yorumlarda dahil baştan sona tek nefeste okudum.
Eline emeğine sağlık.
Ama ufak tefek eksikleri var. Bu eksikleri çözebilsem şu an Crf ilanlarına bakıyor olurum. Ama yazmayı bitirince yine de bakacam lan
1- Bekar olacaksın (Evde hanım ''bir pazarın var çoluğunla çocuğunla ilgilen yine dağa bayıra çıkıyorsun'' demeyecek) ya da o da motosiklet veya enduro sevecek ama artçılı da enduro olmaz ki kardeşim. (itiraf ediyorum kılıbığım ben kalbi ılık da diyebiliriz )
2- Vaktin olacak. Bu hafta sonu araziye çıkayım dediğinde Ankara gibi bir yerde en yakın arazi 20 30 km mesafede. Oralarda piknik yapanlarla dolu. Atletli bir amcanın mangalının üstünden atlamak zorunda kalabilirsin.
3- Şehir içi bir motorun daha olacak Çünkü : Bunlara rağmen gözünü kararttın aldın bi CRF. Malum saydığım durumlardan araziye de çıkamıyorsun. Kızılayın ortasında CRF ile ilerlerken kendimi atla geziyormuş gibi hissederim. Gözüm kaldırıma ilişir sürekli sıkışık trafikte, eğer kaldırımda yaya yoksa. Polis amca da bu durumdan hiç hoşlanmaz emin ol. Otobüse binmekten de nefret ediyorum o yüzden kar kış yağmur çamur demeyip motorla gidip geliyorum. Git gel 28 km. iş ev arasını.
Bu saydığım nedenlerden dolayı çok çok çok istesemde şimdilik benim için hayalden öte değil.
Eline emeğine sağlık. Tekerin düz basmasın. Düz basınca sen sevmiyon
1-Bekarlık sultanlık onda hem fikiriz, kaldı ki evli olan her erkek bütün boş vaktini eşiyle çocuklarıyla geçirmiyor, ki arada kendine özel vakit ayırması kadar doğal birşey yok bence.
Ha hobisine çocukları eşi de uyum sağlayabiliyorsa bu muhteşem hayat için yatıp kalkıp şükür etsin..
Ayrıca kılıbık değil, kalbi ılık :mrgreen:
2-Hafta içi bende gidemiyorum araziye, iş var güç var, yani bu gayet olağan standart bi durum, pek sorun olarak görülecek birşey değil bana göre.
Kaldi ki evimin 300 metre mesafesinse devasa bir aydos ormanı olmasına rağmen, sirf yol yapmış olmak için 30-40 km uzaklıktaki ormanlara gidiyorum, polonezkoy civarlarına vs.
3-dual purpose aldiktan sonra trafiğe çıkma açısından bk problem yok malum, kaldı ki ben 4 mevsim motor süren, işe güce kar kiyamet motorla giden insanim, ybr125'de var ama gram içimden gelmiyor sürmek, full xtreme ile takılıyorum yollarda, istanbul'da ki yaya ve araç trafiği malum, hiç bir şehirle kıyaslanamaz, buna rağmen yeri geldiğinde kaldırımdan kisa yol yapıp kilit trafikten siyriliyorum hep, sayısız defa kaldırımdan giderken trafik ve yunus ekiplerine denk geldim, ama bu zamana kadar 1 defa bile ne uyarı aldım bu konuda nede ceza.
Çünkü onlarda farkında kaldırımdan gitmeye çok meraklı olmadığınızın.
Tabi kaldırımda yaya varsa dalmıyorum kaldırıma, anca boşsa felan.
Yani bu konuda en ufak bir problem yaşamadım hiç, Istanbul gibi bir şehirde bile
Ayrıca motorun at gibi olmasının eksisi yok artısı var.
En basit örnekleri, önünüzü daha rahat görürsünüz, oturuş pozisyonunuz daha konforlu olur, yerde ki delik çukur umrunuzda olma ileri bakabilirsini rahat rahat.
Diğer araçların sizi fark etmesi çok daha kolaydır, özellikle motordan anlamayan arabacı tayfası, polis felan herhalde diyip artistlik yapmaktan önünüze firlamaktan cekinir, "saçmadır ki" motorunuz daha iri durduğu için sizi daha çok araçtan sayarlar vs. vs.
Hani arazisi endurosu bir yana, sadece asfaltta sürsem bile, alçak motor kullanamam bu kadar rahatlığa alıştıktan sonra.
Bazen sırf benim koyu Enduro delisi olduğumu bildikleri için naked/ss sahibi arkadaşlarım lan bi bin şuna nolur falan yalvarıyorlar sırf makara olsun diye, kırmayıp biniyorum dalga geçiyorum ne bu ya pocket bike mı bu felan diyorum :mrgreen:
Çünkü cidden "fiziksel" olarak attan inip eşeğe binmek gibi oluyor.
Ben bile kendimi araçtan sayamıyorum, arabacılar takarmı beni diyorum :mrgreen:
Normalde tavanını gördüğüm sedan aracın dikiz aynasıyla göz göze geliyorum, bi mazlum ürkek ruh hali sarıyor beni :mrgreen: