Merhaba ,
Yazınız ve kullandığınız dil çok akıcı ve güzel olmuş . Sizinle beraber yaşadık desem yalan söylemiş olmam .
Çok katkılı ve çok açıklayıcı olduğu için teşekkür ederim . Bende sizler gibi başladığım günler ve çektiklerim benzer şeyler .
Şu an uluslar arası gezilere eşim ile çıkıyorum . Umarım sizde bu hobiniz yada sevdanızı istediğiniz yerlere taşıyabilirsiniz .
Tek bir konuda katkı sağlamak isterim kullanmakta olduğunuz bot yada ayakkabı iyidir belki en iyisidir lakin motosiklet için önemli bir ekipman olan bot konusunda uzun olan modelleri tercih etmenizi önereceğim . Çok sıcak terletecek diyenler olacaktır. Bunun içinde yeni nesil textil türünde goretex olan bir miktar pahalı olan modeller ile sonuca ulaşabilirsiniz .
Bu arada bostancı sahilde beltur buluşmalar için güzel ve güncel bir mekandır . Gideceğiniz gün haber verir iseniz gelmek isteyen bu güzel yazıları yazan kişinin dilinden bir şeyler duymak isteyen olabilir .
Tekeriniz düz bassın , iyi sürüşler ..
Çok teşekkür ederim güzel düşünceleriniz için. Bot tavsiyenizi dikkate alacağım.
---------- Mesajlar birleştirildi - 15:18 ---------- bir önceki mesaj zamanı 13:52 ----------
VARAN 12 KEDİDİR KEDİ
Otobana çıktım, D-100'de trafikte kaldım, Şile yolunda kullandım, sahil yolunda gazladım, mahalle aralarında sürdüm...
Ben bu havalarda motora binmeyi çok sevdim.
Çok keyif veriyor, özellikle Şile yolu tarzı tatlı virajlı ve az trafiksiz yollarda. Çok güzel...
Bir acemi olarak en sevmediğim yer D-100 oldu. Sanırım bunda en büyük etken ne zaman D-100'e çıksam
çok trafiğe yakalanmam ve kaçacak yerlerin az olması idi.
Otobanda kamyon, tır çok olduğu için ilk başta orası korkunç geliyordu ama otoban trafik düzeni bana daha rahat geldi.
Tamam tabi ki büyük araçlar tehlikeli ve tabi ki otobanda bir kaza olursa Allah korusun sonucu
kötü olur ama otobanın trafiği daha düzenli. D-100 daha fazla kaos ve tehlikeli geldi bana.
Otobanda 80-100 km/h arası genel de sağ şeritten gidiyorum. Trafik olduğunda ise emniyet şeridine giriyorum.
Emniyet şeridinde EDS olan yerler çok rahat. Arabalar kesinlikle girmiyor.
Belki de yıllardır İstanbul çevre yolunda trafik tecrübem olduğu için otoban rahat geldi bana.
Otobanda kimse arkama girmiyor, mutlaka takip mesafesi bırakıyor ama D-100'de iki defa dibime girenler yüzünden stres oldum.
Acemi olarak otoban başta korkutucu geliyor ama bence 100 km/h'yi geçmeden bile otobanda güvenli sürüş yapılabilinir.
100 km/h hızını, genel olarak motorların otobanda kamyonları hatta tüm araçları geçecek süratte gitmeleri gerektiği gibi bir inanış olduğu için belirtiyorum.
Önemli olan bence hız değil, trafiğin akışını iyi okumak ve doğru şeritte, doğru çizgide gitmek.
Ayna kontrolü şart, aynalar iyi olmasa çok tedirgin olurdum. Bir de sapaklarda son dakika sapağa
girmeye çalışanlara dikkat etmek gerekiyor.
İstanbul dışı plakalarda trafiği doğru okuyamıyor genelde. Onlara da dikkat!
D-100 ise tam bir kaos ortamı olabiliyor bazen. Kimin nereden çıkacağı belli olmuyor.
Sahil yolu güzel ama sağdan soldan çok katılım var. Çok fazla ani yola çıkan araç var ve çok fazla kontrolsüz gazlayan var.
Ayrıca yayalar da cabası.
Şehir içi trafikte en dikkat edilesi tehlike yayalar. Çok ilginç şekilde yayalar motordan kaçmıyorlar.
Kaç defa önüme yaya atladı. Kaç defa ani fren yapmak zorunda kaldım. Tabi ki hızım şehir içine uygun şekilde idi.
Yaya olan yerde kesinlikle hız yapmıyorum zaten.
Bir defa otobanda 125 km/h yaptım, bir defa da boş Şile yolunda.
Onun dışında yol boş olsa bile pek 100 km/h'ü geçmiyorum. Şehir içinde 50 km/h'yi geçmemeye çalışıyorum.
XMAX'in frenleri çok iyi bence. İstediğim yerde, istediğim şekilde durmaya başladım artık. Ani frenlerden söz ediyorum tabi.
Otobanda da fren ile gazı ayarlayarak güzel bir takip sürüşü yapabiliyorum.
Trafikte ki kalkışlarda arka freni kullanarak düz çizgide kalkış yapabiliyorum.
XMAX'in aynaları da iyi. Tabi yola çıkmadan önce ayarlamayı unutmazsam. İyi ayarlanırsa arkaya baya hakim olabiliyorsunuz.
Yine de emin olmadığım dönüş ve şerit değişikliklerinde kafa çeviriyorum, kör noktaları kaçırmamak için.
Geçen yine motorla gezerken, yoruldum bir yere park ettim. Kafeye girdim, motoru göremiyorum ama alarmlı disk kilidini taktım.
Bu arada brandayı da sermişim. Arkadaşlarımın olduğu mahalleye gitmiştim. Muhabbet, şu bu derken epey de bi vakit oldu. Arada motoru gözle de kontrol ediyorum. Sonra muhabbete devam.
Dedim ben gideyim. Motorun başına geldim, yerinde, branda örtülü. Görünürde hiç bir sorun yok ama brandayı bi açtım. Sele rezil durumda.
Böyle sanki yağ akmış. Brandaya bakıyorum hiç bir şey yok. Allah Allah diyorum ya bu ne? Birisi bişey mi dökmüş motora?
Neden sonra fark ettim ki sele de pati izleri var. Kedi veya kediler çıkmış, bi güzel halletmiş benim seleyi. Şaşırdığım kısım branda serili olduğu halde girmesi oldu.
Bundan yıllar önce ilk defa dizel bir araç almıştım, trafikte rampada kaldırırken yarım debriyajla kaldırmıştım epey bir süre. Tabi deli gibi yanık kokusu geldi araçtan. Sağa çektim, millet başına toplandı. Ben de ne ola ki bu diye aracın sağına soluna bakınırken, hiç unutmuyorum amcanın biri gelip "kedidir kedi" demişti. Gayet de ciddi. "Kedi motora girmiştir, ısınmak için. Sen fark etmemişsindir, şimdi de yanmıştır orada" dedi.
O kadar ciddi anlatıyordu ki bunu bir an acaba diye düşünmüştüm. Kediyi mi yaktım yoksa?:silent:
Tabi baskı balatayı yakmışım biraz
Ama şimdi kedi beni yaktı. Selenin en ucuna oturarak iş yerine geldim.
Ben şimdi ne yapacam bu lekeyi? Çıkartabilecek miyim? Kedilerin seleleri sevdiğini biliyorum ama brandalı
iken girmez diye düşünmüştüm.
Önce saf alkolle sildim, geçmedi. Sonra elime Fairy geçti. Güzelce köpük yaptım temiz bir kovada.
Süngerle yavaşca sildim. Sonra yıkadım ve bezle kuruladım.
Çok güzel oldu:cat:
Bu kedi olayı sonrasında soluğu yine Hasanpaşa'da aldım, üstelik motorumla gittim. Sele brandası aldım. Sokaklara bıraktığımda sele brandasını sereceğim.
Gitmişken bir de 10 mm, 2 metre koruma zinciri aldım. Onu da attım top case'e.
XMAX'in gözünü seveyim. O kadar şey alıyor ki! Ayrıca mutlaka top case al diyen arkadaşlara da selam olsun.
Gerçekten hayat kurtarıyor.
Motomax'da DUNE marka Gorotex kışlık montta kampanya vardı. Montu beğendim gibi ama maddi durumum sıkışık biraz.
Biraz rahatlayayım almayı düşünüyorum.