birde motosiklet camiasında çok sevilen birisi var, hayatını kaybetti, hiç kimsenin aklına gelmeyecek bir kazada ve kendi hatasının olmadığı bir kazada hayatını kaybetti. kimin aklına gelirdi ki gece yarısı bomboş Osman Gazi köprüsünde karısıyla kavga eden bir adamın yola atlayıp kazaya sebebiyet vereceği.
Hocam Barkın abinin kazasını ben 15 temmuz şehitler köprüsünde, eski adıyla boğaziçi köprüsünde, istanbul’daki herkesin daha net anlayacağı dilde birinci köprüde oldu diye hatırlıyorum. Yanlış mı hatırlıyorum acaba?
Tabi bu kazada kendisinin kusuru olmadığı gerçeğini değiştirmiyor orada haklısınız. Şimdi Barkın abinin hayatını kaybetmesine neden olan kaza özelinde spekülasyon yaratmak için bu örneği vermiyorum, yanlış anlaşılmasın. Konuyu açan arkadaşımızı bilgilendirmek amacıyla kendisinin kazasıyla ilgili şahsi fikirlerimi söyleyeceğim, forumdaki dostlarımızın affına sığınarak elbette.
Kendisinin kaza anındaki hızına 110 diyen var, 130 diyen var, 160 diyen var. Kaza anında hızı kaç olursa olsun kazada kusurlu kendisi değil, zira köprü üzerinde ve giriş çıkışlarında ki bu tüm köprüler için geçerlidir; köprü trafiğini aksatacak şekilde durma-duraklama yapmak, üzerinde veya içinde bulunduğu motorlu araçtan yaya olarak inip köprü üstünde ve giriş çıkışlarında yaya olarak bulunmak yasak. Dediğiniz gibi, adam köprünün (eğer hatırladığım gibiyse) avrupa çıkışı tarafında aracı durdurup karısıyla kavga edip aracını yaya olarak terkediyor, köprü üstünde yaya olarak bulunuyor. O sırada istanbulun anadolu tarafından avrupa tarafına giden Barkın abi de olmaması gereken yerde o yayayı beklemediği için tepki veremiyor ve kaza gerçekleşiyor, ne yazık ki her iki taraf canından oluyor.
Konuyu başlatan arkadaşın bilgilenmesi için söylüyorum; Barkın abi, yani Altın Elbiseli Adam dediğimiz kişi motosikletle belki milyon kilometre yapmıştır, belki milyonu devirmiştir, belki birden fazla milyon kilometre tecrübesi vardır. Lisede motosikleti ulaşım aracı olarak kullanmaya başlayıp işine gücüne her yere motosikletle ulaşım sağlayan her türde motosiklet kullanmış ve motosiklet konusunda ülkemizde örnek olarak gösterebileceğimiz, bilgisi ve tecrübesiyle nadide bir insandı.
Demem o ki istersen milyonlarca kilometre motosiklet bin, her şeyini bil, istediğin kadar eğitim al bir şey fark etmiyor. Senin veya sen motorun üstündeyken başka birinin en ufak hatasını öngöremediğin ve tolere edemediğin durumda ciddi sakatlanmalar, yaralanmalar ve belki en acısı başına gelebilir. Bu iş yüksek hacim/düşük hacim karşılaştırması yapılacak bir iş değil. Düşük hacimli motosikletle de giderken önüne atlamaması gereken yerde yaya atlayabilir, çıkmaması gereken yerden motorlu araç çıkabilir, yola yağ/benzin benzeri bir sıvı dökülüp tekerini kaydırıp düşmene neden olabilir. Bu durum gücünü bizim çevirdiğimiz pedallardan alan bisikletler için bile geçerli. Dediklerimin hiç biri senin elinde olmayan ve öngöremeyeceğin durumlar.
Senin başına trafikte bir şey geldikten sonra kusurlu olup olmaman bir anlam ifade etmiyor. Sürdüğün motosikletin silindir hacmiyle veya ürettiği beygir gücüyle, tecrübenle alakasız bir şey trafik.
Hakim olabileceğine inanıyorsan git 400cc 500cc al hatta ayrıca eğitim alırım diyorsan 125ten sonra direkt 600-700 bile sorun yaşamadan sürme ihtimalin var. Kendini ve üstüne bindiğin makineyi iyi tanı, tecrübe zaten zamanla kendiliğinden oluşan bir şey.
Yalnız her motora binmeden önce aklına her an öngöremeyeceğin bir şey olma ihtimali gelsin, burası Türkiye. Trafik kuralları değil orman kanunları geçerli. Düz yolda giderken 25-30km hızla da motordan düşsen, birine ya da bir şeye çarpsan Allah göstermesin bir yerlerini kırma ihtimalin yine var. Sen bu ihtimali bilerek, kendini bilerek ve olabilecek her şeye hazırlayarak bindiğin sürece çok uç bir durum olmadığı sürece başına ciddi bir şey gelmeyecektir.
Gece gece Barkın abiyi andık, Allah rahmetiyle mukabele etsin, mekanı cennet olsun diyerek rahmetini okuyayım ve videolarından birinden bir kesit bırakarak mesajımı tamamlıyayım.