- Katılım
- 12 Eki 2024
- Mesajlar
- 640
- Motosikleti
- Suzuki V-Strom 650 XT A L7, 2023
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar selamlar;
Konu başlığı aslında gayet net bir soru da ihtiva ediyor, "Motosikletlerimizden neden memnun olamıyoruz ?" sorusu hepimiz için değil ama birçoğumuz için geçerli.
Forum içi konuşmalarımızda, gözlemecilerde, restoranlarda, aile arası konuşmalarımızda, iş-aşk-özel arkadaşlarımızla konuşmalarımızda, "Yok abi satıp büyüteceğim!" yada "Artık bana yetmiyor kanka ya" denildiğini bu kulaklar sayısız kere işitti, gözler okudu. Bir topluluğa gidildiğinde hele ki motosikletli bir başkası var ise silindir hacmi üzerinden dönen bir muhabbet var ki tam hastalık resmen... Yok ben daha çok yattım, yok ben daha hızlı gittim... Mezarlıklarda yatanlar da konuşabilseydi keşke..
Sonuç olarak sürekli motosiklet değiştiren hatta ve 10K kilometre olmadan satılan motosikletlerle dolu bir piyasa yaratmış olduk. Şöyle bir düşünce şekli olabilir mi ya ?;"Abi 20.000 kilometreden sonra daha satamazsın bu motoru.." sizce bu düşünce şekli mantıklı olabilir mi... Bakımları geçirilmemiş, haytalık edilmemiş makinalar mağaza fiyatının %25-30 hatta satış adedine göre oranlar biraz değişkenlik gösterse de sözde "DEĞER KAYBEDİYOR".
Yani bir motosikleti almadan satmayı düşünür hale evrildik. Halbuki ne olur yani bakımları geçmemiş, aksesuar eklenmiş, gönül bağı kurulmuş bir aletler için 10-20K kilometre nedir ki !?. Efendim birisi çıkar der ki "Servislerin hali ortada, yetkilisinde bile kalite yok bakımlı olsa ne yazar!?", be güzel abim/kardeşim sen de o zaman servisi iyi olan markalara bak yada servisini değiştir. Zaman-bütçe problemin olursa evet, artık şimdi ikinci el motosikletlere bak yada sat. Burada kötü hizmeti olan markalar ve servisler bas bas bağırılıyor zaten. Hatta gel foruma yaz, ben bunu bunu yaşadım diye. Burası Türkiye'nin en büyük motosiklet camiası, katıl paylaş. Kaldı ki her markada var bu değer kaybı mevzusu. Sebebine aşağıda değineceğim. Bir çok motosiklet için bu kilometreler ileri rodaj mesafeleri sadece. İnsanlar servis ücretinden kaçmak için kaç katını satarken zarar ediyor, inanılır gibi değil...
Bir diğer husus ise artık cıvıklaşan Youtuber içerik üreticileri. Bu otomobilde de olsa da otomobillere, daha fazla kullanım ömrü sunulduğundan(sözde) ne yazık ki motosiklet camiasında daha bir etkili.(Özellikle ağır bakımların otomobillere kıyasla daha erken kilometrelerde yapılması belki bir yerde o algıyı inşa ediyor) "Biz bağımsızız, bir tarafsızız, en şeffaf biziz..." safsataları ile motosikleti verenlere, emanet edenlere hatta kendi motosikletini çok seviyor diye Allah'ım, yerlere göklere sığdıramayanlardan gına geliyor, arkasındaki fikir yapısını, yola çıkış mantığını görenler için durum bu. Halbuki daha 100 kilometre çevirmeden tanıtım yapıyorlar işte sözde. Bir de kapılanlar var, reklamı yutanlar var. Bunlar ne yazık ki ilk motosikletini alan/alacak olan çocuklar oluyor. Görüntüsü alev alev motorların altında aslında kalitesiz, odun gibi tutmayan lastikli motosikletleri "Al al al al, çabuk al fiyatı artacak" denilerek sattırılıyor. İzliyoruz sonra "Parça bekliyorum, binemiyorum, üçüncü defa kırdım/patlattım, alçıya aldılar, çok iyi çocuktu..."
Arkadaşlar bu tip söylemlere hatta "büyü"ye diyelim, Benzersiz Satış Vaatleri denilir, en tarafsız sandığınız ne güzel bak ürünleri kullanmış ve tanıtıyor dediğiniz kişilerin size pazarladığı şeyler bunlar. Ki asıl konuya dönelim; Bu arkadaşlar sürekli motosikletleri "Bu en torklusu, bu en rahatı, bunda olmuş, şunun üstüne rakip tanımam" ifadelerle sizi manipüle ettiğini kaçırmayın. Motosikleti bu tiplere emanet edenleri düşünün en basitinden, öyle pasif ama etkili bir fayda sağlıyorlar ki izleyenler farkında olsa dahi bir anlığına kapılabiliyor bile. "Ey izleyenler, o seleye siz mi oturuyorsunuz, o sürüşü siz mi yapıyorsunuz !?" diye bir soru sorayım mesela. Bir motosiklete sahipseniz ve yine de bu elemanları izliyorsanız kendinizi teslim etmeye hazırlanıyorsunuz olabilirsiniz. Şehir içinde yüksek ve litrelik makineler kullanan, araziyle işi olmayıp ancak tamamiyle arazi donanımla, hatta ağırlığından sebep toprağa dahi girmemesi gereken, dönüş yarıçapı olmayan, piste göre dizayn edilmiş araçları kullananlar doldu ortalık. Neden peki, o motosiklet hakkında olumlu konuştu diye; Hatta belki o konuşan da "büyüye" kapıldı diye.
Adv. motosikletlerle yüksek hızlı viraj yapmayı marifet olarak pazarlayan soytarılarla doldu aynı zamanda. He bunu da "Bakın bakın ne yapıyorum" minvalinde pazarlayanlara sözüm. Para kazansın kazanmasın farketmez. Kusura bakmayın, SOYTARISINIZ. Şöyle bir örnek verelim, elinde telefonla otobanda +300 km/s yaparken video çeken otomobil sürücüsü birisini görseniz yada şeritlerle ayrılmış bir yolda en soldan sağa taşan ama +150/200 km/s hızla dönmeye çalışan ve bunu kaydedip "Viraj böyle alınır
" yazıp yayınlayan mahlukatlara, "Aptala bak, vuracak birisine alacak canını" dersiniz değil mi; Bunun motosiklet versiyonu nasıl olabilir ki başka zaten ? Motosiklette soytarılık sadece tek teker mi, lastik yakma mı zannediyordunuz !? Adamlar bunları yapıyor bir de "Bakın abi çok yetenekli, hmmm, evet çok marifetli motosikletmiş" diye size yayınlıyor. Halbuki pek motosikletle alakalı olmayan da durumlar ama neyse... Vaadedip kandıracak ya, sattıracak ya..
Kıssadan hisse; Reklamcılar size "kategorisinde en iyisi" etiketiyle ihtiyacınız olanın fazlasını söylese de "yeterli olanın" huzurundan hiç bahsetmez, bahsettirmez. "Yenisini sattıracak çünkü". İyinin duruma ve şartlara göre nasıl değiştiğinden bahsetmez kimse, bunu unutturmaya çalışıyorlar çünkü. Motosikletinizle aranızdaki bağı bir YouTuber'ın beğenisi değil, geçtiğiniz yollar ve yaşayacağınız deneyimler belirler. Satmak için değil, sürmek için alın. Pazarlamacılar size bir 'vaat' satmaya çalışsa da siz tecrübeyi, anıyı korumaya çalışın.
Bu sitemlerimi, medyaya olan yaklaşımımı zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Zor, iğneleyici ama benim açımdan rahatlatıcı bir yazıydı. Takip ettiğim bir yada iki kanal kaldı listemde onlar da tur-rehberlik-tecrübe kanalları ve şunu diyeyim; Rahatladım. Ne kadar gereksizmiş onca giden izleme zamanıma rağmen. Tavsiye ederim, azıcık arındırın zihninizi, etki altından uzaklaşın. Selametler.
Konu başlığı aslında gayet net bir soru da ihtiva ediyor, "Motosikletlerimizden neden memnun olamıyoruz ?" sorusu hepimiz için değil ama birçoğumuz için geçerli.
Forum içi konuşmalarımızda, gözlemecilerde, restoranlarda, aile arası konuşmalarımızda, iş-aşk-özel arkadaşlarımızla konuşmalarımızda, "Yok abi satıp büyüteceğim!" yada "Artık bana yetmiyor kanka ya" denildiğini bu kulaklar sayısız kere işitti, gözler okudu. Bir topluluğa gidildiğinde hele ki motosikletli bir başkası var ise silindir hacmi üzerinden dönen bir muhabbet var ki tam hastalık resmen... Yok ben daha çok yattım, yok ben daha hızlı gittim... Mezarlıklarda yatanlar da konuşabilseydi keşke..
Sonuç olarak sürekli motosiklet değiştiren hatta ve 10K kilometre olmadan satılan motosikletlerle dolu bir piyasa yaratmış olduk. Şöyle bir düşünce şekli olabilir mi ya ?;"Abi 20.000 kilometreden sonra daha satamazsın bu motoru.." sizce bu düşünce şekli mantıklı olabilir mi... Bakımları geçirilmemiş, haytalık edilmemiş makinalar mağaza fiyatının %25-30 hatta satış adedine göre oranlar biraz değişkenlik gösterse de sözde "DEĞER KAYBEDİYOR".
Yani bir motosikleti almadan satmayı düşünür hale evrildik. Halbuki ne olur yani bakımları geçmemiş, aksesuar eklenmiş, gönül bağı kurulmuş bir aletler için 10-20K kilometre nedir ki !?. Efendim birisi çıkar der ki "Servislerin hali ortada, yetkilisinde bile kalite yok bakımlı olsa ne yazar!?", be güzel abim/kardeşim sen de o zaman servisi iyi olan markalara bak yada servisini değiştir. Zaman-bütçe problemin olursa evet, artık şimdi ikinci el motosikletlere bak yada sat. Burada kötü hizmeti olan markalar ve servisler bas bas bağırılıyor zaten. Hatta gel foruma yaz, ben bunu bunu yaşadım diye. Burası Türkiye'nin en büyük motosiklet camiası, katıl paylaş. Kaldı ki her markada var bu değer kaybı mevzusu. Sebebine aşağıda değineceğim. Bir çok motosiklet için bu kilometreler ileri rodaj mesafeleri sadece. İnsanlar servis ücretinden kaçmak için kaç katını satarken zarar ediyor, inanılır gibi değil...
Bir diğer husus ise artık cıvıklaşan Youtuber içerik üreticileri. Bu otomobilde de olsa da otomobillere, daha fazla kullanım ömrü sunulduğundan(sözde) ne yazık ki motosiklet camiasında daha bir etkili.(Özellikle ağır bakımların otomobillere kıyasla daha erken kilometrelerde yapılması belki bir yerde o algıyı inşa ediyor) "Biz bağımsızız, bir tarafsızız, en şeffaf biziz..." safsataları ile motosikleti verenlere, emanet edenlere hatta kendi motosikletini çok seviyor diye Allah'ım, yerlere göklere sığdıramayanlardan gına geliyor, arkasındaki fikir yapısını, yola çıkış mantığını görenler için durum bu. Halbuki daha 100 kilometre çevirmeden tanıtım yapıyorlar işte sözde. Bir de kapılanlar var, reklamı yutanlar var. Bunlar ne yazık ki ilk motosikletini alan/alacak olan çocuklar oluyor. Görüntüsü alev alev motorların altında aslında kalitesiz, odun gibi tutmayan lastikli motosikletleri "Al al al al, çabuk al fiyatı artacak" denilerek sattırılıyor. İzliyoruz sonra "Parça bekliyorum, binemiyorum, üçüncü defa kırdım/patlattım, alçıya aldılar, çok iyi çocuktu..."
Arkadaşlar bu tip söylemlere hatta "büyü"ye diyelim, Benzersiz Satış Vaatleri denilir, en tarafsız sandığınız ne güzel bak ürünleri kullanmış ve tanıtıyor dediğiniz kişilerin size pazarladığı şeyler bunlar. Ki asıl konuya dönelim; Bu arkadaşlar sürekli motosikletleri "Bu en torklusu, bu en rahatı, bunda olmuş, şunun üstüne rakip tanımam" ifadelerle sizi manipüle ettiğini kaçırmayın. Motosikleti bu tiplere emanet edenleri düşünün en basitinden, öyle pasif ama etkili bir fayda sağlıyorlar ki izleyenler farkında olsa dahi bir anlığına kapılabiliyor bile. "Ey izleyenler, o seleye siz mi oturuyorsunuz, o sürüşü siz mi yapıyorsunuz !?" diye bir soru sorayım mesela. Bir motosiklete sahipseniz ve yine de bu elemanları izliyorsanız kendinizi teslim etmeye hazırlanıyorsunuz olabilirsiniz. Şehir içinde yüksek ve litrelik makineler kullanan, araziyle işi olmayıp ancak tamamiyle arazi donanımla, hatta ağırlığından sebep toprağa dahi girmemesi gereken, dönüş yarıçapı olmayan, piste göre dizayn edilmiş araçları kullananlar doldu ortalık. Neden peki, o motosiklet hakkında olumlu konuştu diye; Hatta belki o konuşan da "büyüye" kapıldı diye.
Adv. motosikletlerle yüksek hızlı viraj yapmayı marifet olarak pazarlayan soytarılarla doldu aynı zamanda. He bunu da "Bakın bakın ne yapıyorum" minvalinde pazarlayanlara sözüm. Para kazansın kazanmasın farketmez. Kusura bakmayın, SOYTARISINIZ. Şöyle bir örnek verelim, elinde telefonla otobanda +300 km/s yaparken video çeken otomobil sürücüsü birisini görseniz yada şeritlerle ayrılmış bir yolda en soldan sağa taşan ama +150/200 km/s hızla dönmeye çalışan ve bunu kaydedip "Viraj böyle alınır
Kıssadan hisse; Reklamcılar size "kategorisinde en iyisi" etiketiyle ihtiyacınız olanın fazlasını söylese de "yeterli olanın" huzurundan hiç bahsetmez, bahsettirmez. "Yenisini sattıracak çünkü". İyinin duruma ve şartlara göre nasıl değiştiğinden bahsetmez kimse, bunu unutturmaya çalışıyorlar çünkü. Motosikletinizle aranızdaki bağı bir YouTuber'ın beğenisi değil, geçtiğiniz yollar ve yaşayacağınız deneyimler belirler. Satmak için değil, sürmek için alın. Pazarlamacılar size bir 'vaat' satmaya çalışsa da siz tecrübeyi, anıyı korumaya çalışın.
Bu sitemlerimi, medyaya olan yaklaşımımı zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim. Zor, iğneleyici ama benim açımdan rahatlatıcı bir yazıydı. Takip ettiğim bir yada iki kanal kaldı listemde onlar da tur-rehberlik-tecrübe kanalları ve şunu diyeyim; Rahatladım. Ne kadar gereksizmiş onca giden izleme zamanıma rağmen. Tavsiye ederim, azıcık arındırın zihninizi, etki altından uzaklaşın. Selametler.
Son düzenleme:
