VARAN 17 MOTOR NEYDİ?
Motor sevgiydi, motor emekti, motor yolda kalmaktı.
Bu da oldu sonunda. O kadar dillendire dillendire yolda kalmayı başardım.
Hava çok güzeldi, pastırma yazı vardı adeta. Şimdi değilse ne zaman deyip atladım motora.
Şöyle trafikten kaçayım ben; biraz viraj yapayım diye vurdum kendimi ıssız yollara. Uzaklaştım şehir merkezinden iyice.
Fakat o da ne! Bir gariplik var. Hemen indim motordan. Arka lastik havası inmiş epey.
Dikkatlice bir baktım ki vida girmiş. Sorun değil lastik tamir köpüğüm var benim.
Nerede bu köpük??
Ah be kafa. Köpük aldık, arabanın bagajında unuttuk.
Geçen lazım olur diye arabaya bırakmıştım.
Demek ki neymiş, herkesin kiti kendine! Arabaya ayrı köpük, motora ayrı köpük ve tamir kiti lazımmış.
Bunu çok acı tecrübe ettim de şimdi ne yapacağım?
Yavaş yavaş ilk oto lastikçiye kadar gittim.
Bir Zamanlar Anadolu'da filmini izleyenler varsa lastikçinin mekanı, tipi aynı o filmde ki maktul gibi.
Ağızda bi sigara. Nereden geldi şimdi bu der gibi suratıma bakıyor.
Dedim hava bas, motor tamircisine gideyim ben.
Hava bastıkça daha çok kaçırıyor lastik.
Dedi, ben buna bi fitil atayım.
At, dedim. Denize düşen oto lastikçisine sarılır.
Attı bi fitil ama yine başka bir yerden kaçak var.
Fakat bu defa az bi kaçak.
Zaman geçirmeden bindim motora, lastiğin havası tam inmeden sora sora bir motor tamircisi buldum.
Oh be iyi kurtardık, dedim.
Adam söktü, bir baktık ki yanda da küçük bir yırtık var.
E var mı elinde benim lastikten, diye sordum. Ne gezer.
Ne yapacağım diye düşünürken; abi benim lastikçi bunu onarır, merak etme sen dedi.
Hakkatten de onardı. Hiç bişey olmaz abi, merak etme sen ama ilk fırsatta değiştirirsin, dedi.
Değiştireceğiz tabi. Düştük yola. Hava da kararmak üzere. Hooop kocaman bir çukura düştüm.
Aha dedim gitti lastik. Eğitimde de hep söylediler. Arabaları tam ortadan takip etmeyin, çukur olursa kaçamazsınız, dediler.
Aynen öyle oldu.
Motoru çektim kenara. baktım bişey yok. Devam.
Neden sonra arka lastik yine yalpalamaya başladı.
Hadi beeee!
Lastik öyle bir yarılmış ki.
Kaldık mal gibi karanlıkta yolun ortasında. Zar zor geçtim en sağa. Öyle kötü bir yolda kaldım ki!
Ne yapacağım şimdi.
Çok pis bir şeymiş yahu motorla yolda kalmak. Motor öyle yük oluyor ki sana, öyle ağırlaşıyor ki.
Ya n'oldu wind efendi, fıtı fıtı gezerken iyiydi.
Kaskoyu mu arasam, arkadaşları mı arasam ne yapsam diye düşünürken bi kamyonet yaklaştı yavaşca.
Yolda mı kaldın, dedi. Evet dedim. Ya benim bir motor tamircisi tanıdığım var ama motoru kamyona nasıl atacağız, dedi?
Dedim o kolay.
Yoldan gelen geçen başka bir aracı durdurmaya çalışıyorum ki 4 kişi atalım motoru kamyonete.
Yok abi, kimse durmuyor. kamyonet bulduk, motoru yukarı atacak adam bulamıyoruz.
O sırada iki motorcu geçiyordu. Zar zor durdurdum. Dedim gençler, şuna bir el atalım.
Attık motoru kamyonete. Islak, aksesuarlı filan 200 kilo hayvan.
Adam arkadaşını arıyor. Gittik, ara mahalle bir yerlerden. Hava kararmış. Bir taraftan da korkuyorum.
Bindik bir alamete durumu var.
Neyse tamirci çocukta geldi. Üçümüz indirdik.
Çocuk dedi, abi bu saatte bir şey yapamayız ama yarın ilk iş lastik siparişi veririz ve değiştiririz.
Ama bu geceyi en azından kapalı bir yerde geçirir.
Şehir merkezinden uzağız. Yapacak bir şey yok.
Tamam dedim. Telefonlarını aldım.
Kamyonet sahibinin zar zor bir şeyler sıkıştırdım cebine. Adam çıktı valla. Para da almıyor.
Neyse ertesi gün ben çektim siparişi, gönderdim tamircinin adresine lastiği kargo ile.
Sağolsun o da çok uzatmadan taktı lastiği.
Birkaç gün sonra servise gittim, bi daha kontrol ettirdim.
Şimdilik sıkıntı yok çok şükür.
Ama ilk yolda kalışım ve o his korkuttu açıkçası.
Uzun yolculuklarda ciddi önlem alınması gerektiğini fark ettim.
Ve tabi ki lastik tamir kiti ile köpüğü mutlaka yanımda taşımam gerektiğini...