- Katılım
- 7 Kas 2016
- Mesajlar
- 9,839
- Motosikleti
- Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
- Konu Yazar
- #1
Merhaba,
Geçtiğimiz haftasonu ekipman alışverişi için Selanik'e gittik, daha önce buradan tavsiyesi verilen iki mağazaya gittim. Şimdi aklıma kaldığınca deneyimlerimi yazayım.
Motomarket ve Papastavrous mağazalarına gittim. önceden hangisinden ne alacağımı web sitelerine bakıp seçip karar vermiştim.
Bir gece kalacağız boşuna türkcell'e yurtdışı ücreti ödemeyeyim diye telefonumu uluslararasına kapattım, interneti kafelerde falan beleş bulursak kullanırız dedim, navigasyon için önceden Selanik'e kadar olan kısmı google haritalarda offline harita olarak indirip hazır etmiştim.
Sabah 7 gibi arabayla yola çıktık, 1 saatte Edirne/pazarkule sınır kapısındaydık, kapıda çok beklemeden çabucak geçtik, yanımıza sigara almamışız meğer, sınırı geçtikten sonra farkettik, Yunan tarafındaki sınırda hemen free shop'a girip sigara alayım dedim ama Yunanista'a kartonla sigara sokmak yasakmış diye bize sigara satmadılar, zaten bi paket falan lazımdı deyip devam ettik. Sınırı geçtikten sonra Kastanyas (Kestanelik) kasabasında bir bakkalda durdum, tabelasında "Komşu Bakkal" mı ne yazıyordu, içerideki adam çat pat Türkçe biliyordu, sigara yokmuş, petrol istasyonlarına bak dedi. Yola devam ettik, bir benzinciden sigara alıp bir paket sigaraya 4 euro verip kendime kızdım, bir sigara içip kendime gelip yola devam ettik.
Pazarkule'den güneye doğru İpsala sınır kapısı hizasına kadar yol otoban değil, bizdeki Saray - Ahmetbey yolu tadında köy yolu gibi. Oralarda google navigasyon bizi otobana soktu nihayet. Otobanda hız sınırı 130 diyor, bizdeki gibi %10 geçme payı yoktur ne olur ne olmaz diye 130'u geçmedim. 2 şeritli yol, bizdeki istanbul - Edirne otobanı gibi 3 şeritli de değil, 2 şerit yalnızca, herkes sağ şeritten gidiyor ancak öndeki kamyon ya da yavaş giden arabayı sollamak için sol şeride geçip tekrar sağ şeride dönüyorlar, zaten sol şeritten 160la yardıran da görmedik, böyle uslu uslu sürünce arabanın yakıt tüketimi de düşük oldu, 1.5 DCI dizel clio git gel toplam 5.8litre/100km takıt tüketimi oldu, Türkiye'de İstanbul'a gidip gelince 6.5'dan aşağı düşemiyordum, meğer bizim araba az yakıyormuş.
Yolda motorlular da gördük, motor kullanmak için çok güzel medeni bir trafik dedik.
Otobandan devam ettik, 20-30km'de bir otoban ortasında gişeler var yavaşlayıp duruluyor, klubedeki görevliye kredi kartı ile ödeme yapılıyor, her seferinde 2 euro verdik geçtik. Otoban kıyısında tuvaleti de olan park yerleri var ama bizdeki gibi içinde bir tesis olan park yerleri değil, küçük dandik tuvalet var açık havada oturma yerleri olan bir kaç çardak var o kadar, çay içeyip çorba içeyim imkanı yok. Biz selanik'e kadar bir iki yerde durduk, yanımızda termosla kahve almıştık zaten.
Saat 13:00 gibi Selanik'e vardık, papastavrous mağazasının park yerine girdik ama sabahtan beri acıkmıştık, bir şey yiyelim önce dedik büyük hata yaptık, google haritalardan baktım etrafta yemek yeri göremedim, 1km kadar ötede lidl market gördük, oraya gittik, hem lidl alışverişini aradan çıkardık hem küçük sıcak ekmek peynir, meyvesuyu falan aldık lidl otoparkında arabada yedik dolaşmayalım diye.
Saat 14:50 gibi papastavrous mağazası otoparkına tekrar ulaştık, mağazaya girdik, hemen bir görevli hello kalispera falan dedi, dedik biz kask alıcaz, 10dk sonra mağaza kapanıyor dedi. Mağaza cumartesi günleri saat 15:00'da kapanıyormuş. Gitmek isteyenler ona göre gitsin. Yaa biz çok uzun yoldan geldik biz alalım idare edin dedik tamam dediler. Neyse ki alamanlar gibi değiller, almanyada olsa bana der satmazlardı. Eşime ve kendime Shoei Neotec 3 kask aldık. Düz beyaz rengi motomarket mağazasında stokta yok görünüyordu diye bu mağazadan aldık, kaskların yanında kask taşımak için mağazanın kendi markasıyla yaptırdığı basit ama iş görür sırt çantalarından birer tane hediye ettiler. Kask fiyatı 617Euroydu. DÜz beyaz olanlar desenlilerden daha ucuza geliyor aklınızda olsun. Tax free formu da doldurdular. Eşime eldiven denedik ama eline uyan içimize sinen bir şey bulamadık. Bot çeşitleri de çoğu bitmiş, dainese markalar vardı, onlardan denedik ama eşimin bu rahat dediği bot hem spor ayakkabı gibi kısaydı hem de bağcıklıydı, bu bağcıklar zincire dolanırsa fena oldu deyip vazgeçirdim. Biz alışverişi yaparken içeride 2-3 müşteri daha vardı, yeni müşteri gelmesin diye kepenkleri kapatmışlardı. Genel olarak mağazadilerin esnaflığını beğendim. Türkiye'den müşteri gelmesine alışıklarmış. Güle güle, iyi günler deyip mağazadan ayrıldık, iki kaskı bagaja koyup ya moto market mağazası da kapandıysa diye telaşla motomarket mağazasına saat 15:50'de vardık,
Motomarket mağazası da saat 16:00'da kapanıyormuş. Biz mağazaya girdik biraz sonra yeni müşteri almaı durdurdular. İçeride 5-6 Türk müşteri daha vardı, büyük bir mağaza, her tür ürün var. Biz eldiven ve bot baktık, eşime eline uyan kadın modeli eldiven varmış görevli doğru eldivenleri gösterince istediğimiz bedeni depodan da bulup getirince eldiven işi halloldu. Forma ADV Tourer tipi botların kadınlar için olan modelini zaten web sitesinden gözüme kestirmiştim, eşim 37 numara giyiyor ama en küçük 38 numara varmış, olsun dene dedim, ayağına tam oldu, çok rahat etti, en önemlisi de çok beğendi. Ben de kendime Forma Adventure DRY modeli uzun botlardan aldım, benim de ayağım 43 numara ama bana 44 numarası uydu. Bu mağazada da görevlilerin esnaflığını iyi buldum. Türkiyeden gelen müşterilere alışıklar zaten mağazada bizden başka 4-5 Türk müşteri de vardı. moto market mağazasından yalnızca bot ve eldiven almış olduk. Sena interkomların shoei kaskın sena için yapılmış interkon yuvalarına uyan özel modelini almaya da niyetliydim ama stokta yokmuş, interkomu da daha sorna alırım artık belki de almam.
Motomarket de tax free formu doldurdu.
İşimiz bitince şehir merkezindeki otele gittik, arabayı otelin anlaşmalı park yerine bıraktık, eşyalar hep bagajda kaldı. Odaya çantamızı bıraktık ve dışarı çıktık. Şehir merkezinde Liman tarafında gezindik, sahilden baktık aaa İzmir gibiymiş dedik sanat-sepet antin kuntin şeyler olan müze gibi bir yeri gezdik limanda, hatta bir de müze haline gelmiş askeri gemi vardı ona giriş 2 euroydu, ben yeterince askeri gemi gezdim bu gemi için 2 euro vermem deyip önünde foto çekildim.
Akşam da yine o muhitte otele yürüme mesafesinde bir sürü restoran olan sokaklardan birind egüzel bir restoran bulup masayı donatıp 50 euroya ayı gibi yedik.
Alışverişleri hep kredi kartı ile yaptık. Hatta hemen hemen hiç nakit harcamadık, otopark, otoyol, yemek, mazot, mağaza, hemen her şeyde kredi kartı geçiyor.
Pazar günü sabah otelden çıktık, 12 euro otopark ücreti ödedik, yola koyulduk, Şehir dışına çıkmadan önce depo çeyreğe düşmüştü 20 euroluk mazot aldık bizi sınıra kadar götürsün diye depoyu fullemedim orada mazot litresi 1.49 Euro görünce.
Otobana çıktık, yine sakin sakin hız sınırlarına uya uya gittik, bir iki saat gidince otoban kıyısındaki park yerlerinden birinde mola verdik, bir önceki gün aldığımız peynir, ekmek kruvasan gibi şeylerle kahvaltı yaptık, yanımıza bir kaç termosla sıcak su kahve çay falan vardı zaten. Kahvaltıdan sonra yine yola devam etip İpsala sınır kapısına vardık, İpsala'da kuyruk biraz vardı, 1 buçuk saatte anca geçtik,
Yunan tarafında gişeden geçtikten sonra arabayı freeshop'un park yerine parkedip tax free evraklarına damga bastırmak için gişelerdeki gümrük polisine tekrar yürüyerek gidiliyor 50 metre yok mesafe zaten, bagajı açıp göreyim demeden gelen belgeye damgayı basıyorlardı, tx free gümrük faslını hallettikten sonra free shop içinde global blue tax free aracı firmasının bankosu var, orada damgalı evrakları verdik, kredi kartına yatırıldığında komisyon daha az nakit olursa biraz daha fazlaymış ama kredi kartına yatması uzun sürüyor bir de onu beklemekle uğraşmayayım deyip nakit euro olarak aldım.
Zaten alışverişimiz buradaki fiyatlara göre daha ucuza geldi bir de tax free alınca otel bedavaya gelmiş oldu.
Fırsatı olan hafta içi ve daha erken giderse mağazada daha rahat gezebilir, biz Cumartesi gittik ve kapanmak üzereyken gitmiş olduk yine de gereken ekipman ihtiyaçlarımızı alabildik.
Şimdi eşime de ekipmanlarını tamamladığımıza göre hep arkadaşlarınla köfteciye gidiyorsun deyip duruyordu, ilk haftasonu onu artçı alarak yola çıkıp köfteciye götüreceğim, umarım artçı ile kazasız belasız süreriz, İsmet abi'yi örnek alıp hanım'la yunanistan-bulgaristan turları yapma niyetim var.
Geçtiğimiz haftasonu ekipman alışverişi için Selanik'e gittik, daha önce buradan tavsiyesi verilen iki mağazaya gittim. Şimdi aklıma kaldığınca deneyimlerimi yazayım.
Motomarket ve Papastavrous mağazalarına gittim. önceden hangisinden ne alacağımı web sitelerine bakıp seçip karar vermiştim.
Bir gece kalacağız boşuna türkcell'e yurtdışı ücreti ödemeyeyim diye telefonumu uluslararasına kapattım, interneti kafelerde falan beleş bulursak kullanırız dedim, navigasyon için önceden Selanik'e kadar olan kısmı google haritalarda offline harita olarak indirip hazır etmiştim.
Sabah 7 gibi arabayla yola çıktık, 1 saatte Edirne/pazarkule sınır kapısındaydık, kapıda çok beklemeden çabucak geçtik, yanımıza sigara almamışız meğer, sınırı geçtikten sonra farkettik, Yunan tarafındaki sınırda hemen free shop'a girip sigara alayım dedim ama Yunanista'a kartonla sigara sokmak yasakmış diye bize sigara satmadılar, zaten bi paket falan lazımdı deyip devam ettik. Sınırı geçtikten sonra Kastanyas (Kestanelik) kasabasında bir bakkalda durdum, tabelasında "Komşu Bakkal" mı ne yazıyordu, içerideki adam çat pat Türkçe biliyordu, sigara yokmuş, petrol istasyonlarına bak dedi. Yola devam ettik, bir benzinciden sigara alıp bir paket sigaraya 4 euro verip kendime kızdım, bir sigara içip kendime gelip yola devam ettik.
Pazarkule'den güneye doğru İpsala sınır kapısı hizasına kadar yol otoban değil, bizdeki Saray - Ahmetbey yolu tadında köy yolu gibi. Oralarda google navigasyon bizi otobana soktu nihayet. Otobanda hız sınırı 130 diyor, bizdeki gibi %10 geçme payı yoktur ne olur ne olmaz diye 130'u geçmedim. 2 şeritli yol, bizdeki istanbul - Edirne otobanı gibi 3 şeritli de değil, 2 şerit yalnızca, herkes sağ şeritten gidiyor ancak öndeki kamyon ya da yavaş giden arabayı sollamak için sol şeride geçip tekrar sağ şeride dönüyorlar, zaten sol şeritten 160la yardıran da görmedik, böyle uslu uslu sürünce arabanın yakıt tüketimi de düşük oldu, 1.5 DCI dizel clio git gel toplam 5.8litre/100km takıt tüketimi oldu, Türkiye'de İstanbul'a gidip gelince 6.5'dan aşağı düşemiyordum, meğer bizim araba az yakıyormuş.
Yolda motorlular da gördük, motor kullanmak için çok güzel medeni bir trafik dedik.
Otobandan devam ettik, 20-30km'de bir otoban ortasında gişeler var yavaşlayıp duruluyor, klubedeki görevliye kredi kartı ile ödeme yapılıyor, her seferinde 2 euro verdik geçtik. Otoban kıyısında tuvaleti de olan park yerleri var ama bizdeki gibi içinde bir tesis olan park yerleri değil, küçük dandik tuvalet var açık havada oturma yerleri olan bir kaç çardak var o kadar, çay içeyip çorba içeyim imkanı yok. Biz selanik'e kadar bir iki yerde durduk, yanımızda termosla kahve almıştık zaten.
Saat 13:00 gibi Selanik'e vardık, papastavrous mağazasının park yerine girdik ama sabahtan beri acıkmıştık, bir şey yiyelim önce dedik büyük hata yaptık, google haritalardan baktım etrafta yemek yeri göremedim, 1km kadar ötede lidl market gördük, oraya gittik, hem lidl alışverişini aradan çıkardık hem küçük sıcak ekmek peynir, meyvesuyu falan aldık lidl otoparkında arabada yedik dolaşmayalım diye.
Saat 14:50 gibi papastavrous mağazası otoparkına tekrar ulaştık, mağazaya girdik, hemen bir görevli hello kalispera falan dedi, dedik biz kask alıcaz, 10dk sonra mağaza kapanıyor dedi. Mağaza cumartesi günleri saat 15:00'da kapanıyormuş. Gitmek isteyenler ona göre gitsin. Yaa biz çok uzun yoldan geldik biz alalım idare edin dedik tamam dediler. Neyse ki alamanlar gibi değiller, almanyada olsa bana der satmazlardı. Eşime ve kendime Shoei Neotec 3 kask aldık. Düz beyaz rengi motomarket mağazasında stokta yok görünüyordu diye bu mağazadan aldık, kaskların yanında kask taşımak için mağazanın kendi markasıyla yaptırdığı basit ama iş görür sırt çantalarından birer tane hediye ettiler. Kask fiyatı 617Euroydu. DÜz beyaz olanlar desenlilerden daha ucuza geliyor aklınızda olsun. Tax free formu da doldurdular. Eşime eldiven denedik ama eline uyan içimize sinen bir şey bulamadık. Bot çeşitleri de çoğu bitmiş, dainese markalar vardı, onlardan denedik ama eşimin bu rahat dediği bot hem spor ayakkabı gibi kısaydı hem de bağcıklıydı, bu bağcıklar zincire dolanırsa fena oldu deyip vazgeçirdim. Biz alışverişi yaparken içeride 2-3 müşteri daha vardı, yeni müşteri gelmesin diye kepenkleri kapatmışlardı. Genel olarak mağazadilerin esnaflığını beğendim. Türkiye'den müşteri gelmesine alışıklarmış. Güle güle, iyi günler deyip mağazadan ayrıldık, iki kaskı bagaja koyup ya moto market mağazası da kapandıysa diye telaşla motomarket mağazasına saat 15:50'de vardık,
Motomarket mağazası da saat 16:00'da kapanıyormuş. Biz mağazaya girdik biraz sonra yeni müşteri almaı durdurdular. İçeride 5-6 Türk müşteri daha vardı, büyük bir mağaza, her tür ürün var. Biz eldiven ve bot baktık, eşime eline uyan kadın modeli eldiven varmış görevli doğru eldivenleri gösterince istediğimiz bedeni depodan da bulup getirince eldiven işi halloldu. Forma ADV Tourer tipi botların kadınlar için olan modelini zaten web sitesinden gözüme kestirmiştim, eşim 37 numara giyiyor ama en küçük 38 numara varmış, olsun dene dedim, ayağına tam oldu, çok rahat etti, en önemlisi de çok beğendi. Ben de kendime Forma Adventure DRY modeli uzun botlardan aldım, benim de ayağım 43 numara ama bana 44 numarası uydu. Bu mağazada da görevlilerin esnaflığını iyi buldum. Türkiyeden gelen müşterilere alışıklar zaten mağazada bizden başka 4-5 Türk müşteri de vardı. moto market mağazasından yalnızca bot ve eldiven almış olduk. Sena interkomların shoei kaskın sena için yapılmış interkon yuvalarına uyan özel modelini almaya da niyetliydim ama stokta yokmuş, interkomu da daha sorna alırım artık belki de almam.
Motomarket de tax free formu doldurdu.
İşimiz bitince şehir merkezindeki otele gittik, arabayı otelin anlaşmalı park yerine bıraktık, eşyalar hep bagajda kaldı. Odaya çantamızı bıraktık ve dışarı çıktık. Şehir merkezinde Liman tarafında gezindik, sahilden baktık aaa İzmir gibiymiş dedik sanat-sepet antin kuntin şeyler olan müze gibi bir yeri gezdik limanda, hatta bir de müze haline gelmiş askeri gemi vardı ona giriş 2 euroydu, ben yeterince askeri gemi gezdim bu gemi için 2 euro vermem deyip önünde foto çekildim.
Akşam da yine o muhitte otele yürüme mesafesinde bir sürü restoran olan sokaklardan birind egüzel bir restoran bulup masayı donatıp 50 euroya ayı gibi yedik.
Alışverişleri hep kredi kartı ile yaptık. Hatta hemen hemen hiç nakit harcamadık, otopark, otoyol, yemek, mazot, mağaza, hemen her şeyde kredi kartı geçiyor.
Pazar günü sabah otelden çıktık, 12 euro otopark ücreti ödedik, yola koyulduk, Şehir dışına çıkmadan önce depo çeyreğe düşmüştü 20 euroluk mazot aldık bizi sınıra kadar götürsün diye depoyu fullemedim orada mazot litresi 1.49 Euro görünce.
Otobana çıktık, yine sakin sakin hız sınırlarına uya uya gittik, bir iki saat gidince otoban kıyısındaki park yerlerinden birinde mola verdik, bir önceki gün aldığımız peynir, ekmek kruvasan gibi şeylerle kahvaltı yaptık, yanımıza bir kaç termosla sıcak su kahve çay falan vardı zaten. Kahvaltıdan sonra yine yola devam etip İpsala sınır kapısına vardık, İpsala'da kuyruk biraz vardı, 1 buçuk saatte anca geçtik,
Yunan tarafında gişeden geçtikten sonra arabayı freeshop'un park yerine parkedip tax free evraklarına damga bastırmak için gişelerdeki gümrük polisine tekrar yürüyerek gidiliyor 50 metre yok mesafe zaten, bagajı açıp göreyim demeden gelen belgeye damgayı basıyorlardı, tx free gümrük faslını hallettikten sonra free shop içinde global blue tax free aracı firmasının bankosu var, orada damgalı evrakları verdik, kredi kartına yatırıldığında komisyon daha az nakit olursa biraz daha fazlaymış ama kredi kartına yatması uzun sürüyor bir de onu beklemekle uğraşmayayım deyip nakit euro olarak aldım.
Zaten alışverişimiz buradaki fiyatlara göre daha ucuza geldi bir de tax free alınca otel bedavaya gelmiş oldu.
Fırsatı olan hafta içi ve daha erken giderse mağazada daha rahat gezebilir, biz Cumartesi gittik ve kapanmak üzereyken gitmiş olduk yine de gereken ekipman ihtiyaçlarımızı alabildik.
Şimdi eşime de ekipmanlarını tamamladığımıza göre hep arkadaşlarınla köfteciye gidiyorsun deyip duruyordu, ilk haftasonu onu artçı alarak yola çıkıp köfteciye götüreceğim, umarım artçı ile kazasız belasız süreriz, İsmet abi'yi örnek alıp hanım'la yunanistan-bulgaristan turları yapma niyetim var.