- Katılım
- 23 May 2025
- Mesajlar
- 345
- Konu Yazar
- #1
geçmiş olmanın verdiği özgüvenle bu konuyu açıyorum abilerim, amcalarım, dayılarım ve de pek kıymetli küçük kardeşlerim..... (cinsiyetçi değilim ama kadın üyeye dair bir yaşam emaresi görmediğim için belirtmedim)
bildiğiniz üzere 3 hafta önce forumda orta sınıf adventure motorlara ilişkin bilgi birikimlerinizden istifade etmek ve aslında gönlümde çoktan yer edinmiş motoru bulmuş olsam da ezbere hareket etmemek adına epeyce kafanızı ütülemiştim. öncelikle hakkınızı helal etmenizi istiyorum
)))
ve bu süreç sonunda triumph tiger 800 xcx modelini almıştım hatırlarsanız. sağ olsun beto87, espresso ve lombardo gibi abilerim/arkadaşlarım motora ilişkin yorumumu bekliyorlardı. geçen bu 3 haftalık zaman zarfında gerek yaşadığım birkaç aksilikten (motorla ilgili değil) ve gerekse de forumda telefondan yorum yazmanın üşengeçliğinden ötürü o anki duygularımı paylaşamamıştım. en sonunda da bari antalya'dan erzurum'a da süreyim de bari tam olarak nasıl bir tecrübe yaşadım, hepsini yazar çizerim diye bekledim.
ilk olarak satıcıyla ilk buluşmamızda motoru görünce şok oldum. fotoğraflardan çok da belli olmuyordu çünkü. açıkçası bu kadar kocaman bir motor beklemiyordum. hatta bu kadar kocaman bir motor da daha önce hiç görmemiştim desem abartmış olmam. işte direkt o an "olum adem, sen bunu nasıl süreceksin, s*çtık; bunu adama söylersem eğer adam bana, olum madem sürmedin hiç ne b*k yemeye bu motoru alıyorsun derse ne yaparım diye" heyecan bastı. adam bir şeyler anlatıyordu ama benim aklım hep motorun büyüklüğündeydi. sonra bir şekilde kem küm derken söyledim, böylesi bir motor tecrübem olmadığını. tabi adamın umurunda olmazdı, parasına bakar
bir yandan da motordan gözümü alamıyordum. çok acayip bir şeye benziyordu.
o an orada bir motor eğitmeni arkadaşlarının da olması açıkçası çok işime yaradı. hemen ayak üstü 3-4 günlük kapalı alan hakimiyet eğitimi ayarladık. adama rica ettim sen motoru eğitim alanına götürür müsün abi, ben süremem dedim
gittik sonra eğitim başladı, iyi kötü sürmeye başladım. ortalama 5-6 saat kadarlık bir eğitim sonrasında ve bir kere de o cehennem gibi antalya sıcağı ve keşmekeş trafiğinde sürmek zorunda kaldım. dur kalk yapa yapa iyi kötü sürdüm ve oradan da ilçeye geçtikten sonra biraz özgüvenim yerine gelmişti. ondan sonra biraz daha yol yaptıktan sonra iyiden iyiye motora alışmıştım. açıkçası scooterden sonra böyle bir canavara geçmek nasıl tarif edilir bilemiyorum ama böyle uçuyorsunuz resmen. motor yağ gibi akıyor, sen üstünde mest oluyorsun ve işte o an iyi ki dedim.... üzerinde bir de akrapoviç olduğundan o sesle iyice orgazm oluyorsunuz. en azından ben oluyorum
resmen yontma taş devrinden cilalı taş devrine geçmiş gibi hissediyordum. rain modunu da ayarlayamadığım için yol modunda kullanmak zorunda kaldığım için doğal olarak aradaki bariz güç farkını dibine kadar hissettim. belki bir tenere 700 kadar değildir hırçınlığı ama yine de hatırı sayılır bir atikliği var motorun. kocaman deposundan ötürü sanki önümde bir şey taşıyormuşum gibi hissediyorum hep. başlarda hem sol elim debriyaj kullanımından ötürü, hem de sağ elim gaz koluna alışmamdan ötürü ve de ilk defa böylesi büyük bir motor sürmemdan ötürü çok kastığım için çok fena uyuşuyordu. sonradan debriyaj kısmına alışınca sol el uyuşması geçmişti ama sağ el uyuşması hiç geçmemişti. hatta bir keresinde resmen çileye dönüşmüştü ve nefret etmiştim neredeyse yolculuktan. sonra sağ olsun mecoş48 abime danışıp oturuş pozisyonuyla alakalı olabileceğini söyleyince daha dikkatli sürmeye çalıştım ve büyük ölçüde uyuşma işine de hallettim. ama genel olarak bana göre motorda bir titreşim var. belki de normaldir ya da bana öyle geliyordur ama sanki özellikle rölantide zangır zangır titriyor gibi hissediyorum. uzun tur camı olmasına karşın maalesef kaska çok rüzgar alıyorum. özellikle 120'yi geçtikten sonra rüzgara ve rüzgarın sesine çokça maruz kalıyorum. deflektörle bunu çözebilir miyim bilmiyorum. kısacası gerek şehir içi kullanımda gerekse de ortalama 100 kmlik git gel yolculuk esnasında beni genel olarak çokça tatmin etmişti. yaylana yaylana gayet konforlu bir şekilde ve de istediğim an elimin altında güçlü bir makinenin varlığının verdiği konforla güzel güzel gezmiştim. ama asıl sınavını benim için antalya'dan erzurum'a gelirken verecekti motor.
zar zor 110-115 -can havliyle o da- km hızlara çıkan bir scooterle antalya-erzurum git gel yaptıktan 1 sene sonra 800 cc'lik bir canavarla keyifli keyifli o yolu gidecek olmanın hayaliyle yola koyuldum. 2 saat sonra g*tümün ağrımaya başladığını fark ettim. mola verince geçer diye beklerken aksine daha da çekilmez bir acıya dönüşmüştü. ilk başlarda hem debriyaja hem de gaz koluna alışmaya çalışacağız derken uyuşan ellerden sonra bu sefer de g*t artık g*tlükten çıkmıştı neredeyse. ve daha yolun başında sayılırdım. artık neredeyse 1 saatte bir 5-10 dakika durup yola devam ediyordum. kıçı kırık scooterle bile aynı yolda bu kadar yorulmamıştım diye hayıflana hayıflana yola devam ettim. artık öyle bir duruma gelmiştim motorun üstünde bi amuda kalkmadığım kalmıştı acıyı hafifletmek için. açıkçası çok şaşırdım. daha önce 2 haftalık toplam sürüşte ortalama 200-300 km kadar kullandığım halde gram sele rahatsız etmezken bu sefer ne oldu da sele resmen battı bir türlü anlayamadım. güya üstündeki orijinal konfor seleymiş. kısacası büyük keyif alacağım bu sefer derken büyük bir acı yaşadım ve ilk defa motor yolculuğundan nefret edip acaba vaz mı geçsem bu sevdadan dedim
eğer bunu çözemezsem 2 ay kadar sonra yine izne giderken aynı acıyı yaşayacağım ve açıkçası bunu yaşamak istemiyorum. bunu nasıl çözerim siz değerli abilerim/kardeşlerim yardımcı olursa çok sevinirim. onun dışında zaten hız, tork ve beygir konusunda beni çok çok çok tatmin etti valla. konya, aksaray, kayseri, sivas dolaylarındaki bilhassa düzlüklerde 120-130-140 yapıştırdım durdum. erzurum'a yaklaşınca da yolun bitmiş olmasının verdiği mutlulukla hız deneme amaçlı 175'e kadar çıktım.
scooterden sonra tiger'in aslında bana yaşatacağı en önemli olumsuzluk herhalde cüzdanı boşaltması olacak gibi
zira benzini resmen sömürüyor. hani aslan besleyen yemini düşünmezmiş diyorlar da abi ama nereye kadar düşünmez demiyorlar mı? motoru kullanmaya başladığım ilk 5 gün içinde (yanlış hatırlamıyorsam) 2 kere depoyu fulledim. ama ortalama 5-6 litre yakıyor.
yeteri kadar uzun yazdığım için yaşadığım mutluluk ve hissettiğim duygu yoğunluğu konusunda daha da fazla kafa ütülememek adına yazıyı burada sonlandırıyorum
)) gelen değerli yorumlarınız ve olursa sorularınız karşısında tekrardan yaşadıklarımı söylerim.
bildiğiniz üzere 3 hafta önce forumda orta sınıf adventure motorlara ilişkin bilgi birikimlerinizden istifade etmek ve aslında gönlümde çoktan yer edinmiş motoru bulmuş olsam da ezbere hareket etmemek adına epeyce kafanızı ütülemiştim. öncelikle hakkınızı helal etmenizi istiyorum
ve bu süreç sonunda triumph tiger 800 xcx modelini almıştım hatırlarsanız. sağ olsun beto87, espresso ve lombardo gibi abilerim/arkadaşlarım motora ilişkin yorumumu bekliyorlardı. geçen bu 3 haftalık zaman zarfında gerek yaşadığım birkaç aksilikten (motorla ilgili değil) ve gerekse de forumda telefondan yorum yazmanın üşengeçliğinden ötürü o anki duygularımı paylaşamamıştım. en sonunda da bari antalya'dan erzurum'a da süreyim de bari tam olarak nasıl bir tecrübe yaşadım, hepsini yazar çizerim diye bekledim.
ilk olarak satıcıyla ilk buluşmamızda motoru görünce şok oldum. fotoğraflardan çok da belli olmuyordu çünkü. açıkçası bu kadar kocaman bir motor beklemiyordum. hatta bu kadar kocaman bir motor da daha önce hiç görmemiştim desem abartmış olmam. işte direkt o an "olum adem, sen bunu nasıl süreceksin, s*çtık; bunu adama söylersem eğer adam bana, olum madem sürmedin hiç ne b*k yemeye bu motoru alıyorsun derse ne yaparım diye" heyecan bastı. adam bir şeyler anlatıyordu ama benim aklım hep motorun büyüklüğündeydi. sonra bir şekilde kem küm derken söyledim, böylesi bir motor tecrübem olmadığını. tabi adamın umurunda olmazdı, parasına bakar
o an orada bir motor eğitmeni arkadaşlarının da olması açıkçası çok işime yaradı. hemen ayak üstü 3-4 günlük kapalı alan hakimiyet eğitimi ayarladık. adama rica ettim sen motoru eğitim alanına götürür müsün abi, ben süremem dedim
zar zor 110-115 -can havliyle o da- km hızlara çıkan bir scooterle antalya-erzurum git gel yaptıktan 1 sene sonra 800 cc'lik bir canavarla keyifli keyifli o yolu gidecek olmanın hayaliyle yola koyuldum. 2 saat sonra g*tümün ağrımaya başladığını fark ettim. mola verince geçer diye beklerken aksine daha da çekilmez bir acıya dönüşmüştü. ilk başlarda hem debriyaja hem de gaz koluna alışmaya çalışacağız derken uyuşan ellerden sonra bu sefer de g*t artık g*tlükten çıkmıştı neredeyse. ve daha yolun başında sayılırdım. artık neredeyse 1 saatte bir 5-10 dakika durup yola devam ediyordum. kıçı kırık scooterle bile aynı yolda bu kadar yorulmamıştım diye hayıflana hayıflana yola devam ettim. artık öyle bir duruma gelmiştim motorun üstünde bi amuda kalkmadığım kalmıştı acıyı hafifletmek için. açıkçası çok şaşırdım. daha önce 2 haftalık toplam sürüşte ortalama 200-300 km kadar kullandığım halde gram sele rahatsız etmezken bu sefer ne oldu da sele resmen battı bir türlü anlayamadım. güya üstündeki orijinal konfor seleymiş. kısacası büyük keyif alacağım bu sefer derken büyük bir acı yaşadım ve ilk defa motor yolculuğundan nefret edip acaba vaz mı geçsem bu sevdadan dedim
scooterden sonra tiger'in aslında bana yaşatacağı en önemli olumsuzluk herhalde cüzdanı boşaltması olacak gibi
yeteri kadar uzun yazdığım için yaşadığım mutluluk ve hissettiğim duygu yoğunluğu konusunda daha da fazla kafa ütülememek adına yazıyı burada sonlandırıyorum