Hocam selamlar,
Yazınızı okudum ve oldukça beğendim, söylemeden geçemeyeceğim.
Birkaç nokta üzerinde durmak istiyorum motor önerisine geçmeden önce. Bazı kısımlar teknik bilgi içerir.
Her şeyden önce, benim belde de zorlanma kaynaklı hassasiyet var. Uygun olmayan pozisyonda motor kullanınca baston yutmuş gibi oluyorum. Gençliğin başımızda duman olduğu dönemde, ilçe içinde kaza yapmıştım, km saati 185 km/h de takılı kalmıştı. Ölçülen fren izi 9 metre 17 cm idi. Arkasından çarptığım araç ise 2 metre çapında daire göbeği ve bu göbekte dikili olan insan boyundaki fidanı havadan uçarak yolu karşıya geçmişti. Neyse oralara çok girmeyelim. (Nasıl ölmediğimi merak eden arkadaşlar için, 1994 model faşist alman yapımı 1800cc ford escort, yıl da 2004 falandı kaza yaptığımda. Aracın şasesi kaynaksız u. Çarptığım araç ise uno olunca çok bir mukavemet göstermeden yolumdan çekildiği için, emniyet kemeri falan, ölmedik, ama 2 ay ensem ile kuyruk sokumum arasında kalan omurgamı hiç kıpırdatamamıştım ağrıdan.)
Bu noktada size bir kaç önerim olacaktır. Selesi sert motor belinizi ağrıtmaz, afedersiniz kıçınızı ağrıtır. Dolayısı ile fıtığa çok bir müdahalesi olmaz. Kötü motorda doğru oturuş pozisyonu sizin sorununuza en az iyi motorda oturuyor olmak kadar faydalı olacaktır.
Koltuğun sertliğinden ziyade, bel ile ilgili faydalı olacak olan, amortisörlerin esneme aralığıdır. Bu noktada ise, naked yani çıplaklar, bir çok cruiser falan hep yetersiz kalacaktır. İşte bu noktada devreye iki etken girer, ya beklentilerinizin bazılarından feragat edeceksiniz, ya da bütçeyi artırma yoluna gideceksiniz. Çünkü bütçe arttıkça sizin ve benim gibi kronik bel sıkıntısı olan kişilere daha uygun motor alma şansınız artacaktır. Tekrar söylüyorum, konfor sadece koltuk rahatlığından ve ayakların pozisyonundan ibaret değildir. Denemek için bindiğim, bratt bike diye tabir edilen, arka maşası şasiye sabit bir motor büyük bir avm'nin otoparkındaki pürüzsüz sayılabilecek asfaltın bile bütün pütürlerini hissetmiştim.
Ayakların çok önde olması sayın zaferce'nin dediği gibi, vücut ağırlığınızı bacaklarınızın esnekliği ile taşıyarak çukur, kasis gibi engellerden gelecek darbeyi fiziksel olarak sönümlemenizi engeller. Regal raptor daytona kullanıştım, selesi iyiydi, ama çukurlarda totoyu kaldıramadığım için bütün darbe kuyruk sokumu bölgesinde yoğunlaşıyordu ki siz bunu istemezsiniz. Ancak ayakların önde olması ile, dizlerin ergonomik olmaktan uzak derecede kıvrık olması arasında ideal bir denge vardır, yoksa sadece ayaklar totonun altında olacak diye, dizleri çok bükmek te rahatsız edecektir. Sınıfına kıyasla rahat olsa da aslında rahat olmadığı kabul edilen CBR250R ile Duke250 arasında diz büküm açısı farkı 1 derecedir. Bildiğiniz 1 derece. Ben CBR ile yarım saat 40 dk'lık bir sürüş sonrasında açma germe yapıyorum. Çok mu rahatsız? Hayır, ama daha uzun sürüşlerde hem aşırı bükülmenin hem de depoyu sıkmak için uygulanan gücün etkisi ile bacaklar yoruluyor. Ağrıyor.
Şimdi gelelim moltorlar üzerinden konuşmaya;
yukarda iki seçenek saymıştım, birincisi;
GV250 kullandım, rahat, ama düz asfaltta rahat. Bozuk yolda rahat falan değil. KTM Duke250 güzel, donanımlı ve kaliteli ama çok ufak bir motor. Kalıp ve boy olarak kendini minyatür hisseden bir arkadaşım üstüne binip fotoğraf çekip bana atmıştı, hakikaten küçük motor. Zaten onun da amortisör esneme aralığı çok bir şey vaat etmeyecektir. İnazuma o sınıfın tartışmasız mercedesidir. Eh merdese binen herkes 3-5 fazladan ödeme yapmayı göze almalıdır. Bu arada, o hantal dediğiniz inazuma neredeyse her sedan araçtan daha ataletlidir kalkışta falan. Ülkemiz otoyolları da dahil, hız sınırımızı geçmeye de yeterince elverişlidir. Tipi tartışmaya açık olsa da kalite kokan bir motordur. Parça fiyatları biraz tuzlu olsa da kaza harici pek parça değişimi gerektirecek bir motor da değildir. Saydığınız 3 motorun içinde, gerçek anlamda rahat olacak yegane motordur. Yakıt konusunu çok takmaya gerek yok. Kullanıcı verilerine göre, 4 litre civarı bir ortalama yakıt tüketimi sunuyor motor. Bu çok değil. GV250 bundan az yakmayacaktır. Duke250 için iseaynı şekilde kullanıcı verileri 3 litre diyor. 1000 km'de 50 lira az yakacağı için sakat olan belimi ağrıtacak bir motora binmek istemezdim. (Niye CBR'ye biniyorsun diye soracak olursanız, yukarda da söylediğim gibi, doğru oturuş pozisyonu ve anlık patlama şeklinde gelecek darbeleri bacaklarımı esnetip diz bölgemdeki bükülmede sönümlüyorum, yine de çok rahatım diyemem. Ama en azından belimi tutarak inmiyorum. Ancak şimdiki aklım olsa, tercihim farklı olabilirdi.)
Rahatlığı kenara koyarsak, abs her zaman abs'dir. Abs devreye girince lowside olmazsınız, highside zaten olmazsınız. Esas ön teker kilitlenip kaymaya başladığında bu risk ortaya çıkar. Ancak yerinizde ve yaşınızda olsam, abs'yi bir kenara koyup frenkerinden de memnun kalınan inazuma'yı tercih ederdim. 150 km hıza çıkabildiği net olan bir motor için gitmiyor yakıştırması garip geliyor. Sonuçta 250 cc.
İkinci seçeneğe geldiğimizde,
CG ile tecrübeyi biraz daha artırıp bütçeyi de 19-20 bin liralara çıkartmak. Ekonomik olarak bu ne kadar sürer, ne kadar istersiniz beklemeyi bilmiyorum. Ancak bahsettiğim rakamlara NC700X alınabilir temizinden. Oturuşu rahat, çift silindiri ile titreşimi az, gücü şehir içinde ve şehir dışında yetecek kadar optimum, yakıtı uslu kullandığınızda inazumadan ve GV250'den az, parçası bolca bulunabilir bir motordur kendisi. Amortisörlerinin esneme aralığı ise, enduro motorlar ile kıyaslandığında az olup en rahatsız endurolardan kabul edilse de, sonuçta saydığınız motorların tamamından iyidir.