- Katılım
- 1 Eki 2007
- Mesajlar
- 262
- Konu Yazar
- #1
Garipçe...
Bu yeri İstanbulda oturduğu halde bilmeyenler olabilir. Bende eskiden bu yerle ilgili hiç bişi bilmezdim ama bir gün arkadaşlar beni buraya götürdü...
İstanbul, Sarıyer'in en kuzeydoğu noktasından bahsediyorum...
Koç üniveritesini geçtikten sonra (oraya gidenlere sabır diyorum o kadar yol her gün çekilirmi yaaa) yol güzel bir şekilde devam ediyo ve Rumeli feneri Garipçe ayrımına geliyoruz....
Bu arada İstanbul'da bukadar güzel ve pürüssüz olarak devam eden bi yola hiç rastlamadım özellikle tam bir mayın tarlasına dönen sahip yolundan sonra... Tüm yol aşağıdaki foto gibi dümdüz...
Ve sapağa geldik bunu kaçırmak imkansız heralde
Sapağa kadar ortadan çizgiyle ayrılmış olan yol bu sapaktan sonra biraz daralıyo ama yinede sorunsuz bi asvalt...
Daripçeye girdiğimiz zaman burası küçük bi köy gibi (köyün daha küçüğü neydi yaa
burası köy olmak için bile çok küçük... İnşallah hep böyle dokunulmamış gibi güzel kalır...
şimdide gelelim deniz kıyısında çay içiçek yerlere...
Ben geldikten 10 dakka sonra üstteki 3 motorlu geldi. Motorla gurup olarak gelmekte zevk tabi.... ^alkış
Burdan da Garipçe kalesinden kuş bakışı sahil tarafı motorluların olduğu çay bahçesi burdan gözükmüyo evlerin altında kaldığı için
Ve işte sonunda kaleye çıkmış durumdayım
girişte böyle bi yazı vardı ama kimsenin tınladığı yok tabi
Gemiler nerdeyse 0 geçiyo...
Ve içeri giriyoruz... ilk başta pek davetker deyil ilk koridoru ama ondan sonra hertaraında pencereler olan bi alan karşılıyo sizi
bide böyle bi merdiven daha vardı aşağıya doğru giden ama flaşla bu kadar ışıklı olduğuna aldanmayım orası zifiri karanlıktı artık aşağı fenersiz filan inmek yemedi
Ehh bide kendi fotomu koyayım tam olsun bari adettendir
Buda benim yol dostum pazar gezmelerimin yoldaşı
Kalenin girişide arkada görülen yerden oluyo ordan bi kapıdan giriliyo içeri...
Artık dönüş yoluna başlicam ama sırf meraktan bide fenere gidim dedim...
Ama doğrusunu söylemek gerekirse Fener beni biraz hayal kırıklığına uğrattı açıkcası...
Genelde balıkçı teknelerinin olduğu bi yer ve ben çay içip oturmalık tek yer gördüm oda fenerin hemel altındaki yer. Ordan aşağıya goğru giderken bi baktım PO var "Aha bundan sonrası balıkçıların mekanlar ben döner" dedim ve aşağıya kadar inmedim bile fener yolundan...
Feneride şöyle bi gezdikten sonra artık eve doğru yola çıkıyorum...
Dönüş yolunda misler gibi asvaltın tadını çıkarırken kenarından aşağıya doğru giden bi patika dikkatimi çekiyo...
Endro ve cross çular için keşvedilmeyi bekleyen bi yer... Altımdaki makine ile oradan çıkabiliceyimi bilsem dalardım aşağıya doğru ama bide çıkamamak var o scooter la...
Buda biraz sanatsal bi fotograf olsun ben beyendim onun için koyuyorum
Tabi bide tezatlığı anlatıyo doğanın ortasında kaç metre olduğu belli olmayan yüksek gerilim hatları (nildiğimiz direk
)
Bu yeri İstanbulda oturduğu halde bilmeyenler olabilir. Bende eskiden bu yerle ilgili hiç bişi bilmezdim ama bir gün arkadaşlar beni buraya götürdü...
İstanbul, Sarıyer'in en kuzeydoğu noktasından bahsediyorum...
Koç üniveritesini geçtikten sonra (oraya gidenlere sabır diyorum o kadar yol her gün çekilirmi yaaa) yol güzel bir şekilde devam ediyo ve Rumeli feneri Garipçe ayrımına geliyoruz....
Bu arada İstanbul'da bukadar güzel ve pürüssüz olarak devam eden bi yola hiç rastlamadım özellikle tam bir mayın tarlasına dönen sahip yolundan sonra... Tüm yol aşağıdaki foto gibi dümdüz...
Ve sapağa geldik bunu kaçırmak imkansız heralde
Sapağa kadar ortadan çizgiyle ayrılmış olan yol bu sapaktan sonra biraz daralıyo ama yinede sorunsuz bi asvalt...
Daripçeye girdiğimiz zaman burası küçük bi köy gibi (köyün daha küçüğü neydi yaa
şimdide gelelim deniz kıyısında çay içiçek yerlere...
Ben geldikten 10 dakka sonra üstteki 3 motorlu geldi. Motorla gurup olarak gelmekte zevk tabi.... ^alkış
Burdan da Garipçe kalesinden kuş bakışı sahil tarafı motorluların olduğu çay bahçesi burdan gözükmüyo evlerin altında kaldığı için
Ve işte sonunda kaleye çıkmış durumdayım
girişte böyle bi yazı vardı ama kimsenin tınladığı yok tabi
Gemiler nerdeyse 0 geçiyo...
Ve içeri giriyoruz... ilk başta pek davetker deyil ilk koridoru ama ondan sonra hertaraında pencereler olan bi alan karşılıyo sizi
bide böyle bi merdiven daha vardı aşağıya doğru giden ama flaşla bu kadar ışıklı olduğuna aldanmayım orası zifiri karanlıktı artık aşağı fenersiz filan inmek yemedi
Ehh bide kendi fotomu koyayım tam olsun bari adettendir
Buda benim yol dostum pazar gezmelerimin yoldaşı
Kalenin girişide arkada görülen yerden oluyo ordan bi kapıdan giriliyo içeri...
Artık dönüş yoluna başlicam ama sırf meraktan bide fenere gidim dedim...
Ama doğrusunu söylemek gerekirse Fener beni biraz hayal kırıklığına uğrattı açıkcası...
Genelde balıkçı teknelerinin olduğu bi yer ve ben çay içip oturmalık tek yer gördüm oda fenerin hemel altındaki yer. Ordan aşağıya goğru giderken bi baktım PO var "Aha bundan sonrası balıkçıların mekanlar ben döner" dedim ve aşağıya kadar inmedim bile fener yolundan...
Feneride şöyle bi gezdikten sonra artık eve doğru yola çıkıyorum...
Dönüş yolunda misler gibi asvaltın tadını çıkarırken kenarından aşağıya doğru giden bi patika dikkatimi çekiyo...
Endro ve cross çular için keşvedilmeyi bekleyen bi yer... Altımdaki makine ile oradan çıkabiliceyimi bilsem dalardım aşağıya doğru ama bide çıkamamak var o scooter la...
Buda biraz sanatsal bi fotograf olsun ben beyendim onun için koyuyorum
Tabi bide tezatlığı anlatıyo doğanın ortasında kaç metre olduğu belli olmayan yüksek gerilim hatları (nildiğimiz direk