- Katılım
- 3 Tem 2016
- Mesajlar
- 730
- Konu Yazar
- #1
Değerli Dostlar,
Daha önce binlerce defa bu malum soru ile sağa, sola ve buralara döktürenler, bilmem kaç kez, yasak olmasına rağmen troll ile avlanmaya çalışanlar ve bilimum sayıda iş olsun diye yazanlar olmuştur. Benim gibi bir model ise muhakkak sayısız kez çıkmıştır. Bu neden ile;
1- Zaman ayırıp, emek vererek çözüme yönelik uzman bir dil ile yanıt yazan dostlarıma şimdiden teşekkür ederim, ki bu kimseler zaten motosikletli yaşamı bir “ değer “ haline getiren baş tacı insanlarımızdır.
2- Motosiklet konusunda bireysel tecrübesine ve bilgisine kendince fazla güven duymayan ama öğrenmeye açık, motosikletli yaşamı “yaşam felsefesi” olarak gören “yardımım olur belki” diyerek yazan iyi niyetli dostlarıma bilhassa teşekkür ederim. Unutulmamalıdır ki, bir her zaman sıfırdan büyüktür.
3- “Bu sorudan bıktık hemşerim yeter artık yahu yada önceki konuları okusana” vb. diye yanıtlayanlarında hakkını yememek lazım, onlarda kendince haklı, canları sağolsun. En azından “ne demiş bu adam bi bakayim” deyip okuma tasarrufunu gösterdikleri için teşekkür ederim.
4- Sırf yanıt alabilmek için foruma yalakalık yapmış yada aha troll efendi dersine çalışmış diyen dostlarım ise özelden yazsınlar telefon numaramı vereyim ordan görüşelim. Eminim ki ikna olup, onlarda bu konuda fikir ve tavsiyelerini yardımcı olabilmek için paylaşacaklardır.
5- Diğer olasılıkları ise olgunlukla karşılayabileceğimden emin olarak soruya geçmezsem bu işin sonu çamura batacağına eminim.
Öncelikle 40 yaşındayım, boy 172 kilo 97. Eski bir war art defansif yakın dövüş (kravmaga) sporcu ve usta öğreticisiyim ama antreman esnasında hiç olmadık bir kaza sonucu sporu 10 yıl önce bıraktım (darbe sonrası travmaya bağlı omurga zedelenmesi ve bel fıtığı) 3 metreden betona çok pis düştüm.
r: Şu an uluslararası bir şirkette elektronik güvenlik uzmanı olarak Ar-Ge Bölüm yöneticiliğini yapıyorum. Maaşım çok şükür emsallerinin üstünde ama düzenli ödemeye bağlı borçlarda epey fazla o yüzden idareli olma aşamasındayım. Ufak tefek kalandan kenara koyarak yeni motosiklet için 13,000 tl kadar bütçeleme yaptım.
Şu an elimde kuba cg (filinta200) bir motorcuk var, ilçe içerisinde markete, falana filana giderken çok güzel işimi görüyor ve kullanmaya başladığımdan beri beni sık sık şaşırtan bir makinecik. 149 cc 10 küsur bg. İle şu ana kadar ne bir arıza verdi nede bir yamuğu oldu. Haftada 15 dakika ayırıp bakımını yapar cici yapar seversen evladiyelik bile denebilir. Bu makinecik ile 2000 km kadar tecrübem var. A2 ehliyetim daha tazecik. Tek derdi teneke gibi egzos sesiydi onada 20 cm lik aleminyum bir boru saplayınca pata pata sesi fiti fıtı ya döndü, o rahat, mahalleli rahat ben rahat. Öyle oyalanıp duruyorumdum ki, taaaa bitim beni kaşındırana kadar. Ha motosiklet şartmı araba al diyende olabilir ancak var. 2007 model bir jaguar sahibiyim. 2000 cc benzinli. Haftada bir ya kullanırım ya kullanmam ama hafta bir kesinlikle cillop gibi yapar yalar yutarım taaaa egzoz deliğine kadar. Yağmurlu havada hanımla termosu doldurur sahile gider pıtır pıtır ses dinlemeye gideriz fala filan. Buradan keyif adamı olduğum açıkça anlaşılabilir. Şirketin verdiği araba ayrı o işimi zaten görüyor.
Ekipmanım mevcut. Nolan kaskım, dana derisinden özel diktirdiğim korumalarını ayrı satın alıp montajlattığım sağlam bir montum, eldivenim dizliğim, çizmem var. Tam ekipman ile filintaya binince ayrı bir komik oluyor,:mrgreen: mahallenin delisi bile bağırdı bana, bu ne beee mondial alsana diye.:queen: Çok severim ama, her daim üstüne başına yemesine içmesine tüm esnaf ile sevecence yardımcı olduğumuz bir amcamızdır. Allah (cc) şifa versin. Ailesine sabırlar versin. Ekipmanın bir güzelliği daha oldu, birkaç gün önce Türkçeyi konuşamayan 4 kişi ben motoru binaya sokmaya çalışırken etrafımı sardı, olan oldu işte gerisini anlatmaya lüzum yok. Eski sporcu ruhum depreşti, ekipmanda sağlam artık Allah ne verdiyse:cat: ( 4 kişi polise teslim edildi, dördüde hastaneden taburcu edilinceye kadar gözaltında kaldım, Nb. Savcılıkta ifade verdim bıçaklı saldırgana nisbi oranda kuvvet ile gasp girişimini bertaraf için meşru müdafa olarak kayıtlara girdi artık tebligat bekliyorum, sıkıntı yok) böyle bir durumda Kendinize güvenmiyorsanız motoru çantayı falan bırakın ve kaçın. Son delikanlılar Suriye’de düştü. (Ruhları Şad olsun *Fatiha*)
Böyle iyi oldu yahu, sohbet havasında…:wiinkk: Kafanızı şişirdiysem özür dilerim, bıraksan sabaha kadar yazarım valla bende daha ne hikayeler var. Bakırköy’de scooterli bir genç kızımıza laf attılar, ben eşimin eli dolu diye arabada kapısnı açaıyordum, kız motorla döndü geldi, indi yanaştı şıırraaaak diye bastı bana tokadı hemide korumalı eldivenle….Hangi ara indin ahngi ara geldin hangi ara kaçtın… Takdir ettim. Bir yerde karşılaşsam var ya yeminle ailecek yemeğe davet adicem. Ardındanda hamın başladı nerden tanıyon o kızı diye…. Ne bilem len ben… itin biri çok afedersiniz yaaaaalaarım motorizeyi diye çığırdı tokat bana patladı, kızım bak ben senin amcan yaşındayım ben bişey demedim ki bile diyemeden bastı gitti. Kız gerilla taktiği uyguladı.. vurdu kaçtı kalan zılgıtıda BM den yedik.. Hayırlısı olsun ne diyim.
Ben ne sorucaktım yahu…..:silent:
Hedef şu an için 2. el 250 cc (ana hedef 650 ve üstü touring yada cruiser)
Seçenek 1: Hyo Gv250 (parça tedarik sıkıntısı, kronik arızalar, ilk kullanıcının rodaj şüphesi)
Seçenek 2: İnazuma ( F değil) ( şehir içi hantal olması, yakıt sıkıntısı, parça fiyatları)
Seçenek3: KTM 250 Abs (oturuş pozisyon sıkıntısı, sele sertliği)
Hyo Gv250 tam bir keyif makinesi, pata fıtı arası ağır oturaklı, rahat ve nispeten japon kalitesine yakın bir alet. Ancak kronikleri o keyfi kaçırır mı diye tereddütteyim. Servis sağlayıcı falan malum hepimiz biliyoruz durumu.
İnazuma, Altın eşeğe kösele semer vurulmuş tam bir çeki hayvanı, (hiç köpekli kızağa bindiniz mi bilmiyorum ama ben norveçte bindim, inanılmaz bir haz ve inanılmaz bir güzellik ve hayvan ile insan arasındaki inanılmaz bir dostluk) konfor müthiş, makine oturaklı, parça kalitesi çok çok iyi, yedekleri pahalı ama araştırma sonucu açıkçası yedek parça pek te lazım olmuyor bu makineye… Şehir içinde ağır kalıyor, denge merkezi pek altta sayılmaz, 78 lik sele yüksekliği parmak ucunda idare gerektirir, pek acemiye uygun değil denebilir. Ciddi riski var. Yakıt konusunda emsallerine göre müsrif. Pek emsali olmasa da müsrif ama neticede.
KTM 250 Abs, ABS en büyük avantajı ama ABS sistem ile acemilik atlatan birisi açıkçası fren kullanmayı tam anlamı ile çözemez, birşeyler hep yarım kalır ve ABS olmayan bir modelde başına olmadık macerelar gelir. Oturuş şekline bakarsak peg ler epey bi geride kalıyor, böyle ne biliyim iki büklüm konforsuz gibi. Sele ise bildiğin alçıpan. Kafa yorunca çözüm bulunur elbet. Yakıtta cimri, düşük devirde ciddi tork var,
Tüm bunlara ilaveten uzun yol tercihim günlük ve aralıksız max 200 Km. civarıdır. Bir Bulgaristan ziyaretim olacak o devede kulak, kırk yılın başında bir, keyfe keder gidiş geliş, yolda molalar yemeler içmeler falan.
Aklımdaki tüm detayları, anatomik bilgileri, kullanım amacımı, tercihim olan 3 marka/modeli, nesi fazla nesi eksik dediğim yönlerini, alım gücümü vs. herbişeyi yazdım.
Sizinde başınızdan mutlaka bu tür tecrübesizliğe bağlı kararsızlıklar geçmiş ve bir çözüm yolu bulmuşsunuzdur. Amerikayı yeniden keşfetmek yada atlantisi okyanus dibinde aramak sizlerin değerli fikir ve tavsiyeleri ile harbiden boşa çıkacak ve beni ziyadesi ile sevindirecektir.
Sabrınız için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalınız. İyi ki varsınız
---------- Mesajlar birleştirildi - 11:02 ---------- bir önceki mesaj zamanı 10:49 ----------
Yok yok illede edepsizlik yapıcam, duramadım.... KTM de nasıl bir sele var be ya. Seleye ceviz koyup kıçımla kırıcam desen iki seçenek var yahu...
DDD
Daha önce binlerce defa bu malum soru ile sağa, sola ve buralara döktürenler, bilmem kaç kez, yasak olmasına rağmen troll ile avlanmaya çalışanlar ve bilimum sayıda iş olsun diye yazanlar olmuştur. Benim gibi bir model ise muhakkak sayısız kez çıkmıştır. Bu neden ile;
1- Zaman ayırıp, emek vererek çözüme yönelik uzman bir dil ile yanıt yazan dostlarıma şimdiden teşekkür ederim, ki bu kimseler zaten motosikletli yaşamı bir “ değer “ haline getiren baş tacı insanlarımızdır.
2- Motosiklet konusunda bireysel tecrübesine ve bilgisine kendince fazla güven duymayan ama öğrenmeye açık, motosikletli yaşamı “yaşam felsefesi” olarak gören “yardımım olur belki” diyerek yazan iyi niyetli dostlarıma bilhassa teşekkür ederim. Unutulmamalıdır ki, bir her zaman sıfırdan büyüktür.
3- “Bu sorudan bıktık hemşerim yeter artık yahu yada önceki konuları okusana” vb. diye yanıtlayanlarında hakkını yememek lazım, onlarda kendince haklı, canları sağolsun. En azından “ne demiş bu adam bi bakayim” deyip okuma tasarrufunu gösterdikleri için teşekkür ederim.
4- Sırf yanıt alabilmek için foruma yalakalık yapmış yada aha troll efendi dersine çalışmış diyen dostlarım ise özelden yazsınlar telefon numaramı vereyim ordan görüşelim. Eminim ki ikna olup, onlarda bu konuda fikir ve tavsiyelerini yardımcı olabilmek için paylaşacaklardır.
5- Diğer olasılıkları ise olgunlukla karşılayabileceğimden emin olarak soruya geçmezsem bu işin sonu çamura batacağına eminim.
Öncelikle 40 yaşındayım, boy 172 kilo 97. Eski bir war art defansif yakın dövüş (kravmaga) sporcu ve usta öğreticisiyim ama antreman esnasında hiç olmadık bir kaza sonucu sporu 10 yıl önce bıraktım (darbe sonrası travmaya bağlı omurga zedelenmesi ve bel fıtığı) 3 metreden betona çok pis düştüm.
Şu an elimde kuba cg (filinta200) bir motorcuk var, ilçe içerisinde markete, falana filana giderken çok güzel işimi görüyor ve kullanmaya başladığımdan beri beni sık sık şaşırtan bir makinecik. 149 cc 10 küsur bg. İle şu ana kadar ne bir arıza verdi nede bir yamuğu oldu. Haftada 15 dakika ayırıp bakımını yapar cici yapar seversen evladiyelik bile denebilir. Bu makinecik ile 2000 km kadar tecrübem var. A2 ehliyetim daha tazecik. Tek derdi teneke gibi egzos sesiydi onada 20 cm lik aleminyum bir boru saplayınca pata pata sesi fiti fıtı ya döndü, o rahat, mahalleli rahat ben rahat. Öyle oyalanıp duruyorumdum ki, taaaa bitim beni kaşındırana kadar. Ha motosiklet şartmı araba al diyende olabilir ancak var. 2007 model bir jaguar sahibiyim. 2000 cc benzinli. Haftada bir ya kullanırım ya kullanmam ama hafta bir kesinlikle cillop gibi yapar yalar yutarım taaaa egzoz deliğine kadar. Yağmurlu havada hanımla termosu doldurur sahile gider pıtır pıtır ses dinlemeye gideriz fala filan. Buradan keyif adamı olduğum açıkça anlaşılabilir. Şirketin verdiği araba ayrı o işimi zaten görüyor.
Ekipmanım mevcut. Nolan kaskım, dana derisinden özel diktirdiğim korumalarını ayrı satın alıp montajlattığım sağlam bir montum, eldivenim dizliğim, çizmem var. Tam ekipman ile filintaya binince ayrı bir komik oluyor,:mrgreen: mahallenin delisi bile bağırdı bana, bu ne beee mondial alsana diye.:queen: Çok severim ama, her daim üstüne başına yemesine içmesine tüm esnaf ile sevecence yardımcı olduğumuz bir amcamızdır. Allah (cc) şifa versin. Ailesine sabırlar versin. Ekipmanın bir güzelliği daha oldu, birkaç gün önce Türkçeyi konuşamayan 4 kişi ben motoru binaya sokmaya çalışırken etrafımı sardı, olan oldu işte gerisini anlatmaya lüzum yok. Eski sporcu ruhum depreşti, ekipmanda sağlam artık Allah ne verdiyse:cat: ( 4 kişi polise teslim edildi, dördüde hastaneden taburcu edilinceye kadar gözaltında kaldım, Nb. Savcılıkta ifade verdim bıçaklı saldırgana nisbi oranda kuvvet ile gasp girişimini bertaraf için meşru müdafa olarak kayıtlara girdi artık tebligat bekliyorum, sıkıntı yok) böyle bir durumda Kendinize güvenmiyorsanız motoru çantayı falan bırakın ve kaçın. Son delikanlılar Suriye’de düştü. (Ruhları Şad olsun *Fatiha*)
Böyle iyi oldu yahu, sohbet havasında…:wiinkk: Kafanızı şişirdiysem özür dilerim, bıraksan sabaha kadar yazarım valla bende daha ne hikayeler var. Bakırköy’de scooterli bir genç kızımıza laf attılar, ben eşimin eli dolu diye arabada kapısnı açaıyordum, kız motorla döndü geldi, indi yanaştı şıırraaaak diye bastı bana tokadı hemide korumalı eldivenle….Hangi ara indin ahngi ara geldin hangi ara kaçtın… Takdir ettim. Bir yerde karşılaşsam var ya yeminle ailecek yemeğe davet adicem. Ardındanda hamın başladı nerden tanıyon o kızı diye…. Ne bilem len ben… itin biri çok afedersiniz yaaaaalaarım motorizeyi diye çığırdı tokat bana patladı, kızım bak ben senin amcan yaşındayım ben bişey demedim ki bile diyemeden bastı gitti. Kız gerilla taktiği uyguladı.. vurdu kaçtı kalan zılgıtıda BM den yedik.. Hayırlısı olsun ne diyim.
Ben ne sorucaktım yahu…..:silent:
Hedef şu an için 2. el 250 cc (ana hedef 650 ve üstü touring yada cruiser)
Seçenek 1: Hyo Gv250 (parça tedarik sıkıntısı, kronik arızalar, ilk kullanıcının rodaj şüphesi)
Seçenek 2: İnazuma ( F değil) ( şehir içi hantal olması, yakıt sıkıntısı, parça fiyatları)
Seçenek3: KTM 250 Abs (oturuş pozisyon sıkıntısı, sele sertliği)
Hyo Gv250 tam bir keyif makinesi, pata fıtı arası ağır oturaklı, rahat ve nispeten japon kalitesine yakın bir alet. Ancak kronikleri o keyfi kaçırır mı diye tereddütteyim. Servis sağlayıcı falan malum hepimiz biliyoruz durumu.
İnazuma, Altın eşeğe kösele semer vurulmuş tam bir çeki hayvanı, (hiç köpekli kızağa bindiniz mi bilmiyorum ama ben norveçte bindim, inanılmaz bir haz ve inanılmaz bir güzellik ve hayvan ile insan arasındaki inanılmaz bir dostluk) konfor müthiş, makine oturaklı, parça kalitesi çok çok iyi, yedekleri pahalı ama araştırma sonucu açıkçası yedek parça pek te lazım olmuyor bu makineye… Şehir içinde ağır kalıyor, denge merkezi pek altta sayılmaz, 78 lik sele yüksekliği parmak ucunda idare gerektirir, pek acemiye uygun değil denebilir. Ciddi riski var. Yakıt konusunda emsallerine göre müsrif. Pek emsali olmasa da müsrif ama neticede.
KTM 250 Abs, ABS en büyük avantajı ama ABS sistem ile acemilik atlatan birisi açıkçası fren kullanmayı tam anlamı ile çözemez, birşeyler hep yarım kalır ve ABS olmayan bir modelde başına olmadık macerelar gelir. Oturuş şekline bakarsak peg ler epey bi geride kalıyor, böyle ne biliyim iki büklüm konforsuz gibi. Sele ise bildiğin alçıpan. Kafa yorunca çözüm bulunur elbet. Yakıtta cimri, düşük devirde ciddi tork var,
Tüm bunlara ilaveten uzun yol tercihim günlük ve aralıksız max 200 Km. civarıdır. Bir Bulgaristan ziyaretim olacak o devede kulak, kırk yılın başında bir, keyfe keder gidiş geliş, yolda molalar yemeler içmeler falan.
Aklımdaki tüm detayları, anatomik bilgileri, kullanım amacımı, tercihim olan 3 marka/modeli, nesi fazla nesi eksik dediğim yönlerini, alım gücümü vs. herbişeyi yazdım.
Sizinde başınızdan mutlaka bu tür tecrübesizliğe bağlı kararsızlıklar geçmiş ve bir çözüm yolu bulmuşsunuzdur. Amerikayı yeniden keşfetmek yada atlantisi okyanus dibinde aramak sizlerin değerli fikir ve tavsiyeleri ile harbiden boşa çıkacak ve beni ziyadesi ile sevindirecektir.
Sabrınız için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalınız. İyi ki varsınız
---------- Mesajlar birleştirildi - 11:02 ---------- bir önceki mesaj zamanı 10:49 ----------
Yok yok illede edepsizlik yapıcam, duramadım.... KTM de nasıl bir sele var be ya. Seleye ceviz koyup kıçımla kırıcam desen iki seçenek var yahu...