- Katılım
- 17 Eki 2024
- Mesajlar
- 361
- Motosikleti
- 2025 Triumph Tiger Sport 660
- Konu Yazar
- #1
Yaklaşık 20 gün önce işten eve dönerken önüme araba kırması sebebi ile 80+ km/h hızdayken yerde sürüklendim. Kaza O-2'de (ikinci köprü yolu) gerçekleşti. Biliyorsunuz, iş çıkış saatinin sebep olduğu trafikten kaçmak için İstanbullu bütün motorcular emniyet şeridinde ilerliyorlar. Benim de aynı şeyi yapmak için çok şeritli bir ayrım kavşağından emniyet şeridine dalmak istememle birlikte kaza yaşandı.
Hatırladığım kadarı ile ben taralı alana girdikten sonra fikrini değiştiren araba sürücüsü ani şekilde sağa dönüyor. Arabanın sağ ön tarafına vuruyorum. Dengem bozulduktan sonra ben ve motorum sola yatıyor. Ayak dayadığımız büyük metal parça ise ayakkabımın fermuarının olduğu yerden girip fermuar kumaşının diğer tarafından çıkıyor. Burada çok şanslıyım ki o metal ayağımı teğet geçiyor. Ancak aynı zamanda da şanssızım çünkü ayağım bu sebeple motoruma takılıyor.
Hızımdan dolayı kayma sürem birkaç saniye oluyor. Bunun ilk saniyesinde kaza yaptığımı idrak edememiştim. Ancak kaymaya devam ederken sağ ön çaprazımda kıvılcım çıkartarak ilerleyen motorumu ve doğrudan üstüne gittiğim yerde olan çivili dubaları gördüğümde olayın ciddiyetini anlıyorum. Aklımda motor kariyerimin bittiği, tertemiz motorumun paramparça olduğu gibi düşünceler birden beliriyor. O çivili dubaların ise en az birine bilmem kaç km hızda kayarken karnımla (belki bir de kaburgamın alt kısımları ile) vuruyorum.
Dümdüz yoluma devam edecekken önce kendimi refüje yönelmiş, sonra da vızır vızır araçların geçtiği çıkıştaki şeridin tam ortasında buluyorum. Üstelik gelen arabalar ile de önümde duran motosikletim beni gizliyor. Bu da yetmiyor, motora sabitlenen ayağım motorun altında kalıyor. Her ne kadar ayağımı çeksem de çıkmıyor. Elimi kaldırarak yardım çağırıyorum ve duran arabalar yardıma koşuyor. İki kişi motoru kaldırsa da ayağım gelmiyordu. Çünkü ben kazada sağa sola savrulurken ayağım motorun birkaç aksamına takılarak içeri sıkışmıştı. Aslında hiç hareket ettirmemem gerektiği halde araba çarpma korkusundan ayakkabımı çıkardım ve ayağımı kurtardım. Tabi yolun kenarına kendimi atarken bastığım ayakta acıyı hissettim. İki parmağım ve bir tarak kemiğim binen yüke dayanamayıp kırılmışlar. Ayrıca kırılan 2 parmakla birlikte 4 parmağım da çıkmış.
Kaza akşam saatlerinde gerçekleşti. Tam reflektif yelek giyiyordum. Araba sürücüsü beni görmediğini söyledi. Yerde sürüklendiğim anın tamamına da şahitlik etti. Kazanın korkunçluğu sebebi ile beni öldürdüğünü düşünmüş. Ben yolun kenarına kendimi attığımda yanımdaydı ve kazayı kimle yaptığımı sorduğumda kendisi olduğunu söyledi. Psikolojik teşhis koyacak değilim fakat panik atak geçiriyor gibiydi. Ambulans gelene kadar araçlarında bekledim. Bu sürede kendi halimi bırakıp sürücüyü sakinleştirmekle uğraştım. Yaklaşık 40 dakika sonra gelen ambulans ise konumun yanlış tarif edilmesinden dolayı geciktiklerini ve kendilerinin benim için yola çıkan 3. ambulans olduğunu söylediler.
Sonrasında hastanede zorlu bir gece geçirdim. Sonraki birkaç gün de ameliyat olacağım için hastanede yattım fakat birkaç gün sonra ihtiyaç olmadığına karar verdiklerinden taburcu oldum.
Önümde uzun bir dava süreci olacak. Olay yerindeki polislerin yazdığı ihlal kodlarına göre (mobese de varmış) karşı taraf %75, ben ise %25 hatalıyım. Bu süreç beni en az 1 yıl oyalayacak gibi duruyor.
Ekipmanlarım
Görece korkunç bir kazadan çok hafif zararla ayrıldığımı kabul ediyorum. Bunu da doğal olarak ekipmanlarıma borçluyum. Bazıları hakkında kazada beni koruyacaklarına dair süphelerim vardı fakat boşuna sertifikaları olmadıklarını bana göstermiş oldular. Bu diyeceklerim tabi ki reklam değil ama ekipman bakanlara fikir verir diye paylaşayım dedim:
Şu an sol ayağımın olmasını belki de Forma Jasper botlarıma borçluyum. Parmak uçlarındaki güçlendirilmiş kısımlar parmaklarımın ezilmesini engelledi. Ancak parmak eklemlerimi %100 koruyamadı. Ben yine de bu su geçirmez ve ekonomik botlardan memnunum.
Beni gerçekten şaşırtan şey ise pantolonum oldu. O gün Motomax'ın markası olan 4Riders'ın ekonomik bir kot pantolonunu giyiyordum. Yaklaşık 2 sene önce aldığım için modelini hatırlamıyorum ama AA sertifikalı olması gerekiyor. İçerisinde de yine Türk markası olan Impactec'ten AA sertifikalı kalça ve diz korumaları vardı. Yerle ilk temasım sanırsam kalçamın sol tarafıyla oldu. Pantolonun da sadece orasının patlamış olması bunu doğruluyor gibi. Kalçamdaki kemiklerde en ufak bir sorun oluşmadı. Ancak sağ dizimde biraz yanık var gibi. O kısım nasıl oldu bilmiyorum fakat standart bir yara izinden fazla değil. Cebimdeki anahtarlar ve cüzdan ise ilk temas noktasına çok yakındı fakat şansıma onların üstüne düşmedim.
Ceket olarak da Rev'it Jacket Flare 2 kullanıyordum. Sırt koruma olarak da Knox'tan alabildiğim en yüksek seviye koruyucuyu takmıştım. Yerle ikinci temasım da sanırım omzumla oldu. Çünkü birkaç gün kolumu yukarı kaldırdığımda omzumda minik bir yorgunluk hissediyordum. Ayrıca tabi ki cekette de yırtıklar vardı. Omuzdaki korumalar hem darbeyi sönümlemede hem de kaydırmada başarılı oldular. Bildiğim kadarı ile bu korumalar sadece A seviyesindeler.
Montun belinde bulunan, ceketi pantolona sabitlemeye yarayan o küçük aparat da inanılmaz iyi çalıştı. Sırt üstü kayarken sırtım hiç açılmadı. Ancak sanıyorum ki çarptığım duba etkisiyle göbeğim açıldı. Göbeğimin sol kısmında ciddi olmayan asfalt yanıkları oluştu. Hastanede verilen krem birkaç günde durumu iyileştirdi.
Ellerimle yere tutunduğumu hatırlamıyorum. Fakat Held Madoc Max eldivenlerimin de bir tarafın eklem koruması biraz aşınmış. Onun dışında bir şeyi yok. Aynı şekilde kafamı yere ilk düştüğümde vurmadıysam başka bir yere vurmadım. HJC Rpha 12 kaskımda da bu yüzden sadece minik çizikler var. Bütün bu korumalar işlerini gerçekleştirdi ve hepsini hatıra olması adına bir kutuya kaldırmayı planlıyorum.
Bundan Sonrası ve Devam Etmek
İşin buraya kadar kısmı üzücüydü fakat belki de mucizevi şekilde kabul edilebilir minimum hasarla kurtuldum. Bundan sonraki kısım ise beni biraz düşündürüyor.
Kazamdan tam 1 yıl 2 gün önce moralimin yerle bir olduğu bir gün düşük hızdayken orman yollarında sürerken yoldan çıktım ve sol el bileğimi kırdım. O gün de bugün de babam motorumun peşinden kamyonetiyle eve getirmek için uğraştı. Yine o iki farklı gün de alçı odasında doktor eklemlerimi yerine oturtmaya çalışırken çığlıklarımı yanımda dinledi. İlk kazada motorumu bırakmayacağımı söylüyordum. Bu sefer ise sadece sustum. En son psikolojim bozulmuş şekilde dayanamayıp bir daha bunun yaşanmamasını istediğimi söylüyordum.
Babam nefes aldıkça bir daha seni motora bindirmem dedi. Annem ise şaşırtıcı bir şekilde ikidir bir şey demiyor fakat acı çektiğini fark ediyorum. Tabi her önüne geldiğim doktor da motor kullanmanın tehlikelerinden bahsedip durdu.
Şimdiye kadar en çok korktuğum şey sanırım kaburgalarımın veya köprücük kemiğimin kırılmasıydı. Bu kazada hızla üstüne ilerlediğim duba ise buna az kalsın sebep oluyordu. Bu beni fazla korkuttu. Uzun zamandır almayı ertelediğim airbag'li yelek ise belki de haftalardır ara sıra bastıran acıların önüne geçebilecekti.
Belki aramızda, belki de tanıdıklarınızdan ciddi bir motosiklet kazası geçirmiş ve sonrasında devam etmiş insanlar illa ki vardır. Bu insanların ne kadarı neyi farklı yaparak uzunca yıllar motor kullanmaya devam etmiş (veya etmemiş)? Belki de 20'li yaşların heyecanı ile 2 senede 2 kere alçıya girmiş (aslında 3 yılda 3 alçı ama ilki dümdüz yürürken burktuğum sol ayak bileğim) bir gence yol gösterici olabilir.
Hayalini kurup sıfır aldığım, rödajına aşırı dikkat ettiğim ve yıllarca kullanmayı umduğum motorum ise şu an serviste. Triumph'ın pahalı yedek parçaları cebimi hasarın 4'te birini karşılayacak olsam da bayağı bir acıtacak gibi duruyor. Ancak motorda ciddi bir hasar yok gibi (vites pedalı ve debriyaj maneti bile yerinde duruyor). Sağlam motorlarmış. Yine de hayallerimin parça parça olduğunu görmüş olmak canımı sıkıyor.
Hatırladığım kadarı ile ben taralı alana girdikten sonra fikrini değiştiren araba sürücüsü ani şekilde sağa dönüyor. Arabanın sağ ön tarafına vuruyorum. Dengem bozulduktan sonra ben ve motorum sola yatıyor. Ayak dayadığımız büyük metal parça ise ayakkabımın fermuarının olduğu yerden girip fermuar kumaşının diğer tarafından çıkıyor. Burada çok şanslıyım ki o metal ayağımı teğet geçiyor. Ancak aynı zamanda da şanssızım çünkü ayağım bu sebeple motoruma takılıyor.
Hızımdan dolayı kayma sürem birkaç saniye oluyor. Bunun ilk saniyesinde kaza yaptığımı idrak edememiştim. Ancak kaymaya devam ederken sağ ön çaprazımda kıvılcım çıkartarak ilerleyen motorumu ve doğrudan üstüne gittiğim yerde olan çivili dubaları gördüğümde olayın ciddiyetini anlıyorum. Aklımda motor kariyerimin bittiği, tertemiz motorumun paramparça olduğu gibi düşünceler birden beliriyor. O çivili dubaların ise en az birine bilmem kaç km hızda kayarken karnımla (belki bir de kaburgamın alt kısımları ile) vuruyorum.
Dümdüz yoluma devam edecekken önce kendimi refüje yönelmiş, sonra da vızır vızır araçların geçtiği çıkıştaki şeridin tam ortasında buluyorum. Üstelik gelen arabalar ile de önümde duran motosikletim beni gizliyor. Bu da yetmiyor, motora sabitlenen ayağım motorun altında kalıyor. Her ne kadar ayağımı çeksem de çıkmıyor. Elimi kaldırarak yardım çağırıyorum ve duran arabalar yardıma koşuyor. İki kişi motoru kaldırsa da ayağım gelmiyordu. Çünkü ben kazada sağa sola savrulurken ayağım motorun birkaç aksamına takılarak içeri sıkışmıştı. Aslında hiç hareket ettirmemem gerektiği halde araba çarpma korkusundan ayakkabımı çıkardım ve ayağımı kurtardım. Tabi yolun kenarına kendimi atarken bastığım ayakta acıyı hissettim. İki parmağım ve bir tarak kemiğim binen yüke dayanamayıp kırılmışlar. Ayrıca kırılan 2 parmakla birlikte 4 parmağım da çıkmış.
Kaza akşam saatlerinde gerçekleşti. Tam reflektif yelek giyiyordum. Araba sürücüsü beni görmediğini söyledi. Yerde sürüklendiğim anın tamamına da şahitlik etti. Kazanın korkunçluğu sebebi ile beni öldürdüğünü düşünmüş. Ben yolun kenarına kendimi attığımda yanımdaydı ve kazayı kimle yaptığımı sorduğumda kendisi olduğunu söyledi. Psikolojik teşhis koyacak değilim fakat panik atak geçiriyor gibiydi. Ambulans gelene kadar araçlarında bekledim. Bu sürede kendi halimi bırakıp sürücüyü sakinleştirmekle uğraştım. Yaklaşık 40 dakika sonra gelen ambulans ise konumun yanlış tarif edilmesinden dolayı geciktiklerini ve kendilerinin benim için yola çıkan 3. ambulans olduğunu söylediler.
Sonrasında hastanede zorlu bir gece geçirdim. Sonraki birkaç gün de ameliyat olacağım için hastanede yattım fakat birkaç gün sonra ihtiyaç olmadığına karar verdiklerinden taburcu oldum.
Önümde uzun bir dava süreci olacak. Olay yerindeki polislerin yazdığı ihlal kodlarına göre (mobese de varmış) karşı taraf %75, ben ise %25 hatalıyım. Bu süreç beni en az 1 yıl oyalayacak gibi duruyor.
Ekipmanlarım
Görece korkunç bir kazadan çok hafif zararla ayrıldığımı kabul ediyorum. Bunu da doğal olarak ekipmanlarıma borçluyum. Bazıları hakkında kazada beni koruyacaklarına dair süphelerim vardı fakat boşuna sertifikaları olmadıklarını bana göstermiş oldular. Bu diyeceklerim tabi ki reklam değil ama ekipman bakanlara fikir verir diye paylaşayım dedim:
Şu an sol ayağımın olmasını belki de Forma Jasper botlarıma borçluyum. Parmak uçlarındaki güçlendirilmiş kısımlar parmaklarımın ezilmesini engelledi. Ancak parmak eklemlerimi %100 koruyamadı. Ben yine de bu su geçirmez ve ekonomik botlardan memnunum.
Beni gerçekten şaşırtan şey ise pantolonum oldu. O gün Motomax'ın markası olan 4Riders'ın ekonomik bir kot pantolonunu giyiyordum. Yaklaşık 2 sene önce aldığım için modelini hatırlamıyorum ama AA sertifikalı olması gerekiyor. İçerisinde de yine Türk markası olan Impactec'ten AA sertifikalı kalça ve diz korumaları vardı. Yerle ilk temasım sanırsam kalçamın sol tarafıyla oldu. Pantolonun da sadece orasının patlamış olması bunu doğruluyor gibi. Kalçamdaki kemiklerde en ufak bir sorun oluşmadı. Ancak sağ dizimde biraz yanık var gibi. O kısım nasıl oldu bilmiyorum fakat standart bir yara izinden fazla değil. Cebimdeki anahtarlar ve cüzdan ise ilk temas noktasına çok yakındı fakat şansıma onların üstüne düşmedim.
Ceket olarak da Rev'it Jacket Flare 2 kullanıyordum. Sırt koruma olarak da Knox'tan alabildiğim en yüksek seviye koruyucuyu takmıştım. Yerle ikinci temasım da sanırım omzumla oldu. Çünkü birkaç gün kolumu yukarı kaldırdığımda omzumda minik bir yorgunluk hissediyordum. Ayrıca tabi ki cekette de yırtıklar vardı. Omuzdaki korumalar hem darbeyi sönümlemede hem de kaydırmada başarılı oldular. Bildiğim kadarı ile bu korumalar sadece A seviyesindeler.
Montun belinde bulunan, ceketi pantolona sabitlemeye yarayan o küçük aparat da inanılmaz iyi çalıştı. Sırt üstü kayarken sırtım hiç açılmadı. Ancak sanıyorum ki çarptığım duba etkisiyle göbeğim açıldı. Göbeğimin sol kısmında ciddi olmayan asfalt yanıkları oluştu. Hastanede verilen krem birkaç günde durumu iyileştirdi.
Ellerimle yere tutunduğumu hatırlamıyorum. Fakat Held Madoc Max eldivenlerimin de bir tarafın eklem koruması biraz aşınmış. Onun dışında bir şeyi yok. Aynı şekilde kafamı yere ilk düştüğümde vurmadıysam başka bir yere vurmadım. HJC Rpha 12 kaskımda da bu yüzden sadece minik çizikler var. Bütün bu korumalar işlerini gerçekleştirdi ve hepsini hatıra olması adına bir kutuya kaldırmayı planlıyorum.
Bundan Sonrası ve Devam Etmek
İşin buraya kadar kısmı üzücüydü fakat belki de mucizevi şekilde kabul edilebilir minimum hasarla kurtuldum. Bundan sonraki kısım ise beni biraz düşündürüyor.
Kazamdan tam 1 yıl 2 gün önce moralimin yerle bir olduğu bir gün düşük hızdayken orman yollarında sürerken yoldan çıktım ve sol el bileğimi kırdım. O gün de bugün de babam motorumun peşinden kamyonetiyle eve getirmek için uğraştı. Yine o iki farklı gün de alçı odasında doktor eklemlerimi yerine oturtmaya çalışırken çığlıklarımı yanımda dinledi. İlk kazada motorumu bırakmayacağımı söylüyordum. Bu sefer ise sadece sustum. En son psikolojim bozulmuş şekilde dayanamayıp bir daha bunun yaşanmamasını istediğimi söylüyordum.
Babam nefes aldıkça bir daha seni motora bindirmem dedi. Annem ise şaşırtıcı bir şekilde ikidir bir şey demiyor fakat acı çektiğini fark ediyorum. Tabi her önüne geldiğim doktor da motor kullanmanın tehlikelerinden bahsedip durdu.
Şimdiye kadar en çok korktuğum şey sanırım kaburgalarımın veya köprücük kemiğimin kırılmasıydı. Bu kazada hızla üstüne ilerlediğim duba ise buna az kalsın sebep oluyordu. Bu beni fazla korkuttu. Uzun zamandır almayı ertelediğim airbag'li yelek ise belki de haftalardır ara sıra bastıran acıların önüne geçebilecekti.
Belki aramızda, belki de tanıdıklarınızdan ciddi bir motosiklet kazası geçirmiş ve sonrasında devam etmiş insanlar illa ki vardır. Bu insanların ne kadarı neyi farklı yaparak uzunca yıllar motor kullanmaya devam etmiş (veya etmemiş)? Belki de 20'li yaşların heyecanı ile 2 senede 2 kere alçıya girmiş (aslında 3 yılda 3 alçı ama ilki dümdüz yürürken burktuğum sol ayak bileğim) bir gence yol gösterici olabilir.
Hayalini kurup sıfır aldığım, rödajına aşırı dikkat ettiğim ve yıllarca kullanmayı umduğum motorum ise şu an serviste. Triumph'ın pahalı yedek parçaları cebimi hasarın 4'te birini karşılayacak olsam da bayağı bir acıtacak gibi duruyor. Ancak motorda ciddi bir hasar yok gibi (vites pedalı ve debriyaj maneti bile yerinde duruyor). Sağlam motorlarmış. Yine de hayallerimin parça parça olduğunu görmüş olmak canımı sıkıyor.
