Arkadaşlar o yazıyı yazanın misyonuna hizmet ediyorsunuz dikkatinizi çekerim ,ikide bir o yazıyo alıntı yapıp duruyosunuz.
Kendim yazmıştım, başka bir siteden alıntı;
-------------------------------------------------------------
Konu 2006 yılında açılmış son günlerde yine eklemeler olmuş. Neyse, kısaca bahsetmek gerekirse burada ilk yazılanlara yanıt veren arkadaşların kah objektif kah subjektif ama sonuçta realist yaklaşımlarına yakın ama uzun şeyler yazacağım sanırım.
Şahsen ben çok uzun dönemler ve çok uzun süreler olmasa da (güç dağılımları,teknik özellikleri vs açısından) faklı marka ve modellere motosiklet kullanma şansını yakaladım. Bilinçli bir motosiklet kullanıcısı olduğuma da inanıyorum. Büyük cc li bir makinaya geçmeden giyim kuşam donanımlarına yaklaşık 2.250ytl harcadım. Okuyan araştıran kendime birşeyler katmaya çalışan bir yapım vardır. Sonra sırf üretildiği ilk günden beri hayranlık duyuyor ve yakından izliyorum diye değil, gerçekten hak sahibine hakkını vermek düşüncesi gütmüş olduğumdan ne alsam diyerek çok araştırdım. Yolun sonu gene Fazer'e çıktı, iyi ki de öyle : )
5000 yıllık bir geçmişi olan ve kesinlikle sıcak içilmesi gerekilen çayı kendi ülkelerine sokarken millileştirip "buzlu çay" kavramını çıkaran, millileştirmek adına o güzelim çay zevkini rezil kepaze eden ingilizlerin birkaç dergisinin birkaç sayısında Fazer için olumsuz şeyler yazmasının bence hiçbir geçerliliği ya da değeri yok.
Küstah ve ilginç bir milliyetçilik mantığı güden ingilizlerin motosiklet mevzusunda kendilerini bir adım daha ileriye taşıyamadan hala 3 silindirli ve sadece 4 motor seçeneği ile makyajlayıp makyajlayıp piyasaya sundukları modelleri üretmekten bıkmadıkları gibi, motosikletleri ciddi literatürlerde ne yarış yapabiliyor ne de ciddi marka ve modellerle karşılaştırmaya tabi tutulmuyorken soyluluk taslayıp ona buna çamur atmaktan başka birşey yapmadıkları ortadadır. Ki aksi takdirde neden Fazer'in avrupada en çok satan model olduğunu birileri bize açıklamak zorundadır!
Fazer dahil 4 silindirlli ve 600 cc olan 4 naked modelin çok detaylı incelemesi var bende. Hızlanma, frenaj, ağırlık merkezi ve viraj, toplam güçleri ve tork eğrileri, yakıt sistemleri (sadece Fazer de kullanılan gurup enjeksiyon sistemi lider belitrmekte fayda var) vs..vs.. Sonuç ise her modelin artı ve eksi yönleri. Olduğundan başka birşey daha değil anlayacağınız. Bence gerçek değerlendirme de budur. Pilotlar fikir beyan ettiğinde olayı kişiselleştirmiş olur. Yani seçim, sürücünün kişisel beklentileri ve sürüş yetenekleri ile belirlenmeli. Genel tabloya bakıyorsunuz ve kendinze neyin daha yakın olduğunu tespit ederek o yönde ilerliyorsunuz. Frenlemesi iyi bir model isterseniz daha erken duran model, frenlemede pilotajınız iyi ise ve ivmelenme sizin için önemli ise 0-100 ve 0-200 süreleri iyi olan bir modeli tercih edersiniz.
Ha, bunu güzel vatanımız Türkiye'de kaçımız bu şekilde yapıyoruz işte bence bunu tartışmalıyız. Üzerinde durmamız gereken budur. Yanlı değerlendirmeler ve falanca pilotun filanca açıklamasının benim gözümde 5 kuruşluk değeri yoktur. Öyle de olmalıdır.
Bizim ülkemizdeki Fazer kullanıcılarını diğer ülkelerin Fazer kullanıcılarından ayıran da sanırım bu nokta. Avrupalı kullanıcı ciddi araştırlamar sonucu Fazer'i seçiyor. Yani avrupanın en çok satan modelini almak, ağız tatlandırmak için bakalla girip te lolipop almaya benzemiyor. Bu açıdan yaklaşırsak ta bu dergilerin bir iki sayısında Fazer'i kötülemeleri suya düşüyor.
Arkadaşlar kısaca dergilerdeki karşılaştırmalar realist değil. Realis olan karşılatırmalar da var onları da bulun, okuyun. Japonların bu işteki başarısını hazmedemeyenlerin mızırtılarına aklınız takılmasın.
Fazer kendi sınıfının lideridir. Bunu satış rakamları da göstermektedir. Daha fazla söze gerek yok sanırım.
--------------------------------------------------------------------------------