduğunu düşünüyorlardı. Gerçekte neyle karşı karşıya olduklarını bilmiyorlardı.

Bu cümle üzerinde düşünün biraz.
Bir görev çıkıyor ve siz görevinizi yapmaya gidiyorsunuz.
Bir yangın!
Daha önce defalarca yangın gördünüz.
Ama bu başka......
Karşı karşıya olduğunuz tehlike sadece alevler değil.
Fakat siz bunu bilmiyorsunuz.
Ve görmüyorsunuz.
Hatta sizi öldüreceği ana kadar hissetmiyorsunuz bile.
Bir duvar ustasının iskeleden düşmesi,
bir elektrikçinin akıma kapılması gibi bişey değil bu.....
Düşünün.....
 
Katılım
25 Mar 2006
Mesajlar
3,978
2 saatte sitenin ilk 5 kısmına baktım.Felaket bölgesinde 2000 yerleşim birimi (köy kasaba vs.) olduğundan bahsediyordu bir kısımda.Tüyler ürpertici.
 
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
büyüleyici bir konuydu,
coq bizim ankara sitesinde paylaşmıştı, haftasonu çernobile gidek abi diyenler olmuştu!
baştan sona didik didik incelediğim nadir konulardan :cat:
 
Katılım
19 May 2008
Mesajlar
187
vay be çernobil hakkında hiçbişey bilmiyordum neymiş meğer,
ürpertici yollar evler arabalar baya bi etkilendim.
 
Katılım
11 Ara 2008
Mesajlar
4,209
Çernobil hakkında birçok kaynağı inceledim , fotograflarına baktım , belgesellerini izledim ve uydudan coğrafyasını inceledim... O kızıl ormanlar , o yakılan araçların bulunduğu hurdalıklar... Hatta s.t.a.l.k.e.r diye bir oyun vardır , o da çernobilde geçer...
Çernobil konusu çok ilgimi çekiyor , çünkü gerçekten garip bir tarih.
Bir anda yok olan bir şehir. Yerlerde hala çocukların oynadıkları bebekler duruyor.
Lunaparklar bomboş...
Ve hala radyasyon barındırıyor çernobil... Bir yere kadar insana zarar vermiyor radyasyon , fakat sonrası tehlikeli.
Ukraynada gezi varmı diye araştırdım. Fakat somut bir bilgi bulamadım. Kimi diyor ki giriş yasak , kimi diyor gidilebiliyor...
Sanırım sivil girişi yasak olmalı oraya , fakat bir şekilde görmek istediğim bir yer...

Ne de olsa bizim şehre fazla uzak değil, hemen üstümüz...

Kiev'den Minsk'e motorla gitme düşüncem vardı ancak Çernobil yakınlarından geçeceğim için vazgeçmiştim, seneye el tipi Garger sayacı alıp yola çıkmayı bile düşünüyorum. Giriş konusuna gelince teoride yasak ancak pratikte serbest. Giriş yasak ancak radyasyon içinde sizi engelleyecek bir bekçi çalışmayacağına göre sizi tutacak kimse yok.
 
Katılım
12 Ağu 2010
Mesajlar
51
abi sessizlik süper bi olay ya... ürkütücü gelebilir ama bende gitmeyi çok isterdim oraya ama max. 2 kişi... sessizliğin ve terkedilmişliğin saflığı... sonuçta orada yaşayan hayatları, onların bıraktıklarını onlara zarar vermeden izlemek heyecan vericidir..
bide insanlar korktuklarını için gitmiyorlar, en azından bizdeki gibi tarihi eserlerin üzerinde gördüğümüz " Ali, Ayşe, Efsane " gibi zımbırtılar yazmıyordur..
bence mutlaka görülmeli, gerekli kontrollerle tabi..
 
Katılım
10 Nis 2009
Mesajlar
735
HADİ NÜKLEER SANTRAL YAPALIM !!!!

YAŞASIN NÜKLEER!!!

KAHROLSUN ATOMLARIN BİRLİĞİ !!! HEPSİNİ PARÇALAYIP YOK EDELİM...

Bir Fizikçi olarak benim nükleer çalışmaları desteklemem gerek. Ancak düşünüyorum da bu işte çalışacak uzmanlar benle aynı eğitim sisteminde yetişmiş Fizikçi'ler olacak.

Sonra düşünüyorum, ben bu işi yapabilecek kadar iyi bir sistemde eğitim alıp bu işi öğrendim mi? Ya da bu işi yapabilecek adamlar bu sistemden yetişir mi?

Bırakın nükleeri mercekle yapılan Optik dersi deneylerinin bile bir kısmını yapamamıştık. Yetersiz imkanlardan dolayı. Üstelik Türkiye'nin en büyük ilk 5 üniversitesinden birinde okuyorum.

Unutmadan mercek için ödenek ayıramayan yönetim okuldan merkeze giden yolu baştan aşağı laleler ve salak saçma sulama yaparak kazaya sebebiyet veren çimlerle doldurdu.

Yine unutmadan bu şehirde üstgeçitlerde yürüyen merdivenler var ama daha adam gibi üst geçit yok.

Sorunumuz bu işte. Kendi atasözlerimize bile kulak asmıyoruz. Resmen cin olmadan adam çarpmaya çalışıyoruz.

Babanneme "Şöyle yapalım, böyle yapalım" diye akıl verdiğimde bana söylediği bir söz vardı;

Sen önce bir tarafındaki pisliği sil sonra gel büyük adam ol...

Balık baştan kokuyor. Önce pisliğimizi silmemiz lazım kalkınmak için.

Yoksa cin olamadan biz çarpılacağız, hem de çok fena.

Aslında bakıyorum da halimize yıllar önce çarpılmış ama hala farkında değil de olabiliriz. :)
 
Katılım
16 Eki 2009
Mesajlar
65
Çernobil hakkında birçok kaynağı inceledim , fotograflarına baktım , belgesellerini izledim ve uydudan coğrafyasını inceledim... O kızıl ormanlar , o yakılan araçların bulunduğu hurdalıklar... Hatta s.t.a.l.k.e.r diye bir oyun vardır , o da çernobilde geçer...
Çernobil konusu çok ilgimi çekiyor , çünkü gerçekten garip bir tarih.
Bir anda yok olan bir şehir. Yerlerde hala çocukların oynadıkları bebekler duruyor.
Lunaparklar bomboş...
Ve hala radyasyon barındırıyor çernobil... Bir yere kadar insana zarar vermiyor radyasyon , fakat sonrası tehlikeli.
Ukraynada gezi varmı diye araştırdım. Fakat somut bir bilgi bulamadım. Kimi diyor ki giriş yasak , kimi diyor gidilebiliyor...
Sanırım sivil girişi yasak olmalı oraya , fakat bir şekilde görmek istediğim bir yer...

Ne de olsa bizim şehre fazla uzak değil, hemen üstümüz...


Rahatlikla gidip gezebilirsiniz... Gittiginizde goreceginiz su....
Toprak fiyatlari cok yuksek.. super lux havuzlu villalar insaa edilmis.

---------- Mesaj ekleme zamanı: 10:51 ---------- İlk mesajı ekleme zamanı 10:46 ----------

vay be çernobil hakkında hiçbişey bilmiyordum neymiş meğer,
ürpertici yollar evler arabalar baya bi etkilendim.

Bu fotograflar fabrikanin yakinindaki hurdaliklardan cekilmis.
Sehir ve fabrika uluslararasi krediler ile yeniden yapilmis. Bazi binalar ise
muze gorevi goruyor. Hala ne oranda radyasyon bulunuyor konusu tartismali.
Zira ruzgar ve yagmur nedeniyle Chernobildeki radyasyon oraninin Karadeniz kıyılarımızda daha fazla hissedildigi bircok kez yazıldı.
 
Katılım
4 Kas 2009
Mesajlar
368
Yaklaşık bir yıl önce bir belgesel izlemiştim.

Nükleer santral' de çalışan bir kadın mühendis, santralde radrasyon sızıntısı olduğunu yetkililere bildiriyor. Yetkililer kadına sızıntının ciddi olmadığını, engellenmek üzere olduklarını ve susmasını istiyorlar. Kadın söylenenleri kabul ediyor ve herhangi bir açıklamada bulunmuyor. Ancak ara ara, yetkililere yarı tehditkar uyarılarına devam ediyor. Bir süre böyle geçiyor kadın sızıntının önlenmediğini ve önüne geçilemeyecek boyutlara geldiğini görüyor ve artık susmayacağını halka sızıntıyı duyuracağını, eğer sızıntıyı engellemezlerse, önüne geçemeyecekleri eflaketlerle yüzyüze olduklarını vs. vs. söylüyor. Yetkililer bu kez kadını sakinleştirmek için, dediklerini kabul ediyorlar ve derhal önlem alınacağını söylüyorlar.

Santralde çalışanlar özellikle direk radrasyona maruz kalabilecekleri görevlerde çalışanlar "temiz oda" denen bir odada üzerlerini değiştirip, olası radrasyon temasından temizlenecekleri bir nevi duş alıp çıkıyorlar santralden.

Kadın da öyle yapıyor o günün sonunda. Ama şüpheleniyor. Bir radrasyon ölçüm cihazı alıp "temiz oda" daki kendine ait bölümü ölçmeye başlıyor. Ve muhtemel sonuç: Kadının kullandığı bölüm, "temiz elbiseler" "duş" yani herşey yüksek düzeyde radrasyon içeriyor. Kadın o an ölümcül düzeyde radrasyona maruz kaldığnı ve radrasyonun temizlenemeyecek düzeyde vücuduna bulaştığını görüyor.

Oradayken kocasına telefon ediyor ve bugün eve gitmemesini, işyerinde bazı sorunlar yaşadığını söylüyor. Adam eşini dinliyor ve eve gitmiyor. Kadın ölçüm cihazıyla eve geliyor ve evinin de bir süredir yüksek düzeyde radrasyon barındırdığını görüyor.

Yani yetkililer kadını susturmak için onu; ve daha korkuncu ailesini radrasyona maruz bırakarak öldürme planını yapıyorlar.

Kendi insanlarına acımayan dünyanın geri kalanına hiç acır mı ?

Ben de hatırlıyorum; ilkokuldaydım, fındık dağıtılardı poşet poşet. Çocuk aklımla bile aklıma gelirdi boşuna dağıtmayacakları. Ama radrasyon filan bilmiyorduk tabi. Satamadıkları için dağıtıyorlar derdim. Bir de süt dağıtırlardı hatırlayanlarınız vardır.

Yani çaydan kaçsan fındıktan yakalanıyorsun, fındıktan kaçsan sütten.

Şimdi düşünüyorum da, yediden yetmişe hepimize radrasyon bulaştırmak mıymış gayeleri acaba. Bu ne biçim bir çabadır.
 
Son düzenleme:

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Eskiden tansiyon olçen amcalar vardi.
Ellerinde bir tansiyon aleti, o kahve senin bu kahve benim dolasir milletin tansiyonuna bakip para kazanirlardi.
Biz de bir tane radyasyon ölçüm cihazi alip, meslegi devam mi ettirsek naapsak?:p
 
Katılım
9 Kas 2008
Mesajlar
3,117
Paylaşım için teşekkürler İlkay abi.
Konuyu okuduktan sonra fotoğrafları araştırdım.
İçim çok kötü oldu.
Televizyonda,sinemada izlediğimiz zombi konulu filmler gibi.
Hayalet şehir kimseler yok...
Bir fotoğrafta ben asayım.

 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,727
Evet arkadaslar horrt.
Japonya'daki deprem felaketinden sonra nukleer santral konusunun tekrar konusulmasi gerektigini düsündügüm için, hortlatiyorum.
Aslinda biz baska bir yerde yapilsin-yapilmasin mevzusunu konusmustuk ama onu ararken, kendi konumu buldum.

Bildiginiz gibi Türkiye'de bir nukleer santral yapilacak.
Rusya'ya gel yap denildi.
Yapilacak yerin 20-25 km yakininda bir fay hatti var.
Yapilan santrale Rusya teknolojik destek vermeyecek.
Yapilacak santral yeni bir tür,yani ilk defa denenecek.
Daha önce yapilmis ve isletilmis bir örnegi yok.
Su an elektrik fiyati 13 kurus civarinda.
Bu santralden uretilecek elektrik yaklasik 29 kurusa mal olacak.

Bu bilgiler isiginda görüslerinizi alalim.:bounce:
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst