Abi tabii ki her kelime için de değil, her ortam için de değil. Genel dememin sebebi buydu.
Benim bu konuya asıl takılma sebebim, genelde bu tarz çıkışlar olduğu zaman söylenen şeyle ilgili bir şey içermeyen ve İngilizce veya herhangi bir başka dilde geçen bir terimin kullanılması üzerine bıdı bıdı olması. Burada durulmayıp bir de bunun üzerine mabaddan uydurma amaçlar serpiştiriliyor. Ben belki Türkçe bilgim kıt diye İngilizce bir kelime kullanıyorum, belki gerçekten o anlamı veren bir şey olmadığı için Türkçe yerine Fransızca seçiyorum - söylediğim şeyle ilgilenmeyen birisi çıkıyor bana kalkıp hadsiz seviyesiz ithamlarda bulunuyor. Türkçemizin güzide küfür olmayan küfrüyle sormak mı lazım, sana ne lan dalyarak diye?
İşi kolayca sonuca götürmek için Atatürk'ün cümle içinde bol bol Fransızca kullanmasını mı örnek vereyim? Milyonlarca İtalyan'ın "fine di settimana" uzun geliyor diye sözlü yazılı "weekend" diyip geçmesini mi örnek vereyim? Biz burada veya fiziksel dünyada sohbet ederken üniversitede yayım hazırlamıyoruz, televizyonda ana haber sunmuyoruz, devlet adına bir kanun yayınlamıyoruz? Nedir bu kadar şekilci olma niyetimiz? Yayın ile yayım kelimesini kaç tanesi düzgün kullanıyor bu İngiliççe düşmanlarının?
Bir insanı bu şekilde yazıyor diye sevmemek en doğal hak. Ama kalkıp sürekli bu konudan dem vurmak da bence son derece sağlıksız. Ortak uzlaşıdır dil. Benim anlatmak istediğimi anlatmak istediğim kişiler anlıyorsa ne ala, anlamıyorsa dahi ne ala, cümle bana ait benimle ilgili bir şey içeriyor.
Bu yazılanları bireysel olarak kimseyi hedef alarak yazmadım, üstüne alınan varsa canı sağolsun. Mesela canı

sağolsun için de İngilizce bir karşılık yok ama ben Avrupalı bir kaç kişiye yeri gelince bunu anlattım ve bir çok toplantıda nokta atışı yerler oldu "canın sağolsun" dediler seve seve - demeye çalıştılar daha doğrusu.

Noldu şimdi pulları mı döküldü?